T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1579 KARAR NO : 2026/283 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/01/2022 NUMARASI : 2017/610 Esas 2022/19 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/05/2017 BİRLEŞEN 2017/744 ESAS SAYILI DOSYA; DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZI…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1579 KARAR NO : 2026/283 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/01/2022 NUMARASI : 2017/610 Esas 2022/19 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/05/2017 BİRLEŞEN 2017/744 ESAS SAYILI DOSYA; DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı kooperatifin nakliye hizmeti verdiğini, İzmir 5.İcra Müdürlüğü'nün 2017/4225 E sayılı icra takip dosyasına konu edilen 04.12.2009 keşide tarihli 27.03.2010 ödeme tarihli 13.000,00 TL bononun müvekkil kooperatif tarafından davalı şirkete verilen nakliye hizmeti karşılığında davalı şirket tarafından ciro edilerek müvekkil kooperatife verildiğini, ancak bononun borçlu şirket tarafından ödenmediğini, ve bu amaçla Yatağan İcra Md.'nün 2017/245 E sayılı icra takip dosyası ile icra takibine geçildiğini yetki itirazı nedeniyle dosyanın İzmir 5.İcra Müdürlüğüne gönderildiğini ve 2017/4225 E sayılı dosyasında işlem gördüğünü, takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalının 04.12.2009 keşide tarihli 27.03.2010 ödeme tarihli 13.000,00 TL meblağlı bono senedine ilişkin takibe konu edilen 13.000,00 TL borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sadece ciranta hakkında kanuni takip başlatıldığını, kanuni takip tarihi itibariyle senede bağlı alacağın zamanaşımına uğradığını, bu konuda 6102 sayılı TTK 732.md,atıfta bulunduğunu, Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/422 sayılı kararında bahsi geçen bono ile ilgili talebin reddine karar verilmiş olduğunu ve kararın Yargıtay incelemesinin devam ettiğini akıbetinin beklenmesinin uygun olacağını, davacı/hamilin takip dayanağı gösterilen senette 'ciranta' durumundaki davalıya müracaat hakkı düştüğünü, TTK M.732/3 uyarınca 1 uzatılan zamanaşımı poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı ileri sürülemeyeceği, davalı şirketin davacı tarafa borçlu olmadığını, davaya konu kanuni takipte borçlu gösterilen davalı şirket, takip alacaklısı'na borçlu olmadığını, borca ve takibe en geniş manada itiraz ettiğini, takip alacaklısı nakliye kooperatifinin epey zaman evvel davalıya nakliye işi yaptığını, yapacağı nakliye işi için aldığı bir kısım senet yahut çekin davalının o tarihlerde içinde bulunduğu ödeme zorluğu sebebiyle ödenmemesi yahut ödenemeyeceğinin belli olması üzerine vade tarihleri yenilenmek ve vade farkı tahakkuk ettirilmek suretiyle kendisine gönderilen senet ve çekleri aldıktan sonra iade etmesi gerektiği halde bunları kötü niyetle elinde tuttuğunu ve neredeyse on sene sonra kanuni takibe konu ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava İzmir 5.İcra Müdürlüğü'nün 2017/4225 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır. İzmir 5.İcra Müdürlüğü'nün 2017/4225 Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; asıl ve birleşen davalar yönünden davacı kooperatifin 35000 TL'lik çek ve 13000 TL'lik senet yönünden davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalının borcu bulunmadığından cihetle takibe itiraz ettiği, davacının mahkememize itirazın iptali ve takibin devamı istemiyle dava açtığı, tarafların ticari defterleri üzerinde davacının alacaklı olup olmadığına ilişkin tespit yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye verildiği, öncelikle davacının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde bilirkişi heyet raporu alındığı, daha sonrasında davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla ve ilk raporunda değerlendirilmesi suretiyle dosyanın bilirkişi verildiği, raporlar doğrultusunda taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu olan senet ve çeke dair hesabın, taraflar arasındaki hesap ilişkisine dahil edildiği, taraflar arasındaki cari hesapta alış ve iade kayıtlarının olduğunun ve davacının ilgili çek ve senetten dolayı alacak hakkının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakla dosyaya uygun bilirkişi raporuna itiraz edilmek suretiyle davanın ve birleşen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "A)Mahkememizin 2017/610 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden; 1-Davanın REDDİNE, B-)Mahkememiz dosyası ile birleşen İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/744 Esas sayılı dosyası yönünden; 1-Davanın REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile farklı bilirkişi incelemesi talepleri hakkında gerekçeli bir karar verilmeden usul ve yasaya aykırı şekilde davalarının reddedildiğini, taraflar arasındaki alacak ilişkisinin temel ilişkiye dayandığını, müvekkili tarafından davalı tarafa verilen senedine ilişkin borcun ödenmemiş olması nedeni ile icra takibine geçildiğini, davalı tarafın zamanaşımı itirazının yersiz olduğunu, aradaki temel ilişkiden kaynaklı alacağın 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan takibe geçildiğini, dava dosyası içinde yer alan ve karar esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu senet ve çekin defter kayıtlarında cari hesaba dahil edilerek hesaplama yapıldığının belirtildiğini, kıymetli evraklara ilişkin olarak yapılan alacak bulunmadığının tespitinin kıymetli evrakların ödenmesinden kaynaklanmadığının belirtildiğini, sadece iade kaydının varlığının dava konusu kıymetli evrakların bedellerinin tahsil edildiği, davacının bu kıymetli evraklara ilişkin alacaklı bulunmadığı sonucunu tek başına doğurmayacağını, tüm dosyaya kapsamı ve belgeler ışığında detaylı inceleme yapılmasının zorunluluk olduğunu ancak bilirkişi incelemesi yapılması talepleri hakkında gerekçeli bir karar verilmeden davanın reddedildiğini, ticari defter kayıtlarındaki iade kaydının ödeme nedeni ile mi yoksa karşılığı olmaması nedeni ile mi yapıldığının açıklanması gerektiğini, ayrıca asıl ve birleşen davalar yönünden davalı yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın reddine dair kararının netice itibari ile yerinde olduğunu ancak mahkemece zamanaşımına yönelik itirazlarının değerlendirilmemiş olduğunu, davanın bu bakımdan reddinin gerektiğini, kanuni takip tarihi itibariyle senede ve çeke bağlı alacağın zamanaşımına uğradığını, asıl davaya konu takip dayanağı 27/03/2010 vade tarihini izleyen üç sene sonra zamanaşımına uğradığını, TTK'nın 732.maddesi uyarınca 1 yıl uzatılan zamanaşımında hamilin sadece keşideci hakkında kanuni takibe geçebilmesinin mümkün olmadığını, birleşen davaya konu takip dayanağı çek keşide tarihinde yürürlükteki kanun uyarınca altı ay, şimdi yürürlükte olan kanun uyarınca üç sene sonra zamanaşımına uğradığını, asıl ve birleşen dava yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava zamanaşımına uğramış kambiyo senetlerine dayalı icra takiplerine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. "..6102 sayılı TTK'nın 732.maddesinde; "(1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. (2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir. (3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez. (4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda, dava konusu çekler süresinde bankaya ibraz edilmemiş ve zamanaşımına uğramıştır. Çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmemesi veya zamanaşımına uğraması halinde hamil, ciranta ve keşideciye karşı kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Yani süresinde ibraz edilmeyen veya zamanaşımına uğrayan çek nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklı haklar yitirilmiş olur. Bu durumda çeke dayalı müracaat hakkını kaybeden hamil alacağına kavuşabilmesi için iki yola başvurabilir. Hamil; ya aralarındaki temel ilişki varsa temel ilişkiye dayanarak çeki devraldığı ciranta veya lehtara başvurarak ve süresinde ibraz edilmeyen zamanaşımına uğrayan çekleri yazılı delil başlangıcı olarak göstermek suretiyle alacağını diğer her türlü delille ispat edebilir ya da arada temel ilişki yoksa TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak ve sadece keşideciden alacağını talep edebilir. HMK.nun 33.maddesinde “Hakim Türk Hukukunu re’sen uygular” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde uyarınca olayları açıklamak taraflara hukuki niteleme ise hakime aittir. Hakim davacının dava dilekçesinde bildirdiği hukuki sebeple bağlı olmayıp hukuki sebebi kendiliğinden araştırıp bulmakla yükümlüdür. Davacı dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak dava açtığını bildirmiş ise de, dava konusu hamiline yazılı çeklerde davacı hamil olup davalı ise keşidecidir. Davacı, davalı ile aralarında temel ilişki bulunduğunu, ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğundan davacı ancak temel ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilir.." (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 30/05/2016 Tarih, 2016/2429 Esas, 2016/9707 Karar sayılı emsal ilamı). Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı ile davalı arasında başka ciro mevcut olmayıp davacının aralarındaki temel ilişkiye dayanması nedeniyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi davada zamanaşımı itirazının yerinde olmamasına, ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını kanıtlayamadığının, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı vekalet ücreti belirlenmesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin ve katılma yoluyla davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/01/2022 tarih, 2017/610 Esas ve 2022/19 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ve katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunan davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan asıl dosya için alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta asıl dosya için alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan birleşen dosya için alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta birleşen dosya için alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, c)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan asıl dosya için alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta asıl dosya için alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, d)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan birleşen dosya için alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta birleşen dosya için alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 05/02/2026