T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1555 KARAR NO : 2025/1707 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/376 E. - 2023/214 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar ar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1555 KARAR NO : 2025/1707 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/376 E. - 2023/214 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 tarih ve 2022/376 E. - 2023/214 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... dahili davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 1988 yılından günümüze kadar “...” markasını ticaret unvanı altında, “...”, “...”, “...” gibi farklı markalarla birlikte zeytin, zeytinyağı üretimi, paketlemesi ve satışı faaliyetleri kapsamında kullandığını, “...” markasının kendi adına tescili için 26.04.2021 tarihinde TÜRKPATENT nezdinde 2021/065805 sayılı başvuruda bulunduğunu, davalı şahsın da 25.04.2021 tarihinde 2021/064765 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin bu marka başvurusuna karşı yaptığı itirazların davalı ... tarafından nihai olarak reddedildiğini. oysa müvekkilinin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, ayrıca “...- ...” adının davalının marka başvurusundan önceki tarihlerde, vergi dairesinde ve tüm resmi evraklarda davacı adına kayıtlı olduğunu, davalı şahsın müvekkilinin “...” markasını halihazırda ve davalıdan öneki tarihlerden beri kullandığını davalının bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu, tarafların akraba olduklarını ve aralarında bir süredir husumet bulunduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, nitekim dava konusu edilen “...” markasının bir aile yadigârı olarak 1950’lerden beri kullanıldığını müvekkilinin uzun yıllardır Bodrum'da faaliyet gösterdiğini ve faaliyet gösterilen piyasada markasının tanınırlık kazanması için yoğun emek harcadığını, bu markanın davalı şahıs adına tescilinin tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olacağını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın dava konusu edilen 27.07.2022 tarihli ve 2022-M-8700 sayılı kararının iptaline ve 2021/064765 sayılı başvurunun reddine ve markanın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacı tarafından, kendisinin önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, ibareyi Türkiye’de bilinir hale getirdiğini ve ibare üzerinde Türkiye’de bir hak elde ettiğini ispatlar yönde yeterli delilin sunulmadığını, ayrıca davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı ticaret unvanının yer aldığı evraklardan en eski tarihli olanın 2015 yılına dayandığını halbuki davalı şahıs adına 2013 48961 sayılı bir markanın tescilli olduğunu, davacının bu marka tescilinden önceki tarihlerde ticaret unvanını kullandığını ve dahi davalı şahsın kötü niyetle marka başvurusunda bulunduğunu somut delillerle ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin Muğla ilinin Bodrum ilçesinde 24.06.2015 tarihinden bu yana “...-... ...” unvanı altında ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin işletmesinin Bodrum Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydının 08.09.2014 tarihinde yapıldığını ve iştigal alanının zeytin toptan/perakende ticaretini kapsadığını, ayrıca “... ...” ibareli markanın müvekkili adına TÜRKPATENT nezdinde 30.05.2013 tarihinden muteber olmak üzere 2013 48961 sayı ile tescilli olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markanın davalı adına tescilinin hukuka uygun bir işlem olduğunu, davalının kendi soyadını içeren bir markayı, ailece yıllardır zeytincilik yaptıkları cihetle tescil ettirmek istemesinin hayatın olağan akışına ve Ticaret Kanunu’nun bahsettiği basiretli bir iş insanı tutumuna uygun bir davranış olduğunu, davacının www...com alan adının aktif olarak hangi tarihten itibaren kullanılmaya başlandığının anlaşılamadığını, davacı adına önceki tarihlerde tescile bağlanmış olan markaların dava konusu edilen “...” ibaresini değil, “..., ..., ...” gibi ibareleri ihtiva ettiğini, vergi levhasının da sadece davacının adı soyadı bilgisini ihtiva ettiğini, vergi dairelerinin ticaret unvanı verme/tescil etme konusunda yetkili olmadıklarını, davacının vergi levhasına dayalı olarak “...” ibaresi üzerinde bir hak iddia edemeyeceğini, müvekkilinin 2013 48961 sayılı markasından haberdar olmasına ve kendi adına başka ibareleri marka olarak tescil ettirmesine rağmen ısrarla kendisine ait olmayan “...” markasını basılı dokümanlarında kullanma gayretini gösteren asıl davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karşılaştırılan (tescilli) markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına giren, 29.sınıftaki emtiaların tamamı yönünden emtia/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 35. Sınıfa giren hizmetler yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 29.sınıftaki emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bu emtiaları satın alırken yüksek olmadığı, bu değerlendirmeler nedeniyle, karşılaştırılan (tescilli) markalar arasında, davacının markasının kapsamına giren 29.sınıftaki emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, davacının “gerçek hak sahipliği” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının www...com alan adına dayalı olarak dava konusu edilen markanın, kapsamına giren “Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar.” emtiaları yönünden tesciline/hükmüne engel olabileceği, davacının “kötü niyet” iddiasını ispat edemediğinden davalının kötü niyetli olmadığı, dava konusu edilen 27.07.2022 tarihli ve 2022-M-8700 sayılı YİDK kararının 29. Sınıf emtialar yönünden iptali ile dava konusu 2021/064765 sayılı markanın 29. Sınıf emtialar yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nın 27.07.2022 tarih 2022/M-8700 sayılı kararının 29.sınıf emtialar yönünden iptaline, davaya konu markanın 29.sınıf emtilar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru ve karara itiraz aşamasında SMK'nın 6/1.maddesine dayanan bir itiraz gerekçesinin ileri sürülmediğini, bu nedenle mahkemece SMK'nın 6/1.maddesine dayalı olarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu YİDK kararının SMK'nın 6/6.maddesi yönünden de yerinde bulunduğunu, davacının, davalı adına tescilli 20136/48961 sayılı marka tescilinden önce ticaret unvanını kullandığını kanıtlayamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dahili davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "... ..." unvanıyla 24/06/2015 tarihinden itibaren ticaret hayatına devam ettiğini, "... ..." markasının 2013 yılından beri korunduğunu, davacının tescilli markaları ile dava konusu başvuru arasında yeterli düzeyde farklılık bulunduğunu, müvekkilinin ailece yıllarca bu isimle ticaret yapmaları nedeniyle dava konusu başvuruyu gerçekleştirdiğini, kötüniyet iddiasının haksız olduğunu, wwww...com alan adının hangi tarihten itibaren aktif olarak kullanıldığının tespit edilmediğini, SMK'nın 6/6.maddesi şartlarının oluşmadığını, davacının web sitesinde paylaştığı instagram hesabında en eski tarihli marka kullanımının 2017 tarihli görsele dayandığını, öncelikli hak sahipliği ve ciddi markasal kullanımın ispat olunamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından ...'ın marka tescil başvurusuna itirazda bulunulmuş, MDB ve YİDK kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. İşbu davada, YİDK kararının iptali talep edildiğine ve sonuç itibariyle başvuruya yapılan itirazın reddine ilişkin kararın yanlış olduğu ileri sürüldüğüne göre, bu YİDK kararının tarafı bulunan ve dava konusu marka başvurusunu yapan ...'ın da işbu davada hakları etkilenecektir. Bu durumda TÜRKPATENT ile marka başvurusunda bulunan ... arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan, ...'ın da işbu davada davalı safında yer alması, sunması halinde delillerinin toplanması ve bundan sonra tüm delillerin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Davacı tarafça, dava dilekçesinde yalnızca ... davalı olarak gösterilmiş, daha sonra UYAP'tan yine dava dilekçesi olarak sunulan ikinci dilekçede bu kez ... dahili davalı olarak gösterilmiştir. Bunun yanında UYAP kayıtlarında ...'ın zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle davaya dahil edilmesine ilişkin bir dahili dava dilekçesi de görülmektedir. Ancak, 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (Yargıtay 17. HD'nin 18.06.2020 tarih, 2018/5580 E., 2020/3723 K. sayılı ilamı). Bu nedenle davacı tarafa, YİDK kararının iptaline ilişkin işbu davada, zorunlu dava arkadaşı olarak bulunması gereken ...'a karşı, işbu dava ile birleştirilmek üzere başka bir dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi yönünde kesin süre verilmesi, bundan sonra hasıl olacak duruma göre, dosyanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak, usulünce taraf teşkili sağlanmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de, 6100 sayılı HMK'nın tasarruf ilkesi başlıklı 24. maddesinde, hâkimin, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağı, taleple bağlılık ilkesi başlıklı 26. maddesinde ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 7251 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değişik 141. maddesinde ise iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi düzenlenmiş olup buna göre taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri ise saklıdır. Açıklanan hükümler çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dava dilekçesinin talep sonucu kısmında "... adına yapılan başvurununu reddine, ... adına tescil yapılmasına" karar verilmesi istenmiş, bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin talep ileri sürülmemiştir. Keza iddianın genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde de marka hükümsüzlüğü isteminde bulunulmamış, bu aşamada davacı vekili YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar 02/03/2023 tarihli ön inceleme celsesinde mahkemece davacı vekiline dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmındaki marka tescil başvurusunun reddi talebinin aynı zamanda hükümsüzlüğü de kapsayıp kapsamadığı hususunda beyanda bulunması için bir hafta kesin süre verilmesine karar verilmiş ve davacı vekili ön inceleme celsesi yapıldıktan sonra 09/03/2023 tarihli dilekçesi ile taleplerinin "Davalı tarafından yapılmış marka tescil başvurusunun reddine ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi" olduğunu belirtilmiş ise de dava tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nın 141/1. maddesine göre iddianın genişletilmesi ancak dilekçelerin teatisi aşamasında mümkün olup, bundan sonra iddianın genişletilmesi davanın ıslahı ya da karşı tarafın açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada, davacı cevaba cevap dilekçesi ile de dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmemiş, hükümsüzlük talebini ilk kez ileri sürdüğü aşamada ise karşı tarafın açık muvafakati sağlanmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince işbu davada, davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edilmediği, davacının süresi içinde dava konusu markanın hükümsüzlüğü yönünde iddiasını da genişletmediği, 09/03/2023 tarihli dilekçede yer alan iddianın genişletilmesi niteliğindeki talebine de karşı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı, sonuç olarak eldeki davada dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edilmediği ve hakimin talepten fazlaya karar veremeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.11.2007 tarih, 2006/7490 E., 2007/15087 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davalı ... dahili davalı vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı kurum vekilinin ve dahili davalı şahıs vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı Kurum vekilinin ve dahili davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 24/05/2023 gün ve 2022/376 E. - 2023/214 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı Kurum vekilinin ve dahili davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...