11. Hukuk Dairesi 2011/15396 E. , 2013/16944 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.06.2011 tarih ve 2010/111-2011/375 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan T.İş Bankası A.Ş. vekili Av. Barış Can Tosun, davalılardan Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş. ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/15396 E. , 2013/16944 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.06.2011 tarih ve 2010/111-2011/375 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan T.İş Bankası A.Ş. vekili Av. Barış Can Tosun, davalılardan Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş. vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin murisi ...'ın davalı bankanın ...Şubesi’nden kullandığı kredinin teminatı olması amacıyla 03.09.2007 tarihinde 1 yıl süreli hayat sigortası imzaladığını, süresi dolduktan sonra poliçeyi yenilemediğini, daha sonra 17.12.2008 tarihinde ilk sigorta sözleşmesinin devamı niteliğinde yeni sigorta sözleşmesi yapıldığını, priminin peşin yatırıldığını, ancak murisin 23.07.2009 tarihinde lösemi hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini, bunun üzerine sigorta şirketine başvurarak kalan kredi borcunun sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi talep edilmesine rağmen sigorta şirketinin sözleşme yapılırken hastalık bildirilmediğinden sözleşmeden cayarak ödeme yapmayacağını belirttiğini, oysa sigorta poliçelerinin imzalandığı tarihte muris ...'ın hastalığını bilmediğini, poliçenin imzalanmasından sonra ortaya çıkan hastalığın murise değil de yakınlarına söylendiğini, poliçenin hastalık öğrenilmeden önce imzalandığını ileri sürerek, murisin ölüm tarihi itibariyle davalı sigorta şirketince teminat altına alınan 39.751,45 TL kredi borcunun davalı sigorta şirketince ödenmesi gerektiğinden müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile murisin ölümünden sonra davalı sigorta şirketince ödenmesi gerekirken icra takibine uğramamak için müvekkilince davalı bankaya ödenen 4.932,76 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, sigortalının ilk bir yıldan sonra sözleşmeyi yenilemediğini, sigortalı ...'ın 16.12.2008 tarihinde Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi hematoloji servisine yattığını, 17.12.2008 tarihinde kanser teşhisi konulduğunu, bunu öğrenen yakınlarının sona eren sigorta sözleşmesini fark edip sigortalının hastaneye yatmasından bir gün sonra sigorta sözleşmesi yaptıklarını, murisin hastalığını öğrenen yakınları tarafından bu hastalık bildirilmeden ve kötüniyetle yaptıkları poliçeden müvekkilinin cayma hakkını kullandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı banka vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının murisinin kullandığı kredi sözleşmesini teminat altına almak için 1 yıl süreli hayat sigortası imzaladığı, bu sözleşmenin süresinin 03.09.2008 tarihinde sona erdiği, murisin sigorta sözleşmesini yenilemediği, ancak 16.12.2008 tarihinde Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne başvurduğunda aynı gün görevli hekimce hasta gözlem formuna teşhis olarak "AML (lösemi)" tanısı yazıldığı, kesin teşhisin yapılan laboratuar tahlilleri sonucunda 17.12.2008 tarihinde konulduğu, şahsın yakınlarının 17.12.2008 tarihinde davalı sigorta şirketi ile yeni bir hayat sigortası sözleşmesi yaptıkları, ancak sözleşme yapan hasta yakınlarının hastanın aynı gün kesin teşhis konulan hatta bir gün önce hastanede düzenlenen gözlem formunda hekimce yazılı olan "AML " hastalığını sigortacıya bildirmedikleri, davalı sigorta şirketinin yaptığı araştırma sonucunda bu durumu öğrenmesi üzerine cayma hakkını kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.