İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/10/2023 ASIL ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) ASIL ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:15/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:30/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda i…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/10/2023 ASIL ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) ASIL ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:15/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:30/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı birleşen dosya davalı vekili tarafından istinaf, asıl dosya davalıları vekili tarafından ise katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili asıl ve birleşen dosyalara sunduğu dava dilekçesinde özetle; 29/07/2016 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olan, davalı ...'a ait ve diğer davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davacının yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunun çeşitli yerlerinde açık yara ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, hadisenin vukunda davalı sürücünün kusuru bulunduğunu beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla (asıl davada) iş göremezlik zararı, mahrum kalınan kazanç kaybı, tedavi gideri ve sair masraflar ile yakınları tarafından yapılan harcamalar için toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın ve bedensel zarar nedeniyle duyulan acı ve ıstıraba karşılık 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte karşı aracın kayıt maliki ve sürücüsü olan davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline; (birleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında) uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin asıl davada talep olunan maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle karşı aracın trafik sigortacısı olan davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı başlangıçta karşı aracın kayıt maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısına birlikte husumet yönelterek asıl davasını açmış, ilk derece mahkemesince davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden dava tefrik olunmuş ve böylece asıl davada sadece karşı aracın kayıt maliki ve sürücüsü olan davalı gerçek kişiler bakımından yargılamaya devam edilmiştir. Tefrik kararı sonrasında sigorta şirketine yönelen dava mahkemenin ... esasına kaydedilmiş ve buradan yürütülen yargılama nihayetinde 14/11/2017 tarih ve ... sayılı karar ile dava ikamesi öncesi sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu ve bu koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı taraf bu kez maddi zararın davalı sigorta şirketinden tahsili amacıyla Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava ikame etmiş ve buradan verilen birleştirme kararı ile davalar mahkemenin yukarıda belirtilen esasında birlikte görülmüştür. Davacı vekili 14/07/2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, asıl ve birleşen dava dosyalarında 1.000,00 TL olarak talep olunan maddi tazminat talebini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak 1.473,85 TL geçici iş göremezlik zararı, 85.930,67 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 185,10 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 87.589,62 TL'ye yükseltmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalılar ... ve ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; trafik kazası tespit tutanağında kazanın oluşunun gerçeğe aykırı belirlenip müvekkili sürücüye hatalı kusur yüklendiği, olay mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ile kazanın vuku tarzına göre yeniden kusur tayini gerektiği, davalı sürücünün olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve davacının motosikletle seyri sırasında kask kullanmadığı, ayrıca uyuşmazlık konusu kaza sonrası müvekkilinin piyasa değeri 20.000,0 0TL olan aracını hasarlı haliyle 10.000,00 TL'ye satmak durumunda kaldığı, aradaki farkın davacı için hesaplanacak muhtemel tazminattan mahsubu icap ettiği, karşı dava haklarının ise saklı tutulmasını, fahiş tutarda manevi tazminat istendiği, maddi zarar kapsamında istenilen 1.000,00 TL tazminatın hangi zarar kalemi için ne kadar istenildiğinin açıkça belirtilmediği, avans faizi talebinin yersiz olduğu, kusurun ve zararın ispatı gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi sigorta şirketine müracaat şartının yerine getirilmediği, araç işletenine ileride açılacak muhtemel rücu davasına binaen araç maliki ...'a davanın ihbar edilmesini, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde trafik sigorta poliçesi bulunduğu ve sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kazaya ilişkin davacıya yaptığı ödemelerin tespiti ve hesaplanacak zarardan mahsubu lazım geldiği, sağlık hizmeti ve tedavi gideri kapsamındaki masraflardan SGK'nın sorumlu olduğu, geçici iş göremezlik zararının sigorta poliçe kapsamında yer almadığı, motosiklet sürücüsü olan davacının kaza anında kask takıp takmadığının tespiti ile yine bu hususunun müterafik kusur oluşturması halinde lazım gelen indirimi uygulanması gerektiğini beyanla davanın reddin istemiştir. DELİLLER : Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/04/2018 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişisi raporu, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu trafik kazasına ilişkin olarak ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre davalı sürücünün %60, davacının ise %40 oranında kusurlu olduğu, ATK 2. İhtisas Kurulu heyetince hazırlanan raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre trafik kazasındaki yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacıya maluliyet tayinine yer olmadığı, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayacağı, aynı kurul tarafından bu kez Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının %3 oranında daimi ve 9 ay geçici iş göremezliğe maruz kaldığının belirtildiği, yine ATK 2. Üst Kurul raporunda Özürlülük Ölçütü ve Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki yönetmeliğe göre davacının %3 oranında daimi ve 9 ay süreyle geçici iş göremezliği olduğu yönünde mütalaada bulunulduğu, tazminat bilirkişi raporunda ATK Trafik İhtisas Dairesince saptanan kusur oranı ile ATK Üst Kurul raporunda belirlenen maluliyet durumu ve geçici iş görmezlik süresi esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle ve asgari ücretin 1.3297 katı düzeyindeki gelire göre davacı için 1.475,85 TL geçici ve 85.930,67 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı ve böylece maddi zararın sübuta erdiği, öte yandan asıl dosya davalısı olan gerçek kişilerin haksız fiil faili ve araç işleteni olarak olay tarihinden itibaren mütemerrit olduğu, birleşen dosyada davalı sigorta şirketinin ise dava öncesi başvuru tarihini takip eden 8 iş günü sonra (08/12/2017) temerrüte düştüğünü benimsendiği, manevi tazminat talebi bakımından, davalı sürücünün asli kusurlu oluşu, davacının uğradığı cismani zararın boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile diğer etmenlere göre manevi tazminat isteminin kısmen haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 87.589,62 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın 29/07/2016 olay tarihinden işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine; birleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasında açılan davanın kabulü ile 87.589,62 TL maddi tazminatın 08/12/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınır olmak ve asıl davada verilen hükümle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; motosiklet sürücüsü olan davacının kafa ve yüz bölgesinden yaralandığı ve kask kullanmadığını, bu halde hadisede müterafik kusur durumunun söz konusu olduğunu, davacının SGK'dan geçici iş göremezlik ödeneği alıp olamadığının araştırılmadığını, böyle bir ödemenin tespiti halinde hesaplanacak tazminattan tenzil edilmesi gerekeceğini, kaldı ki geçici iş göremezlik zarar kalemi bakımından sorumluluğunda Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğini, yine tedavi giderleri bakımından SGK'dan talepte bulunabileceğini, müvekkili şirketin dava tarihinden faiz ile sorumlu olduğunu, ıslah ile artırılan kısım için ise ancak ıslahın yapıldığı tarihten faiz işletilebileceğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurusuna ilişkin dilekçesinde özetle; hükme esas alınan maluliyet raporunda davacıya %3 oranında daimi iş göremezlik oranı tespit edilmiş ise de daha evvelki raporda maluliyet tayinine yer olmadığı yönünde mütalaa edildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkili sürücüye %60 oranında kusur yükleyen raporunda kabulünün mümkün olmadığını, rapora yönelik itirazlarına rağmen kusur durumu aynen benimsenerek sonuca gidildiğini, kasksızlığın müterafik kusur olarak ayrıca değerlendirilmediği ve bu durumun TBK 52. maddesi kapsamında indirim sebebi yapılmadığını, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin davacının SGK'dan iş göremezlik ödeneği alıp almadığının da sorulmadığını, tedavi gideri ve sağlık harcamaları bakımından sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğini, gelire ilişkin belgelenmiş bir bilgi olmadığı halde asgari ücretin üzerinde kazanç elde ettiği varsayılarak davacıya yüksek miktarda tazminat hesaplandığını, fahiş miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, hükmün fer'isi yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücreti belirlemesinin de hatalı yapıldığını, müvekkilleri aleyhine üç kez maktu vekalet ücretine karar verildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf kanun yolu müracaatı bulunmadığı halde asıl dosya davalılarının diğer davalı vekilinin istinaf talebine katılma yolu ile istinaf başvuru yapmasının usul hukuku bakımından mümkün olmadığını, katılma yoluyla istinaf talebinin ancak karşılıklı yapılan istinaf başvurularında bu imkanın kullanılabileceğini, başvuru süresini geçiren asıl dosya davalıların başvurusunun süre yönünden reddi lazım geldiğini, ATK raporunda saptanan ve mahkemece benimsenen kusur dışında herhangi bir kusur yüklenemeyeceğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın üst kurula gönderildiğini, ayrıca SGK'nın davacıya yaptığı ödemenin tazminat raporunda mahsup edilmek suretiyle hesaplamada dikkate alındığını, tedavi gideri olarak istenilen zarar kaleminin esasen tedavi amaçlı ulaşım masrafı olup SGK tarafından karşılanmayan gider kapsamında olduğunu, davalıların temerrüt tarihleri dikkate alınarak faize hükmedilmesinde de herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, kazadaki yaralanması nedeniyle davacının vücudunda kemik kırığı oluştuğunu, ayağındaki aksamının halen devam ettiği ve sağ ayağında kısalma meydana geldiği ve düzgün yürüyüş yapamadığını beyanla istinaf taleplerinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, asıl davada trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, birleşen davada trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, çift taraflı trafik kazası sonucu yaralandığını ve iş göremezliğe maruz kaldığını ileri sürerek bu yaralanma neticesinde meydana gelen muvakkat ve daimi iş göremezlik zararı ile tedavi gideri adı altında maddi tazminatın karşı aracın maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan asıl ve birleşen dosya davalılarından, bedensel zararından dolayı duyduğu üzüntüye karşılık bir miktar manevi tazminatın ise karşı araç sürücüsü ve işleteni olan asıl dosya davalılarından tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda asıl davanın kısmen, birleşen davanın ise tam kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı birleşen dosya davalısı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf, asıl dosya davalıları vekili tarafından ise katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince davacı tarafın istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 1-)Asıl dosya davalıları ... ve ... vekilinin istinaf talebi incelendiğinde; Asıl dosya davalıları ... ve ... vekiline gerekçeli karar 12/11/2023 tarihinde tebliğ olunmuş, davalılar vekili 04/12/2023 tarihli dilekçesi ile istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 345. maddesi gereği istinaf yoluna başvuru süresi ilamın tebliğinden itibaren iki haftadır. İlk derece mahkemesi kararının tebliği ile istinaf tarihi arasında yasal iki haftalık istinaf süresi dolmuştur. Somut dosyada asıl dosya davalıları vekili tarafından, birleşen dosya davalısı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf dilekçesinin tebliği üzerine katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de; 6100 sayılı HMK 347. maddesine göre istinaf dilekçesinin istinaf edenin karşı tarafı olan tarafa tebliğ edileceği ve HMK 348. maddesine göre de sunulacak cevap dilekçesiyle katılma yoluyla istinaf talebinde bulunulabileceği düzenlenmiş olup, somut dosyada yalnızca birleşen dosya davalısı ... Sigorta A.Ş.'nin yasal süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurduğu, bu durumda istinaf dilekçesinin istinaf eden bu davalının birleşen dosyada karşı tarafı olan davacıya tebliğ edilmesi gerektiği, böyle bir durumda da yalnızca davacı tarafın katılma yoluyla istinaf hakkının mevcut olacağı, diğer davalıların yasa gereği istinaf başvurusuna cevap verme ve katılma yoluyla istinaf haklarının bulunmadığı, keza somut dosyada katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunan davalılar ... ve ...'ın asıl dosyada taraf olmaları nedeniyle birleşen dosyanın davalısı olarak istinaf yoluna başvuran ... Sigorta A.Ş. ile aynı dosyada taraf olmadıklarının da aşikar olduğu, bu haliyle davalılar ... ve ...'ın somut dosya açısından 6100 sayılı HMK 347. ve 348. maddeleri gereğince katılma yoluyla istinaf hakları bulunmadığı kanaatiyle, bu davalıların süresinde verilmeyen istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 345, 346 ve 352. maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir. 2-)Birleşen dosya davalısı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebi incelendiğinde; Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/04/2018 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalı ...'ın davacıya karşı işlediği taksirle yaralamaya neden olma suçundan TCK'nun 89/1, 89/2-b, 62 ve 52 maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır. Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; a-Somut dosyada, davacının maluliyet raporuna esas alınan yaralanmasının alt ektremite bölgesinden (bacak ve daha alt kısımlar) olduğu sabittir. Bu durumda davacının kafa bölgesinden bir yaralanması olmadığından ve bu durum maluliyetine etki etmediğinden, kafasına kask takıp takmamasının yaralanmaya ve dolayısıyla sonuca etkisi olmaması nedeniyle, belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması mümkün değildir. Yine, davacının diğer koruyucu ekipmanları takmadığı ileri sürülmüş ise de, diğer koruyucu ekipmanları takıp takmadığının kaza tespit tutanağında belirlenmemesi ve başkaca delillerle de kesin bir biçimde ispatlanamaması nedeniyle bu husus yönünden de müterafik kusur indirimi yapılamaz. İlk derece mahkemesi kararında da, müterafik kusur indirimi yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması nedeniyle karar isabetli olduğundan, davalı sigorta şirketi vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf talebi yersizdir. b-Dosya arasına alınan SGK Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Muratpaşa Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 18/04/2017 havale tarihli yazısından, davacıya 7.963,66 TL geçici iş göremezlik rapor ödemesi yapıldığı ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu ödemenin tespit edilen tazminat miktarından mahsup edildiği anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi vekilinin SGK ödemelerinin mahsup edilmediğine yönelik istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. c-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiş olup Karayolları Trafik Kanunu’na göre zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, poliçe primini ödeyen işleten ile sorumluluğunu üstlendiği sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. Somut dosyada mahkemece hükmolunan tedavi giderleri davacı tarafça belgelendirilemeyip SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden olduğundan ve bu tedavi giderlerinden sigorta şirketinin işleten ve sürücü ile birlikte sorumlulukları devam ettiğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin tedavi giderine ilişkin istinaf talebi yersizdir. Keza, geçici iş göremezlik tazminatından, kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca sigorta şirketi de sorumlu olduğundan, davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıkları yönündeki istinaf talebi de yersizdir. ç-Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması, başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Somut dosyada, birleşen dava tarihinden önce (18/11/2017 tarihinde) davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığına göre, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan tazminata başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününden sonra başlatılacak şekilde temerrüt tarihi belirlenerek işlemiş faize hükmolunması gerektiğinden ve ilk derece mahkemesince de faiz başlangıç tarihi belirtilen kurala ve usule uygun biçimde belirlendiğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf talebinin reddi gerekir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; asıl dosya davalıları ... ve ... vekilinin süresinde verilmeyen istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 345, 346 ve 352. maddeleri gereğince reddine, birleşen dosya davalısı ... Sigorta A.Ş vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl dosya davalıları ... ve ... vekilinin süresinde verilmeyen istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 345, 346 ve 352. maddeleri gereğince REDDİNE, 2-Birleşen dosya davalısı ... Sigorta A.Ş. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 3-Asıl dosya davalıları ... ve ...'ın peşin ödediği 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, (700,00 TL + 1.226,00 TL) 1.926,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine, 4-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından peşin yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile (269,85 TL + 1.226,00 TL) 1.495,85 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.487,40 TL istinaf karar harcının davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazineye verilmesine, 5-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 15/10/2025 tarihinde, asıl ve birleşen davalar yönüyle 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...