T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1951 KARAR NO:2025/1999 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:24/06/2025 NUMARASI:2022/613 Esas - 2025/441 Karar DAVA :İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair veri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1951 KARAR NO:2025/1999 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:24/06/2025 NUMARASI:2022/613 Esas - 2025/441 Karar DAVA :İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 346. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına dair verilen ek kararın davlı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıya 6758 sayılı Kanun'un 19/2 maddesi hükmü uyarınca ve CMK'nun 133. maddesi gereğince İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2018 tarihli, 2018/2802 D.iş sayılı kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ( FON ) kayyum olarak atandığını ve şirketin ... yönetimine geçtiğini, Fon Kurulunun 27/09/2018 tarihli ve 2018/494 sayılı kararıyla yeni müdürler kurulu / yönetim kurulu heyeti atanarak göreve başlamış bulunduğunu, şirketin tüzel kişiliğinin halen devam etse de ...'ye ait olduğunu, taraflarınca ... kayyımlarınca vekalet verildiğini, müvekkili şirketin tıbbi malzemelerin satışını ve ticaretini yapan bir firma olduğunu, işbu dosya kapsamında müvekkili şirket ile davalı arasında uzun zamandır devam eden ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında, müvekkilinin davalıya tıbbi malzemeler satışı yaptığını, cari hesap ekstresi ve irsaliyeli faturalardan anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin davalıya farklı tarihlerde satıp teslim ettiği makinaların bedelini ve kur farkından kaynaklanan alacaklarını alamadığını, bu nedenle de söz konusu alacağın taraflarında ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine konulduğunu ancak davalının haksız itirazları sebebiyle bahse konu takibin durduğunu, müvekkili ile davalının ticari hayatları süresince bütün ödemelerini yabancı para cinsi üzerinden yaptığını, davalı tarafça fiyat farkı faturasının düzenleneceğinin bildirildiğini, taraflarınca kesilen faturaların alt kısmında Euro bedellerinin de yer aldığını, davalı tarafça bunlara itiraz edilmediğini, davalı tarafça fiyat teklifleri dahi Euro üzerinden taraflarına iletildiğini, yazışmalar ve faturalardan da anlaşılacağı üzere, Euro olarak belirtilen faturaların ödemelerinin Euro olarak yapılması gerektiğini, ancak davalı yanın cari hesaptan, faturalardan ve kur farklarından doğan borçlarını ödemediğini, borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de söz konusu ekte sunulan cari hesap ekstresi ve irsaliyeli faturalardan da açıkça anlaşılacağı üzere davalı şirketin icra takibi ve dava tarihi itibarıyla cari hesaptan faturalardan ve kur farklarından doğan 15.563,52 Euro borcu bulunduğunu, bu bağlamda haksız yere itiraz ederek bahse konu icra takibinin durmasına sebep olduğundan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak davalı tarafla anlaşma sağlanamadığını belirterek, İstanbul 27. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibi dosyasına yapılan itirazın iptaline, icra takibinin aynen devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı, davasını İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame etmişse de eldeki uyuşmazlıkta yetkili Mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, itirazın iptali davasının nerede açılacağı hususunda İİK’da özel bir yetki kuralı öngörülmemiş olup, itirazın iptali davalarında yetkinin HMK'nın yetkiyi düzenleyen hükümleri esas alınarak belirleneceğini, davaya konu icra takibine taraflarınca yetki yönünden itiraz edilmişse de itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde bakılması zorunluluğunun olmadığını, icra takibinde yetkiye itiraz edilmediğini ve sonuç olarak yetkisiz olan icra dairesinin yetkisi kesinleşmiş olsa dahi açılacak olan itirazın iptali davasında bu icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili hâle gelmeyeceğini, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması ve takibe yetkili olmayan icra dairesinde devam edilmesinin, açılacak itirazın iptali davasında takibin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olduğu sonucunu doğurmayacağını, müvekkili ... firmasının yoğun bakım ünitesi, acil servis ünitesi, ameliyathane- anestezi cihazları, yoğun bakım – sterilizasyon hizmet servisi kurulumu, bakımı ve onarımı konularında ve anahtar teslim hastane yapımında yaklaşık 50 yıldır faaliyet göstermekte olduğunu, davacı ... firması ile tıbbi makine alımı hususunda ticari ilişkileri bulunduğunu, taraflar arasında ticari ilişkinin uzun yıllara dayanıyor olması nedeniyle cari hesap ilişkisi oluştuğunu, tarafların aralarında gerçekleşen alım satım işlemlerini cari hesap tablolarına kaydettiklerini, davacının müvekkili aleyhine ... nolu icra takibi başlatmış olup bu icra takibi ile toplam 14.885 Euro asıl alacak ve 708,52 Euro faiz talep ettiğini, bu alacak kalemlerine dayanak olarak ise ... seri numaralı, ... seri numaralı faturaların ve davacı tarafından tutulan cari hesap ekstresinin gösterildiğini, her ne kadar davacı takip talebi ve dava dilekçesi ekinde bulunan 29.224,43 TL bedelli ... seri numaralı ve 43.999,20 TL bedelli ...seri numaralı fatura bedellerinin kendilerine ödenmediğini iddia etmişse de bu fatura bedellerinin davacı şirkete 18/7/2018 tarihinde 97.000,00 TL olarak ödendiğini, yapılan bu ödemelerin davacı tarafça dosyaya sunulan cari hesap tablosunda yer almadığını, müvekkili tarafından cari hesaba ilişkin yapılan ödeme, fatura bedelleri ve ödeme tarihi itibariyle kur farkı alacağını karşılamadığını, bu nedenle davacının müvekkiline teslim etmiş olduğu ve faturalandırdığı makinelerin bedelinin ve kur farkının kendilerine ödenmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle davacının alacak iddialarını kabul etmediklerini, davacının müvekkilinden tahsil etmiş olduğu fatura bedelleri ve kur farkı alacağı için müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını,davacı tahsil etmiş olduğu alacaklar için icra takibi başlattığından davaya konu icra takibinin haksız olduğunu, diğer yandan alacağın banka kanalı ile ödenmiş olduğu sabit olup tahsil hususunun davacı tarafından bilinmediğinden bahsedilemeyeceğinden yani tahsil edildiği bilinen alacak için icra takibi başlatıldığından davacının takibi başlatmakta kötüniyetli olduğunu, bu sebeple kötü niyet tazminatı koşulları işbu davada oluştuğundan takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, öncelikle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosyanın yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, esasa geçilmesi halinde ispatlanamayan davanın esastan reddine,İİK'nın 67/2 hükmü gereği takibinde haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine dava bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile davacı lehine nispi tarifeye göre hesaplanacak avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen kabul kararı istinaf incelemesinde kaldırılmıştır.Davalı ticari defter ve kayıtları il dışında mevcut olduğundan talimat ile ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup talimat mahkemesi bilirkişi raporu dosyaya sunulduğunda davacı ticari defter ve kayıtları incelenmek üzere bilirkişiye tevdi edilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile davacı ve davalı defter ve kayıtları karşılaştırılarak incelenmiş olup, cari hesap bakiyesinde borçların ve alacakların örtüştüğü faturalar ve faizler bakımından çelişkilerin bulunmadığı anlaşılmakla davacı talep ettiği faiz bedelinin kendi defter ve kayıtlarında 706,99 euro olarak kayıt ettiği tespit edildiği faiz alacağının mevcut kayıtlara göre esas alınacağı mahkememizce kanaat getirilmekle beraber,Yukarıda açıklanan sebeplerle, taraflar arasında hizmet sözleşmesinin bulunduğu, davacının edimlerini yerine getirdiği, uyuşmazlık konusu faturanın davalıya tebliğ edildiği ve davalının faturaya itiraz etmediği, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takibin haklı olduğu..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine,... dosyasına yapılan itirazın 15.561,99.EURO üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, %20 oranındaki 143.263,67 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince, eksik istinaf harcının yatırılması konusunda HMK'nın 344. maddesi uyarınca muhtıra tebliğine rağmen eksik harcın tamamlanmaması üzerine, ilk derece mahkemesince istinaf konusu ek karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince istinaf başvurusunun değerlendirildiği, 30.09.2025 tarihli ek kararla; "...Davacı vekilinin açmış olduğu İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında, mahkememizce açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, verilen karara karşı Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesi verilmiştir. Mahkememizce, HMK 344. maddesinde belirtilen hususlarla ilgili olarak usulüne uygun muhtıra düzenlenmiş ve istinaf eden Davalı vekiline 14/09/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. HMK nın 344. maddesine göre, 'İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği ya da eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu kararın da istinaf edilmesi halinde 346. nci maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.' hükmü getirilmiştir.Dosyanın incelenmesinde, istinaf eden Davalı vekiline usulüne uygun yapılan tebligata rağmen, eksik istinaf harcını yatırmadığı ..." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddi ile mahkemenin 2022/613 Esas, 2025/441 Karar sayılı ilamının davalı tarafca istinaf edilmemiş sayılmasına, karar verildiği anlaşılmıştır.Bu ek karara karşı, davalı vekilince, HMK'nın 344 ve 346.maddeleri uyarınca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istinaf kanun yoluna başvurusunun istinaf başvuru harcı (maktu) ve istinaf karar harcı (maktu) ücretleri başvuru ile yatırılmasına rağmen dosyanın İstinaf Mahkemesine gönderilmediğini, tarafına muhtıra çıkarılarak nisbi harç talep edildiğini, nisbi harcın hem yargılama süresinde tamamlanması mümkünken hem de yine harcın tahsiline yönelik vergi dairesi müdürlüklerine Mahkemece müzekkere gönderilerek müvekkilinden tahsili mümkün olabilecekken ve karar harcı da bu şekilde Vergi Dairesince tahsil edilmişken, yargılamanın bu şekilde sekteye uğratılmasının adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin istinaf harcı tamamlanmasına yönelik muhtıra sırasında ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiğini ve banka hesaplarında bloke bulunduğundan dolayı o dönem bu kısmın yatırılamadığını, ek kararın istinafına yönelik başvuru ile birlikte ilgili tutarın da yatırıldığını, davanın esası yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun, hem usul hem esas yönünden denetime elverişli olmadığını, yapılan ödemelerin bakiye hesabında dikkate alınmadığını, yalnızca davacı lehine sonuç doğuran tekil cari hesapların esas alındığını, taraflar arasında ödemenin döviz (Euro) cinsinden yapılacağına dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ek kararı kararın kaldırılmasına, asıl istinaf dilekçesi doğrultusunda esasın incelenerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekilince başvuru sırasında istinaf harçlarının eksik yatırılmış olması nedeniyle, ilk derece mahkemesince davalı vekiline HMK'nın 344. maddesi gereğince muhtıra tebliğ edilmiştir. Muhtırada gösterilmesine rağmen istinaf peşin karar harcının ve gider avansının yatırılmamış olması nedeniyle, 30.09.2025 tarihli ek kararla, davalının istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair ek karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, davalı vekili tarafından, HMK'nın 344-346 hükümleri uyarınca, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Bilindiği gibi, istinaf başvurusunun incelenmesi için gerekli olan harçların süresinde ödenmesi gerekmektedir. Harçlar Kanunu gereğince, harcın yatırılmaması hâlinde devam eden işlemler yapılamayacaktır. İstinaf yoluna başvuru sırasında maktu olan istinaf kanun yoluna başvuru harcının yanı sıra, dava değerine göre belirlenen istinaf nispi peşin karar harcının ödenmesi gerekir. İlk derece mahkemesince, HMK'nın 344. maddesinin amir hükmü gereğince, istinaf karar harçlarının ödenmesi usulünce ihtar edilmesine rağmen, davalı tarafından yasal süresinde 11.617,52 TL istinaf karar harcı ve 1.000 TL gider avansını yatırmadığı anlaşılmıştır. Bu yönüyle, mahkemenin 30.09.2025 tarihli, davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ek karar isabetli olduğundan, esasa dair istinaf başvurusu incelenmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin 30.09.2025 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından 09.04.2025 tarihli makbuzla yatırılan istinaf başvuru harcı ile maktu karar harcının hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından ek karara karşı başvuru sırasında 09.10.2025 tarihli makbuzla yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafça ek karara karşı başvuru sırasında 06.10.2025 tarihli makbuzla yatırılan 11.617,52 TL peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 5-Davalının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.