11. Hukuk Dairesi 2012/6529 E. , 2012/9660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/02/2010 gün ve 2010/308 Esas sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacılar vekili, davalı Belediyeye ait bulunan Başkent Doğalgaz A.Ş.'nin hisselerinin özelleştirme yoluyla satılmasına ilişkin ihaleyi müvekkillerinin kazandığını, d
**11. Hukuk Dairesi 2012/6529 E. , 2012/9660 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/02/2010 gün ve 2010/308 Esas sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacılar vekili, davalı Belediyeye ait bulunan Başkent Doğalgaz A.Ş.'nin hisselerinin özelleştirme yoluyla satılmasına ilişkin ihaleyi müvekkillerinin kazandığını, davalının İhale Şartnamesine aykırı davranarak hisselerin devredileceği şirketin kurulması için süre verdiğini ve aynı zamanda ek teminat da talep ettiğini, ek teminat verilmediği gerekçesiyle ihale aşamasında verilen geçici teminatın irat kaydedilmesine karar verildiğini, herhangi bir risk gerçekleşmediği halde davalının 50.000.000 USD teminatı nakde çevirmek istediğini ileri sürerek davalının bu işekilde çıkardığı muarazanın menine, müvekkillerinin borcunun bulunmadığının tespitine ve teminatın iadesine, teminat mektubunun ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece 31.12.2008 tarihinde verilen 50.000.000 USD bedelli teminat mektubunun paraya çevrilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmiştir. Davalı vekili, ek teminatın davacılar tarafından yatırılmadığını, müvekkilinden kaynaklanan bir problem olmadığını, ihtiyati tedbirin tesis ediliş biçiminin doğru olmadığını, ihtiyati tedbir kararına gerekçe gösterilmediğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca teminatın irat kaydedilmesine dair alınan kararın yürütmesinin durdurulması isteminin reddedildiğini ileri sürerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre Danıştay 13. Dairesi'nin yürütmenin durdurulması isteminin reddine yönelik kararına yapılan itirazın reddini içeren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22.09.2011 tarihli kararının 2577 sayılı yasanın 27. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucu oluşturulduğu gerekçesiyle şartları oluşmayan ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. İstem, asıl dava dosyasında yapılan yargılama sırasında verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkindir. Davacılar vekilinin talebi üzerine Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince davalı aleyhine 31.08.2008 tarihinde %15 teminat alınarak 50.000.000 USD'lik teminat mektubunun paraya çevrilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verildiği, davalının itirazı üzerine duruşma yapılarak 17.02.2009 tarihinde davalının itirazının reddedildiği, akabinde mahkemece verilen yetkisizlik kararı ile dosyanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, yetkisizlik kararında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik bir karar verilmediği için tedbirin devam ettiğinin hüküm altına alındığı, bu karara davalı tarafından yapılan itirazın mahkemece duruşma yapılarak dosyadaki tüm deliller ve taraf vekillerinin beyanları değerlendirilerek 01.12.2010 tarihinde, "şartları oluşmayan ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine" karar verildiği analaşılmıştır. Mahkemece yargılamaya devam edildiği sırada, davalı vekilinin 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra 17.01.2012 tarihinde yeni bir delil sunarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını istediği, mahkemece talebin reddine karar verildiği belirlenmiştir. İhtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği gibi (HMK. m. 391/1), ayrıca yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da temyiz yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanununda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda temyiz yoluna başvurulabilecektir. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararın temyiz edilemeyeceği aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira durum ve koşulların değişmesi sebebiyle itiraz hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu şekilde 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin de itiraz edebileceği, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Dikkat edilirse kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır. Gerekçede de belirtildiği gibi ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra, mevcut olan durum ve koşulların dava sırasında birden fazla değişmesi mümkün olabilir ve her seferinde itiraz edilebilir, her itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması, ihtiyati tedbir kararlarına karşı başvurulması öngörülen temyiz yolundan beklenen amacın tam tersine bir sonuç doğuracaktır. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir (Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 01.06.2012 tarihli Hukuki Mütalaa). Sonuç olarak, 6100 sayılı HMK'nın 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz hakkında verilen karar temyiz edilemez. Yukarıda da belirtildiği üzere, davalının ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiği ve daha önceki tarihlerde itirazın reddedildiği dikkat alındığında, yeni bir delil sunularak ve koşulların değiştiği bildirilerek ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair mahkemece verilen ara kararın temyizi mümkün değildir. HUMK'un 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden davalı açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden temyiz eden davalı (ihtiyati tedbir kararına itiraz eden) vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.