İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:14/11/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2025 tarih ve 2025/330 Esas 2025/481 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., kardeşleri olan ..., ..., ... ve ... ile birlikte ... yılında ... …
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1832 KARAR NO: 2025/1994 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/05/2025 ESAS NO: 2025/330 KARAR NO : 2025/481 Birleşen Dava Bilgileri: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1100 Esas DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:14/11/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2025 tarih ve 2025/330 Esas 2025/481 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., kardeşleri olan ..., ..., ... ve ... ile birlikte ... yılında ... A.Ş.'yi kurduklarını, ... tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde kuruluşa ilişkin her türlü detay ve bilginin yer aldığını, kuruluşundan sonra ortaklardan ...'ın ayrıldığı, ...'ın ise vefat ettiği için yerine mirasçılarının geçtiğini, temsilen de eşi ...'ın atandığını, müvekkilinin haberi olmadan ortaklık hissesi devrettirildiği 2012 tarihine kadar şirketin 3 te 1 hissedarı olduğunu, müvekkili ...'ın kuruluşundan 2012 yılına kadar şirkette söz ve hak sahibi olduğunu, imza yetkileri de olmasına rağmen o tarihten sonra yönetimden ve işlerden el ayak çektirilerek geri plana atıldığını, usule aykırı işlem ve eylemlerin de bu tarihten sonra başladığını, şirketin işleri kötüye gitmesine rağmen o tarihte de değerli olan ve fakat şimdi daha da kıymetli hale gelmiş olan Kayseri İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Ada ... parselde tapuya kayıtlı taşınmazın şirket adına kayıtlı olduğunu, öncelikle bu taşınmaz üzerine tedbir konulması taleplerinin bulunduğunu zira karşı tarafın taşınmazı satmak için müşteri arayışında olduğunu, ticaret sicil verilerinden görüldüğü kadarıyla müvekkilinin 23.09.2012 tarihine kadar şirkette hissedar olarak görünmekte iken 13.11.2012 tarihinde tüm şirket ve hisselerin tek ortak olarak ...'e geçtiğini, bu iki ilan tarihi arasında müvekkili ile davalılar arasında yapılan hiç bir anlaşma veya pay devri sözleşmesi bulunmadığını, pay devrinin neye istinaden yapıldığının da bilinmediğini, müvekkilinin hisse devri işleminin yok hükmünde olduğunu, iyi niyetli 3. kişi olmaya çalışan davalı ...'ın kendi işlemleri ile hataya düştüğünü, hüllecilik yaptığının davranış, imza ve evraklarla ispatladığını, durum böyle iken iyi niyetten ve usule uygun işlemden bahsedilemeyeceğini, usulsüzlük ve haksızlıkla alınan şirket hisselerinin iadesinin zorunlu olduğunu, neticeten müvekkili ...'ın, .... A.Ş.'de bulunan ve ... adına görünen 1/3 hissesine karşılık gelen hissesinin müvekkiline iadesine, bahsi geçen taşınmazın üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi için tapu kaydına ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar ... ve ... A.Ş. vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; açılan dava usule ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, eldeki davanın müvekkillerine yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının şirketteki ortaklığı ve pay sahipliğinin 2012 yılında son bulduğunu, şirketin hisselerinin tek sahibinin 2012 yılı itibariyle ... olduğunu, hisse devir sözleşmesinin ... ile yapıldığını, bu nedenle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili ...'a şirketin hisselerini bir önceki ortak olan ...'den 2015 yılında devraldığını, davanın ancak payı devir alan ...'e yöneltilebileceğini, açılan davanın 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafça iptali istenen hisse bedeli üzerinden nispi harç yatırılması gerektiğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle bu yönden de davanın usulden reddinin gerektiğini, usulüne uygun şekilde yapılmış pay devri için iptal davası açılmasının mümkün olmadığını, eldeki davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket eski ortağı ... tarafından davacıya hisse bedeli ödenerek payların devralındığını, ve iptalinin istenemeyeceğini, yapılan devrin ticaret sicili gazetesinde tescil edildiğini ve iptalinin söz konusu olamayacağını, anonim şirket hisse devir sözleşmelerinin menkul satımı niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin eski ortaklarınca 19/10/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, şirketin tüm pay sahiplerinin hazirun cetvelinden de anlaşılacağı üzere toplantıya katıldığını, buna davacının da dahil olduğunu, 05/11/2012 tarihli karar ile de şirketin yönetim kurulu toplandığını ve "şirket ortağı Davacı ...'a ait olan 5280 adet hissenin tamamının 132.000-TL bedelle ...'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 5280 adet hissenin tamamının 132.000-TL bedelle ...'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 3839 adet hissenin tamamını 95.975-TL bedelle ...'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 1600 adet hissenin tamamının 40.000-TL bedel ile ... 'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 1 adet hissenin tamamının 25-TL bedel ile ...'e devretmesine" oy birliği ile karar verildiğine ilişkin karar alındığını, davacı ve diğer ortakların şirketten ayrılmasının da 05/11/2012 de pay defterine işlendiğini, ...'in tek ortak olarak 16.000 adet hisse ile pay defterine kaydının 05/11/2012 tarihinde yapıldığını, yine aynı tarihte ... tarihinde Kayseri 7. Noterliği ... yevmiye numaralı ve 06/11/2012 tarihli evrak ile şirketin tek ortağı olan ...'e temsil ve imza yetkisi verildiğini, böylece dava dilekçesinde adı geçen taşınmazın ve şirketin tek sahibi olduğunu, haksız ve kötü niyetli davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1100 esas 2023/1119 karar sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle: müvekkili ...'ın, kardeşleri olan ..., ..., ... ve ... ile birlikte 1993 yılında ... A.Ş.'ni kurduklarını, müvekkilinin haberi olmadan ortaklık hissesi devrettirildiğini, ticaret sicil verilerinden gördükleri kadarıyla müvekkilinin 23/09/2012 tarihine kadar şirkette hissedar olarak görünmekte iken 13/11/2012 tarihinde tüm şirketin ve hisselerin tek ortak olarak ...'e geçtiğini, bu iki ilan tarihi arasında müvekkili ile yapılan hiç bir anlaşma hiç bir pay devri sözleşmesi ve belgesi olmadığını, hem ... hem ... için olduğu iddia edilen hisse devirleri ilk günden beri yok hükmünde olmakla iptalinin gerekeceğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/631 Esas sayılı dava dosyası ile bu dosyanın birleştirilerek görülmesini istediklerini, işbu dosyada dava konusu edilen hissenin öncesinde ... adına alınıp sonrasında ... adına devrinin gerçekleştirildiğini, bu sebeplerle davanın tensiple birlikte birleştirilmesine ayrıca müvekkil ...'ın ... A.Ş.'nde bulunan ve ... adına görünen 1/3 hissesine karşılık gelen hissesinin müvekkiline iadesine bu hususa ilişkin hisse devrinde hüllecilik yaparak hisseyi önce üzerine alıp sonra ...'a devreden ...'nin de sorumluluğu olduğu kanaatiyle işbu davanın kendisine de yönlendirilmesini gerektiğini belirterek işbu dosyanın tensip ile birlikte Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/631 Esas sayılı dava dosyası ile birlikte görülmek üzere birleştirilmesine, müvekkili ...'ın ... A.Ş.'nde bulunan ve ... adına görünen 1/3 hissesine karşılık gelen hissesinin müvekkiline iadesine, bu hususa ilişkin hisse devrinde hüllecilik yaparak hisseyi önce üzerine alıp sonra ...'a devreden ...'in de sorumluluğu olduğu kanaatiyle bu davanın kendisine de yönlendirilmesine, taşınmazın üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi için tapu kaydına ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasınına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1100 esas 2023/1119 karar sayılı dosyasının cevap dilekçesinde özetle: davanın yasal süresinde ikame edilmediğini, davacının açıkça usul ekonomisine aykırı davrandığını ve kötü niyetli olduğunu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, aradan 12 yıl geçtikten sonra hisse devrine ilişkin dava açılamayacağını, aradan 12 yıl geçtikten sonra eldeki birleşen davanın açılmasının kötü niyetli ve davayı uzatmaya yönelik olduğunu, davacının genel kurul kararlarına karşı yasal yollara başvurmadığı gibi kararların ticaret sicilde ilanından sonra da herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, davacının iptalini istediği hisse devir bedelleri üzerinden harç yatırması gerektiğini, harç yatırılmaması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, ayrıca arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, pay devrine ilişkin işlemlerin tamamının usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştiğini, davacının, paylarını müvekkiline usule uygun işlemlerle devrettiğini, 05.11.2012 tarihli karar tutanağında şirket yönetim kurulunun toplanarak ...,..., ..., ... ve ...'ın hisselerinin ...'e devredildiğine ilişkin karar alındığını ve yönetim kurulu başkanlarınca tutanağın imzalandığını, davacı ve oğulları aralarında yaptıkları bu görüşme sonucunda 25.03.2014 tarihinde müvekkilinin ofisine gelerek hisse devrine karşılık bir ödeme protokolü çıkardıklarını, bu protokolün satıcı sıfatıyla davacı ... tarafından şahit sıfatıyla da oğulları tarafından bizzat imza altına alındığını, davacının genel kurulda alınan karar gereği imzalanan sözleşme ve protokole taraf olarak kendisi ile çelişkiye düştüğünü, davacının hisse devrine onay verdiğini, sözleşmeye taraf sıfatı ile imza attığını, devrettiği hissenin bedelini kabul ettiğini, devir tarihinden 10 yıl geçtikten sonra ise pay devrinin usulsüz olduğunu iddia etmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, bahsi geçen sözleşmede "ADI GEÇEN ŞİRKETTE NAMIMA KAYITLI 5280 ADET PAYIMI 132.000-TL BEDELLE HER TÜRLÜ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ İLE BİRLİKTE ...'E DEVRETTİĞİM, DEVİR BEDELİNİ NAKDEN VE TAMAMEN ALDIĞIMI GÖSTERİR BU DEVİR BEYANI TARAFIMDAN İMZA EDİLDİ." şeklinde kabulü ve imzasının mevcut olduğunu, davacının yalnızca yargılamayı uzatma gayreti içinde olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Asıl dava ve birleşen dava; usulsüz olarak devredildiği iddia edilen şirket hisselerinin davacıya iadesi istemine ilişkindir. Davacı, davalı ... A.Ş'deki 1/3 hissesinin 05/11/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile birleşen davalı ... (...) ...'a devredilmiş gözükse de böyle bir devir sözleşmesi imzalamadığını, hissenin 2015 yılında diğer davalı ...'a devredildiğini, kendisinin yapmış olduğu iddia edilen devre ilişkin dayanak her hangi bir belge bulunmadığını, var ise de kabul etmediğini, davalı şirkette ... adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına kaydını talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... A.Ş asıl davaya verdikleri cevap dilekçesinde husumetin kendilerine yöneltilmesinin mümkün olmadığını, devrin birleşen davalı ...'e yapıldığını, devir tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, 19/10/2012 tarihinde davacının da katılımı ile olağanüstü genel kurul yapıldığını, 05/11/2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacının da hisselerinin bulunduğu bir kısım ortaklara ait hisselerin ...'e devretmesine, hisse devir bedellerinin ödendiğine, davacının da imzasının bulunduğunu, yapılan işlemlerin kanuna ve prosedüre uygun olduğunu, açılan davanın reddi gerektiğini savunduğu, birleşen davalı ... (...) ... birleşen davaya vermiş olduğu cevap dilekçesinde davanın yasal süresi geçtikten sonra açıldığını, nispi harç yatırılması gerektiğini, arabuluculuk dava şartının sağlanmadığını, pay devrine ilişkin işlemlerin tamamının usul ve yasaya uygun gerçekleştirildiğini, 05/11/2012 tarihli karar tutanağı ile davacı da dahil bir kısım hissedarların hisselerinin kendisine devrine dair karar alındığını, açılan davanın yargılamayı uzatma amacı taşıdığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Arabuluculuk Dava Şartına Yönelik İtirazın Değerlendirilmesi:6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinde (Ek:6/12/2018-7155/20 maddesi):"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır..." şeklinde getirilen düzenleme ile arabuluculuk müessesesine başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir. Yapılan düzenlemenin sadece bir miktar paranın ödenmesine ilişkin davalara ilişkin olduğu, eldeki davada talebin hissenin iadesi istemi olduğundan davalıların davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğuna ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir. Zamanaşımı Define Yönelik İtirazın Değerlendirilmesi: Asıl ve birleşen davada davalılar cevap dilekçelerinde süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmuşlardır. Türk Borçlar Kanunu'nun 147/4 maddesinde bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklık arasındaki alacak davalarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu düzenlenmiştir. Eldeki davada davacı imzasının taklit edildiğini iddia etmekle sahtecilik iddiasına dayalı imza inkarında bulunmakta olup bu durumda ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir. (Emsal İzmir BAM 20. HD 2024/1820 Esas, 2024/1543 Karar- İstanbul BAM 14. HD 2020/833 Esas, 2021/104 Karar) TCK 66/1-e uyarınca belgede sahtecilik suçlarında zamanaşımı süresi 8 yıldır. Somut olayda davacıya ait hisse devrinin tarihi 05/11/2012 olup asıl dava tarihi 20/09/2021, birleşen dava tarihi ise 13/12/2023 olduğu dikkate alındığında davanın zaman aşımı süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmış ve bu nedenle davanın reddi gerekmiştir. Davalı vekilleri dava konusu hissenin değerinin belirlenmesini ve bu bedel üzerinden harç tamamlatılmasını talep etmiştir. Eldeki davada davacının talebine konu hisse 05/11/2012 tarihinde 132.000,00-TL karşılığında devredilmiş olup bu miktar üzerinden davacının 22/04/2022 tarihinde 2.254,23-TL harcı tamamladığı görülmekle davada eksik harç bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan tüm bu gerekçelerle açılan asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. 1-Asıl ve Birleşen Davanın zaman aşımı nedeniyle REDDİNE..." dair karar verilmiştir. İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; yerel mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesi olarak davanın zaman aşımı süresinde açılmadığının belirtildiğini, hisse devri tarihinin 05/11/2012 olduğunu, davanın ise 20/09/2021 tarihinde açıldığından 8 yıllık zaman aşımı süresinde açılmamasını gerekçe göstererek davının reddine karar verildiğini, yerel mahkeme tarafından belirtilen bu hususa katılmalarının mümkün olmadığını, uzamış zaman aşımı kabul edilmese dahi genel zaman aşımı süresi olan 10 yıl uyuşmazlık çözümünde uygulanması gerektiğini, müvekkilini şirketin %33 payı sayesinde şirketin hissedarı olduğu gayrimenkulden dolayı olarak ayni hak sahibi olduğun, bu tür yorumla müvekkilinin %33 hissesinden edilmesi ayni hakkın zaman aşımına uğramazlığı ilkesiyle çelişeceğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirketin 2017 yılında resen terk işlemine tabi tutulduğunu belirttiğini, şirket esas sözleşmesinin 6. Maddesine göre şirket hisseleri nama yazılı ve şirket hisselerinin devrinin ortaklığa karşı geçerli olabilmesi için yönetim kurulunun yazılı muvaffakatının şart olduğunu, nama yazılı hisse senetlerinin devri senet üzerine yapılacak ciro ve ayrı bir temlik beyanıyla mümkün olabileceğini, davalı ... vekilinin ilk kez 15/11/2022 tarihli dilekçesi ekinde bu belgenin örneğini Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulduğunu, ... ve sekreteri durumunda olan ... in müvekkili ve kardeşlerinin şirketine çökmeye karar verdiklerini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulü yönünde bir karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Asıl ve birleşene dava, anonim şirket hisse devrinin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı iptal ve iade/ tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait davalı anonim şirketteki hisselerinin 05.11.2012 tarihinde hisse devir ve kabul sözleşmesi ile dava dışı ... tarafından satın alındığına yönelik gerçek dışı sözleşme düzenlendiğini ve aynı tarihte alınan yönetim kurulu kararı ile söz konusu kişinin şirketin hissedarıymış gibi gösterildiğini, bu hissedarında hissesinin tamamını 2015 yılında şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan davalı ...'a devrettiğini, şirketteki hisse devirlerinin muvazaalı olduğunu, kaldı ki 2012 tarihindeki hisse devir sözleşmesinde imzasının olmadığını, yönetim kurulunda alınan karardan da bilgisinin bulunmadığını iddia ettiği görülmüştür. Mahkemece her ne kadar eldeki davada davalıların zamanaşımı defi yerinde görülerek isnat olunan eylemin suç niteliği taşıması dolayısıyla uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği ve davaya konu olayda zamanaşımı süresinin de geçtiğinden bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de somut olayda zamanaşımını kesen hallerin mevcut olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. 6098 sayılı TBK m.72 maddesinde ise haksız fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde ceza zamanaşımı daha uzun ise ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.TCK 67. Md: Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi Madde 67- (1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." şeklinde hüküm altına alınmış olup, TCK'nın 66/1-e ve 67/4 maddelerinde dava konusu eylem için uygulanacak zamanaşımı süreleri gösterilmiştir. Ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 67/2-a maddesinde şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi zamanaşımını kesen bir işlem olarak belirtilmiştir. Diğer taraftan, olaya ilişkin soruşturma dosyası bilgisi davacı tarafça dosya ibraz edilen delil listesinde bildirilmiştir. Bu durumda davacı yanın iddialarına ilişkin olarak Cumhuriyet Savcılığına yaptığı başvurunun işbu eldeki açılan davalardan önce mi yoksa daha sonra mı olduğu, C.Başsavcılığı soruşturma dosyası kapsamına göre davaya konu olayda TCK 67. Md uyarınca belirlenen zamanaşımını kesen sebeplerden/hallerden birinin gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise uzamış zamanaşımı süresinin ne zaman sonlandığı, davacı yanın istinaf konusu ettiği TCK'nun 67/2-a ve 67/3-4 maddelerinin uygulanmasının mümkün olup olamayacağı tespit edilip değerlendirildikten sonra oluşan sonuca göre karar verilmemesi yönleriyle davacı istinafı yerinde görülmekle HMK'nın 353/1-a.6.maddesi gereğince kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2025 tarih ve 2025/330 E - 2025/481 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre esastan bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.06/11/2025