4. Ceza Dairesi 2025/6720 E. , 2025/19143 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/862 E., 2023/702 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62... /2-4. maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası i…
4. Ceza Dairesi 2025/6720 E. , 2025/19143 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/862 E., 2023/702 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62... /2-4. maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2023 tarihli ve 2015/862 esas, 2023/702 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2025 gün ve 2025/79915 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.10.2023 tarihli kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 125/1, 125/4, 62... /2-4. maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve anılan kararın adli para miktarına göre kesin nitelikte olduğu, Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerektiği, 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnaî hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açıldığı, anılan Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır." düzenlemesine yer verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde ise "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” düzenlemesine yer verildiği, bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebileceği, Anılan kanunî düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna açık aykırılık oluşturacağı, öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkimin, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacağı, Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2015 tarihli iddianamesi içeriğinde, sanık hakkındaki 19.10.2015 tarihli eylemine ilişkin olarak müşteki ...'e yönelik 5237 sayılı Kanun'un 125/1 ve 125/4. maddeleri yönünden fiil anlatım bulunmadığı, fiil anlatımı bulunmayan eylemlere ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesine uygun olarak açılmış bir davadan bahsedilemeyeceği cihetle, yargılamaya devamla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/1 ve 125/4. maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesinin 3, 4 ve 6. fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanunun 225/1. maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 21.02.20 12... /570-51 sayılı kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır. Bu sebeple, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında dava açıldığını göstermeyecek, dava konusu yapılacak eylemin iddianamede bağımsız olarak anlatılması ve sevk maddesinin belirtilmesi gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu somut olayda; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.11.20 18... /1138 Esas ve 2018/547 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hakaret suçuna ilişkin olarak, iddianamede yer almasa da aynı olay sırasında söylenen sözlerden dolayı da dava açılmış sayılacak olması karşısında, sanık hakkında iddianamede ...'e karşı hakaret ettiğinin anlatımda yer aldığı ayrıca iddianamede sevk maddesinin belirtildiği bu haliyle sanık hakkında atılı suçtan açılan davanın usule uygun olduğu anlaşılmakla kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy çokluğuyla REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2015 tarihili iddianamesiyle sanık ... hakkında 19.10.2015 tarihli eylemine ilişkin olarak müşteki ...'e yönelik 5237 sayılı Kanun'un 125/1-4 maddeleri yönünden kamu davası açıldığı ve sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hakaret suçu yönünden fiili anlatımın olmadığı ve 5271 sayılı CMK'nın 170. maddesine uygun açılmış bir davanın olmadığından bahisle kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ve Dairemizce bu talep oy çokluğuyla reddedilmiştir. Ceza Muhakemesi hukukumuza göre bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için usulüne uygun dava açılmış olması gerektiği CMK 170. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ''İddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.'' düzenlemesine yer verildiği, talebe konu iddianamede ise yalnızca sanık ...'in müşteki ...'e karşı hakaret eyleminde bulunduğu bahsedildiği, hakaret eyleminin hangi zaman dilimi içerisinde, hangi sözlerle ve ne şekilde gerçekleştiği, buna ilişkin delillerin ne olduğu iddianamede hiçbir şekilde açıklanmadığı, bu şekilde yargılama yapılmasının adil yargılanma ilkesine aykırı olduğu, bu sebeplerle de kanun yararına bozma talebinin kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.