T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/778 - Karar No:2026/78 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/778 KARAR NO : 2026/78 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2025 NUMARASI : 2024/909 E-2025/277 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/778 - Karar No:2026/78 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/778 KARAR NO : 2026/78 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2025 NUMARASI : 2024/909 E-2025/277 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı idare arasında 17/12/2014 tarihinde 2014/75471 ihale kayıt numaralı “TCDD Eskişehir Gar Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon Projelerinin Hazırlanması İşi” sözleşmesi imzalandığını ve işin 17/10/2017 tarihinde hizmet işleri kabul tutanağı ile tamamlandığını, sözleşme konusu iş için yapının mevcut halinin ölçülerek çizilmesi olan rölöve hazırlanıp idareye sunulduğu vakit idarenin kontrol mühendisi tarafından metrekare kontrolü yapılmak istenildiğini, çizilen rölövenin metrekaresinin birim fiyat usulü ile yapılan sözleşmedeki 5200 metrekareden fazla olduğunun anlaşılması üzerine kontrol mühendisi tarafından 6200 metrekarelik hesap içeren 1. hakediş dosyasının excel formatında düzenlenmiş olduğunu, bu dosyanın birim fiyat teklif mektubunda elektronik posta adresi olarak bildirdikleri müvekkiline ait ....com adresine 06/07/2015 tarihinde mail olarak gönderilmiş olduğunu, ancak bu mailden sonra kontrol mühendisi ile yapılan telefon görüşmesinde bu artışın işin sonunda hesaplanacağı bildirilerek 1. hakedişin 3. sayfası olan metraj cetvelinde imalatın toplam miktarı (m2) sütununa 5200 yazılarak tanzim edilen 1. hakediş dosyasının idare tarafından hazırlandığını ve karşılıklı imzalandığını, TCDD kayıtlarına göre 09/10/2017 tarih ve 69946 sayılı dilekçe ile onaylı proje metrajları sunularak iş artışına dikkat edilerek kesin hesabın yapılmasının talep edildiğini fakat 17/10/2017 tarihinde hizmet işleri kabul tutanağı imzalanırken şifaen yapılan görüşmede fazla imalatın bedelinin son hakedişten ayrı olarak kesin hesapta verilebileceğinin sözlü olarak ifade edildiğini ancak davalı idare tarafından kesin hesabın yapılmaması üzerine 08/11/2017 tarihinde tekrar kesin hesabın yapılmasının talep edildiğini, davalının 22/01/2018 tarihli ve*** *** ****5.01-E.4899 sayılı yazı ile müvekkilinin sözleşme kapsamında ilave herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını bildirdiğini, davalı idarenin 5. hakediş dosyasını (kesin) ifadesiyle tanzim ederek yapılan işin tamamının bedelini ödediğini ifade ettiklerini, ama onaylanan projelerin üzerinden yapılan metrekare hesabında bir fazlalık olduğunu, idarenin ihaleye çıktığı söz konusu işin metrekaresini eksik hesaplamış olduğunu, mezkur olayda idarenin hukuki ayıbının söz konusu olduğunu, imalat miktarı eksik hesaplandığı için verilen sürede tamamlanamadığını ve bu sebeple idare tarafından müvekkili şirketin hakedişlerinden haksız şekilde gecikme cezası kesildiğini, bu süre artışının meydana gelmesinde müvekkil şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, iş artışı nedeniyle müvekkili şirkete süre verilmesi ve ek ücret ödenmesi gerekirken herhangi bir ödeme yapılmadığını aksine ceza kesildiğini, 4735 sayılı Kanuna göre ilave işlerin aynı sözleşme kapsamında aynı yükleniciye yaptırılabilmesi için iş artışının öngörülemeyen durumlar nedeniyle ortaya çıkması, artışa konu işlerin yaptırılmasının zorunluluk arz etmesi, artışa konu işlerin esas proje içinde kalması gibi şartların somut olayda gerçekleşmiş olduğunu, bu hususun idarece dikkate alınmadığını, bu nedenle Kayseri 1. Noterliği'nin 28/02/2022 tarih ve 2557 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı idareye hesaplanacak metrekare üzerinden işin süresine ilave edilmesi gereken zamanın bilirkişi marifeti ile belirlenmesi, bu süre için kesilen gecikme cezasının kesildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile müvekkili şirkete iadesinin ihtar edildiğini ama davalı ile anlaşma sağlamadığını belirterek, hesaplanmayan metrekarelerden hasıl olacak bedelin uzman bilirkişi marifeti ile hesaplanması ile gecikme cezası olarak kesilen ancak süre verilmemesi sebebiyle iade edilmesi gereken bedelin şimdilik 20.000,00 TL'sinin davalı idarenin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı ile "TCDD Eskişehir Gar Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projelerinin Hazırlanması İşi Hizmet Alımı" sözleşmesinin 17/12/2014 tarihinde imzalandığını ve davacının 22/12/2014 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başladığını, muhtelif tarihlerde yapılan hakediş ödemeleri ile birlikte 17/10/2017 tarihinde işin kesin kabulünün yapılarak, 19/10/2017 tarihinde son hakedişin düzenlendiğini, sözleşmenin 5. maddesinde işin sözleşme ve ekleri dokümanlara, yürürlükteki tüm standart ve mevzuatlara göre rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin ve projelerin ayrılmaz bir parçası olan yazılı ve görsel belgelerin hazırlanması işi olduğunun belirtildiğini, davacı ile yükleniciyle düzenlenen tüm hakkedişlerin yapıldığını, hesaplamaya dair miktarlarda herhangi bir değişiklik olmadığını, davacının söz konusu hakedişlere herhangi bir ihtirazı kayıtta bulunmadığını, kesin kabul ve kesin hakediş ödemesinden sonra 08/11/2017 tarihli dilekçe ile yüklenicinin iş artışı talebinde bulunduğunu, metrajların sözleşme kapsamında yapılan işleri yansıtmadığı ve sözleşme kapsamında ilave herhangi bir hak ve alacağın bulunmadığı tespit edildiğinden davacıya olumsuz cevap verildiğini ayrıca sözleşmenin 16. maddesinde fiyat farkı verilemeyeceğinin düzenlendiğini, ayrıca sözleşmenin 18. maddesi uyarınca 15/03/2016 tarihli ve*** *** ****5.01/E. 157808 sayılı yazı ile yükleniciye işin süresinin bittiği ve cezalı çalıştığı bildirilerek gecikme cezası uygulandığını, davacı yüklenicinin bu hususta bir itirazının da olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava ilk olarak, Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/294 Esası ile açılmış olup, mahkemece verilen 02.07.2024 tarih ve 2024/323 Karar sayılı görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi ve davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/909 Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, TTK’nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesiyle TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiş olup, aynı yasal düzenlemenin 23. maddesinde 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesiyle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, davanın 30.06.2022 tarihinde açıldığı ve davacının davalı yönünden zorunlu arabulucuya başvurmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'n 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23.maddesi ile eklenen 18/A-2 maddesi gereğince bu hususun dava şartı olduğundan ve dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir..." hükmüne amir olup, Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış ve verilen 02/07/2024 gün ve 2022/294 Esas 2024/323 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/909 Esasına kaydedilen dosyada; 06/01/2025 tarihli tensip tutanağının tebliğ edildiğini, belirtilen Kanun maddesi göz önüne alınarak, arabuluculuğa ilişkin son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren herhangi bir hüküm yer almadığını, kaldı ki taraflarına gönderilen hiçbir davetiye ve tebligatta bu hususun bildirilmediğini, bu bakımdan mahkmenin açıkça kanunda yer alan işlemi yerine getirmeyerek hukuka aykırı olarak vermiş olduğu usulden ret kararının usul hukukuna aykırılık teşkil ettiğini, dosya kapsamı incelendiğinde, müvekkili şirketin davaya konu haklı alacağı için 2022 yılında dava açtığını, Asliye Hukuk Mahkemesi tahkikat aşamasını; gerek dosyaya gerekli evrakların getirilmesiyle, gerekse dosyayı birden fazla kez bilirkişiye tevdii ederek tahkikatı ilerlettiğini, biri talimat duruşması olmak üzere 9 duruşma yapıldığını, bu denli geniş ve neredeyse sonuna gelinen tahkikatın görevsizlik nedeniyle sürüncemede kaldığını, bu durumun "geciken adalet adalet değildir" anlayışını zedelediğini, yine uzun süren yargılamaya rağmen bir sonuca varılamayarak gerek görevsizlik kararı gerekse usulden reddedilen davada makul sürede yargılanma haklarının zedelendiğini, makul sürede yargılanma hakkının, adil yargılanma hakkı kapsamında düzenlendiğini, Anayasa’nın 36/1.maddesinde "Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.", 141/4. maddesinde "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.", AİHS'nin 6/1.maddesinde ise "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." hükümlerinin yer aldığını, adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan “makul sürede yargılanma hakkı” gereğince, yargılamaların makul süre içinde yapılması gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Yargıtay içtihatlarında yer alan usul ekonomisi ilkesinin, HMK’nın 30. maddesiyle düzenleme altına alınmış olup, uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü ve gereksiz yere dava açılmasının engellenmesi şeklinde açıklandığını, bu doğrultuda mahkemenin kararının bozularak, öncelikle taraflarına tensip tutanağı veya arabuluculuk tutanağının dosyaya eklenmesini içerir davetiye gönderilip, mahkemede görülen yargılamanın eksikliğinin giderilmesini, bu doğrultuda halihazırda yapılmış bulunan zorunlu arabuluculuğun anlaşamama olarak düzenlenen son tutanak aslının dosyaya eklenmesi akabinde haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır