İSTİNAF KARAR TARİHİ : 16/07/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.11.2016 günü saat 13:40 sıralarında sürücü ........…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....-..... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... KARAR TARİHİ : 16/07/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVA+ : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 16/07/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.11.2016 günü saat 13:40 sıralarında sürücü ........ yönetimindeki ........ plaka sayılı çekici ile sürücü ........ yönetimindeki ........ plaka sayılı otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, otomobilde yolcu olarak bulunan müvekkili olan ........ ağır şekilde yaralandığı ve malul kaldığı, Kazaya karışan ve ........ Şti. adına kayıtlı olan ........ plaka sayılı çekici, dava dışı ........ Şirketi tarafından 22.05.2016-22.05.2017 vadeli ve 121748919 nolu, ..... adına kayıtlı olan ........ plaka sayılı otomobil, davalı ........ A.Ş. (Devirden önceki unvan ........ A.Ş.) tarafından 22.05.2016-22.05.2017 vadeli ve 121748919 nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalanmış olduğunu, trafik sigorta poliçelerinin Sakatlık Teminatı Klozu'ndan doğan sorumluluğa bağlı olarak Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında müvekkilenin, geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı ile sürekli iş göremezlik devresinde uğradığı maddi zararının tazmini için açılan davada hükme esas alınmış olan; a-)Makine Mühendisi ........ tarafından düzenlenmiş 14.12.2017 tarihli Bilirkişi Raporu'nda; ........ plaka sayılı çekici sürücüsü ........'ın 470 oranında, ........ plaka sayılı otomobil sürücüsü ........'in %30 oranında kusurlu olduğu, Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi tarafından düzenlenmiş 06.02.2018 tarih ve 2800 sayılı Rapor'da müvekkilinin; Sol kulak önünde ve çene altında oluşan hipertrofik skar izlerine bağlı olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Diğer Deri Hastalıkları (Hafif) tablosuna göre 65 oranında özürlü olduğu, İyileşme süresinin 4 (dört) ayı bulacağı, bu sürede bir başkasının bakımına ihtiyaç duyacağı, tespit edilmiştir. Müvekkilinin, geçici iş göremezlikten doğan maddi zararı ile 5 özür oranına göre uğradığı sürekli iş göremezlikten doğan maddi zararı karşılandığını, ancak müvekkilinin, aradan geçen süre zarfında maluliyetinde eklenme ve artış olduğunu, davalı sigortacının, tedavi ve iyileşme süresinde uğranılan bakıcı gideri zararı ile SGK tarafından karşılanmayan ve fatura edilemeyen kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararı da tazmin etme sorumluluğu olduğundan müvekkilenin, eklenen ve artan maluliyeti nedeni ile uğradığı sürekli iş göremezliğinden doğan maddi zararı, iyileşme süresinde uğradığı bakıcı giderinden doğan maddi zararı ile SGK tarafından karşılanmayan ve fatura edilemeyen kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararının tazminini istemek gerektiğini, 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine göre açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; a-)Eklenen ve Artan Maluliyetinden Doğan ; 1,00TL b-)Tedavi ve İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan;1,00 TL, c-)Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan ; 1,00TL maddi tazminatların, kaza tarihinde geçerli kişi başı poliçe limitleri ile sınırlı olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88/1 ve 99/2 maddeleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 ve 163/1 maddeleri gereğince teselsül hükümlerine göre ilk davanın açıldığı 06.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini, zorunlu olması nedeni ile Arabuluculuk faaliyeti için yapılan giderler, sarfına mecbur kalınacak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, artan maluliyete ilişkin davasının reddine, Konya BAM 3. HD'nin 2018/60 E, 2019/3 K, ve aynı dairenin 2020/964 Esas, 2021/63 K, sayılı 28/01/2021 tarihli ilamları da dikkate alındığında; davacının davalılar aleyhine açtığı 6.870,75-TL Bakıcı gideri, 2.000,00-TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 8.870,75-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 30/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (........ Anonim Şirketi için kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. " şeklinde davacının, artan maluliyete ilişkin davasının reddine, davacının davalılar aleyhine açtığı 6.870,75-TL Bakıcı gideri, 2.000,00-TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 8.870,75-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 30/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (........ Anonim Şirketi için kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; artan maluliyete ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında kol kemiği (humerus) ortasından yalancı eklem arızasına göre tespit edilen %9,2 oranındaki maluliyetin, gelişen duruma bağlı maluliyet olarak kabul edilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile artan maluliyete ilişkin talebimizin reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, davalı lehine AAÜT'ne aykırı olarak fazla miktarda vekalet ücretine hükmedildiğini, istinaf kanun yoluna başvurma harcının tamamı yerine kabul red oranına göre orantılı hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, harcın tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. İDM CE DAİREMİZCE VERİLEN KALDIRMA KARARI DOĞRULTUSUNDA İŞLEM YAPILMASINA BU BAĞLAMDA 1-Kamu düzeni ve davalı vekilinin özürlülük yönetmeliğinin ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğine ilişkin aktüerya raporu ve maluliyet raporu içeriğine istinafı yönünden; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmüktedir. Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir. Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir. Somut olayda mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre alınmasında ve davacının sürekli işgöremezlik tazminatının Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda ve PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak dava, artan maluliyet nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkin olup davacı Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında davacı hakkında düzenlenen raporda davacının %5 maluliyeti olduğuna karar verildiğini, daha sonra maluliyet oranında artış olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunda ise davacının yaralanması ile ilgili gelişen bir durumu olup olmadığı davacının maluliyet oranında artış olup olmadığı ile herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.(Yargıtay 17. HD'nin 2014/18267E, 2014/15490K, 2014/4977E, 2015/11641K ) Somut olayda, yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca davacının maluliyeti ile ilgili olarak "gelişen bir durumun" olup olmadığı önem arz etmektedir. Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında davacının %5 maluliyetinin bulunduğu belirtilmesine ve eldeki davada %9,2 maluliyetinin bulunduğu belirtilmesine rağmen, hükme esas alınan raporda gelişen durum olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Bu maluliyet farkının neden kaynaklandığı belli değildir. Zira dosya içindeki raporda yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği anlaşılamamaktadır. Bu durumda dosyanın tümüyle, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasıyla birlikte rapor tanzim eden sağlık kuruluşuna gönderilerek trafik kazası sonucu oluşan yaralanmanın tedaviyle hangi tarihte tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı belirlenip, davacı tarafın belirlenen % 5 maluliyetine ilişkin rapordan sonra dava konusu kazadan dolayı gelişen ve yeni ortaya çıkan bir durumun olup olmadığı varsa gelişen durum nedeniyle artan maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre tespiti konusunda rapor alınmadan davanın kabulü yanlış olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulü gerekir. GEREKÇESİYLE YAPILAN KALDIRMA NETİCESİ ALINAN RAPORLARA GÖRE Dosyanın yeniden NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi hekimlerinden oluşan 3 kişilik heyete tevdii ile düzenlenen ve hükme esas alınan 03/02/2025 tarihli maluliyet raporunda; Kişinin yaşına (E cetveline) göre sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık) oranının %9,2(dokuzvirgüliki) olduğu, Trafik kazası sonucu oluşan yaralanmanın emsallerine göre iyileşme süresinin 4 ay olduğu, olay tarihinden itibaren 4 aylık süre sonunda tedavisinin tamamlanmış olduğu ancak net olarak hangi tarihte tamamen sona erdiğinin tespitinin tıbben mümkün olmadığı, Bu yaralanmadan dolayı 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkınua Yönetmelik hükümlerine göre %5 lik maluliyet oranı oluştuğu, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %9.2 lik maluliyet oranı oluştuğu, Kişinin %5 lik ve %9.2 lik maluliyet oranı farklılığının; yönetmelik farklılığından kaynaklandığı, gelişen veya yeni ortaya çıkan bir durumdan kaynaklanmadığı, Davacının belirlenen %5 maluliyetine ilişkin raporunda sonra, dava konusu kaza nedeniyle gelişen ve yeni ortaya çıkan ya da artan maluliyet niteliğinde bir durumun olmadığı, Kişinin yüz ve çene altı bölgesindeki hipertrofik skar dokusu arızası için oranının % 5(yüzde beş) olduğu, Bu tür bir yaralanmada bir takım fatura edilemeyen (özel diyet, ulaşım, rehabilitasyon, pansuman, özel hastane muayene farkı gibi vb.) masrafların da olacağını, kaçınılmaz giderlerin yapılan masrafların niteliği, yapıldıkları tarih ve yerler tam olarak bilinmediğinden ayrı ayrı hesaplanmaktansa kişideki yaralanmanın ağırlık ölçüsü, yapılan ameliyat safısı, tedavi, kişinin yerleşim yerine ve hastaneye olan Uzaklığı, sosyoekonomik kültürel durumu gibi unsurlar dikkate alınarak tahmini genel bir miktar belirlenmesinin daha bilimsel ve objektif olacağı, tüm bu dikkate alındığında faturalandırılamayan sağlık giderlerinin 2.000,00 TL olarak değerlendirildiğini, (bu tutarın 500,00TL si ulaşım gideri, 1.500,00TL si refakatçi, özel beslenme vs. gideri olarak değerlendirildiği), Mevcut arızasının iyileşme süresinin 4(dört) ayı bulacağı, bu sürede bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağını, 06.11.2016-30.12.2016 arasında brüt asgari ücret üzerinden 3.019,50TL, 01.01.2017- 05.03.2017 arasında brüt asgari ücret üzerinden 3.851,25 TL toplam bakıcı gideri: 6.870,75 TL olduğu, Kişiye verilecek toplam tedavi masraflarının 8.870,75 TL olduğu ve bu miktara 4(dört) ay kazanç kaybının da eklenmesinin uygun olacağı tespitlerini bildirir rapor da dikkate alınarak, Tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, artan maluliyete ilişkin davasının reddine, karar verilmesi isabetlidir. Keza davacının sürekli işgörmezlik talebinin tamamen reddine karar verildiğine göre davalı lehine maktu vekalet ücreti isabetlidir. Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 1-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; davalı yönünden; dava tarihi olan 2020 yılı itibari ile (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, davacı yönünden; HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 16/07/2025 ..... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.