T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1967 Esas KARAR NO : 2025/1811 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/419 D.İş - 2025/419 Karar EK KARAR TARİH: 11/09/2025 TALEP : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1967 Esas KARAR NO : 2025/1811 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/419 D.İş - 2025/419 Karar EK KARAR TARİH: 11/09/2025 TALEP : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle, mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında, borçlunun belirtilen miktardaki muaccel borcu nedeniyle taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaları ve banka hesapları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 01/08/2025 tarihli kararı ile;"Talebin kabulü ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz talep edenin ileride ihtiyati haciz de haksız çıkması halinde borçlu/borçlular ile üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydı ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının şimdilik talebe konu alacağın %15 (on beş) oranınına isabet eden 1.800.000,00TL miktarındaki nakdi teminat tutarını veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu (şayet alacaklı bir banka ise kendisi dışındaki bir başka bankaya ait teminat mektubu olmak kaydı ile ) mahkememize yatırdığında veya ibraz ettiğinde borçlunun/borçluların gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının yukarıda miktarı yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati hacze itiraz edenler vekili 17/08/2025 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; Müvekkilleri aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, karşı tarafça İstanbul 2. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, çok sayıda icra/haciz işlemi yapıldığını, genel yetki kuralları gereğince, ihtiyati haciz başvurularında yetkili mahkeme, aleyhine İhtiyati Haciz İstenen tarafın ikametgahının bulunduğu mahkeme olduğunu, müvekkili şirketin ve ...'ın mernis adresinin Ümraniye/İstanbul olduğunu, karşı taraf alacaklının adresin de "Atatürk Mah. Yakut Cad. Yeşim ... Ataşehir/İstanbul" olduğunu, hem alacaklı hem borçlular hem de borcun ifa yeri İstanbul Anadolu Adliyesi sınırlarında olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ihtiyati haciz kararının dayanağı niteliğindeki bonolarda "ihtilaf vukuunda İstanbul mahkemelerinin salahiyeti..." ibaresi bulunuyor ise de, söz konusu bu kayıt geçersiz olup, genel yetki kurallarını bertaraf edemeyeceğini, karşı tarafça sunulmuş olan bonolarda hem alacaklının hem de borçlunun şahıs sıfatına haiz olduğunu, müvekkili ...Ltd. Şti. yönünden, 6100 Sayılı Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesindeki "Tacirler veya kamu tüzel kişileri" sıfatlarına haiz olmadıklarından söz konusu yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Adliyesi Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, müvekkilinin alacaklı iddiasındaki ...'a herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, müvekkili temsilcisi bulunduğu ...Yapı Ltd. Şti. ve sair şirketler üzerinden, iştigal alanı inşaat- tamirat- tadilat olduğunu, ...'ın temsilcisi bulunduğu ... Grup Restorasyon Temizlik Makina Tic. A.Ş. 'ne taşeron olarak, proje bazlı çalışmakta olduğunu, şirketler arasındaki ticari ilişki 10 yılı aştığını, tarafların ilk çalışma kararı aldıklarında, ... "her proje için 2.000.000,00 TL şahsi teminat bonosu" talebinde bulunduğunu, ...'ın bonolara "teminat" ifadesinin yazılmasını istemediğini, ödeme tarihi - düzenleme tarihi vs. kısımlarının da boş bırakılmasını şart koşmuş olduğunu, bu şartları kabul etmediğinde iş alması mümkün olmayan müvekkilinin de mecburen kabul ettiğini, her yeni projede yeni bir teminat senedi talep edildiğini, veya uzun süreli projelerde yeniden senet imzalanması istendiğini, işin sürdürülebilmesi için müvekkilinin de bahse konu bonoları (sadece) imzalayarak ...'a teslim ettiğini, bonolarda müvekkilinin imzası bulunmakta olduğunu, ancak bono üzerindeki sair yazıların hiçbirisinin müvekkili ...'a ait olmadığını, bonolara sadece müvekkili şahsen imza atmış olduğunu, karşı tarafın müvekkili ... Tic. Ltd.'ni de kefil kısmına yazarak şirketi de borçlu duruma sokmaya çalışmakta olduğunu, matbu bonolar üzerinde her ne kadar "kefil" ibaresi yer alsa da kefillik bir sözleşmeyle mümkün olduğundan, bono üzerindeki bu kısmın doldurulup ayrıca imzalanması hukuken "aval" niteliğinde olduğunu, ticari ilişki her iki tarafın ilgilisi bulunduğu şirketler arasında olduğunu belirterek ihtiyati haciz kararının her iki müvekkili için usul yönünden iptaline, aksi halde esasa ilişkin olarak her iki müvekkili yönünden iptaline, aksi halde aval sıfatı bulunmayan ... San Tic. Ltd. Şti. yönünden iptaline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/09/2025 tarih ve 2025/419 D.İş - 2025/419 Karar sayılı ek kararı ile:"Dava; ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkindir.İİK 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri; mahkemenin yetkisi,teminat, ihtiyati haczin dayandığı sebepler olarak sınırlı şekilde sayılmıştır.Somut olayda;Mahkememiz dosyasında; 2025/419 D.İş Esas, 2025/419 Karar sayılı ve 01/08/2025 tarihli ihtiyati haciz kararı verilmiştir. İhtiyati haciz istenen alacağın dayanağı 19/08/2024 düzenleme tarihli,14/02/2025 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli, 19/08/2024 düzenleme tarihli,14/03/2025 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli, 28/12/2024 düzenleme tarihli,14/04/2025 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli, 19/08/2024 düzenleme tarihli,14/05/2025 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli, 19/08/2024 düzenleme tarihli,14/06/2025 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli, 19.08/2024 düzenleme tarihli,14/07/2025 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli bonolardır. Taraflar arasında düzenlenen bonolarda her ne kadar ihtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri yetkili olduğu belirtilmiş ise de; Alacaklı ... ve keşideci ...'ın tacir olmadığı, bu nedenle bonolar üzerinde yapılan yetki anlaşmasının geçerli olmayacağı anlaşılmıştır. Alacaklı ...'ın yerleşim yeri Ataşehir/İstanbul, bonoların borçlusu keşideci ...'ın yerleşim yeri Ümraniye/İstanbul olduğu, bonoların keşide yeri borçlunun ikameti ile götürülecek borç olan para borcunda alacaklının ikameti dikkate alındığında mahkememiz yetkisizdir. Yetki itirazının kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,"1-Yetki itirazının kabulüne, İstanbul 15 ATM nin 2025/419-419 d iş sayılı ve 01/08/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, teminatın iadesi talebi konusunda bilahare dosya üzerinden karar verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili vekili istinaf dilekçesinde özetle, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ek kararı ile bononun keşidecisinin ve alacaklısının tacir olmaması sebebiyle yetkisizlik kararı verdiğini ancak bu gerekçenin kabulünün hukuken mümkün olmadığını; yetki sözleşmesinin geçersizliğinin kabulü, söz konusu bononun var oluş amacına ve kanun koyucunun yetki sözleşmesi düzenlemesini getirmesindeki amaca aykırı olduğunu; karşı tarafın ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde itirazlarına dayanak olarak kullandığı Yargıtay HGK. 2017/12-2253 E. 2018/1718 K. S. 15.11.2018 T. Kararında dahi açıkça "Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırt edilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir." şeklindeki değerlendirmeyle kanun koyucunun amacının belirtildiğini; açıkça görüldüğü üzere asıl amacın taraflar arasında zayıf tarafın güçlüye karşı korunması olduğunu, Her hukuki uyuşmazlığın kendi içerisinde bir önem ve incelik arz etmekte olup bu gerekçeyle kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini: görülen dava bakımından değerlendirilme yapılacak olursa keşide edilen bonolar üzerinde "...ihtilaf vukuunda İstanbul mahkemelerinin selahiyetini şimdiden kabul eylerim." ifadesi bulunmakta olduğunu ve bu ifadenin keşideci karşı taraf olan ... tarafından imzalanarak kabul edildiğini; bu kayıdın keşidecinin kendi rızası ile düşüldüğünü; kanun koyucunun yetki sözleşmesi düzenlemesindeki amacı, alacaklı tarafın güçlü olup kendi lehine fayda sağlamasını engellemek olduğunu; görülen anlaşmazlıkta ise müvekkili alacaklının yerleşim yerinin Ataşehir/ İstanbul, keşidecinin ise Ümraniye/ İstanbul olduğunu; müvekkilin adresinin İstanbul Mahkemeleri'ne yakın olmayıp keşideciye oranla İstanbul Mahkemelerine ulaşımının da daha zor olduğunu ve yargı çevresinde de bulunmamakta olduğunu; dolayısıyla yetki sözleşmesi ile kendi lehine olacak şekilde bir fayda sağlamadığını; güç dengelerini bozacak şekilde kendi lehine avantaj sağlamak istese İstanbul Anadolu Mahkemelerini tercih edeceğini; aksinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını; ayrıca anlaşmazlığın İstanbul Mahkemelerinde takibi keşidecinin yerleşim yeri olan Ümraniye ilçesinden daha kolay yapılabileceğini; Ümraniye ilçesinden İstanbul Mahkemelerine ulaşımın Ataşehir ilçesine oranla daha kolay olduğunu, keşidecinin de bu durumu bildiği için İstanbul Mahkemelerinin yetkili olmasını tercih ettiğini, Kanunların değerlendirilmesi yalnızca lafzi olarak yapılıp her somut olay kendi içerisinde değerlendirilmeden karar verilmesinin hukukumuzu katı, kuralcı ve çözümden uzak yapacağını; dolayısıyla görülen davada keşidecinin "tacir mi gerçek kişi mi" değerlendirilmesi yapılmadan dahi kanunun koyucunun amacına göre hareket edilecek olursa kanunun ruhuna ve hakkaniyete göre karar verilecek olup yetki sözleşmesinin geçerliliği kabul edilerek İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğuna hükmedileceğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017 sonrası içtihatlarında kambiyo senetlerine yer alan yetki kaydının yalnızca tacirler bakımından olmayıp senedin tarafı tüm kişiler bakımından bağlayıcı olduğuna karar verildiğini; bu içtihatlarda tacir olmayan avalistlerin de yetki sözleşmesiyle bağlı kılındığını; tacir olmayan avalistlerin dahi yetki sözleşmesiyle bağlı kılındığı durumda kambiyo senedinin asıl tarafları olan keşideci ve alacaklının her şartta bağlı olması gerektiğini, Hukuğun kendini güncelleyen, çağa uygun ve çözüm odaklı olmak zorunda olduğunu; günümüzde kambiyo senetlerinden olan bonoların çok yüksek oranla ticari işler için kullanılmakta olduğunu; tacir olmayan kişilerin bono ile ticari ilişki içinde olmalarının sıfıra yakın olduğunu; dolayısıyla bononun kendi şahsi kimliği göz önünde bulundurulduğunda keşideci ve alacaklının tacir olmama ihtimali bulunmamakta olduğunu; olayda da karşı taraf ile müvekkili arasında uzun zamandır ticari ilişki bulunmakta olup davalı dilekçesinde de bunu dile getirdiğini; karşı tarafın müvekkili lehine bono keşide etmiş olup borcunu ödemediğini; Türk Ticaret Kanunu ve İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca, borçlunun borçlarını ödememesi veya ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması hâlinde ihtiyati haciz kararı verilmesinin zorunlu olduğunu; davalı hakkında mevcut onlarca icra dosyası, haciz şerhleri ve sıfıra yakın banka bakiyeleri karşısında, ihtiyati haciz kararının verilmesinin yalnızca haklı değil aynı zamanda zorunlu olduğunu, Dolayısıyla karşı tarafın tacir sıfatının olmadığının kabulü hukuku gerçek hayattan soyutlamak olacağını; ayrıca taraflarınca sunulan 10.09.2025 tarihli beyan dilekçelerinde de belirttikleri üzere ve icra dosyası üzerinde yapılacak basit bir incelemeyle karşı tarafın banka hesaplarında çok az bakiye bulunduğu, çok sayıda kamu kurumları ve icra dosyaları tarafından hacizlerle blokeli olduğu, adına kayıtlı hiçbir mal varlığının bulunmadığının görüleceğini; bu durumun da g karşı taraf ticari işlerini şirket bünyesi altında yapıp şahsi olarak alacaklılara borçlanarak borçlarını ödememekte olduğunu göstermekte olduğunu; basiretli bir tacir olarak hareket etmeyen ...'ın tacir olmadığının kabulünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun hükümleri, Yargıtay içtihatları ve hakkaniyet doğrultusunda; keşideci tarafından müvekkil lehine keşide edilen 6 adet bonoya ilişkin borcun ödenmemesinden kaynaklı olarak verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması kararının ortadan kaldırılması ve ihtiyati haczin devamına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep: kambiyo senedine (bono) dayalı alacağın tahsilin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece 01/08/2025 tarihli kararı ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiği, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlular vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine Mahkemece 11/09/2025 tarihli ek kararı ile ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne karar verildiği ve karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265/1. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. İhtiyati haciz kararına itiraz edenler vekilinin itiraz sebeplerinden biri de ihtiyati haciz kararının yetkili Mahkeme tarafından verilmediğine ilişkindir. İİK’nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı Kanunun 50. maddesinde ise ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. HMK'nın 17. maddesinde; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar, sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Yine bonoda yetki şartı bulunması halinde de yetki şartının geçerli olması için HMK'nın 17. maddesine göre, uyuşmazlığın tacirler arasında doğmuş olması şartı aranmaktadır. Ancak bonoların lehtarının ve düzenleyenlerden birinin gerçek kişi olması sebebiyle ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağına dair yetki şartının geçerli olmadığı, diğer düzenleyen şirketin tacir olmasının tek başına sonuca etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla bonolardaki yetki şartı geçersizdir. Bu durumda bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerini değerlendirme yetkisinin HMK'nın 6 maddesi uyarınca borçlunun yerleşim yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmiş ise ödeme yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmemiş ise TTK'nun 777/3 maddesi uyarınca düzenleme yeri mahkemelerine ait olduğu, bonolarda ödeme yerinin ve düzenleme yerinin bulunmadığı, bu durumda düzenleyenin adresi olarak belirtilen Ümraniye/İstanbul adresinin ödeme ve düzenleme yeri olduğu, gerek borçluların adresi gerekse bononun düzenlenme ve ödeme yeri olarak kabul edilen yer dikkate alındığında iş bu talepte İstanbul Mahkemeleri yetkili olmadığından Mahkemece ihtiyati haciz kararına itirazın kabulü kararı usul ve yasaya uygundur. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın kabulüne yönelik verilen karar usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.