T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1562 KARAR NO : 2026/255 KARAR TARİHİ : 03/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2022 NUMARASI : 2020/405 Esas 2022/192 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 03/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2026 Davacı vekilleri tarafından yu…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1562 KARAR NO : 2026/255 KARAR TARİHİ : 03/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2022 NUMARASI : 2020/405 Esas 2022/192 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 03/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2026 Davacı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " İzmir 21. İcra Dairesi 2020/5311 esas sayılı ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri tebligatı, müvekkil şirketin ÜETS sisteminde oluşmuş hata sebebiyle fiilen tebliğ alınamamış ve kesinleşmiştir. Müvekkil şirket söz konusu icra takibinde dayanak gösterilen faturalara ilişkin işlemleri kabul etmeyerek bunlara karşı iade faturası kesmek için şirketler arası görüşmeler devam etmekteyken haksız olarak icra takibi başlatmıştır. İcra takibi konusu edilen fatura alacağının yalnızca %40'lık kısmından dolayı borçlu olan müvekkilin geri kalan %60'lık kısımdan borçlu olmadığının tespiti amacıyla işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuştur. Müvekkil tedarikçisi olan davalıdan 42 palet, 1152 karton kırmızı elma tedarik edilmiş ve bu tedarik edilen elmalar TR-T10653 ve TR-T10654 pozisyon numaraları ile müvekkilin müşterisi olan... isimli Dubai'de bulunan şirkete gönderilmiştir.“Söz konusu mallar 18.03.2020 tarihinde varış limanına ulaşmış ve müşterinin talebi üzerine 19.03.2020 tarihinde uluslararası bağımsız bir ekspertiz kuruluşu tarafından malların sağlam olup olmadığına dair rapor (survey raporu) alınmıştır. Söz konusu survey raporuna göre mallarda tespit edilen çürük, ezik ve benzeri kusurlar sebebiyle %60 oranında bedel iadesi ya da indirimi yapılması gerektiğinden bahsedilmektedir. Müşteri bu rapora dayanarak müvekkil şirkete ödemesi gereken tutarın %60'ını ödemekten imtina etmektedir. Diğer yandan davalı ile olan ticari ilişki sebebiyle müşteri tarafından bildirilen survey raporu derhal ve vakit kaybetmeden davalı şirkete yazılı olarak survey raporu ile aynı gün olan 19.03.2020 tarihinde bildirilmiş ve bu bildirim sonrasında davalı şirket yetkilisi ve söz konusu sipariş ile ilgilenen personeli tarafından yine e posta yolu ile yanıtlanmıştır. Yapılan bu yazılı bildirim ile müvekkil dava konusu ticari faaliyetten kaynaklanan ayıplı mal bildirim yükümlülüğünü zamanında ve derhal yerine getirmiştir. Dolayısıyla bir ayıplı mal durumu söz konusu olduğundan davalı şirketin haberi bulunmaktadır. Müşteri tarafından %60 oranında eksik ödemenin sebebi, tedarikçi tarafından yüklenen malın ayıplı yüklenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sebeple %60 oranında müvekkile müşteri tarafından uygulanan eksik ödeme sebebiyle aynı oranda tedarikçinin de eksik ödeme veya iadeye maruz kalması gerekmektedir. Özetle müvekkil 176.192,51 TL olan takip miktarından %60’a denk gelen 105.715,51 kadarından sorumlu olmayıp, geri kalan 70.476,99 TL’lik kısım kadar borçludur. Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; Öncelikle İzmir 21. İcra Dairesi 2020/5311 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin takip çıkış tutarı olan 176.192,52TL'nin borçlu olunmadığının tespiti istenen %60 olan 105.715,512TL'nin %15'i oranında gösterilecek teminat karşılığında IIK. 72/3 maddesi uyarınca’ dosyaya yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi, yargılama sonrasında müvekkilin davalıya toplam dosya borcu üzerinden %60 oranında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Müvekkil şirket, davacının talebi üzerine satış ve hizmet şartlarını ihtiva eden "Müşteri Teklif ve Sipariş Formunu" davacıya göndermiş, müvekkil Şirket ile davacı şirket, davacıya "1. Kalite Starking Elma" satılması için anlaşmıştır. Davacı şirket tarafından 13.02.2020 tarihli TR-T10653 ve TR-T10654 Pozisyon Numaralı 2 farklı sipariş formu ile siparişler verilmiştir. Davacının siparişi üzerine, 20.02.2020 Tarihinde müvekkil şirket tarafından 21.192 Kg ve 21.633 Kg Starking Elma l.Kalite ürünler sipariş formunda taraflarca kararlaştırılan şekilde nakliye araçlarına yüklenmiş, irsaliye faturaları düzenlenmiştir. Aynı tarihte GDA2020000000036 Nolu 84.545,57 TL tutarlı fatura ile GDA2020000000037 Nolu 86.304,94 TL tutarlı faturalar düzenlenerek davacı şirkete gönderilmiştir. Davacı söz konusu faturaları iade etmediği gibi, iade faturası da düzenlemeyerek faturaları kabul etmiştir. (Ek-4 Faturalar) Ürünler 21.02.2020 Tarihinde kararlaştırılan şekilde Mersin/Liman'a teslim edilmiştir. Buna karşılık Sipariş Formunda ödeme şekli 30 gün vadeli olarak kararlaştırılmış ve düzenlenen faturaların üzerinden 30 gün geçmesine rağmen davacı ödeme yapmamıştır. Müvekkil şirket tarafından 15.04.2020 Tarihinde ihtarname çekilerek, 3 gün içerisinde ödeme yapılmaması durumunda hukuki yollara başvurulacağı belirtilmiştir. (Ek-5 İhtarname) Ödeme günü geçmesine, müvekkil şirket ihtarname göndermesine rağmen davacı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle icra takibi başlatma zorunluluğu doğmuştur. Nitekim müvekkil şirket, 14.07.2020 Tarihinde İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2020/5311 E. Sayılı dosyası ile takibe başlamış, davacı takibe itiraz etmediğinden takip kesinleşmiş, faturalar icra yolu ile tahsil edilmiştir. Davacı tahsil edilen miktarın %60'lık kısmının istirdatı talepli, haksız ve hukuka aykırı davayı açmıştır. Ancak davacının iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Gönderilen faturalara davacı itiraz etmemiş, yasal süresi içerisinde iade fatura da düzenlenmemiştir. İşbu ticari işlem için kesilen faturalar böylelikle davacı tarafından kabul edilmiştir Bu ticari satış işlemi tarafların ticari defterlerine de işlenmiştir. Bu sebep e davacının müvekkil şirkete karşı talep ileri sürmesi mümkün değildir. Bununla birlikte davacının ayıp iddiaları da gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkil Şirket uyuşmazlık konusu ürünleri "Müşteri teklif ve Sipariş Formu" ile talep edilen kalite ve standartlarda "Çıtır Kasa ve Teleskopik Kutu Paketleme" kondisyonunda sevkiyat araçlarına yüklemiştir. 20.02.2020 tarihinde 1. Kalite, çapı 65mm ve üstü, Starking elmalar sevkiyat aracına yüklenmiş olup 21.02,2020 tarihinde Mersin Limanı’na teslimi gerçekleştirilmiştir. Müvekkil Şirket ürünlerin kaliteli olarak seçilip paketlenmesi ile bu paketlerin uygun şekilde araçlara yüklenmesine ilişkin sorumluluklarını noksansız olarak yerine getirmiş, ürünler hiçbir hasar görmeden davacıya teslim edilmiştir. Kaldı ki ürünlerin sevkiyat aracına yüklendikten sonraki sorumluluk sipariş formunda kararlaştırıldığı üzere davacıya aittir. Nitekim ürünlerin tesliminden sonra, davacı faturaları iade etmediği gibi, iade faturası da düzenlememiş, ifayı kabul etmiştir. Bu durum bile ürünlerin ayıpsız teslim edildiğini göstermektedir. Davacının dayanak gösterdiği raporlar, Türkiye sınırlan içerisinde düzenlenmemiş olup hukuki ve teknik temellendirmeden mahfuz raporlardır. Bu Raporlarının Türk Mahkemeleri nezdinde herhangi bir karara esas teşkil edemeyeceği açıkça ortadadır. İşbu raporlar, talep eden tarafından ücreti ödenmek suretiyle özel kişilere müvekkil şirketin yokluğunda yaptırılmıştır. Bu nedenle delil niteliğini haiz raporlar değildir. Ürünlerin ayıplı olduğunu hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, davacının ayıplı mal bildirimini derhal yapmadığı da ortadadır. Davacı 19.03.2020 tarihinde müvekkil şirkete ayıplı mal bildirimi yaptığını iddia etmektedir. Oysa ürünler, 21.02.2020 tarihinde davacıya teslim edilmiştir. Yukarıda arz ve izahına çalıştığımız haklı nedenlerle, davacının haksız ve kötü niyetle açmış bulunduğu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. MAHKEMECE: "... İcra Dosyasının Tetkiki; İzmir 21.İcra Dairesi Müd. 2020/5311 E. sayılı icra takip dosyasını incelendiğinde, 23.07.2020 takip tarihinde, alacaklı –Davacı takibinin 170.850,51 TL asıl alacak üzerinden yapılan icra takibi olduğu, takibin dayanağının; 20.02.2020 tarihli GDA20200000000036 no.lu 84.545,57 TL ile 20.02.2020 tarihli GDA20200000000037 no.lu 86.304,94 fatura olarak gösterildiği anlaşılmıştır. 28/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosya kapsamı incelendiği, davacıya ait hesap kayıtları ve ticari defterler, tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mübrez belgeler üzerine araştırma, inceleme, hesaplama ve değerlendirmeler yapılmış ve tespit ve incelemeler neticesinde etraflıca açıklanmak üzere; Davacı tarafın 2020 yılı yasal defterinin 6762 sayılı (mülga) TTK’nın m. 66.,69.,70.,82. gereği ticarî defterlerin ispat kuvveti bakımından (Yevmiye ve Kebir Defterinin) E defter olması sebebiyle Beratlarının açılış ve kapanış tasdiki olarak görüldüğü, ilgili tebliğin aşağıdaki gibi olduğu,bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiğine dair nihaî takdir yetkisinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Açılış Onayı: 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel tebliğine göre Gerçek ve Tüzel kişiler için “Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı yerine geçecektir.” Hükmü bulunmaktadır. Berat yükleme süresi, ilgili olduğu ayı takip eden üçüncü ayın son gününe kadar olduğundan, bu süreler içerisinde yapılan hesap döneminin ilk ayına ait berat yüklemeleri açılış onayı yerine geçeceği, Kapanış Onayı: 1 SıraNo’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Gerçek ve Tüzel kişiler için “Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin son ayının beratının alınması kapanış onayı yerine geçecektir.” Hükmü bulunduğu, Davacı şirketin davalı şirkete 23.07.2020 takip tarihinde, asıl alacak bakiyesi olan 170.850,51 TL asıl alacak için İzmir 21.İcra Dairesi Müd. 2020/5311 E sayı ile ödeme emri gönderdiği, 7 gün içinde ödeme talep ettiği, takip dayanağının 20.02.2020 tarihli GDA20200000000036 no.lu 84.545,57 TL ile 20.02.2020 tarihli GDA20200000000037 no.lu 86.304,94 fatura olarak gösterildiği, iki tarafında tacir sayıldığı ve aralarında fiili bir cari hesap ilişkisi bulunduğu; Dava ve takip konusu cari hesap muavin kayıtlarındaki işlemlerin (Fatura, ödeme vb.), davacı yasal defter kayıtlarına genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve VUK usulüne uygun olarak kaydedildiği, Davacı taraf ticari defterleri üzerinden bakıldığında, davalı tarafından icra takibine konu edilen alacağın doğduğu, takip tarihi itibariyle, Davalı şirketin Davacı şirketten 23.07.2020 takip tarihi itibariyle 170.851.50 TL asıl alacağı olduğu, davacının yine TABLO 1'de görüldüğü üzere 21.08.2020-22.08.2020-19.11.2020 tarihlerinde ilgili icra dairesine dosya feri’leri dahil toplam 214.989,17 TL ödeme yaptığı, ödeme sonrası ise 2.531,53 TL davacının davalı şirkete borçlu olduğu,, Vergi dairesine verilen onaylı BA-BS formları açısından yapılan incelemede, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 396) gereği aylık dönemlere ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had KDV Hariç 5.000 TL olarak belirlenmiş olduğu, takip ve dava konusu faturaların hadler dahilinde DAVACI BA-BS formlarına dahil edildiği, Dava konusu faturaların e-Fatura ve Ticari Fatura olduğu, Elektronik fatura düzenlenirken iki farklı senaryo kullanılabileceği bunların, Temel Fatura ve Ticari Fatura olduğu, Temel Fatura e-Fatura Temel Fatura Senaryosu, sadece e-faturanın gönderen sistemden alıcı sisteme ulaşma durumunu ele alan senaryodur. Bu senaryoda kurum kendisine gönderilen e-faturada teknik (zorunlu alan eksikliği, veri bozulması, imza geçersizliği gibi) bir sorun yoksa e-faturayı kabul etmek zorunda olduğu, alıcılar fatura ile ilgili itirazlarını sadece harici yollarla gerçekleştirebileceği, Bu senaryoda red etme seçeneği bulunmadığı, Ticari Fatura e-Fatura Temel Fatura Senaryosu’na ek olarak Posta Kutusu gelen faturayı KABUL, RET veya İADE etme hakkına sahip olduğu, diğer bir ifadeyle; e-fatura uygulaması, kurumdan, kendisine gönderilen e-faturayı kabul edip etmeyeceğini bildirmesini beklemekte olduğu, kabul, ret veya iade bildirimi yeni bir e-fatura gönderilmesinde olduğu gibi imzalanarak iletilmeli ve arşivlenmesi gerektiği; Temel Fatura ve Ticari Fatura Ayrımı, Arasındaki Farklar; Temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı dönülme imkanı bulunmaz iken, Ticari fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden itiraz mahiyetinde, mali mühür ile imzalı elektronik bir belge üreten yapıyı barındıran “red” yanıtı dönülebilmekte olduğu, ticari faturada red imkanının bulunması tüccarlar arasındaki işlemler için kullanılması daha uygun olduğu, tarafların ticari fatura düzenleyebilmesi için önceden anlaşmış olmaları gerekmekte olduğu, Takdiri mahkemeye ait olmak üzere; sayın mahkemenin Bilirkişi marifetiyle Türkçeye çevrilen belgeler ve diğer alınacak Bilirkişi raporları üzerinden, ürünlerde açık veya gizli ayıp olup olmadığı hususlarında hüküm kurması durumunda; ayıplı ürün olması halinde hesaplanan tutarın, yukarıda tespit edilen yasal defter kayıtlarındaki bakiye alacak tutarını oluşturan 20.02.2020 tarihli GDA20200000000036 no.lu 84.545,57 TL fatura ile 20.02.2020 tarihli GDA20200000000037 no.lu 86.304,94 TL fatura olmak üzere toplam 170.851.50 TL’lik fatura toplamından düşülmesi gerekeceği ve davacının icra dosyasına ödediği feri’lerin de asıl alacak tutarının düşmesiyle değişeceği, netice ve kanaatine bildiren rapor mahkememize sunulmuştur. Dava; davacının İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2020/5311 esas sayılı takip dosyasında %60 oranında borçlu olmadığına dair açılmış menfi tespit davasıdır. Batmanda davalı defterleri üzerilerinde bilirkişi raporu alınmış ayrıca davacı defterleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılmıştır. İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2020/5311 esas sayılı takip dosyası getirtilmiş, taraflar arasındaki müşteri teklif ve sipariş formu, 19/03/2020 tarihli survey raporu dosya içinde rapor edilmiştir. Ayrıca kara taşıma hukuku uygulanmak suretiyle bilirkişi Doç. Dr. ...'den karar vermemize dayanak teşkil eden 04/01/2021 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Taraflar arasında elma satışına ilişkin bir sözleşme yapılmış bu sözleşmeye göre davalının davacıya beyan ettiği 14/02/2020 tarihli sipariş formunda 20.736 kg elma satışı teslimat yerinin Mersin Liman Müdürlüğü alanı satış hizmetine dahil olanların ürünün araca yükleme işçiliği ile Batman-Mersin arası ürün nakliyesi olduğu, satışa nakliye sigortası, sevkiyat aracına yüklendikten sonraki ürün sorumluluğu ile ürünün ambalajlanıp sevkiyata hazır hale getirildikten sonraki soğutma ve muhafaza sorumlulukları olduğu yazılmıştır. Bu formun müşteri tarafından da onaylandığı görülmektedir. Her iki survey raporunda da inceleme esnasında konteynerlerin boşaltıldığı ve soğuk havada 0,6 derece'de saklandığı yapılan incelemede zararın elmalarda kararma, çürük ve çökme şeklinde olduğu belirtilmiş olup. Somut olayda 2 farklı taşıma ile elmaların gönderilene ulaştığı anlaşılmaktadır. Bunlar birbirinden bağımsız taşımalar olup, deniz taşımasına kadar taşımadan satıcı-tedarik edenin sorumluğu olduğu, deniz yoluyla taşımadan gönderilene karşı taşıyan ve satış sözleşmesi gereği gönderen davacının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Her iki survey raporu da farklı olmakla beraber taşınan elmalarda zarar tespit edilmiş, ancak zararın hangi nedenden meydana geldiği tespit edilmemiş olup, zararın satıcı-tedarik edenden taşımanın başladığı, deniz taşımasına teslim edildiği ve deniz taşımasının bittiği yere kadar ulaşması mümkündür. Davacının Mersin Limanı'na kadar taşıması yükümlülüğünü aldığından, Mersinde teslime kadar taşıma esnasında zararın doğduğunun ispatlanması gerekmektedir. Tüm dosya içeriği ve alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere Batman-Mersin arası taşımada elmaların zarara uğradığına dair bir delil bulunmamaktadır. Kaldı ki taşıma hukuku bakımından, davalı sadece karayolu taşımasını yüklendiğinden bu taşımanın bittiği yer olan Mersin Liman'da davacının ve temsilcisinin taşınan elmaları boşaltma esnasında incelemesi ve elmalara ilişkin gerekli bildirimin yapılması gerekmekteydi. Bu husus yerine getirilmediği için TTK. 889 maddesi gereği zararın taşıma esnasında meydana geldiği ispat yükü davalı menfi-istirdat isteyen davacı tarafa düşmektedir. Zira davalının sorumlu olduğu kara yolu taşımasının bittiği yer olan Mersin Limanı'nda boşaltma esnasında inceleme ve ihbarın yapılmaması nedeniyle elmaların davacıya ve diğer taşıma olan deniz taşımasına elmaların iyi halde teslim edildiğine dair TTK. 889 maddesi gereği bir karine doğmaktadır. Elmaların survey raporlarına göre, sevkiyat öncesi türü ve yükleme şartları nedeni ile zarara uğramış olması halinde dahi TTK. m. 878/1 c ve d nedeniyle sorumluluğu olmaz. Davalının bu halde belki davacı ile aralarındaki satış sözleşmesi gereği sorumluluğu olabilir. Bununla birlikte, yükleme öncesi taşınan elmalarda bu zararın varlığı veya bu nedenle zararın taşıma esnasında meydana geldiği de dosyadaki bilgi ve belgelere göre tespit edilememektedir. Çünkü sadece delil mahiyetinde olan survey raporları, taşıma öncesi veya taşıma sırasındaki sıcaklık nedeni ile zararın doğabileceğini yahut da elmaların menşei veya taşımadan önce elmaların saklanma, depolanma vb. Benzeri sebeplerle zararın doğabileceğini öngörmüştür. Tüm açıklananlar birlikte değerlendirilmesi ile elmalardaki zararların taşıma öncesi mi yoksa taşımanın karayolu safhası veyahut deniz yolu safhasında mı meydana geldiğinin belli olmadığı, davalının karayolu taşımasına kadar sorumlu olması nedeniyle Mersin Liman'da teslim alınan elmaların orada davacının kendisi veya temsilcisi tarafından deniz taşımasına yüklenmeden önce kontrol edilerek ihbar'da bulunulması gerektiği, bunun yapılmaması nedeniyle elmaların deniz taşımasına iyi halde teslim edildiğine dair TTK. 889 maddesi gereği bir karine doğacağı ve aksinin yani elmaların kara yolu taşıması öncesi veya kara yolu taşıması esnasında zarara uğradığının ispat külfetinin davacıda olduğu ve buna ilişkin bir ispatın dosyadaki bilgi ve belgelere göre mevcut olmadığı, tüm dosya içeriği ve alınan karar vermemize dayanak teşkil 04/01/2022 tarihli bilirkişi raporu da dosya içeriği de örtüşmekle açıklanan nedenlerle davanın reddine dair mahkememizdeki vicdani kanıyı yansıtan aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile; HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; Davanın REDDİNE " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyaya sunulan ana delil niteliğindeki survey raporları dikkate alındığında mallarda ciddi oranda bozulma olduğu açıkça tespit edildiği, survey raporlarına göre bu bozulmaların deniz taşıması esnasında olamayacağı da açıkça görüldüğü, survey raporlarında yüklemenin gemiye nakledilmesinden sonra tamamen soğuk hava deposunda taşındığını, ısı artışı ile muhatap olmadığının ve usulüne uygun taşınıp bekletildiğinin görüleceği, gerekçeli kararda TTK 889 maddesine dayanılarak müvekkilin şirketçe kara taşıması sonrası deniz taşıması öncesinde gerekli kontrollerin yapılmak zorunda olunduğu, bu aşamada bir bildirim olmaması sebebiyle malı kusursuz kabul ettiği anlamına geldiği karinesi ve gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, TTK 889 maddenin bir karineden bahsettiğini, bu karineye göre müvekkilin zararın Batman-Mersin arası kara taşımasında meydana geldiğinin ispatlaması gerektiğini, dosyaya sunulan survey raporu başta olmak üzere tüm deliller ile zararın deniz taşımasında meydana gelmediği ispat olduğuna göre dolaylı olarak bu zararın kara taşımasında olduğu açıkça ispatlandığı, İlk derece Mahkemesi tarafından bu ispatın görülmediğini ve davanın reddine karar verildiğini, müvekkilin TTK 889 madde gereği ne aşamada malın bozulduğunu ispat ile yükümlü olduğunu, müvekkilin şirket gümrüklü sahaya girme yetkisi olmadığı için bu ispatı survey rapor ile yaptığını, paketlemesi davalı tarafından yapılmış ve hazır teslim edilen malların tek tek açılması ve inceleme yapılması sonrasında yeniden paketlenmesi ticari hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, paketleme işlemi davalıca yapılmış olan elmaların tüm paketlerinin açılarak kontrol edilmesinin, müvekkile ilave paketleme işlemi çıkaracak olup bu durum kabul edilemez bir iş yükü olduğu, gizli ayıp niteliğinde olan bu ayıpların müvekkilce yükleme esnasında fark edilmemiş olmasının müvekkilin TTK 889'a göre sorumlu olduğu karinesi doğurması meyve sebze ticareti ile uğraşan müvekkil gibi firmalar için hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı paketlemesinin yaptığı ve tedariği ile sorumlu olduğu nitelik ve niceliğe uygun mal yüklemiş olsaydı söz konusu malların bozulmasının mümkün olmayacağını, TTK 889. Maddesi "Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır." demekle açıkça tespit edilebilen ayıptan bahsetmektedir. Yine aynı maddenin devam fıkrasında "Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi halinde de geçerlidir." demekle gizli ayıp durumunda bildirimin ne şekilde olacağı hüküm altına alındığını, müvekkilin TTK 889 maddesinin tüm hükümlerini harfiyen yerine getirmiş olup, bu hususta gizli ayıp sebebiyle oluşan zararın açık olduğu, İstinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/405 esas 2022/192 karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinden kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: menfi tespit istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davalı tarafın, ürünleri 21.02.2020 tarihinde Mersin limanında davacıya teslim ettiği, survey raporunun ise 19.03.2022 tarihinde yani yaklaşık 1 ay sonra alındığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki satış ticari satıştır. TTK 23 e göre alıcının, açık ayıplarda 2 gün, açıkça belli değilse 8 gün içinde inceleyip ayıp ihbarında bulunması gerekmektedir. TTK 23/son maddesinde; diğer durumlarda TBK 223. Maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Davacının elmaları gönderdiği alıcı tarafından Dubai de aldırılan survey raporunda elmaların % 60 ında bozulma çürüme ezilme olduğu belirtilmiştir. İnceleme yapıldığında konteynerler boşaltılıp iade edildiğinden, inceleyemediklerini ancak alıcının beyanına göre teslim aldıklarında soğuk hava depolu gemi için yapısal olarak iyi durumda bulundukları belirtilmiştir. Yani alıcının beyanına göre bu tespiti yaptıkları anlaşılmaktadır. Davalı cevap dilekçesine 2. survey raporunu eklemiş, bu raporu da davacının aldığını bu raporda %20 hasar belirlendiğini, ancak davacının kötüniyetli olarak diğer raporu dosyaya sunduğunu belirtmiştir. Mahkemece davacı defterlerinin incelenmesine ilişkin rapor alınmış, 28/01/2021 tarihli raporda özetle; "...Dava ve takip konusu cari hesap muavin kayıtlarındaki işlemlerin (Fatura, ödeme vb.), davacı yasal defter kayıtlarına genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve VUK usulüne uygun olarak kaydedildiği, Davacı taraf ticari defterleri üzerinden bakıldığında, davalı tarafından icra takibine konu edilen alacağın doğduğu, takip tarihi itibariyle, Davalı şirketin Davacı şirketten 23.07.2020 takip tarihi itibariyle 170.851.50 TL asıl alacağı olduğu, davacının yine TABLO 1'de görüldüğü üzere 21.08.2020-22.08.2020-19.11.2020 tarihlerinde ilgili icra dairesine dosya feri’leri dahil toplam 214.989,17 TL ödeme yaptığı, ödeme sonrası ise 2.531,53 TL davacının davalı şirkete borçlu olduğu,, Vergi dairesine verilen onaylı BA-BS formları açısından yapılan incelemede, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 396) gereği aylık dönemlere ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had KDV Hariç 5.000 TL olarak belirlenmiş olduğu, takip ve dava konusu faturaların hadler dahilinde DAVACI BA-BS formlarına dahil edildiği, " belirtilmiştir. Davalı defterlerinin incelenmesine ilişkin alınan 24/05/2021 tarihli raporda;"... davaya konu faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, 21.08.2020 tarihindeki ödeme sonunda davalının davacıdan 1.182,17 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece talimat yoluyla aldırılan 04/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda; 1.Davacı ile davalı arasında elmaların satışına ilişkin bir sözleşme yapıldığı, davalının elma satışı dışında, elmaların Mersin limanına kadar taşınması ve burada deniz taşımasına teslimini de üstlendiği, 2.Dosyada elma zararlarına ilişkin delil mahiyetinde olan survey raporlarında, taşınan elmaların taşıma öncesi veya taşıma esnasında var olan sıcaklık durumu yahut taşımadan sonra bozulmaya neden olacak şekilde taşıma öncesi menşei veya elmaların saklama, depolama vb. sebeplerle zarara uğradığı kanaatini taşıdığı, 3.Bu sebeple zararın taşıma öncesi mi yoksa taşımanın karayolu safhası veyahut deniz yolu safhasın da mı meydana geldiğinin belli olmadığı, davalının karayolu taşımasına kadar sorumlu olması nedeniyle Mersin limanda teslim alınan elmaların orada davacının kendisi veya temsilcisi tarafından deniz taşımasına yüklenmeden önce kontrol edilerek ihbar da bulunulması gerektiği, bunun yapılmaması nedeniyle elmaların deniz taşımasına iyi halde teslim edildiğine dair TTK m.889 gereği bir karine doğacağı ve aksinin yani elmaların karayolu taşıması öncesi veya karayolu taşıması esnasında zarara uğradığının ispat külfetinin davacıda olduğu, buna ilişkin bir ispatın dosyadaki bilgi ve belgelere göre söz konusu olmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; davacının satıma konu elmaların deniz yoluyla taşınmasından önce hasar gördüğünü sunduğu delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davacı buna ilişkin bir delil sunmamış Mersin limanından gemiye yükletilerek Dubai'ye gönderildiğine göre yüklemeden önce kontrol yapılmamasının sorumluluğu davacıda olmakla malların sağlam yüklendiği karine olarak kabul edilmiş, aksi de davacı tarafça sunulan delillerle ispatlanmamıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına, davacının davaya konu elmaların deniz taşımasından önce davalı tarafça ayıplı olarak teslim edildiğini sunduğu delillerle ispatlayamamış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/03/2022 tarih, 2020/405 Esas ve 2022/192 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/02/2026