T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/194 Esas KARAR NO : 2025/858 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 27 /06/ 2013 KARAR TARİHİ : 09/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;Davalı şirketit liman yapımı, gemi işletmeciliği, depolama ve her türlü terminal işletm…
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/194 Esas KARAR NO : 2025/858 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 27 /06/ 2013 KARAR TARİHİ : 09/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;Davalı şirketit liman yapımı, gemi işletmeciliği, depolama ve her türlü terminal işletmeciliği, kuru yük ve konteyner taşımacılığı, yat limanı yapımı ve marina işletmeciliği gibi konularda faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş bir şirket olduğunu, müvekkillerinden ..., 28.09.2009 tarihinde davalı şirkette %95 oranında hissesine sahip ...'ı ("...") temsilen 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, 13 Şubat 2010 tarihinde davalı şirket merkezinde gerçekleştirilen ve kendisinin usulüne uygun olarak davet edilmediği olağanüstü genel kurul toplantısında görevden alındığını. müvekkillerinden...'in, hâlihazırda (A) Grubu hisseye sahip bulunduğunu, kendisi söz konusu genel kurula katılamamış olsa dahi genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespitini talep hakkı bulunduğunu, davalı şirketin 29.03.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısının ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti veya kararların iptal edilmesi gerektiğini, ... 6. İcra Müdürlüğünde...Esas ve ...Esas sayılı dosyalar ile ... aleyhine, aynı zamanda borçlu ...'un %50'sine sahip takip alacaklısı ... tarafından iki adet icra takibi başlatıldığını, istenen toplam borç miktarı 16.985.937,50-TL olduğunu, takiplere dayanak olarak ... ... ile yapmış olduğu 28 Aralık 2007 ve 6 Mayıs 2008 tarihli iki sözleşme ve ödeme makbuzlarının gösterildiğini, yaklaşık 1 aylık bir süre zarfında, ...'a ait 169.460.996 adet nama yazılı muvakkat ilmühaberin önce haczedilip, ardından ihale alıcısı "..." adlı şirketçe iktisap edilmesiyle sonuçlandığını, ...'un ... A.Ş.'deki hisseleri ... tarafından yetkisiz ve görevsiz ... 6. İcra Müdürlüğü'nde ...ve...E. sayılı dosyalar üzerinden başlatılan ve usulsüz işlemlerle kesinleştirilen icra takipleri neticesinde yapılan icra ihaleleri ile 19.000 İsviçre Frangı sermayeli bir İsviçre şirketi olan ... ("...")'a satıloığını, ... ise hisseleri satın aldıktan 1,5 ay sonra çoğunluğunu ... ("...") isimli bir ... Şirketi'ne sattığını, tüm bu süreç devam ederken hiçbir şekilde ortak ve yönetim kurulu üyesi olan müvekkillerinin durumdan haberdar edilmediğini, sürecin adeta kendilerinden gizlendiğini, davalı şirketin 29 Mart 2013 tarihli olağan genel kurulunda toplantı ve karar nisabı sağlanamamıştır, zira, şirketin %95 oranındaki çoğunluk hissesinin gerçek maliki ... toplantıda temsil edilmemiştir. Bu itibarla, sözde hissedarlar ..., ... ve ...'ın katılımı ile yapılan dava konusu genel kurul yok hükmünde olduğunu, genel kurul toplantısına ilişkin davet usulüne uygun olarak gerçekleştirilmediğini, ... A.Ş.'nin 29 Mart 2013 tarihli genel kurul toplantı daveti yetkili kişiler tarafından gerçekleştirilmediği gibi; çağrının bütün pay sahiplerine de yapılmadığını, 29 Mart 2013 tarihli genel kurul toplantı çağrısı Belde'nin %95 oranında hissesinin sahibi olduğu konusunda hiçbir tereddüt kalmamış olan ...'a gönderilmediğini, bu bağlamda şirket sermayesinin %95'ine karşılık gelen payların sahibi olan ... toplantıya çağrılmadığından, geçerli bir çağrı ve bu çağrıya dayalı olarak bir genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği sonucuna varılamayacağını, Belde.'nin %95 oranında payının sahibi olan ...'a genel kurul çağrı mektubu gönderilmemiş olması toplantı davetinin geçersiz olmasını diğer bir deyişle dava konusu genel kurulun ve bu genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olmasını gerektiğini, davalı şirketin 169.460.996 adet payına sahip olan, ancak, hukuka aykırı icra işlemleri neticesinde hisseleri adeta elinden alınan ..., genel kurulda temsil edilmemiş, bu nedenle de, toplantı nisabı oluşmadan gerçekleşen genel kurul toplantısında alınan tüm kararlar yoklukla malul hale geldiğini, dava konusu genel kurul kararının icrasının durdurulması gerektiğini, Belde'nin içinde bulunduğu ihtilaflı durumun halline kadar mevcut sözde yönetim kurulu üyelerinin göreve devam edeceğinin kabulünün mümkün olmadığını, şirket yönetiminin kayyıma tevdiinde zaruret bulunduğunu, yok hükmünde bir kararla seçilen kişiler yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olamayacaklarından ... A.Ş.'de organ boşluğu bulunduğunu, bu sebeple ... A.Ş.'ye yönetim kayyımı atanması gerektiğini belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile, şirketin hâlihazırdaki yönetim kurulunun ve ekli imza yetkisine ilişkin yönetim kurulu kararında görünen imza yetkililerinin yönetim, temsil ve imza yetkilerinin ihtiyati tedbir kararıyla kaldırılmasına, şirket yönetiminin, mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçerli olmak üzere kararla birlikte HMK m. 389 uyarınca tedbiren mahkeme tarafından re'sen atanacak ve en az 3 kişiden müteşekkil bir yönetim kayyımı heyetine tevdi edilmesine, davalı şirket'in 29 Mart 2013 tarihinde alınmaya çalışılmış ve esasen yok hükmündeki kararların icrasının TTK m. 449 uyarınca geri bırakılmasına, davalı şirketin 29 Mart 2013 tarihli olağan genel kurulunda alınmaya çalışılan tüm kararların yok hükmünde olduğunun ve geçersizliğinin tespiti ile iptaline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; ..., ..., ...ve (dava konusu genel kurula vekili aracılığıyla katılan ancak dava açmayan)...'na, eski TTK'nun 312/2 maddesi gereğince ... tarafından birer adet hisse verilerek hissedar olduklarını, ...'ın %50 hissesine sahip ..., ...'dan olan alacağını tahsil etmek amacıyla, ... 6. İcra Müdürlüğünün ... ve ... esas sayılı dosyalarında ...aleyhine icra takibi başlatıldığını,takip sırasında ...'ın, ... A.Ş.'deki 169.460.996 adet muvakkat ilmuhaberinen haczedildiğini ve ... 6. İcra Müdürlüğü'nce açık arttırmalı ihale ile satışa çıkartıldığını, ... A.Ş.'nin, ...'a ait 169.460.996 adet muvakkat ilmuhaberleri, ... ("...”) tarafından satın alınmış ve ihalenin kesinleşmesi üzerine, İcra Müdürü'nün, ... AŞ'ye gönderdiği 19.01.2010 tarihli talimat gereğince ..., pay defterine, ... A.Ş.'nin 169.460.996 adet hissenin maliki olarak kaydedildiğini, ...'un sahip olduğu 169.460.996 adet hisseden, 99.460.996 adedini 22.02.2010 tarihinde ...'ye; 60.000.000 adedini 30.03.2011 tarihinde ...'e devrettiğini, iptal davasını açabilmek için, davacının, davanın ikame edildiği sırada pay sahibi sıfatını taşıyor ve bu sıfatı dava süresince devam ettiriyor olması gerektiğini, ortak sıfatının, dava kesinleşinceye kadar devam etmesi gerektiğini, ancak Davacılardan ...'ın dava konusu genel kurulun yapıldığı tarihte ortak olmadığı gibi bu davanın açıldığı tarihte ve halen dahi ortak olmadığını,...'ın, ortak olduğunun iddia edildiğini, ancak, şirketlerin genel kurul toplantılarına ortak olduğunu "iddia" edenler değil, pay defterinde ortak olarak "kayıtlı olanlar" katılacağını, davacı, ...'ın, işbu genel kurul kararlarının iptali talepli davayı takip yetkisi omadığını, HMK'nun 114/e maddesi gereğince "dava şartı" sayıldığından HMK'nun 115/2 maddesi gereğince davanın, ... yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, ...'ın belde a.ş.'de %95 hisseye sahip olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı vekillerinin halen, ... A.Ş.'nin %95 oranındaki hissesinin ...'a ait olduğunu ve icra işlemlerinin kesin hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürmelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... A.Ş/nin pay senetlerini ellerinde bulunduran ortakların belirlediği Yönetim Kurulunun halen işbaşında olduğunu, başka bir anlatımla ... A.Ş. "organsız" olmadığını bu nedenle ... A.Ş.'ye kayyım atanmasını gerektiren yasal bir durum bulunmadığını, yasal bir gereklilik bulunmamasına rağmen davacıların, olayları çarpıtması sonucu ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ... A.Ş.'ye "denetim kayyımı" atanmış ancak bir süre sonra Mahkeme, üstelik ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan "zorlama" davaya rağmen denetim kayyımına gerek olmadığına karar verdiğini belirterek; davacı ... dava takip yetkisinin olmaması (HMK 114/e) ve usulen temsil edilmemesi (HMK 114/f) nedeniyle davanın öncelikle HMK'nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme dava şartlarının mevcut olduğunu tespit ettiği takdirde, genel kurul toplantısı Yasa, Ana Sözleşme ve Objektif iyi niyet kurallarına uygun olduğundan iptal talebinin her iki davacı yönünden esastan reddine, koşullan mevcut olmayan ve yasal dayanağı bulunmayan. Kararların İcrasının Geri Bırakılması ve Şirkete kayyım atanması isteklerinin reddine, TTK'nun 448/3 maddesi gereğince ... A.Ş/nin muhtemel zararlarına karşılık davacıların teminat yatırmalarına, yargılama,harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava; davalı şirketin 29 Mart 2013 tarihli olağan genel kurulunda alınmaya çalışılan tüm kararların yok hükmünde olduğunun ve geçersizliğinin tespiti ile iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirket adına geçerli bir vekaletname ibraz edilip edilmediği, davacı şirketin dava hakkının bulunup bulunmadığı ve davalı şirketin 29.3.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptalinin gerekip gerekmediği tespit olunmuştur. Davalı şirketin dava tarihi itibariyle ticaret sicilinde kayıtlı yasal ikametgahının (şirket merkezinin) mahkememizin yargı yetkisinin bulunduğu idari sınırlar içinde kaldığı saptandığından, uyuşmazlığın çözümünde HMK. nun 14/2 ve 6102 Sayılı TTK.nun 445. maddesi hükmü gereğince mahkememiz kesin yetkili olduğu, dava 29/03/2013 tarihinde yapılan Genel kurulun iptali istemi olup davanın 27/06/2013 tarihinde açılmış olduğu bu kapsamda TTK 445.maddesinde öngörülen hak düşürücü nitelikteki 3 aylık süre içerisinde davanın açıldığı tespit edilmiştir. Taraflarca gösterilen delilen toplanmış, davalı şirketin 29.03.2013 tarihli Olağan Genel Kurul Kararı, hazirun cetveli, gündemin ve varsa davacılara ait muhalefet dilekçesinin onanmış örneği, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasının, ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin... dosyasının, ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının bir örneği, ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının bir örneği celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Emsal mahiyette olan ve 15/01/2013 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemi ile açılan ve yapılan yargılama neticesinde ... 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/07/2018 tarih, ... esas, ... karar sayılı karar ile: "1-15/01/2013 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların 6102 sayılı TTK nın 446 /b mad gereğince iptaline, davacıların tedbir taleplerinin reddine," dair karar verilmiş ,davalı vekilinin istinaf talebi üzerine dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiş,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 HD 29/12/2020 tarih, ... esas,...karar sayılı ilamında: "Uyuşmazlık; davacı ...'un davalı şirkette hissedar olup olmadığı, buna bağlı olarak çağrı yapılmayan ve yokluğunda gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Bilindiği üzere genel kurul kararının iptali davasında, kararın iptalini talep eden ortağın sıfatının dava süresince devam etmesi gerekir. Uygulamada husumet olarak tanımlanan bu yetkinin, tüm dava sürecinde davacı üzerinde bulunması gerekmektedir. Dava açan kişinin ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki menfaati de kalmaz. Bu kapsamda öncelikle davacı ...'un davalı şirkette ortaklık sıfatını kaybedip etmediği, aktif husumet ehliyetini yitirip yitirmediği tespit edilmelidir. Yukarıda da açıklandığı üzere davacı ...'un davalı şirketteki hisselerinin tamamı sonradan feshedilen ihaleler ile davalı ...'a geçmiş, ... tarafından ise bu hisselerden 10.000.000 adedi dışındakiler, henüz ihaleler iptal edilmeden önce dava dışı ... ile ...'a satılmıştır. İhalenin feshi sonucunda icranın eski hale iadesi doğrultusunda dava tarihi itibariyle davacıya ait olduğu anlaşılan 10.000.000 hisse ise sonradan gerçekleştirilen ihale sonucunda alacağı temlik alan ...'a 31.10.2013 tarihinde satılmıştır. Dolayısıyla yargılamanın devamı sırasında davacının davalı şirketteki payı kalmamış, satılan son hisseler sonucunda davacı ortaklık sıfatını kaybetmiştir. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere, söz konusu hisselerin mülkiyeti ihtilaflı olup, bu konuda açılmış bulunan ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasındaki dava sonucunda verilecek ve kesinleşecek karar sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Zira bu dosyada verilecek karar sonucunda, söz konusu hisselerin mülkiyetinin davacıya ait olup olmadığı, buna bağlı olarak da davacının davalı şirkette ortak sıfatının bulunup bulunmadığı ve aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı tespit edilecektir.İlk derece mahkemesince dava açıldığı tarihte davacı adına 10.000.000 adet hisse bulunduğu ,bu sebeble aktif husumet ehliyeti olduğu hükme gerekçe yapılmış ise de ,ortaklık sıfatının dava sürecinde hüküm kesinleşinceye değin sürmesi gerekmektedir.Bu nedenle ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Diğer davacı .. ise usulünce çağrılmasına rağmen toplantıya katılmamış, çağrının usulsüz olduğuna dair bir iddia da ileri sürmemiştir. Bu davacı tarafından ileri sürülen tüm iptal gerekçeleri de diğer davacı ...'a ilişkin olup, bu davacı bakımından da diğer davacı ...'un hisselerine ilişkin mülkiyet uyuşmazlığının çözümü önem arz etmektedir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir." gerekçesi ile ... 15 ATM ... esas ve ... karar sayılı kararını kaldırmıştır. Devamı süreçte mahkemece ... 15 ATM nin ...esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmıştır. Benzer mahiyette olan mahkememiz dosyasında dasöz konusu hisselerin mülkiyetinin davacıya ait olup olmadığı, buna bağlı olarak da davacının davalı şirkette ortak sıfatının bulunup bulunmadığı ve aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı bu kapsamda davacılara ait hisselerin mülkiyeti ihtilaflı olması nedeniyle bu konuda açılmış bulunan ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin .. esas sayılı dosyasın .... 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir. ... 15 ATM nin ...esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, kararın istinafının İstanbul BAM 13 HD tarafından reddedildiği, Yargıtay 11 HD tarafın kararın bozulduğu, ... 15 ATM nin ... aldığı,... karar sayılı karar ile ... 15 ATM tarafından önceki kararda direnildiği, Yargıtay HGK nun 21/05/2025 tarihli ve ...esas ... karar sayılı kararı ile direnmenin onanmasına karar verdiği getirtilen dava dosyasından anlaşılmıştır. 12 HD 29/12/2020 tarih, ...esas,...karar sayılı ilamında belirtildiği üzere " Genel kurul kararının iptali davasında, kararın iptalini talep eden ortağın sıfatının dava süresince devam etmesi gerekir. Uygulamada husumet olarak tanımlanan bu yetkinin, tüm dava sürecinde davacı üzerinde bulunması gerekmektedir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Hal böyle olunca, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine ait olup bu hak uygulamada, “aktif husumet ehliyeti” olarak tanımlanır. Davacılar ... ve ..., davalı ... A.Ş’nin %95 hissesinin ' ...'a ait olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmış olup mahkememizce ... 15.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Hissedarlığın Tespiti davasının sonucunu beklemiş ve ... 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, ...'ın ... A.Ş'de "hissedar olmadığını" tespit eden kararının kesinleşmesi ile ...'ın davanın açıldığı tarihte ve halen, ... A.Ş’de Pay Sahibi olmadığı, dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin hiçbir zaman olmadığı anlaşılmakla davanın, davacı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı ..., 28.09.2009 tarihinde davalı ...'ı (“...”) temsilen 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği 13 Şubat 2010 tarihinde davalı şirket Belde'nin merkezinde gerçekleştirilen ve kendisinin usulüne uygun olarak davet edilmediği iddia olunan olağanüstü genel kurul toplantısında görevden alındığı davacı ... , dava tarihi itibariyle (A) Grubu hisseye sahip olduğu ve dava konusu genel kurula katılamamış olsa dahi genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespitini talep hakkı bulunduğu iddia edilmiştir. Davacı ..., dava konusu 28.09.2009 tarihli iptali istenen genel kurul toplantısına usulünce çağrıldığı ancak toplantıya katılmadığı, çağrının usulsüz olduğuna dair bir iddia da ileri sürmediği, yapılan genel kurul toplantısında, münhasıran ...'in hak ve menfaatlerine dair konularla ilgili alınmış bir karar bulunmadığı, ...'da, yapılan genel kurul toplantısında %95 hissenin ...tarafından temsil edilmesi gerektiği iddiasında bulunduğu, gelinen aşamada söz konusu %95 hissenin ...'a ait olmadığı anlaşıldığından bu nedenle bu davacı yönünden TTK 447/1-a md koşulları oluşmadığı davacı ... hakkındaki davanın bu nedenle de aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmıştır Anılan durum karşısında ... 15 ATM nin ... esas ( ...esas ... karar) sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davacı ... nin davalı şirket ortaklığının 29 Mart 2013 tarihli olağan genel kurul toplantısı tarihinde kalmadığı/ devam etmediği tespit edilmiştir. Genel kurul kararlarının butlanı/iptali davasını ancak şirket ortağı açabileceğinden Bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, Davacı ..., dava konusu 28.09.2009 tarihli iptali istenen genel kurul toplantısına usulünce çağrıldığı ancak toplantıya katılmadığı anlaşılmakla davanın davacıların aktif husumeti bulunmadığı dikkate alınarak reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aktif husumet yokluğundan davanın Reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40-TL nispi karar ve ilam harcından 24,30-TL peşin alınan harcın mahsubuna, bakiye 591,10-TL nispi karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından ve yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/12/2025 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır