T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/310 KARAR NO : 2025/1393 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/196 KARAR NO : 2024/755 DAVA TARİHİ: 28/02/2018 KARAR TARİHİ: 23/10/2024 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçes…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/310 KARAR NO : 2025/1393 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/196 KARAR NO : 2024/755 DAVA TARİHİ: 28/02/2018 KARAR TARİHİ: 23/10/2024 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete ait işyerinin davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde P-...-4 sayılı poliçe ile sigortalandığı, 17.09.2016 tarihinde plakası belli olmayan Wolkswagen Transporter model araç ile kimliği henüz tespit edilemeyen kişiler sigortalı işyerine gelerek, ana giriş kapısının kilidini kırarak içeriye girdiği, muhtelif malzemeleri araca yüklemek suretiyle hırsızlık hadisesinin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin imzalamış olduğu son sigorta poliçesinin bir yenileme poliçesi olduğunu, ilk tanzim edilen poliçede emtia teminatı mevcut olduğunu, davacı şirkete poliçenin kapsamının daraltıldığına dair hiçbir yazılı bildirim yapılmadığı gibi, herhangi bir bilgilendirmede de bulunulmadığı nazara alındığında, davacının emtia kaybına dayalı zararının karşılanması gerekeceğini, davalı sigorta şirketinin zararı karşılamamasına gerekçe olarak göstermiş olduğu eksper raporu sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hususunun dikkate alınmamış olması ile TTK'nın 1436 maddesi kapsamında sigorta ettiren davacıdan yazılı beyan alınmadan yenileme poliçesi düzenlenmiş olması nedeni ile hatalı olduğunu, diğer davalı ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş. ile davacı şirket arasında davacı şirkete ait işyerinin güvenliğinin sağlanması amacı ile Güvenlik Sistemi Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacının ''Kumtepe Mevkii, Molla Fenari Caddesi Yolu, Uzak Sokak, ..., Balçık Köyü, Gebze / Kocaeli'' adresindeki işyerinde güvenlik sistemi kurulduğunu, ancak dosyada mübrez tutanak ve tespitlerden de anlaşılacağı üzere davacının işyerinde, 17.09.2016 tarihinde meydana gelen hırsızlık hadisesinde güvenlik sistemi çalışmadığını, herhangi bir sinyal ya da uyarı gönderilmediğini, davalı güvenlik şirketinin yetkililerinin sistemi incelendiği ve sistemin olay esnasında çalışmadığını beyan ve teyit ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, manevi zarar yönünden 50.000.00 TL'nin davalı ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş'den tahsilini talep etmiştir. CEVAP Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; hasar tarihinden 6 gün sonra 23.09.2016 tarihinde sigortalının Jandarma karakoluna giderek ifade vermiş olduğu, ifade tutanağında çalınmış olduğu beyan edilen malzemelerin detaylı olarak belirtilmemiş olduğunu, sadece 90.000,00 TL malzemenin çalınmış olduğunun belirtildiği, sigortalının kendisine göndermiş olduğu ve çalınmış olduğunun ifade ettiği malzemeler ile ilgili talebinin incelendiği 17.09.2016 tarihinde Jandarma tarafından tutulmuş olan tutanakta çoğu malzemenin bulunmadığının tespit edildiğini, poliçede emtia teminatının bulunmadığını, demirbaş ve makine sigorta bedellerinin sigorta değerlerine uygun olmadığından eksik sigorta bulunduğunu, taşıma kapasitesi 1.371 kg olan bir araca toplam 5.000 kg yük konarak aracın hareket etmesinin mümkün olmadığının eksper tarafından tespit ve rapor edildiğini, davacının gerçeğe aykırı beyanı dikkate alındığında müvekkili şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığı aşikar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunu, meydana gelen zararda hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında 22.05.2013 tarihinde ... numaralı güvenlik sistemleri hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasına müteakip davalı şirket davacıya güvenlik sistemini ve tüm teçhizatı çalışır vaziyette eksiksiz ve her türlü fiili ve hukuki ayıptan ari olarak teslim etmiş olduğunu, panelden her gün belirli saatte panelin çalıştığını gösteren bir sinyalin ... Merkezine gönderildiğini, ... tarafından düzenli olarak gerçekleştirilen sinyal izleme işlemi ile 24 saat sonunda sinyal alınmaması durumunda abonelere sms ile sistemde sorun olduğu yönünde uyarı mahiyetinde bildirim yapıldığını, ...'in bu tür kontrolleri yapmakta ve abonelere bildirimde bulunmakta olduğunu, sinyal kayıtlarını içeren raporda da açıkça görüleceği üzere sinyallerin eksiksiz olarak gönderildiğini, davacıya ait işyerinde kurulum ve montajı gerçekleştirilmiş olan alarm devreye girdiğini, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğü güvenlik sistemi ve dahilindeki ürün ve ekipmanların teslimi, kurutumu ve montajı ile alarım haber alma merkezi üzerinden sinyallerin 24 saat aralıksız olarak takibi ve herhangi bir güvenlik tehdidinde alarmın devreye girmesinden ibaret olup bu yükümlülüklerin tamamı eksiksiz olarak yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmeden kaynaklanan tazminat davasında, 18/03/2024 tarihinde bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, gider avansı bulunmadığından taraflara tebliğe çıkarılmadığı davacı vekilinin 22/05/2024 tarihli celsede alınan beyanında "Gider avansını yatıracağız, bilirkişi raporu tebliğ edilsin, itirazlarımız değerlendirilsin dedi." dediği ve mahkememizce iş bu celse ara kararı olarak " 2-Dosyada gider avansı kalmadığı anlaşılmakla, davacı vekiline gider avansı tarifesi gereğince taraf sayısının 5 katı davetiye gideri olmak 1.200,00 TL masraf tutarını mahkeme veznesine yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, gider avansı yatırılmadığı takdirde HMK.m.114 -120 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)" şeklinde ara karar oluşturulduğu, davacı vekilinin 22/05/2024 tarihli celsede bulunması nedeniyle ihtarın sonuçları açıkça duruşmada tefhim edildiği, davacı vekili tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde gider avansının ikmal edilmediği, Mahkememizin 23/10/2024 tarihli celsesinden 2 gün önce 21/10/2024 tarihinde davacı vekili tarafından gider avansının ikmal edildiği görülmüştür. 23/10/2024 tarihli duruşmada davacı vekilinin alınan beyanında "Davacı vekilinden soruldu: Süresi içerisinde gider avansı yatırmayı atlamışız, tebligatları kontrol ederken bu hususu fark ettik, 23/10/2024 saat 01:37 itibariyle beyan dilekçemizi de dosyaya sunduk, davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz dedi." dediği, davacı vekilinin 22/05/2024 tarihli celsede dosyada gider avansı kalmadığı için bilirkişi raporunun taraflara tebliğe çıkarılamaması nedeniyle davacı vekiline gider avansı tarifesi gereğince taraf sayısının 5 katı davetiye gideri olmak 1.200,00 TL masraf tutarını mahkeme veznesine yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, gider avansı yatırılmadığı takdirde HMK.m.114 -120 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına karar verildiği ve duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edildiği halde kesin süre içerisinde davacı yan tarafından gider avansının yatırılmadığı anlaşılmakla mahkememiz ara kararında tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklayıp süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar ettiği, 22/05/2024 tarihli celsede süresi içerisinde gider avansının yatırılması durumunda raporun taraflara tebliği ve itiraz olması halinde ara karar ile itirazların değerlendirileceği ancak 23/10/2024 tarihli celsede celseden 2 gün önce gider avansının yatırılması 22/05/2024 tarihli celse sonrası tamamlanacak sürecin yeniden başlamasına neden olacağını, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak olmadığı; kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmakta olduğu, bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı dikkate alındığında davacı vekilinin 22/05/2024 tarihli celsede verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi raporunun taraflara tebliği için gerekli 1.200,00 TL masraf tutarı olan gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle HMK m.114/1-g ve HMK.m.120 gereğince kesin süre içerisinde gider avansı ikmal edilmediğinden açılan davanın gider avansı dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin davanın usulden reddine gerekçe olarak göstermiş olduğu ara kararının yasanın aradığı nitelikleri taşımadığını, dolayısıyla bu ara karar gerekçe gösterilerek davanın usulden reddine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, kaldı ki ara kararda belirtilen bu tutarın duruşmadan önce 21.10.2024 tarihinde Mahkeme veznesine yatırıldığını ve aynı gün taraflara bilirkişi raporunun tebliğ edildiğini, bu şartlarda yargılamada her hangi bir gecikmenin olmadığının ortada olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, işyeri sigorta poliçesi ve güvenlik sistemleri hizmet sözleşmesi kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece kesin süre içerisinde gider avansı yatırılmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. HMK'nın 114. madesinin "g" bendinde gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, aynı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında, bu koşulun mevcut olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. Maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. (3) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. HMK'nın "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde ise; "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." hükmü getirilmiştir.Gider avansı (m.120) ile delil avansı (m.324) aynı şeyler değildir ve birbirinden farklıdır. Gider avansı tarafa sayısının beş katı tutarında tebligat ücreti ile diğer işlemler için alınan (şu an için 55 Türk Lirası) avansı içerir... Mahkeme aynı anda hem gider avansına hemde delil avansına karar veriyorsa (örneğin gider avansı dava içinde eksilmiştir, bu arada da delil avansına da karar vermek gerekmiştir), bu durumda hangi kalemlerin gider avansı, hangi kalemlerin delil avansı olduğunu açıkça belirtmelidir... Ayrıca bir avans yatırılmasından bahsedildiğinde de, yine bunun gider avansı mı, delil avansı mı olduğunun belirtilmesi gerekir. Çünkü her ikisi yatırmamanın sonuçları farklıdır. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.935, 935, 938)Gider avansı dava şartı iken, delil avansı dava şartı değildir. Zira delil avansının usulüne uygun olarak oluşturulmuş kesin süre içerisinde davacı tarafça yatırılmaması halinde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilemeyecek, sadece o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilecektir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 20/03/2012 tarihli 2012/5976 E. 2012/9194 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; "...Somut olayda mahkeme gider avansı olarak 200 TL’nin yatırılması hususunda davacıya iki haftalık kesin süre vermiş ise de, anılan gider kalemlerine nelerin dahil olduğu, bu giderler içinde delil ikamesine yönelik gider olup olmadığı belirtilmemiştir. Dolayısı ile talep edilen giderin, gider avansı veya delil ikamesi avansı olup olmadığı denetlenememektedir. Zira yukarda açıklandığı gibi gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyecektir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf belirtilen süre de delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır. Mahkeme dava şartı olarak belirlediği gider avansına yönelik ara kararında gider avansını oluşturan harç, tebligat gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, dava şartına yönelik gider avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazmalıdır. Ayrıca bu avans dışında delil ikamesine yönelik avans isteniyor ise HMK.’un 115, maddesine göre değil, 324. Maddesine göre işlem yapmalıdır..." Mahkemece 23.10.2024 tarihli celsede: "...2-Dosyada gider avansı kalmadığı anlaşılmakla, davacı vekiline gider avansı tarifesi gereğince taraf sayısının 5 katı davetiye gideri olmak 1.200,00 TL masraf tutarını mahkeme veznesine yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, gider avansı yatırılmadığı takdirde HMK.m.114 -120 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi) 3-Davacı vekili tarafından gider avansı yatırıldığı takdirde raporun taraflara tebliğine," şeklinde 2 ve 3 nolu ara kararların verilerek duruşmanın 23.10.2024 tarihine bırakıldığı, davacı vekilince 21.10.2024 tarihinde ara kararda bildirilen 1.200,00 TL'nin yatırıldığı, 23.10.2024 tarihli celsede ise yukarıda yer aldığı şekilde gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle dava usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.HMK'nın 120/1 maddesi uyarınca dava açılırken yatırılması gereken gider avansı davacı tarafça dava açıldığı sırada 265,00 TL olarak yatırılmış olup, Mahkeme ara kararında yer alan 1.200,00 TL davetiye ücretinin bilirkişi raporunun tebliğine ilişkin olduğu, yani taraf teşkiline yönelik davetiye tebliğat ücreti olmadığı, delillerin ikamesine yönelik bu işlem kapsamında istenilen avansın gider avansı olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Delil ikamesi için gerekli avansın yatırılmaması durumunda esas yönünden değerlendirme yapılması gerekirken dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine yönelik karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Mahkemece oluşturulan ara kararın, kesin sürenin sonuçlarını doğurup doğurmayacağı hususunun da ayrıca incelenmesi gerekmiştir. Zira HMK'nın 94. maddesi uyarınca mahkemece kesin süreye ilişkin ara kararda yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellikle tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonucun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut delillere göre karar verilip, gerektiğinde ret kararı verilebileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir. Ancak ara kararın bu hususları içermediği açıktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/06/2021 tarihli 2017/3-3179 E. 2021/806 K. sayılı ilamı)Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/196 E. 2024/755 K. sayılı 23/10/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/12/2025