T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1842 - 2025/2165 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1842 KARAR NO : 2025/2165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2022/104 E. - 2023/326 K. DAVANIN KONUSU :Haksız Rekabetin, Markaya ve Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Refi, Meni, Manevi Tazminat Taraflar arasında g…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1842 - 2025/2165 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1842 KARAR NO : 2025/2165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2022/104 E. - 2023/326 K. DAVANIN KONUSU :Haksız Rekabetin, Markaya ve Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Refi, Meni, Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/06/2023 Tarih ve 2022/104 Esas - 2023/326 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ..., ... başta olmak üzere ... ve ..., ..., ..., ..., ... gibi pek çok tanınmış markası bulunduğunu, müvekkilinin “...” ve “...” markalarını, yine adına tescilli şişe ve etiket tasarımı ile birlikte özel ambalaj içerisinde temizlik ürünlerinde yoğun bir şekilde kullandığını, müvekkilinin tanınmış “...” markası altında satışa sunduğu bu ürünlerin, kısa sürede birçok firma tarafından taklit edildiğini, davalı şirketin de “...” şeklinde ve müvekkili ürün ambalajına benzer bir görselle satışa sunduğu ürünlerin hepsiburada, trendyol, n11, mopas, alnıaçıklar gibi birçok e-ticaret sitesinde satıldığını, davalı ürünlerinin yine Facebook, Instagram gibi sosyal medya hesapları üzerinden de satışa sunulduğunu, davalı şirketin "... ... ..." adı altında satışa sunduğu bu ürünlerin birebir müvekkili markaları ile aynı şekilde yüzey temizleyicisi niteliğinde olduğunu, davalı ürünlerindeki şişe tasarımları ve yine adına tescilli etiket kompozisyon/dizayn özelliklerinin, iltibas yaratacak şekilde benzer bulunduğunu, davalının “...” yerine yine müvekkiline ait bir diğer marka olan “...” ibaresini tercih ettiğini, her iki ürünün de sunumunun yapıldığı şişe ambalajlarının benzer olduğunu, davalının ayrıca “... ...” adı altında da bir diğer ürününü sunduğunu, “...”ün de müvekkilinin tescilli markası olduğunu, davalının “...” markasını bu şekilde kullanım biçiminin, müvekkilinin tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer bulunduğu gibi davalının da aslen bu niyetle hareket ettiğini, davalı yanın bu eylemlerinin haksız rekabete de sebebiyet verdiğini, davalı şirketin delil tespitinden sonra kullanımlarını değiştirerek ... yerine ..., ... yerine ... ibarelerini yazarak kullanmaya başladığını ileri sürerek, davalının haksız eylemlerinin tespitine, haksız rekabetin men'ine, davalının marka hakkı ihlali ve tasarım hakkı ihlali oluşturan eylemlerinin men ve ref'ine, davalının haksız eylemlerinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin mezkur kullanımlarını Mart ayından sonra sonlandırdığını, dolayısıyla davacının marka korumasına sahip olduğu Nisan ayında müvekkili tarafından satış ve üretim yapılmadığını, müvekkilinin bahsi geçen e-ticaret sitelerinde ürün satışı yapmadığını, ürünlerinin bulunmadığını, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2022/2 D. İş sayılı kararı ile müvekkilinin adresine gelindiğini ve ... ... ... isimli "ilamda belirtilen ürünlere rastlanılmadığı" haciz tutanağı ile tespit edildiğini, müvekkilinin, davacının işbu davaya konu ettiği ürününü 2021 yılının Şubat ve Mart aylarında ürettiğini ve sattığını, sonrasında faaliyetlerini durdurduğunu, davacının "..." ve "... ..." adlı markalarının, müvekkilinin satış ve üretimi durdurmasından sonra yayınlandığını, davacı markalarının tanınır olmadığını, davacının iltibas iddiasına konu ettiği markasının "... ..." markası olup, karşılaştırmaya tabi tutulan müvekkiline ait markanın ise "...” ibareli olduğunu, ürün üzerindeki diğer kelimeler olan “...” ve “...” ifadelerinin marka olarak değil, tanımlama olarak kullanıldığını, müvekkiline ait markanın "... ... ..." olarak kullanıldığının kabulü halinde dahi markalar arasında iltibasa neden olacak kadar benzerlik bulunmayacağını, davacı markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, “...", "..." ve "..." markalarının tamamının renk isimleri ile oluşturulduğunu, bu markalardaki “..., Güç” gibi kavramların övücü nitelikte kelimeler olduğunu, davacı yanın “...” markası ile müvekkili markası arasında zaten bir benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin ilk olarak bu ibareleri kıyaslayacakları düşünüldüğünde, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin de ortaya çıkmayacağını, müvekkiline ait markanın şekil ve sözcük unsurlarından oluştuğunu, markalar bütün olarak değerlendirildiğinde, markaların algısının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açmasının mümkün olmayacağını, davacı tarafından müvekkiline ait ... ... adlı ürün ile davacıya ait ... isimli ürün bakımından iltibas iddiasında bulunulmuşsa da bu iddiaya itibar edilemeyeceğini, bu iki ibare arasında benzerlik bulunmadığını, taraf ürünlerinin sunumlarının da benzer olmadığını, şişe biçimlerinin farklı olduğunu, ürün üzerindeki görsellerin benzer olmadığını, uyarı işaretlerinin dahi farklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı yanın “... ... ... sprey” şeklindeki “yüzey temizlik ürünü” üzerindeki markasal kullanımının, davacının tescilli markasının başvuru tarihinden öncesine dayandığı görülmekte ise de sunulan 4 adet aynı tarihli fatura ve 1 adet satın alma sipariş formu ile 1 adet 2020 tarihli “ürün fiyat kataloğunun”, davalı yana “...” ibaresi üzerinde üstün ve gerçek hak sahipliği açısından bir hak bahşetmeyeceği, bu nedenle, davalı yanın söz konusu kullanımlarının, marka hakkı ihlali iddiası bakımından hukuka uygunluk sebebi oluşturmayacağı, gerçek hak sahipliği-öncelik hakkının işareti ilk defa alelade bir şekilde kullanan kişiye ait olması demek olmayıp, SMK'nın 6/3 maddesi anlamında aranan ayırt edicilik, markasal etki doğurmayan veya oldukça sınırlı bir kitle için doğuran kullanımlar değil, tescilsiz işaretin ticari alanda kullanılması suretiyle, ilgili piyasada bilinir hale gelmesi ve o işareti ihdas edenle birlikte tanınır olması biçiminde anlaşılması gerektiği, davalı tarafın anılan delilleri karşısında “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliği bulunduğunun söylenemeyeceği, davalı yanın mezkur “... ... ...” ibarelerinin hakim unsurlar olarak kullanıldığı bu kullanımında, önceki kullanımlarında yer alan “...” ibaresinin kaldırıldığı, bu halde davacı adına tescilli “...” ya da “...” esas unsurlu markalar ile iltibasa yol açar herhangi bir ibareye ürün üzerinde yer verilmediği, yukarıda da belirtildiği üzere davalı kullanımlarının merkezinde yer alan markasal unsur konumundaki ibare "..." şeklindeki marka ise de bu ibarenin davalı açısından bir lider/çatı marka olduğunun kabulü gerekeceği, bu ibarenin hemen altında “...” şeklindeki tamlamanın ise, temizlik ürünleri açısından jenerik/ayırt ediciliği bulunmayan bir pazarlama sloganı olduğu, ambalaj üzerinde "..." logosunun hemen sağ kısmında kalacak şekilde yeşil ve kalın karakterli harflerle yazılmış “...” ibaresinin ise, yapılan bu tespitler ışığında ürün üzerindeki asli markasal unsur olarak korunmak/tanıtımı yapılmak istenilen unsur bulunduğu, davacı yanın önceki tarihli markasının 2021/051072 sayılı ve "..." şeklindeki markası olduğu, taraf markalarındaki ortak kullanıma konu olan “...” ibaresinin ise tarafların müşterek faaliyetlerine konu emtialar açısından ayırt ediciliği bulunan bir kelime olduğu, her ne kadar davalı yan, “...” kelimesinin kullanımının tanımlayıcı ve övücü mahiyette bir kullanım olduğunu savunmakta ise de “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu mallar açısından ayırt ediciliği yüksek, kavramsal ilişki içerisinde olmayan, esasen bir ürün ya da hizmetin doğrudan iktisadi kaynağını işaret etme kabiliyeti bulunan bir ibare niteliği taşıdığı, dava konusu davalı ürünü üzerinde “...” şeklinde gerçekleştirilen kullanımın, davalı yanın esasen "..." şeklindeki üst markasının yanı sıra markasal nitelikte ön plana çıkan ve davalı tarafça aslen pazarlaması yapılarak tüketici nezdinde somut bir ticari konum edinmesi için çalışılan işaretin kendisi olduğu, bu halde davacı yanın doğrudan doğruya “...” şeklinde tescilli bir markası varken tüketicinin sadece ön kısımdaki renk unsuru (sarı, kırmızı, yeşil, mavi) itibariyle değişkenlik gösteren ve fakat “...” ayırt edici ortak unsurunu taşıyan taraf kullanımlarını aynı iktisadi kaynağa ait kullanımlarmış gibi algılayabileceği, bu halde davacı yanın halihazırda “...” tescilli markası mevcutken, benzer şekilde oluşturulmuş “...” ibaresini davalı taraf ürününde gören tüketicinin, bu kullanımı, davacı tarafa ait markanın farklı ürün içeriklerine haiz bir versiyonu için yaratılmış yeni bir ismi olarak düşünebileceği, böyle bir durumda, tüketicinin taraf markalarının özellikle iktisadi kaynakları noktasında mutlak bir yanılgı yaşama ihtimalinin bulunacağı, davalı yanın “... ...” şeklindeki mezkur kullanım biçiminin, “...” üst markasına rağmen, daha evvelden de mevcut olan “... ...” kullanım biçimi de gözetilerek birlikte değerlendirildiğinde, davacı yanın 2021/051072 sayılı ve "..." ibaresini taşıyan markaları ile ilişkilendirilerek, tüketiciler nezdinde iktisadi – idari anlamda markaların aynı kaynağa ait olduklarını düşünme ve yanılgı yaşamaları sonucunu doğurabileceği, dolayısıyla, davalı yanın yukarıda belirtilen kullanım biçiminin davacıya ait sözü edilen marka hakkını ihlal edeceği, davalı yanın, davacı adına tescilli 2019/05005 sayılı tasarıma konu şişe görseli ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek düzeyde benzer bir tasarımı kullanmasının, davacının tescilli tasarımdan doğan haklarını ihlal ettiği, davalı eylemlerinden marka hakkı ve tasarım hakkı ihlali olarak tespit edilenlerin, aynı zamanda genel koruma hükmü olan haksız rekabet hükümlerine göre davacı aleyhine haksız rekabet de oluşturduğu, davalının, davacıya ait marka ve tasarım ile iltibas tehlikesi ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturan kullanımlarda bulunma eyleminden kaynaklı olarak davacı marka ve tasarımının ticari piyasada edindiği imajı zedelediği, bu nedenle manevi tazminat talep etme koşulunun oluştuğu, ihlale konu markasal ve tasarımsal kullanımların süresi, yoğunluğu ve niteliği, ihlale konu emtianın türü, tarafların kusur oranları, sıfatları, işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde 25.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, "...", "..." ibarelerini ürün ambalaj görsellerinde kullanması eylemlerinin davacıya ait 2021/051072 sayılı marka hakkını ihlal ettiğinin, davalının şişe formundaki ambalaj kullanımlarının davacıya ait 2019/04505 sayılı tasarım hakkını ihlal ettiğinin, davalı yanın fiili kullanım biçiminin aynı zamanda davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabet ile marka hakkı ihlali ve tasarım hakkı ihlali oluşturan eylemlerin men ve ref'ine, davalının "..." ve "..." tanıtım işaretli ürünlerin üretim ve satışlarının durdurulmasına, bu ürünlerin bulundukları yerlerden toplatılmasına, haksız eyleme konu ambalajların imha edilmelerine, davacıya ait marka ve tasarım haklarına tecavüz teşkil eden ürünlerin reklam ve pazarlamasının yapıldığı katalog, broşür, tabela gibi her türlü tanıtım vasıtalarının toplatılmasına, fiziki ve sanal olarak yapılan reklam ve tanıtımlara son verilmesine, davalının reklam ve tanıtımlarının yapıldığı "www.....com.tr" alan adlı internet sitesinde ve facebook, instagram gibi sosyal medya hesaplarında başka eklerle dahi olsa "..." ve "..." tanıtım işaretlerini içeren ürünlerin reklam ve tanıtımlarının ve dahi satışlarının yapıldığı yayınların ve yayınlara erişimin engellenmesine, her türlü online satış platformlarında ve bu meyanda ... online alışveriş sitelerinde "..." ve "..." markalı ürünlerin satışlarının engellenmesine, kararın icrası aşamasında 22/12/2022 havale tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalı yandan karşılanmak suretiyle hüküm özetinin ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, müvekkil şirketin, davacının marka tescilinden evvel dava konusu ibareleri kullandığını, yasanın, tescilden sonraki kullanımları koruduğu için hak ihlalinin söz konusu olmadığını, tescilden sonra herhangi bir kullanım olmadığının dosyaya sundukları faturalar ve fiyat kataloğu ile sabit olduğunu, tescilden önceki ticari ilişki gereği satımı gerçekleştirilen ürünlerin ise müvekkili şirket tarafından piyasadan toplanmasının mümkün bulunmadığını, müvekkiline ait asıl markanın, "..." ibareli olduğunu, dava konusu edilen davacıya ait tescilli markaların, müvekkili tarafından marka olarak kullanılmadığını, kaldı ki müvekkilinin ürününde kullanılan "..." "..." ibarelerinin, tali unsur olduğunu, bu unsurların tüketiciler nezdinde akılda kalacak, markanın hakim görünüşünü, bıraktığı etkiyi değiştirebilecek ya da ilk bakışta göze çarpacak, markanın izlenimini etkileyecek konumda bulunmadığını, davacıya ait "..." ibareli bir markanın mevcut olmadığını, davacının tasarım haklarının ihlal edildiği yönündeki değerlendirmenin de hatalı bulunduğunu, davacıya ait ürünün tasarımının, dünyanın hemen her yerinde benzer olarak kullanıldığını ve ayırt ediciliğinin bulunmadığını, her ne kadar gerekçeli kararda alternatiflerin fazla olmasına rağmen davacıya ait şişe tasarımının kullanıldığı yönünde gerekçeye yer verilmiş ise de sprey formundaki bir ürünün şişe tasarımının oldukça sınırlı mahiyette olduğunu, somut olayda manevi tazminat şartları bulunmadığı gibi müvekkilinin kusurunun da olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, haksız rekabetin, markaya ve tasarıma tecavüzün tespiti, refi, meni ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "... ... ..." ibareli kullanımlarının, davacı adına tescilli 2021/051072 sayılı "..." ibareli markaya ve 2019/04505 sayılı şişe tasarımına tecavüz oluşturduğu, zira davacı markasında asli unsur olarak kullanılan "..." ibaresinin, davalı tarafından da markasal biçimde kullanıldığı ve anılan ibarenin, üzerinde kullanıldığı mallar yönünden tanımlayıcı ya da tasviri bir işaret de olmadığı, yine içinde tasarım uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, davalının anılan kullanımlarının, davacı adına tescilli 2019/04505 sayılı tasarımla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun açıklandığı, söz konusu raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, hükümsüz kılınmadığı sürece tescilli tasarımın korunması gerektiği de gözetildiğinde, tasarıma tecavüzün de gerçekleştiği, davalının söz konusu eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, davalının eyleminin niteliği ve süresi dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-İlk derece mahkemesince, davalı yanın "... ... ... sprey" şeklindeki "yüzey temizlik ürünü" üzerindeki markasal kullanımının, davacının tescilli markasının başvuru tarihinden öncesine dayandığı görülmekte ise de sunulan 4 adet aynı tarihli fatura ve 1 adet satın alma sipariş formu ile 1 adet 2020 tarihli ürün fiyat kataloğunun, davalı yana "..." ibaresi üzerinde üstün ve gerçek hak sahipliği bahşetmeyeceği, gerçek hak sahipliği için SMK'nın 6/3 maddesinde aranan nitelikte bir kullanım aranacağı gerekçesiyle, davalının anılan kullanımının da davacı adına tescilli 2021/051072 sayılı markaya tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiş ise de aşağıda açıklanacak nedenlerle bu değerlendirme, Dairemizce yerinde görülmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.10.2016 tarih, 2005/7175 E. – 2006/10558 sayılı “...” kararı ile bu karardaki ilkeleri tekrar eden 11.11.2020 tarih, 2019/5145 E.-2020/4970 K. sayılı kararında açıklandığı üzere gerçek hak sahipleri yasal süreler içerisinde sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmemiş veya hükümsüzlük davası açmamış olsalar bile, markayı tescil ettiren kişiler, gerçek hak sahiplerinin önceye dayalı kullanımına karşı çıkamazlar. Aynı kararlarda, "bir markanın tescilinden önceki dönemde bu markanın aynısı veya benzerinin bir başkasınca tescilli marka aynı sınıf mal veya hizmetlerde sürekli bir şekilde kullanımı halinde, sırf sonradan tescil olunan markaya dayanarak, önceden beri var olan kullanımların önlenmesi “kazanılmış haklar” ilkesine ve TMK’nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Keza Türkiye’nin de tarafı olduğu TRIPS (Trade Related Intellectual Property Rights – Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları) Sözleşmesinin 16. maddesinde, marka sahiplerinin tescilli haklarına dayanarak üçüncü kişilerin markaya konu işareti veya benzerini tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kullanmalarını önleme yönünde üstün hakka sahip oldukları belirtilmiş, ancak tescile dayalı bu üstün hakların, başkalarının daha önceye dayalı haklarını etkilemeyeceğine vurgu yapılmıştır." açıklamasına da yer verilmiştir. O halde bir markayı tescil ettiren kişi, bu markanın aynısını ya da benzerini, tescil ettirdiği markanın koruma tarihinden önce fiilen kullanan ve bu suretle marka üzerinde hak sahibi olan kişinin kullanımına karşı çıkamayacaktır. Somut olayda da, davacının dayanak 2021/051072 sayılı markasının başvuru tarihi 29.03.2021 olup, bu başvuru 17.05.2021 tarihli Marka Bülteninde yayınlanmıştır. SMK'nın 7/4 maddesine göre markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Aynı Kanun'un 23/1 maddesinde de, tescilli markanın koruma süresinin, başvuru tarihinden itibaren on yıl olduğu düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince de tespit edildiği üzere davalının "... ... ... sprey" şeklindeki markasal kullanımları, belirtilen tarihlerden öncesine dayalıdır. Öte yandan davalı, sunduğu faturalar, satın alma sipariş formu ve ürün fiyat kataloğu ile bu kullanımının ciddi ve ticari etki doğuracak biçimde olduğunu kanıtlamıştır. Bu durumda, davalının "... ... ... sprey" şeklindeki kullanımları, davacının marka başvurusundan ve başvurunun yayınından önceki tarihli olup, davacının sonraki tarihli marka tesciline dayalı olarak bu kullanımı engellemesi mümkün değildir. Yukarıda açıklandığı üzere burada, davalının fiili kullanımlarının SMK'nın 6/3 maddesinde aranan nitelikte olmasına da gerek bulunmadığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru değildir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, davalının "... ... ... sprey" şeklindeki markasal kullanımlarının, davacının 2021/051072 sayılı "..." ibareli markasından önceki tarihli olduğu, bu itibarla anılan markaya tecavüz teşkil etmediği kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun, açıklanan nedenle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/06/2023 gün ve 2022/104 Esas - 2023/326 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının, "..." ibaresini ürün ambalaj görsellerinde kullanması eyleminin davacıya ait 2021/051072 sayılı marka hakkını ihlal ettiğinin, davalının şişe formundaki ambalaj kullanımlarının davacıya ait 2019/04505 sayılı tasarım hakkını ihlal ettiğinin, davalı yanın fiili kullanım biçiminin aynı zamanda davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, haksız rekabet ile marka hakkı ihlali ve tasarım hakkı ihlali oluşturan eylemlerin MEN ve REF'İNE, davalının "..." tanıtım işaretli ürünlerin üretim ve satışlarının DURDURULMASINA, bu ürünlerin bulundukları yerlerden TOPLATILMASINA, haksız eyleme konu ambalajların İMHA EDİLMELERİNE, davacıya ait marka ve tasarım haklarına tecavüz teşkil eden ürünlerin reklam ve pazarlamasının yapıldığı katalog, broşür, tabela gibi her türlü tanıtım vasıtalarının TOPLATILMASINA, fiziki ve sanal olarak yapılan reklam ve tanıtımlara SON VERİLMESİNE, davalının reklam ve tanıtımlarının yapıldığı "www.....com.tr" alan adlı internet sitesinde ve facebook, instagram gibi sosyal medya hesaplarında başka eklerle dahi olsa "..." tanıtım işaretlerini içeren ürünlerin reklam ve tanıtımlarının ve dahi satışlarının yapıldığı yayınların ve yayınlara erişimin ENGELLENMESİNE, her türlü online satış platformlarında ve bu meyanda ... online alışveriş sitelerinde ve "..." markalı ürünlerin satışlarının ENGELLENMESİNE, kararın icrası aşamasında 22/12/2022 havale tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, 4-Davalının "..." ibaresini markasal olarak kullanmasının, davacıya ait 2021/051072 sayılı markaya tecavüz oluşturduğunun tespiti, refi ve meni istemlerinin REDDİNE, 5-25.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE, 6-Karar kesinleştiğinde masrafı davalı yandan karşılanmak suretiyle hüküm özetinin ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede İLAN EDİLMESİNE, 7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.707,75-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,65-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, kabul edilen maddi olmayan istemler yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 55.000,00 TL, kabul edilen manevi tazminat yönünden 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi olmayan istemler yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 55.000,00 TL, reddedilen manevi tazminat yönünden 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.700,00-TL bilirkişi ücreti, 200,42-TL tebligat ve posta masrafı, istinaf aşamasında yapılan 30,00-TL tebligat ve posta masrafı, Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/2 D.İş sayılı dosyası ile sarf edilen 3.225,20 TL delil tespiti masrafı olmak oluşan toplam 6.155,62-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 4/5 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 4.924,49-TL'ye, 683,10-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.688,29-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 272,50-TL posta masrafı ile 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.010,50-TL yargılama giderinin, davanın kabul ret oranına tekabül eden 202,10 TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 13-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,00-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.