11. Hukuk Dairesi 2019/3224 E. , 2020/2963 K. "" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/03/2018 tarih ve 2015/273 E- 2018/295 K. sayılı kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 17/04/2019 tarih ve 2018/656 E- 2019/561 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenm…
**11. Hukuk Dairesi 2019/3224 E. , 2020/2963 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/03/2018 tarih ve 2015/273 E- 2018/295 K. sayılı kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 17/04/2019 tarih ve 2018/656 E- 2019/561 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davacı karşı davalı vekili asıl davada, davalı şirketin iki ortaklı olduğunu, müvekkilinin %15 hissesinin bulunduğunu, her iki ortağın müdür olarak ana sözleşme ile belirlendiğini, ancak müvekkilinin de vekalet verdiği dava dışı ...’ın müvekkilinin rızasına aykırı şekilde müvekkilinin müdürlüğünü düzenleyen maddeyi beyan vererek yalnızca diğer ortağın müdür olduğu şeklinde düzelterek tescil ettirdiğini, büyük ortağın bunu yaptırdığını, zira ...’ın büyük ortağın çalışanı olduğunu, yine büyük ortağın şirket gelirini kendi hesaplarına aktardığını, çalışanlar içerisinde müvekkiline hakaretler ettiğini, şirket ana sözleşmesinin pay devrini de sınırlandırdığını, bu nedenle payı da devredemediğini ileri sürerek müvekkilinin çıkma payı ödenmek suretiyle çıkmasına, çıkma payı olarak 1.000.-TL’nin tahsiline aksi halde şirketin feshine karar verilmesini istemiş, karşı davada, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl davalı karşı davacı vekili, şirketin diğer hissedarının şirket gelirini kendi hesaplarına aktardığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kendisine hakaret edilmediğini, vekilin ortakların talimatına binaen işlemi yaptığını, pay devrinin sınırlandırılmasının da hukuki olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise, karşı davalının müvekkili şirket işleri ile aynı alanda iştigal eden dava dışı şirketi kurduğunu, anılan şirketin halen büyük ortağın ismini kullanarak iş yaptığını, yine mal kaçırma iddiasının da ortaklık ilişkisi bakımından katlanılamaz olduğunu, karşı davalının şirkete sermaye koymadığını, onun yerinde de büyük ortağın sermaye koyduğunu ve şirketin mali durumu da nazara alındığında karşı davalının çıkma payı olmaksızın çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.