TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2022 NUMARASI : 2021/290 Esas 2022/781 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 11/05/2021 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzeri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/687 Esas 2025/1376 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/687 KARAR NO : 2025/1376 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2022 NUMARASI : 2021/290 Esas 2022/781 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 11/05/2021 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alındığını, ...'a ait 20 dağıtım bölgesi için Dağıtım A.Ş kurulduğunu, dağıtım şirketlerinden birinin de 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirilmesi yolu ile kurulan davacı müvekkil şirket olduğunu, davalı ...'ın müvekkili şirkete İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) ile işletmesini devrettiğini, bu nedenle taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde İHDS imzaladığını, özelleştirme süreci, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 19.09.2008 tarih ve 2008/57 sayılı kararı uyarınca 28.01.2009 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi (HSS) müvekkilinin hisselerinin satışı ile sonuçlandığını, taraflar arasında imzalanan İHD sözleşmesinin 7/4 maddesi bendinde 3.kişiler hak iddiaları başlığı altında düzenleme yapıldığının belirlendiğini, bu madde hükmünde dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde her türlü iş ve işletme sorumluluğunun ...'a ait olduğunu, İHD sözleşmesi öncesi dönemde meydana gelen iş kazası sebebiyle 3.şahıs tarafından müvekkil şirket aleyhine Ankara 1. İş Mahkemesinin 2012/1344 esas sayılı dosyasında açılan maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2013-2014 E. 2014-2597 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, mezkur karara dayanarak Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2013/19280 esas sayılı takip dosyası ile borcun müvekkilce ödendiğini ayrıca karar ve temyiz harçlarının da müvekkil tarafından ödendiğini, ödenen miktardan davalının sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 82.979,10 TL alacağın her ödeme için ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 yıllık süreye tabi olup davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesinin 3.1 sözleşmenin konusunda; dağıtım tesislerinin durumu belirlenerek tamamlanmış ve sözleşme imza tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önceki döneme ait hangi iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...' a ait olduğu, sözleşmenin “3.kişilerin hak iddiaları “ başlıklı 7.maddesi bentlerinde belirlendiğini, davacının dava konusu yapılan ödemenin 3.kişiler tarafından ileri sürülen talepleri olduğu iddia edilmiş ise de, işletme hakkı devir sözleşmesinde geçen 3.kişi kavramının bu şekilde yorumlanmasının sözleşmeler hukukuna aykırı olduğunu, sözleşme ilişkisinde 3.kişi ifadesinin sözleşmenin tarafı olmayan, sözleşmeye yabancı olan sözleşmenin dışında kalan gerçek ve tüzel kişileri kapsadığını, rücuya konu dayanak davadan işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4'te yer aldığı, dağıtım faaliyetinin yürütülmesi faaliyetinden kaynaklandığını, ne de rücuya konu dayanak davanın davacısı işletme hakkı devir sözleşmesinde 7'de yer aldığı gibi 3.şahıs olduğunu, zarar gören şahsın şirketle iş sözleşmesi ilişkisi içinde çalışanı statüsünde olduğunu, bu nedenle ilişkinin 3.kişi ilişkisi sayılmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin çalışanı olup aralarında iş sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğunu, davacı tarafından talep edilen alacak, iş kazasından kaynaklandığından ve İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında 3.kişi zararı sayılamayacağından müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinin mümkün olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 08/06/2004 tarihli, kaza olayının meydana geldiği, bu tarihte Ankara Bölge Elektrik İşletmesi Müdürlüğünün ...'a bağlı kuruluş olduğu ve davacı ...'ın açıklanan nedenlerle İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ve hisse satış sözleşmesi hükümleri nedeniyle, 1. İş Mahkemesi kararı ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2013/20314 esas, 2014/2597 karar sayılı 18.02.2014 tarihli ilamı ve Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2013/19280 esas sayılı dosyası ile kazalıya ödediği tazminatı, davalı ...' a rücu hakkı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile, 80.954,10 TL'nin 19/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, 2.025,00 TL'nin 13/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile olmak üzere toplam 82.979,10 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, rücuya dayanak kararda davalı olan ... Müessesinin davacı şirkete bağlandığını, dağıtım faaliyeti bölgesinde ... Genel Müdürlüğünün değil ayrı tüzel kişiliğe sahip elektrik dağıtım müesseselerinin yetkili ve sorumlu olduğunu, devre esas bilançolar ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, özelleştirme sürecinde blok hisse satış yönetimi ile söz konusu şirketlerin özel sektöre devrinin gerçekleşmesi aşamasında son bir kez daha bilanço düzenlemesi yapılarak mizan kayıtlarının esas alındığını, kaydi sermaye ilave edilmek suretiyle ikmal edilen borç alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilemeyeceğini, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesi hükümlerine göre davanın değerlendirilmesi gerektiğini, hisse devir tarihinden önce tamamlanmış dosyaların İHDS'nin 7.maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, sözleşmede belirtilen 3.kişinin şirket tüzel kişiliği ile bağlantısı olmayan kişileri ifade ettiğini, davacı şirket işçisinin alacağının üçüncü kişi zararı olmadığını, hisse devir sözleşmesinin 6.maddesinde işçi alacaklarından davacı şirketin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, müvekkilinin icra takibinin tarafı olmadığını, davacının takibi bildirmediğini, müvekkiline ihbar yapılmadığını, icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, avans faizi talep edilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 1. İş Mahkemesinin 2012/1344 Esas sayılı dosyası, Ankara 29. İcra Dairesinin 2013/19280 Esas sayılı dosyası, Hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk son tutanağı, bilirkişi kök ve ek raporları vs deliller dosya arasında mevcuttur. Şöyle ki, dava konusu olay Ankara 1. İş Mahkemesinin 2012/1344 esas sayılı dosyasında; Davacı ...' ın ... Mamak Altındağ İşletmesinde elektrik işçisi olarak çalışırken 08.06.2004 tarihinde arıza onarım nedeniyle elektrik direğine çıkarak elektrik iş kazası neticesi yaralanarak ... Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı tazminat davasında 1. İş Mahkemesinin 2012/1344 esas ve 2013/660 karar sayılı 17.09.2013 tarihli kararında 31.529,95 TL kaza tarihi 08.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2013/20314 esas, 2014/2597 karar sayılı 18.02.2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Ankara 1. İş Mahkemesi kararı gereği Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2013/19280 esas sayılı dosyası ile davalı ... aleyhine 22.11.2013 tarihinde toplam 71.619,10 TL icra takibi yapıldığı, 29. İcra Müdürlüğünce ...' tan 80.954,10 TL reddiyat bedeli, 3.258,60 TL tahsil harcı ve 1.432,30 TL cezaevi harcının 19.12.2013 tarihinde tahsil edildiği icra dosyasından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde; rücu talebine konu Ankara 1. İş Mahkemesinin 2012/1344 Esas 2013/660 Karar sayılı dosyanın davacısı ... tarafından ... aleyhine 08/06/2004 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle tazminat istemine yönelik dava açılmıştır. Davacı ... ile davalı ... arasındaki İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi 24/07/2006 tarihinde imzalanmıştır. Rücuya dayanak dava İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin imzalanmasından sonra açılmış ise de, davaya konu kamulaştırmasız el atma tarihinin 1996 yılı olup, İHDS'nin imzalandığı tarihten öncedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından icra takibi nedeniyle yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden iş kazasına dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan ilamın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra takibi nedeniyle ödediği miktarı davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Öte yandan, hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik savunmalarına Dairemizce itibar edilmemiştir. Rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 5.668,30 TL harçtan peşin alınan 1.417,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.251,22 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/11/2025 31509 Üye - Üye - Zabıt Katibi -