11. Hukuk Dairesi 2023/2907 E. , 2024/5311 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1020 Esas, 2022/1350 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2018/1080 E., 2020/114 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafında…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2907 E. , 2024/5311 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1020 Esas, 2022/1350 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2018/1080 E., 2020/114 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin kara taşımacılığı seyahat, turizm sektörü ile 1998 yılından beri uğraşmakta olduğunu, başta Adana ili olmak üzere bölgede tanınan bir marka olduğunu, davacının 1998 yılından beri ticaret unvanını markasal olarak kullandığını fakat tescil yaptırmadığını, davacı şirketçe yaratılan ... markasının davalı tarafça kötü niyet ile... olarak 17.10.2018 tarihinde tescil edildiğini ve bu tescilden hemen sonra taraflarına ihtarname keşide edilerek maddi çıkar sağlanmasının amaçlandığını, davacı şirketin ... ibaresinin gerçek ve öncelikle hak sahibi olduğunu, bu markanın ilk olarak davacı tarafından 1998 yılında kullanılmaya başlandığını ve yine davacı tarafından ayırt edici nitelik kazandırıldığını, marka hukukunda genel kabul görmüş ilkelere göre bir işaret ilk defa düşünen ve mal veya hizmeti kullanan kişinin onun sahibi olur diğer bir ifade ile yaratma ile marka hakkının doğduğunu, markanın kullanılması ile markanın ayırt edici ve tanıtıcı niteliğinin artarak belirgin hale geleceğini, bu yönde Yargıtay kararlarınında mevcut olduğunu, davalı tarafın kullanımının kötü niyet çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, tarafların Mersin firması olması ve ticaret ünvanlarının AS MERSİN olmasına rağmen ... TURİZM markasını almalarının kötü niyetli olduklarının bir göstergesi olduğunu, neticeten davalı adına kayıtlı 2018 60522 tescil nolu... TURİZM markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili mahkemesinin Şanlıurfa Mahkemeleri olduğunu ve yetkili mahkemenin de Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek öncelikle görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davanın dayanaksız ve temelsiz olduğunu, davalı şirketin uzun yıllardır Mersin, Adana, Şanlıurfa ve diğer illerde daha çok turizm ve seyahat işleri yaptıklarını ülke çapında tanınan ve bilinen bir firma olduğunu, davalı firmanın Şanlıurfa ilinde Astor Seyahat, Mersin ilinde As Mersin, Adana ilinde ... firmasını kurmak isteyip bu şekilde çalıştığını, otobüs işletmeleri daha önce olan davalı firmanın Adana ilinde de otobüs işletmesini açmak için çalışmalara başladığını bu sebeple ... firmasını kurma çalışmalarını ve zeminini araştırırken davacı tarafın marka tescil belgesi ile sabit olan ... markasını kullandıklarını öğrendiklerini, bu hususta davacı tarafa ihtarname gönderdiklerini, ihtarnameye cevap iddiaları inkâr ettiğinden Adana Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyrusunda bulunduklarını, davacı tarafın ısrarlı bir şekilde 20 yılı aşkındır bu isimle faaliyet gösterdiğini idda etmiş ise de davacı firmanın basına da yansıyan açılış törenlerinden anlaşılacağı üzere 19.09.2018 tarihinde açılış yaparak kullanmaya başladıklarını yani dava açılma tarihinden üç ay öncesinden itibaren kullanmaya başladıklarını, ayrıca davalı nın firmasını kurarken kendi soy isminde geçen AS ibaresini kullandığını davacı tarafın soy isminin ise Dağlı olduğunu, esas davacıların kötü niyetli bir şekilde davalı tarafın tescilli markasını kullandığını belirterek neticeten davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davalı adına TPE'de kayıtlı 2018-60522 sayılı markanın hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olup tarafların delilleri toplanarak bilirkişiden rapor alındığı buna göre dava konusu 2018-60522 sayılı ''...'' markasının dosya kapsamındaki belgelerden davacının daha eski tarihli ticaret unvanı tescili, bakanlık tarafından verilen yetki belgesi, vergi levhası kapsamında SMK 6/6 ncı maddesi uyarınca davaya konu markanın "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat içir yer ayarlama, seyehat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, anlaşılmış ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun (TÜRKPATENT) 2018/60522 sırasında davalı adına kayıtlı markanın 39. sınıf bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından tescil edilen ... markasının hukuka aykırı şekilde davacı tarafından kullanılmakta olup mahkemenin kabul kararının doğru olmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, mahkemece yetki itirazının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, yetkili mahkemenin Mersin Mahkemeleri değil, davalının adresinin bulunduğu yer olan Şanlıurfa Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin, uzun yıllardır Mersin, Adana, Şanlıurfa ve diğer illerde daha çok Turizm ve seyahat işleri yapmakta olup ülkenin tanınan ve bilinen firmalarından olduğunu, müvekkili firmanın, şirket yetkililerin soy isminden de anlaşılacağı üzere AS MERSİN firmasını kurmuş ve işletmekte olduklarını, müvekkili firmanın, Şanlıurfa ilinde ASTOR SEYAHAT, Mersin ilinde AS MERSİN seyahat olarak faaliyetlerini sürdürmekte olup Adana ilinde de ... firmasını kurmak istediklerini, otobüs işletmeleri daha önce olan firma, Adana ilinde de otobüs işletmesini açmak için çalışmalara başladığını, bu nedenle müvekkili firmanın ... isminin marka hakkını almak için TÜRKPATENT'e müracaat ettiğini, bu müracaat sonrasında yetkili kurum tarafından şirkete 10 yıl geçerli olmak üzere 26.06.2018 tarihinde ASADANATURİZM marka hakkı 2018/60522 Hizmet numarası ile verildiğini, davalının ... firmasını kurma çalışmaları ve zeminini araştırırken davacı tarafın, Marka Tescil Belgesi ile sabit olan ... markasını kullandığını öğrenmiş müvekkilinin 09.11.2018 tarihinde davacı tarafa, Marka Hakkına tecavüz etmemesini ve tecavüz menini aksi halde tazminat davası açacağına dair ihtarname gönderdiğini, davacının, davalı müvekkilinin Marka Hakkının tescilinden sonra 31.08.2018 tarihinde 2018/78064 sayı numarası ile TÜRKPATENT'e var olan Marka Hakkına itiraz ettiği, davacının bu başvurusunun reddedildiğini, davacı tarafın, bu red yazısından sonra ... ismini kullanmaya başladığını, davacının davasının reddi gerektiğini, müvekkilinin, kendi sektörü olan seyahat ve otobüs işletmeciliğini Adana ilinde de yapmak istediği ve bunun için ... marka hakkını aldığını, davalı müvekkili tarafından davacı şirket yetkilisi hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'na Marka Hakkına Tecavüz ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunulmuş olup Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/182 E. sayılı dosyasında dava açıldığını bu dosyada alınan bilirkişi raporunda davacıların Marka Hakkına Tecavüz ettiklerinin sabit olmakla mahkemece bu önemli delil incelenmeden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından daha önce yapılmış bir başvuru olmadığı gibi, davacının markaya 18 inci madde uyarınca herhangi bir itirazı da olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 146 ncı maddesinde düzenlenen sürelere de uyulmadığını, markaya 3 aylık ilan ve askı süresi içerisinde de herhangi bir itiraz olmadığı anlaşıldığından kurum tarafından davalıya TESCİL BELGESİ verildiğini, davacının, uzun zamandır seyahat ve ulaşım işleri ile ilgilendiklerini iddia etmiş ise de bu hususun doğru olmadığını, dosyada var olan davacı şirkete ait Vergi levhası ve Ticaret Sicil Müdürlüğü yazılarından da anlaşılacağı üzere davacının iş kolunun perakende yakıt ticareti olduğunu bu hususun davacının iddiasını çürüttüğünü, mahkemece verilen kararın hukuka uygun olmadığını oysaki davalı müvekkilinin, ... SEYAHAT, AS MERSİN SEYAHAT, ASTOR firmasının marka ismi adı altında uzun zamandır seyahat ve ulaşım işleri ile meşgul olduğunu, davalının marka ismine açıkça tecavüz edildiğini, mahkeme gerekçeli kararının tamamını bilirkişi raporuna dayanarak verdiğini, karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, delil dilekçesinde bahsi geçen delillerimiz toplanmadan dosya bilirkişiden döner dönmez mahkemece karar verildiğini, davalının delilleri toplanılmadan karar verilmiş olmasının savunma hakkını kısıtlar nitelikte olduğunu tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkeme kararının ne derece yanlış olduğunun görüleceğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemenin davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi olduğu, marka sahipliği belgesinde davalı firma adresinin Mersin olduğu, davalı vekilinin yetki ve görev itirazının yerinde olmadığı, davalı vekilinin 21.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde delillerinin toplanmadan bahisle bilirkişi raporuna yönelik bir itirazının olmadığı, yine davalı vekilinin 05.03.2020 tarihli karar duruşmasında hazır bulunduğu delillerinin toplanmadığına dair iddia ve savunmada bulunmaksızın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davacı firmaya ilişkin faaliyet konusuna ilişkin bilgi ve belgelerin Adana Büyükşehir Belediyesi'nden istendiği, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı vekilinin tüm delilleri toplanmadığına ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davanın tescilsiz kullanım ve kötü niyetli tescil sebebine dayalı hükümsüzlük davası olduğu, davacının ticaret siciline ... ticaret ünvanıyla 09.03.1998 tarihinden beri tescilli olduğu, Ulaştırma Bakanlığından alınan yetki belgesi uyarınca davacı firmanın taşıma alanında acentelik yaptığı, davacının ... markasını tescilsiz olarak kullandığı ve dava konusu marka üzerindeki öncelikli hak sahibinin davacı şirket olduğu anlaşılmakla hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Bölge Adliye Mahkemelerinin, Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde verecekleri kararlar 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) alt bendi uyarınca kesin olup davalı vekilinin yetki ve göreve ilişkin temyiz itirazı bu sebeple değerlendirilmemiştir. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.