11. Hukuk Dairesi 2024/2723 E. , 2025/1979 K. MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/1666 Esas, 2024/399 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/24 E., 2023/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten …
**11. Hukuk Dairesi 2024/2723 E. , 2025/1979 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/1666 Esas, 2024/399 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/24 E., 2023/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında iki adet tek satıcılık sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeyi feshettiğini, davacının yaptırdığı delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalının sözleşmeyi haksız feshettiğinin kanıtlandığını, müvekkilinin davalıya yetkili olduğu bölgede önemli bir müşteri portföyü kazandırdığını, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr kaybı yaşadığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme (portföy) tazminatı, 10.000,00 TL kâr kaybı, 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 70.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davaya cevap dilekçesinde ise; karşı davanın zamanaşımına uğradığını, ... ile bir iş ilişkisine girilmediğini, davalı-karşı davacının ürünlerini “...” isimli firmaya fason olarak ürettirdiğini, üretici tarafından “...” isimli firma aracılığıyla ürün adı ve koduyla birlikte davalı- karşı davacıya teslim edildiğini, davalı- karşı davacı Alman menşeli olduğundan ve fason olarak ürettirdiği ürünlerin henüz Almanya’dan kodu gelmediğinden bu ürünleri bayilere gönderirken fason malzemenin ambalaj ve türüne benzer formda olan, fakat kendi portföyündeki mevcut farklı ürünlere ait isim ve kodlarla fatura ettiğini, müvekkilinin bu ürünleri faturada belirtilen farklı isimlerle değil, ürünün üzerinde yazılı gerçek isimleriyle muhasebe sistemine işlediğini, kataloglarında da bu isimlere yer verdiğini, yani taklit ürün satışı yapmadığını, Türk ... tarafından gönderilen ürünlerin farklı isimle fatura edilmesinden kaynaklandığını, tespit dosyası ile dava konusu ürünlerin davalı- karşı davacı tarafça başka firmalara fason olarak ürettirildiğinin belirlendiğini, yine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasında davalı- karşı davacının taklit olarak üretildiğini iddia ettiği “... ....” isimli ürünün davalı- karşı davacıya ait depoda çok sayıda bulunduğunun tespit ve rapor edildiğini, Türk ... ile ... firmaları arasında fason üretime ilişkin mail yazışmalarının bulunduğunu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik kararına karşı davalı-karşı davacı tarafça yapılan itirazın Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiğini savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı-karşı davalının taraflar arasında imzalanan 01.01.2012 tarihli bayilik sözleşmesine aykırı davrandığını, müvekkiline ait ürünlerin muadillerini üretip piyasaya arz ettiğini, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, müvekkilinde uzun süre çalışan ...’ün müvekkiline ait “...” markalı su yalıtım ürünüyle ilgili araştırma- geliştirme çalışmaları sonucunda üretilen “... ...” isimli ürünle ilgili tüm teknik detaylara ve bilgilere vakıf olduğunu, iş sözleşmesini feshettikten sonra davacı- karşı davalı şirketin kardeş şirketi olan ... Yapı Malzemeleri ve Kimyasalları San. ve Tic. A.Ş.‘nde (...) sigortalı çalışmaya başladığını, davacı tarafından da danışman olarak çalıştırıldığını, davacı- karşı davalının ... ile işbirliği yaparak müvekkilinin üretmeyi planladığı “... ...” isimli ürünü imal etmeye başladığı, “.... 4 Kg” ürününün davacı tarafından talep edilmesi nedeniyle tek seferlik ithal edildiğini, davacının üründen mennun kalmaması nedeniyle iade alınarak üretici firmaya teslim edilmek üzere müvekkiline ait depoda muhafaza edilirken delil tespitinin kötüniyetle yapıldığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesinden dolayı manevi tazminat ve portföy tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiştir. Karşı dava dilekçesinde ise; karşı davalının, müvekkilinin ürettiği “...” ve “THOMSIT” isimli ürünlerin bayiiliği için sözleşme imzaladığını, bu ürünlerin benzerini üreterek piyasaya sürmesi nedeniyle bayiilik sözleşmesinin haklı feshedildiğini, davacı şirkette 10 yıl çalışan ...'ün çalıştığı dönemde “...” ürün gamında “... ...” isimli bir ürün geliştirildiğini, bu kişinin görevine son verildikten sonra karşı davalının kardeş şirketi olan ...’te çalışmaya başladığını, “... ....” ürünün aynısı olan “...” isimli ürünü üretmeye başladıklarını, yine “....” isimli ürünü karşı davalının ürettiğini ve “... ...” ibaresi ile satışa sunduğunu, “....” ve “...” isimli ürünlerin de müvekkilinden önce davacı- karşı davalı tarafından piyasaya sürüldüğünü, müvekkili şirketin çalışanını ayartmak suretiyle müvekkili tarafından imal edilen ürünlerin muadillerini üreten ve pazarlayan, henüz daha müvekkilinin ürün listesinde bulunmayan ürünlere ilişkin teknik bilgileri usulsüz bir şekilde edinerek üreten ve müvekkili adına tescilli “...” markasını kullanarak piyasaya süren, bayiilik sözleşmesi feshedilmesine rağmen “...” ibareli panoyu kullanmaya devam eden, müvekkilinin ticaret unvanını ve markasını haksız şekilde kullanan karşı davalının mezkur fiillerinin haksız rekabet/ haksız fiil ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin ve Kanun'a aykırılığın tespitine, men’ine, ref’ine, söz konusu marka hakkının ihlali ve haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması amacıyla şimdilik 400.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın çözümü için öncelikle karşı davanın çözümlenmesi gerektiği, toplanan deliller, marka tescil kayıtları, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’ının 2012/64122 soruşturma sayılı soruşturması sonucunda verilen ve kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/139 D. İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespiti, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/254 E. sayılı davasıyla ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2017/4807 E., 2021/1396 K. sayılı kesinleşmiş kararı, tanık anlatımları ile davacı- karşı davalının taklit ürün satışı yaptığının, “...” markasını kullandığının ve davalı-karşı davacının ürün bilgilerini haksız olarak ele geçirmek suretiyle üretim yaptığının kanıtlanamadığı, davacı- karşı davalı tarafça fason olarak üretildiği iddia edilen bazı ürünlerin davalı- karşı davacının Tuzla’daki depolarında tespit edildiği, sözleşme feshedildikten sonra 15.07.2013 tarihinde davacı- karşı davalı şirketçe devralınan dava dışı ... Yapı Malzemeleri ve Kimyasalları San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 31.01.2012 tarihinde ticaret unvanını “...” olarak değiştirdiği ve bu ibarenin davalı- karşı davacının “...” markası ile benzer olduğu tespit edilmişse de, dava dışı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin davacı- karşı davalı tarafça marka olarak kullanıldığına dair dosyada bir delil bulunmadığı, bu itibarla karşı davanın reddine karar verildiği, davalı- karşı davacının ürün satışı yapıldığı iddiasıyla taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi feshettiği, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/64122 soruşturma sayılı soruşturması sonucunda verilen ve kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/139 D. İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespiti, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/254 E. sayılı davasıyla ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2017/4807 E., 2021/1396 K. sayılı kesinleşmiş kararı ile davacı- karşı davalının taklit ürün satışı yapmadığının ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı- karşı davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 123 vd. maddeleri gereğince müspet veya menfi zararını isteyebileceği, davacı-karşı davalının sözleşme süresinde davalı- karşı davacıdan aldığı komisyon toplamının, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle ticari faaliyette bulunamadığı 111 günlük süreye oranlanarak yapılan hesaplama sonucunda 146.150,20 TL gelirden mahrum kaldığının tespit edildiği, bu mahrum kalınan kâr hesaplamasının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu, davacı- karşı davalı ayrıca denkleştirme (portföy) tazminatı da talep ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 122. maddesi uyarınca taraflar arasındaki sözleşmenin de tek satıcılık sözleşmesi olduğu, bu nedenle koşulları varsa denkleştirme tazminatı talep edilebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca 21 ay kadar devam ettiği, ayrıca davalı- karşı davacının alanında bilinirliği yüksek olan “...” markasının da bu satışlara etkisinin yadsınamayacağı, bu nedenlerle TTK’nın 122. maddesindeki koşulların mevcut olmadığı, bu şirketler dışında davacı- karşı davalının davalı- karşı davacıya başkaca müşteriler kazandırdığına ve davalı- karşı davacının bu müşterilerden davacı- karşı davalının çalışmaları ve çabaları sayesinde sözleşmenin feshinden sonra da yüksek ciro elde ettiğine dair iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulüne, 146.500,00 TL kâr kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı- karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, davacı- karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı, kâr kaybı ve manevi tazminatın tahsili, karşı dava ise marka hakkının ihlali ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 19.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.