T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1886 Esas KARAR NO: 2026/449 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/486 Esas - 2022/394 Karar TARİHİ: 26/04/2022 DAVA: Tespit KARAR TARİHİ: 05/03/2026 YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulm…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1886 Esas KARAR NO: 2026/449 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/486 Esas - 2022/394 Karar TARİHİ: 26/04/2022 DAVA: Tespit KARAR TARİHİ: 05/03/2026 YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 1988 yılından beri plastik pencere aksesuarları sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, iç ve dış piyasada bilinen ve sektöründe lider şirketlerden olduğunu, davalı şirketin de müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça müvekkili hakkında asılsız ve itibar zedeleyici şekilde müvekkilin iç piyasadaki mevcut ve potansiyel (tespit edebildiğimiz kadarıyla yaklaşık 10 farklı şirkete) müşterilerine, müvekkili hakkında asılsız isnatlarda bulunmak suretiyle, vekili vasıtası ile müvekkilin itibarını zedeleyici bir kısım “ihtarname” başlıklı yazılar göndermiş olduğunu ve böylelikle haksız rekabet teşkil eden davranışlarda bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, davalı tarafın, incelemesiz yöntemden yararlanılmak suretiyle ... numaralı faydalı model ve ... numaralı tasarıma yönelik tescil belgesi almış olduğunu ve işbu tescil belgeleri ile haksız kazanç elde etme yoluna düşmüş olduğunu, davalı tarafça söz konusu ürünlerine yönelik olarak müvekkili aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/65 E. Sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat talepli dava açılmış olduğunu, İşbu davanın derdest olduğunu, söz konusu ürünlerin menteşe ve pencere/kapı kolu olup, ilgili davada da belirtikleri üzere müvekkilinin ürünleri ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, haksız rekabetin varlığından söz edilebilmesi için; kazanç sağlama amacına yönelik faaliyet, yarışma ortamı, aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranış ve rekabetin dürüstlük kuralına aykırı bir davranışla veya özel olarak aldatıcı hareketle yapılması gerektiğini, somut olayda da müvekkilinin müşterileri ile arasındaki ilişkinin etkilendiğini, davalı tarafça iş ahlakına aykırı isnatlarla müvekkilinin, müşterileri nezdinde itibarının zedelenmesi ve müşteri kaybı yaşamasının amaçlandığını, davalı tarafça müvekkilinin müşterilerine, müvekkili hakkında yanlış, yanıltıcı kötüleyici açıklamalarla rahatsızlık verilmiş yani müşterinin karar verme özgürlüğünün ortadan kaldırılmasının hedeflenmiş olduğunu beyanla; davanın kabulü ile haksız rekabetin tespitine, davalının müvekkili aleyhine gerçekleştirdiği haksız rekabet eylemlerinin men’ine, davalı hakkında verilecek hükmün, masrafı davalıya ait olmak üzere Türkiye’de yayınlanan tirajı yüksek 5 gazeteden birinde ilanına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarınca davacı aleyhine maddi manevi tazminat ve haksız rekabet davası nedeniyle açılan İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/65 E. sayılı dosyasının derdest olup, bu davada haklı çıkmaları halinde zaten müvekkilinin haksız rekabet fiilini işlemediğinin, aksine davacının işlediğinin ortaya çıkacak olduğunu, işbu davanın konusunda yer alan ve davacının müvekkile ait hakları iddia ettiğini belirttikleri hususlar ile aynı olup, bu nedenle taraflarınca davacı aleyhine açılan davanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından gönderilen dava dilekçesinde müvekkilinin bayilerine ve müşterilerine göndermiş olduğu ihtarnamenin, dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmekte ise de bu iddiaya katılmadıklarını, herşeyden önce müvekkilinin bu yazıyı yalnızca davacı müşterilerine göndermemiş, kendi müşterilerine de gönderilmiş olduğunu, burada müvekkilinin kendi tescilli patent ve faydalı modelini korumak amacıyla hareket etmiş olduğunu, müvekkili şirketin müşterilerine göndermiş olduğu ihtarnamede aldatıcı ve yanıltıcı bilgi vermemiş olduğunu, davacı taraf aleyhlerine herhangi bir dava olmadığın iddia etmekte ise de davacı aleyhine haksız rekabet davası açılmış olup, nitekim açılan bu davada raporun lehlerine gelmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacı aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/65 Esas sayılı dosyası ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi-manevi tazminat davası açılmış olup, açılan bu davanın halen derdest olduğunu, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının fiil ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin ortaya çıkmış olduğunu beyanla; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/04/2022 tarih ve 2021/486 Esas - 2022/394 Karar sayılı kararında; "......Haksız rekabete ilişkin hükümlerin 6100 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, buna göre madde kapsamında da ifade edildiği üzere haksız rekabete ilişkin hükümlerinin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu, kanunun 55. maddesinde ise haksız rekabet olarak kabul edilebilecek hallerin sınırlı olmadığı ve örnek olarak sayıldığı, dava konusu somut olayın dayandığı "Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar" başlığı altında düzenlenen 6100 sayılı TTK'nın 55/1-a.1 maddesinin "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" hükmünü ihtiva ettiği, buna göre kötülemenin haksız rekabet olarak kabul edilebilmesi için başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarda bulunularak kötüleme eyleminin gerçekleşmesi gerektiği, dava konusu somut olayda ... numaralı faydalı model ve ... numaralı tasarıma yönelik davalı tarafın tescil belgesini aldığının davacı tarafın da kabulünde olduğu, yalnız davalı tarafından tescil belgesinin incelemesiz yöntemden yararlanmak suretiyle alındığı iddia edilmiş ise de halihazırda davalı tarafın tescil belgesine sahip olduğunun sabit olduğu, ayrıca davalı tarafından bu ürünler sebebiyle yasal yollara başvurularak İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, buna göre davalının tescil belgesine sahip olduğu ürünler sebebiyle dava dilekçesi ekinde sunulan "ihtarname" başlıklı belgeleri düzenleyerek muhataplara göndermiş olduğu ve ihtarnamelerin içeriğinde ileri sürülen isnatların kötüleme olarak kabul edilemeyeceği, söz konusu isnatların yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar mahiyetinde bulunmadığı, davalının bu şekilde Anayasasal bir hak olan şikayet hakkını kullandığı, bu nedenle de iddia edildiği üzere davalı tarafın ihtarname çekmek suretiyle haksız rekabet oluşturduğundan söz edilemeyeceği Mahkememizce değerlendirilmiş olmakla açılan davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''AÇILAN DAVANIN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir beyanın (açıklamanın) olması ve bu beyanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması ve nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerektiğini, Yerel mahkemece eksik ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, zira kararın "ihtarname çekmek suretiyle haksız rekabet oluşturduğundan söz edilemeyeceği" denilerek içeriksel olarak hiçbir incelemeye girmeksizin tamamen yüzeysel inceleme ile, usul ve yasaya aykırı olarak verildiğini, somut olaya bakıldığında sektöründe lider ve doğal olarak da bilinen şirketlerden olan müvekkilin, mevcut / potansiyel müşteri çevresine gönderilen işbu gerçeğe aykırı ve kötüleyici yazı içeriklerinin, faaliyet gösterilen sektör gözetildiğinde, "yanıltıcı" ve "yanlış" olduğunu, zira davalı tarafından işbu haksız rekabet teşkil eden yazıların müvekkilin aksine, üretici olmayan sadece iç piyasadaki mal alım-satım işi yapan işletmelere gönderildiğini, bu halde de davalı tarafça yazıların gönderildiği işletmelerin, üretici olmamaları da gözetildiğinde, mevcut / potansiyel müşterilerin yazı içeriklerini "...'den ürün sakın almayın, benden alın, ...... ürünleri hakkında yasal süreç başlattık (ki yazı içeriğinde belirtilen dosya numaralının müvekkille ilgisi de yoktur!) yoksa size de başlatırız, ürünlerinizi toplatırız, gümrük süreçleriniz sekteye uğrar" şeklinde algılayacaklarının açık olduğunu, böylelikle sektördeki mevcut / potansiyel müşterilere korku salınmasının hedeflendiğini, davalının burada mevcut / potansiyel müşterilere yanıltıcı ve yanlış beyanlarla "aba altından sopa göstermek" peşinde olduğunu, kaldı ki dava dilekçesi ekinde sunulan dava konusu haksız rekabet teşkil eden yazıların müşterileri tarafından şüpheli ve şaşkın bir yaklaşımla müvekkil şirket ilgililerine iletildiğini, Dosya safahatında yer alan bilirkişi raporunun eksik olduğunu, davalının haksız rekabet oluşturan "ihtarname" başlıklı belgelerin hiçbir şekilde incelenmediğini, Somut olayda huzurdaki davanın açıldığı dönemde uzun süredir istikrar kazanan Yargıtay içtihatlarında rakiplerinin müşterilerine yazı vb. göndermek suretiyle rakibini kötüleyenlerin bu davranışının haksız rekabet olarak nitelendirildiğini, işbu davanın; davalı tarafından müvekkilin mevcut ve potansiyel müşterilerine müvekkil hakkında yanlış, yanıltıcı, kötüleyici içeriğe sahip, iş ahlakına aykırı içerikte ve nitelikte olan belgeler gönderilmesine ilişkin davranışın haksız rekabet olduğunun tespit ve men’ine ilişkin olduğunu, huzurdaki davanın TTK m. 54 vd. hükümlerine dayandığını, davalı tarafça iş ahlakı ve dürüstlük kuralına aykırı davranılmak suretiyle müvekkilin itibarını zedeleyici şekilde haksız rekabette bulunulduğunu, müvekkilin mevcut ve potansiyel müşterilerine, müvekkil hakkında yanlış, yanıltıcı ve kötüleyici açıklamalarda bulunulduğunu, dosya içeriğinde yer alan 'ihtarname' başlıklı belgelerden de bu hususun açık olarak görülmekte olduğunu, yerel mahkemece bu husus gözetilmediği gibi, bu yöndeki bilirkişi raporuna itirazlarının da hiçbir surette gözetilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, haksız rekabetin tespiti, men-i ve kararın ilanı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, davalı tarafın iç piyasadaki mevcut ve potansiyel müşterilerine, hakkında asılsız ve itibar zedeleyici isnatlarda bulunmak suretiyle, ticari itibarını zedeleyici “ihtarname” başlıklı yazılar gönderildiği böylelikle haksız rekabet teşkil eden davranışlarda bulunduğu belirtilerek haksız rekabetin tespiti, meni ve kararın ilanını talep etmiştir. Davacının iddiası, davalının gönderdiği ihtarnamelerde kendisi hakkında ileri sürülen isnatların haksız rekabet teşkil ettiğine yönelik olup, davalı adına tescilli faydalı model ve tasarıma yönelik tescil belgesine ilişkin taraflar arasında açılmış bulunan davalar İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ayrı bir dava olarak görülmektedir. Davacının iddiaları faydalı model ve tasarıma yönelik tescil belgelerine ilişkin olmayıp, davalının gönderdiği ihtarname içeriğinde yer alan isnatlara ilişkindir. Tasarım tescil belgesinden kaynaklanan hakların kullanılması, bu belge ile sağlanan koruma kapsamında olup, tescilli bir tasarımın haksız kullanımından söz edilemez. Ancak, tasarım tescil belgelerinin hükümsüzlüğü yolundaki kararlar ile sicilden terkinleri sağlandıktan sonra korumaları kalkacak ve bu tarihten itibaren kullanımlarının haksız olduğu ileri sürülebilecektir. Tescilli endüstriyel tasarım sahibi, bu tescil hükümsüz kılınmadıkça tasarımını kullanabilir. Haksız rekabet 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. Maddesinde düzenlenmiş ve aynı kanunun 55. maddesinde haksız rekabet teşkil edecek bazı davranış örnekleri sayılmıştır. TTK'nın 55/(1)-a-1 maddesi ile; "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Kötüleme yoluyla haksız rekabette, doğrudan mağdura yönelik bir hareket yer almamakta, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak, mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek bu kişilerin mağdur hakkında yanlış kanaat edinmeleri sağlanarak mağdur kötülenmektedir. Bu haksız rekabet türünde, konu mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dahil değerler, muhatap ise mağdurun müşterileridir. (Yargıtay HGK; 01.04.2021 T., 2017/11-2623 E., 2021/387 K.) Somut uyuşmazlıkta davalı, usulüne uygun şekilde tescil ettirmiş bulunduğu tasarım tescil belgesine dayanarak, davacının müşterilerine ihtarname göndermiş, ihtarnamelerde; aydınlatma gereği tasarımı bulunduğu ürünlerin izinsiz ve lisanssız üretilmemesi, satın alınmaması ve ithal edilmemesi aksi halde hukuki yollara başvurulacağını belirtmek suretiyle şikayet hakkını kullanmıştır. Davalı tarafından davacının müşterilerine gönderilen ihtarname içeriklerinin davacının kişilik haklarına saldırı, itibar zedeleyici nitelikte olmadığı ve haksız rekabet unsuru içermediği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taktiri delil olup ileri sürülen iddiaların haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağının mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/9772 Esas - 2015/6365 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.