T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1716 KARAR NO : 2025/1426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/725 DAVA TARİHİ: 16/10/2025 ARA KARAR TARİHİ: 27/10/2025 DAVA: İtirazın Kaldırılması ve İflas KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçe…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1716 KARAR NO : 2025/1426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/725 DAVA TARİHİ: 16/10/2025 ARA KARAR TARİHİ: 27/10/2025 DAVA: İtirazın Kaldırılması ve İflas KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2021 yılından itibaren davalı şirketin kuruluşu dahil tüm avukatlık iş ve işlemlerini üstlenmeye başladığını, 2024 yılı Ekim ayına kadar müvekkilinin katıldığı iş ve işlemlerden doğan avukatlık ücret, danışmanlık, proje ve iş geliştirme yönetim hizmetlerine ilişkin alacaklar, defalarca talep edilmesine rağmen ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin haklı nedenlerle davalı şirketin vekilliğinden istifa etmek durumunda kaldığını, avukatlık ücret alacağının bulunması nedeniyle İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan iflas yolu ile ilamsız takibe davalının kötü niyetli olarak itiraz ettiğini bildirerek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile, davalı şirket malvarlıklarının korunması için İİK'nın 159. maddesi uyarınca öncelikle davalı şirkete denetim kayyımı atanması, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesi, davalı şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi, davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicilindeki kaydının terkininin iflas sonuna kadar engellenmesi ve bu hususta İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılması şeklindeki muhafaza tedbirlerinin alınması yönünde teminatsız ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesini, İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasını ve davalı şirketin iflasını talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile talep, İİK 159. maddesi uyarınca muhafaza tedbirlerinin alınması, davalı şirkete kayyım atanması istemine ilişkin olup, itirazın kaldırılması ve iflas talepli işbu davayı ikame etmek için davacının alacaklı olduğunu somutlaştırarak iddia etmesinin gerekli olduğu, verilen süreye rağmen davacının alacaklı olduğu hususunda talebini somutlaştıramadığı bu nedenle davacının İİK'nın 159. maddesi kapsamında şirkete kayyım atanması ve muhafaza tedbirlerine hükmedilmesi talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle Davalı şirkete kayyım atanması ve muhafaza tedbirlerine hükmedilmesi taleplerinin REDDİNE karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 16.10.2025 tarihli dilekçeleri ile somutlaştırma külfetinin yerine getirildiğini, bu yönde davalı ...'in müvekkili tarafından temsil edildiği toplam 239 adet iş mahkemesinde görülen dava, liste halinde dava dilekçesi ve delillerinde İlk Derece Mahkemesine sunulduğunu, ara kararın tatmin edici nitelikte gerekçe ihtiva etmemesi nedeniyle adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal ettiğini, dosyada mübrez deliller değerlendirildiğinde yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, dava dilekçesinde ve eklerinde ...'in, müvekkili ...'ı vekil tayin ettiğinde dair avukat vekaletnamesi, müvekkilinin ...'i temsil ettiği yargılamalara ilişkin davaların listesi ve davalı şirket adına yapılan sözleşmeler ile iş ziyaretleri gibi her türlü hukuki hizmete ilişkin bilgi ve belgelerin İlk Derece Mahkemesine ibraz edildiğini, malvarlıklarına el konulma tehlikesi dikkate alındığında davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve hisselerine tedbir şerhi işlenmesinin elzem olduğunu, davalı hakkında İİK'nın 159. maddesi kapsamında muhafaza tedbirlerinin alınması gerektiğini belirterek, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, iflas yoluyla adi takipte itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkin olup, istinaf incelemesine konu talep ise ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İhtiyati Tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Geçici Hukuki Korumalar" üst başlığını taşıyan onuncu kısmının 389 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 389. maddede ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiş, son cümlede ise, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 390/3.fıkrasında ise, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. İİK'nın 159. maddesinde; "İflas talebi halinde mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine, mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme, defter tutmadan gayrı bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan, ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet ve adli yardıma nail kimseler de teminat göstermek mecburiyetinde değillerdir. Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez." hükmü yer almaktadır.Alacaklının asliye ticaret mahkemesine başvurmasından sonra ticaret mahkemesi, ilk önce alacaklıların menfaatini korumak için iflas muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığına, gerekli ise muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığını takdir etmek, ticaret mahkemesine aittir... Mahkeme, özellikle borçlunun iyi niyetli olmaması, yani mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya muvazaa yolu ile başkalarına devretmeye hazırlanması hallerinde muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu, kanunda sayılmış değildir. Kanun, bu tedbirlerden yalnız defter tutulmasını zikretmiş ve diğer muhafaza tedbirleri diyerek "mahkemenin uygun göreceği tedbirler" olarak bırakmak suretiyle tek tek saymamıştır. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 419, 420).İflas davasının açılması halinde, öncelikle mahkemenin muhafaza tedbirine hükmedilebilmesi için alacaklıların menfaatinin zaruri kılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile alacaklıların menfaati tehlikeye düşecekse tedbirin alınmasında zaruret bulunduğu kabul edilmelidir. O halde, muhafaza tedbirleri ile güdülen amaç, aleyhine iflas davası açılan borçlunun müstakbel iflas masasına girecek mal ve hakların muhafazası suretiyle sadece iflas isteyen alacaklının değil, iflas alacaklıların tamamının menfaatlerinin kurunmasıdır. (Muşul, Timuçin, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, s.168). Ancak yasal düzenlemede mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerinin mahkeme tarafından alınabileceği belirtilmiş ise de borçlu şirketin ticari hayatını ve faaliyetini zedeleyecek, iflasına yol açabilecek nitelikte tedbir talebi de verilmesi mümkün değildir.Mahkeme takdir hakkını kullanırken öncelikle, alacaklıların menfaatinin zaruri kılınıp kılınmadığı, borçlunun ticari hayatını ve faaliyetini etkileyip etkilemediği ve HMK 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarına ilişkin yaklaşık ispat kuralı sağlanıp sağlamadığı hususlarını dikkate alması gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafın denetim kayyımı atanması, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesi ile davalı şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi şeklinde ayrı ayrı ihtiyati tedbir talepleri bulunmaktadır. Davacının başlattığı dava konusu iflas yoluyla yapılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği için mahkemece öncelikle genel hükümlere göre davacının alacaklı olup olmadığının tespiti gerektiği, alacaklı olduğunun belirlenmesi halinde itirazın kaldırılmasına karar verileceği, ardından iflasa ilişkin prosedürün işletileceği ve depo kararı verileceği, davacı tarafça, taraflar arasındaki vekalet sözleşmenin haklı nedenle feshi edilip edilmediği, haklı nedenle fesedilmiş ise davacının talep edebileceği avukatlık ücret alacağının bulunup bulunmadığı hususlarının bu yargılama aşamasındaki delillerinin değerlendirilmesi neticesinde belirlenecek olması, bu aşamada dosyaya sunulan deliller dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, değişen koşullara göre mahkemece değerlendirme yapılmasının mümkün olduğu anlaşılmakla mahkemece sadece başvuran alacaklının değil tüm alacaklıların da menfaatini gerektirir bir husus görmediğinden, bu konuda bir kanaat sahibi de olmadığı görülmekle, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/12/2025