T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/782 Esas KARAR NO : 2025/836 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 10.08.2024 günü müvekkili firmanın uzun dönem kiralama sözleşmesi ile kiraladığı... plakalı araç trafik kuralların…
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/782 Esas KARAR NO : 2025/836 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 10.08.2024 günü müvekkili firmanın uzun dönem kiralama sözleşmesi ile kiraladığı... plakalı araç trafik kurallarına uygun şekilde seyir halindeyken, davalı sürücünün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç yanlış manevra sonucu müvekkil şirkete ait araca çarptığını, kaza sonucu, müvekkil şirketin aracı muhtelif yerlerinden hasar görmüş ve trafiğe çıkmaya uygunsuz hale geldiğini, somut olayda davalı sürücü şerit değiştirme kurallarına uymayıp alması gereken önlemleri almadığından davaya konu kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, kaza neticesinde SBM/TRAMER kusur sonucuna göre; davalıların sevk ve idaresindeki aracın yüzde yüz (%100) kusurlu olduğu, müvekkil firmaya ait aracın ise yüzde sıfır (%0) kusurlu olduğu kayıtlara geçtiğini, diğer davalı araç sahibi de işleten sıfatına sahip olup aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağını, kaza sonucu müvekkil şirket kazanç kaybına uğradığını, tüm bu nedenlerle; kusur oranı, zarar miktarı, onarım süresi ve başkaca tüm talep ve haklarımız yönünden fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla işbu belirsiz alacak davamızın kabulü ile 300-TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, aracın kaza tarihindeki günlük kiralama bedelinin bildirilmesi için İTO'ya müzekkere yazılmasına, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alındığında yargılamanın uzamasını engellemek maksadıyla Sayın mahkemenizden tensip zaptı ile birlikte kurulacak ara karar neticesinde dilekçeler aşamasından sonra dosyanın bilirkişiye tevdiine, arabuluculuk sürecinde anlaşamama tutanağı düzenlenmesi sebebiyle AAÜT m.16/2-c hükmü gereğince lehimize arabuluculuk taraf vekilliği vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama harç ve masraf giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA/ Davalılara usule uygun tebligat yapılarak dava dilekçesi ve ekleri ekli tensip zaptı duruşma gün ve saatini bildirir usume uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır. Davacı vekili 18.11.2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle, huzurdaki davanın taraflarınca ikame edilmesinden sonra davalılar söz konusu zarar kalemlerine ilişkin ödemeyi taraflarına yapmış olduklarını, bu nedenle davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesini, davalılardan vekalet ücreti ve taraflarınca bu zamana kadar yapılmış olan yargılama giderlerine ilişkin bir taleplerinin olmamasına rağmen ikmal edilmesi gereken yargılama harç ve masrafları ile, arabuluculuk ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nun 315. Maddesinde; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). " Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 18.11.2025 tarihli dilekçesi ile sulh protokolü de dikkate alındığında dava konusu alacağa ilişkin ödeme yapıldığı anlaşılmakla, konusuz kalan davada tüm davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin 18.11.2025 tarihli beyan dilekçesi ile vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi bulunmadığı; davanın açılmasına davalıların sebebiyet vermesi sonrasında ödeme yapmaları nedeniyle arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsil edilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 615,40 TL karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Sulh protokolü kapsamında davacı tarafından vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, 6-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2025 yılı tarifesine göre toplam 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair tarafların yokluğunda HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere karar verildi. 20/11/2025 KATİP ... ¸e-imzalıdır HAKİM ... ¸e-imzalıdır