T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1174 - 2026/367 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1174 KARAR NO : 2026/367 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2021 NUMARASI : 2020/374 E. - 2021/248 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1174 - 2026/367 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1174 KARAR NO : 2026/367 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2021 NUMARASI : 2020/374 E. - 2021/248 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/06/2021 tarih ve 2020/374 Esas - 2021/248 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin şirketin sektöründe öncü, sunduğu hizmetler ve hizmetlere bağlı markaları ile ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış olduğunu; "..." kelimesinin 96 yıldır davacı bankanın ticaret unvanı olduğunu; ayrıca, davacı bankanın, "..." tanınmış markası ile "..." ibaresi taşıyan seri marka niteliğinde birçok markanın da sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı le nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğunu,, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 6 ve 35 sınıf mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2020-M-8189 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru kapsamındaki 06, 35.sınıf mal/hizmetlerinin davacıya ait mesnet markaların kapsamında yer alan mal/hizmetlerle aynı ve benzer oldukları ancak marka işaretleri arasında görsel, iştsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığından iltibas koşullarının oluşmadığı, zira davalının marka başvurusunda davacının markalarında kullanılan kompozisyonun hiçbir şekilde kullanılmadığı gibi bu kompozisyonu çağrıştıracak bir kompozisyon da bulunmadığı, diğer yandan "..." ve "...", "... Bankası" ibareleri birbirlerinden birer nokta olarak farklı harfler olarak görünse de sadece böylesi bir değerlendirme ile markaların benzer kabul edilmesinin mümkün olmadığı, taraf markalarının şekilsel olarak da birbirlerinden rahatlıkla ayrılabildiği, zira iki veya üç harften oluşan marka başvuruları arasında yapılacak benzerlik değerlendirmesinde, marka örneğinde yer alan diğer ilave unsurlar ve şekil unsurların birlikte dikkate alınacağı, karşılaştırılan işaretlerde ilave unsurların yer alması durumunda kural olarak, markaların bütünsel olarak farklılaştığının kabul edildiği, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığından, tanınmışlığın bir etkisinin olmayacağı, kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, mahkemece kabul edildiği üzere dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin müvekkilinin markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı olduğunu, tarafların marka işaretlerinin de benzer bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, dava konu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanabileceğinin mahkemece göz ardı edildiğini, müvekkilinin "..." ibareli marklarının tanınmış olduğunu, anılan ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanında da yer aldığını, dava konu markanın müvekkilinin markaların tanınmışlığından haksız kazanç sağlayabileceğini ve müvekkilinin itibarına zarar verebileceğini, benzer bir uyuşmazlık hakkında verilen Ankara 5.FSHHM'nin 2024/214-2025/72 sayılı ilamında "... ..." ibaresinin müvekkilinin markaları ile benzer kabul edildiğini, dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira tarafların markalarının asli unsurlarının kısa ibarelerden oluştuğu, bu tarz kısa ibarelerdeki farklılıkların tüketiciler tarafından daha kolay fark edildiği, dava konusu başvurunun bütünsel algısının davacının mesnet markalarından tamamıyla farklı olduğu, dava konusu başvuruda, başvuruyu davacı markalarına yaklaştıran hiç bir unsur bulunmadığı, marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış bulunmasının sonuca etkili olmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı, ayrıca her başvurunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi esas olduğundan davacı vekilinin istinaf itirazında belirttiği uyuşmazlığa ilişkin verilen mahkeme kararının işbu dava için emsal teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.