T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/463 - 2026/812 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2026/463 KARAR NO : 2026/812 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20/01/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2026/2…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/463 - 2026/812 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2026/463 KARAR NO : 2026/812 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20/01/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2026/22E., 2026/45K. DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 10/04/2026 YAZIM TARİHİ : 10/04/2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle:Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 16/06/2017 tarihinde bağlantı anlaşması imzalandığını, anlaşmanın imzalandığı tarihten bu yana müvekkili şirketin kesilen tüm faturaları herhangi bir gecikme veya eksiklik olmadan ödediğini, davalı tarafından 06/02/2023 tarihinde KDV dahil 2.141,528,14 TL tutarında 15 gün vadeli fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin bundan önceki tüm faturaları gününde ödemesine rağmen, deprem günü düzenlenen bu faturayı yaşanan felaket sebebiyle süresinde ödeyemediğini, müvekkilinin 2023 Temmuz ayında davalı ile iletişime geçip 06/02/2023 tarihli faturayı ödeyeceğini bildirdiğini, davalının faturanın gecikme cezası ile birlikte ödenmesi konusunda ısrarcı olduğunu, müvekkilinin tüm elektriğin kesilmesi dahil her türlü yaptırımla karşılaşılması ihtimali olması ve bir icra baskısına maruz kalmamak adına, fazlaya ilişkin dava ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla ihtirazı kayıtlı olarak dava konusu gecikme cezasının bedelinin ödenmek zorunda kaldığını ve 01.08/2023 tarihinde ihtirazi kayıtlı olarak fatura bedeli ve gecikme zammı ile birlikte toplam 2.492,762,73 TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin ardından davalı tarafından 02/08/2023 tarihinde gecikme zammı açıklamalı 351.234,59 TL bedelli fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından 03/08/2023 tarihinde gecikme faizinin iadesi talepli yazı gönderildiğini, ancak davalı tarafından mücbir sebep başvurumuzun ilgili mevzuat kapsamında başkanlıklarınca uygun değerlendirilmediğinin belirtildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihtirazı kayıtla davalıya ödemesi yapılmak zorunda kalınan 02/08/2023 tarih TEE2023080000001 fatura nolu, KDV dahil 351.234,59 TL bedelli fatura bedelinin ödeme tarihi olan 01/08/2023 tarihinden beri işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davacı müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Ocak 2023 dönemine ait TEE2023015800634 nolu iletim sistemi sistem kullanım ve sistem iletişim faturası ve bu faturanın vadesinde ödenmemesi nedeniyle teşekkülleri Mali İşler ve Finans Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen TEE2023080000001 nolu gecikme zammı faturasına 06/02/2023 tarihinde Kahramanmaraş-Pazarcık merkezli yaşanan büyük deprem felaketi nedeniyle faturaların mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek 03/08/2023 tarihli ve 2023-EE1 sayılı yazı ile itiraz ettiğini, davacının yaptığı itirazın teşekkülleri Tarife ve Müşteri Hizmetleri Dairesi Başkanlığının 15/09/2023 tarihli ve 2040157 sayılı yazıları ile uygun bulunmadığını, gerek faturanın depremin gerçekleştiği 06/02/2023 döneminden önceki 1-31 Ocak 2023 dönemindeki sistem kullanımına ait iletim bedeli faturası olması gerekse depremden etkilenen iletim sistemi kullanıcılarına düzenlenen iletişim bedeli faturalı için EPDK tarafından kurul kararı ile verilen bir mücbir sebep muafiyet kararının olmaması nedenleriyle uygun değerlendirilmediğini savunarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince: "...Tüm bu açıklamalar uyarınca dava dosyası incelendiğinde, eldeki davanın taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşması gereğince davalı tarafça davacıya uygulanan ceza nedeniyle istirdat istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Bilindiği üzere, 02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” ...’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun'a Ek madde 3 ile “8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Bu itibarla, 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından yargı yoluna ilişkin bu değişikliğin usul hükmü niteliğinde olması nedeniyle derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmakla, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu görülmüş ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b, 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava konusu uyuşmazlığın sistem kullanım anlaşmasındaki bir ihlale ilişkin ceza-i şart veya yaptırıma ilişkin değil, aksine sistem kullanım anlaşmasında hiç düzenlenmeyen gecikme (temerrüt) bedeline dair olduğu, 6446 sayılı EPK'nın 8/2.d'de aranan ön şart olan "sistem ihlallerine ilişkin" olmayan uyuşmazlıkların maddenin kapsamı dışında olduğu, özel hukuka tabi olduğu, davalı ... tarafından ihlale yönelik düzenlenen cezai şart veya diğer yaptırımın da söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın EK madde 3 ve 8d'de münhasıran düzenlenen kapsam dışında kaldığı, taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşmasına göre dava konusu alacakta ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, idari yaptırımların fatura keserek değil ilgili tarafa yazı göndererek uygulanacağı, ilk derece mahkemesince işbu davanın idari yargıda görülmesi gerektiği belirtilmişse de, sınırlı sayıda dava türü olan idari yargıda istirdat türünde bir dava açılmasının mümkün olmadığı nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşması gereğince davalı tarafça davacıya uygulanan ceza nedeniyle istirdat taleplidir. İlk derece mahkemesince, Dairemiz incelemesi ile kararın kaldırılmasına dair karar doğrultusunda usulden ret kararı verilmiş ise de; dava konusu istemin ödemenin geç yapılmasına dair ceza istemine ilişkin olması, 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şart olmaması ve maddi hataya dayalı olarak değerlendirme yapılmış olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile işin esası incelenmiştir. Taraflar arasında Sistem Kullanım Anlaşması düzenlenmiş olup; sözleşme gereği davalı tarafça 06/02/2023 tarihli 2.141.528,14 TL bedelli fatura tanzim edilmiştir. Davacı, bu fatura bedelini herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin 01/08/2023 tarihinde eksiksiz olarak ödemiştir ancak, bahsi geçen fatura bedelinin davacı tarafça son ödeme tarihi olan 21/02/2023 tarihinden sonraki bir tarihte gecikmeli olarak ödemesi nedeniyle davalının gecikme cezası talep edip edemeyeceğinin tespiti gerekir. Davacı, davalı tarafça talep edilen gecikme cezasını fatura bedeli ile birlikte 01/08/2023 tarihinde ihtirazi kayıt altında ödemiş ve bu ödediği bedeli uyuşmazlık konusu etmiştir. Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması ile ilgili doğrudan hüküm 6098 sayılı Kanun'un "Aşırı ifa güçlüğü" başlığı altındaki 138. maddesi ile getirilmiştir. Bu madde 6098 sayılı Kanun'un Üçüncü Bölümü olan “Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi Zamanaşımı” üst başlığı altında yer almaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 138. maddesi gereğince aşırı ifa güçlüğünde sözleşmenin uyarlanmasının istenmesi için bir takım şartların birlikte bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması için öncelikle sözleşmenin kurulduğu andaki şartların önemli ölçüde değişmiş olması, bu değişen şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum oluşturması ve bu durumun oluşmasının da borçludan kaynaklanmamış olması gerekmektedir. Bu olağanüstü durum sebebiyle sözleşmenin yapıldığı sıradaki olguların borçlu aleyhine değişmesi ve bu değişimin dürüstlük kurallarına göre borçludan ifanın beklenememesi kadar esaslı bir değişim olması gerekir. Ayrıca sözleşmenin uyarlanması için borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı güçlüğü hâlini saklı tutarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Sözleşmenin uyarlanması için gereken tüm bu şartların bir arada bulunması zorunludur. Başka bir deyişle 6098 sayılı Kanun'un 138. maddesinde belirtilen bu şartlardan bir tanesi dahi bulunmazsa sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmayacaktır. Sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin şartlardan; sözleşmenin değişen şartlarının taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum oluşturmasının üzerinde durulması gerekir. Sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartlar, sözleşmenin kuruluşu safhasında mevcut olmayan ve o zamanki gerçeklerle bağdaşmayan, ancak sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkmış olan ve sözleşme bakımından belirli bir önemi haiz bulunan olaylardır. Değişen şartların öncelikle sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkması gerekir. Sözleşmenin kurulmasından önce var olan ancak taraflarca bilinmeyen veya yanlış tasavvur edilen şartlar sözleşmenin uyarlanmasına değil irade sakatlıklarına yol açar. Ayrıca sonradan ortaya çıkan olağanüstü durum toplumun tamamını yahut belirli bir kısmını etkilemiş olmalıdır. Sadece birkaç borçluyu etkileyen olaylar sözleşmenin uyarlanması için yeterli değildir. Sözleşmenin kurulmasında sonra ortaya çıkan ve sözleşmenin uyarlanmasını gerektiren şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olması gerekir. Bu kapsamda öngörülemezlik, sözleşmenin uyarlanmasında en temel ve kilit noktayı oluşturmaktadır. Öngörülemezlik, genel olarak kişinin iş hayatının olağan akışında göz önüne almakla yükümlü olmadığı durumları ifade eder. Taraflar sözleşme ilişkisini kurarken, sözleşmenin kuruluşundan sonra ortaya çıkan durumları öngörebiliyorlarsa bu durumda sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmaz. Bu hâlde tarafların değişen şartlara ilişkin her türlü riski üstlenmiş olduğu kabul edilir ve sözleşme hükümleri değişen şartlarda da uygulama bulur. Değişen şartların öngörülemezliği tespit edilirken objektif bir değerlendirme yapılmalıdır. Başka bir deyişle objektif olarak öngörülmesi gereken bir durum tarafların basiretsizliği sebebiyle göz önüne alınmamışsa bu durumda öngörülemezlikten değil öngörülebilir bir durumdan bahsedilmelidir. Ayrıca öngörülemezliğin tespitini yapılırken yalnızca değişen şartların ortaya çıkma ihtimali göz önüne alınmamalı, değişen şartlar öngörülebilir olsa da bu durumun kapsamı, şekli ve sonuçları tahmin edilemez bir nitelik taşımalıdır. Başka bir deyişle taraflar sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartları öngörmüş olsalar da bu durumun sonuçları açısından bir öngörülemezlik söz konusuysa bu hâlde diğer şartların varlığı hâlinde öngörülemeyen hususlar için uyarlama talep edilebilmelidir. Bu durumda öngörülemezliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için öngörülemeyen durumun, öngörülebilir durumdan esaslı surette sapmış olması gerekir. Somut olayda, davacı sözleşmenin kurulmasından sonra yaşanan deprem felaketi nedeniyle fatura bedelini geç ödemek zorunda kaldığını belirterek davasını mücbir sebep olarak bu nedene dayandırmıştır. 6 Şubat depremlerinin mücbir sebep olarak nitelendirilecek büyüklükte bir doğa olayı olduğu, mücbir sebep nedeniyle davalının geç ödemeden kaynaklı hukuken sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, konu ile ilgili olarak EPDK kararı olmamasının sonucu etkilemeyeceği değerlendirilmekle; davacı yanın istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/22E., 2026/45K. sayılı, 20/01/2026 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre: "1-Davanın KABULÜ ile, 351.234,59 TL 'nin ödeme tarihi 01/08/2023 den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Alınması gerekli 23.992,83 TL harçtan peşin alınan 5.998,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.994,62 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 5.998,21 tl peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 56.197,53 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 15.738,40 tl (427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 250,00 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 8-6325 sayılı kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 tl arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, " 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine. 3-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10/04/2026 Başkan Üye Üye Katip