İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... A.Ş.'ne ait muhtelif ...profil emtiasının müvekkili nezdinde 13.07.2018-13.07.2019 tarihleri arasında ... numaralı ... Poliçesi ile nakliyat muhataralarına kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/55 KARAR NO:2026/405 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ:16/09/2025 NUMARASI:2023/230 Esas - 2025/660 Karar DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... A.Ş.'ne ait muhtelif ...profil emtiasının müvekkili nezdinde 13.07.2018-13.07.2019 tarihleri arasında ... numaralı ... Poliçesi ile nakliyat muhataralarına karşı sigortalı olduğunu, sigortalının alıcı ... isimli firmaya 2 konteyner içinde 56 paket/34891 kg/33023 kg net alüminyum profil emtiası sattığını, davaya konu alüminyum profil emtiasının ... Limanı-... arası nakliyesi için, dava dışı ... isimli firmaya gönderilmek üzere, sağlam ve eksiksiz olarak yüklendiğini, bahse konu emtianın ilk sevkiyatının, İstanbul'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne kadar ...ve ...numaralı konteynırlarla davalılar sorumluluğunda gerçekleştirilmek üzere yüklendiğini, alıcının, deposuna ulaşan malda istifin kaydığı ve mekanizmalı boşaltma sisteminin çalışmadığı için tahliye yapamayacağını bildirerek malı kabul etmediğini, sigortalının, ürünler üzerinde bazı düzeltme işlemlerini başka bir depoda yaptırıp tekrar alıcıya sevk ettiğini, emtianın konteyner içinde taşıyıcı demir sehpaya hasar vererek yana yattığını, ayrıca kolilerde ıslanma olduğunun aktarma esnasında görüldüğünü, alıcının tekrar gelen malı kısmen tasnif ettiğini, ıslanma izi olmayanları kabul ettiğini ve diğer kısmı reddettiğini, emtiada oluşan hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından ödenen 251.713,57. TL hasar tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı ...Şirketi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu Miami'deki hasara ilişkin raporun dosyaya sunulmadığını, bu sebeple hasarın neden oluştuğu hakkında bilgilerinin bulunmadığını, bu rapor ve tercümesinin taraflarınca ibraz edilmeden dosyaya cevap verilmesinin mümkün olmadığını, aldıkları bilgiye göre sörvey tarihinin 23.04.2019 olduğunu, malların ise 09/03/2019 da tahliye edilmekle, TTK 1184. maddeye göre inceleme yapılmadığı gibi, TTK 1185/3.maddesine göre bildirim süresinde olmadığı gibi, TTK 1185/4. maddesine göre malların hasarsız teslim edildiği karinesinin doğduğunu, deniz tuzu testi yapılmasına rağmen, bunun denizde ıslanmış olacağına ilişkin...,... ve ...testlerinin yapılmadığını, Mayıs 22'de yapılan nihai sörvey raporunda ise bu raporun istenilen belgelerin verilmemesi sebebi ile kesin olmadığının belirtildiğini, bu nedenle davacının davasını ispatlayamadığını, hasarın kara yolunda mı deniz taşımasında mı olduğunın belli olmadığını, konteynerlerin Miami'den alınarak Lakeworth'a nakledildiğini, limanda TTK 1184'e göre hasar tutanağı tutulmamakla, malların sağlam teslim alındığının kabul edilmesi gerektiğini beyanla; davanın hak düşürücü süre nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... Şirketi ve ... İzafeten ... A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava kanusu denizyolu taşımasının merkezinin Kopenhag Danimarka 'da bulunan ... tarafından fiilen ifa edildiğini, nitekim bu hususta yabancı taşıyan ... 'nin “..." sıfatı ile üstlenildiğini, nitekim dava konusu taşıma için fiili taşıma konşimentosunu düzenleyen ve bu taşımayı fiilen ifa eden ... firması olduğunu, asaleten dava edilen 2 numaralı davalı müvekkili ... A.Ş'nin ise dava konusu taşımada sigortalıya ya da başkaca herhangi birine karşi “...” , “...” veya “...” sıfatlarını haiz olmadığını, ... A.Ş.'nin dava konusu yüklerin taşınması işini üstlenmediğini, bu yükleri taşımadığını, ne sigortalı ne de başka bir kişi ile bu taşıma için herhangi bir navlun sözleşmesi akdetmediğini, ne sigortalıya ne de başka birine herhangi bir fatura kesmediğini, asaleten dava edilen 2 numaralı davalı müvekkili ... A.Ş.'nin sadece sigortalının “...” olan ... firmasının Türkiye genel acentesi olduğunu, her halükarda işbu davada müvekkili ... A.Ş'nin fiili taşıyan ...'ye izafeten dava edilmesinin mümkün olmadığını, iddia edilen hasarın nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde ve kimin sorumluluğu altında meydana geldiğinin belli olmadığını, her iki konteyner içindeki yüklerin istifinin bozulduğunu ve her iki konteyner içindeki yüklerin yine konteyner içinde kayarak konteynerin içinde, bu konteynerin yan duvarına yaslandığını, her iki konteynerin kendisinde (yani fiziki kondisyonunda) herhangi bir darbe, hasar, delik, yırtık, çatlak, deformasyon bulunmadığını, İşte bu iki hususun konteyner içindeki emteanın istifinin hatalı ya da yetersiz olduğunu gösterdiğini, zira her iki konteyner içindeki yüklerin aynı şekilde istifinin bozulmasının bir tesadüf olmadığını, bu kayda göre her iki konteyner muhteviyatı yükün konteyner içine yüklenmesi ve istiflenmesinin konşimento üzerinde “...” yani “...” olarak yer alan diğer davalı ... A.Ş. tarafından yapıldığını, istif hatasından fiili taşıyan müvekkili ...'nin sorumluluğunun bulunmadığını, sadece taşıma sorumluluğunun yükleme limanında yükü teslim almakla başlayıp, dava dışı yük alıcısının deposunda yükü alıcısına teslim etmekle sona erdiğini, sigorta ekspertiz raporunda açık şekilde ifade edildiği üzere, konteynerlerin kendisinde, yani fiziki kondisyonunda herhangi bir darbe, hasar, delik, yırtık, çatlak, deformasyon bulunmadığını, o halde bu her iki konteyner içindeki yüklerin nasıl deniz suyuna aynı anda maruz kalmış olabileceğinin taraflarınca anlaşılamadığını, TTK m. 1185 gereğince taşıyana süresinde hasar ihbarı yapılmadığını, buna göre yükün konşimentoda yazıldığı şekilde taşındığı ve alıcısına teslim edildiğinin kabul edildiğini, tüm bu açıklamalarına istinaden, gerek 3 günlük ihbar süresi içinde taşıyana herhangi bir hasar ihbarında bulunulmadığı gerekse de iddia olunan hasarla ilgiti olarak her iki tarafın iştiraki ile mahkemelerce herhangi bir tespitin yapılmadığından bahisle, TTK m.1185/4 uyarınca yüklerin konşimentoda nasıl yazılmış ise o şekilde taşındığını, eğer yükte bir hasar varsa dahi bu hasardan taşıyanın mesul olmadığını beyanla; davanın görev yönünden, hakdüşümü yönünden, pasif husumet yokluğundan, dava ehliyeti yokluğundan ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, davacının TTK 1472 maddesi gereğince halef sıfatını ve hali ile aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ve zarardan sorumlu üçüncü bir kişinin bulunması gereklidir. Dosya içerisinde bulunan ...numaralı,13/07/2018 -06/07/2019 tarihleri arasını kapsar ... Poliçesi'nden, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... AŞ arasında davaya konu alüminyum profil emtialarının, Ambarlı - Miami arası taşıması sırasında meydana gelebilecek nakliye rizikolarına karşı sigorta sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır. Sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle ödeme yapmış olma koşulu bakımından dosyaya sunulan 21/10/2019 tarihli ödeme belgesi ile davacının sigorta tazminatını dava dışı sigortalıya ödediği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının yapmış olduğu ödeme gereğince TTK 1472 maddesi uyarınca aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir.Dosyaya sunulan ... numaralı konişmento incelendiğinde konşimentonun davalı ... firması tarafından düzenlendiği ve imzalandığı ve yine dosyaya davacı delilleri arasında sunulan navlun faturasının davalı ... firması tarafından dava dışı sigortalı adına düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davalı ... şirketinin taşıma işini sigortalı firmaya karşı üstlenerek ve dava dışı sigortalı adına navlun faturası düzenlemek sureti ile TTK 921 maddesi uyarınca akdi taşıyan sıfatı ile pasif husumet ehliyetini haiz olduğu, davalılardan ... firmasının ise davaya konu konşimentoyu düzenleyen olarak taşıma işini fiilen gerçekleştirerek pasif husumet ehliyetin haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Kaldı ki anılan davalı vekillerince de pasif husumet itirazında bulunulmamıştır. Ne var ki davalılardan ... AŞ nin taşımadaki rolu kapsamında dosyaya davacı vekilince somut bir delil sunulamamış olduğundan, davacı vekilinin 23/06/2021 tarihli dilekçesinde kendi kabulünde de olduğu üzere, bu davalının acente olduğu ve "yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince izafeten olmak kaydıyla acenteye dava açılabileceği" anlaşıldığından bu davalı bakımından dosya kapsamında, husumet ehliyeti ispat olunamadığından bu davalı bakımından davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı delilleri arasında bulunan, dava dışı sigortalı tarafından davalı ... firmasına gönderilen ihtarname de davaya konu edilen ... profil emtiasının 09/03/2019 tarihinde alacıya hasarlı olarak teslim edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Yine davacı delilleri arasında dosyaya sunulan ekspertiz raporunda ise hasar tespit tarihinin yazışmalara göre 18/03/2019 olduğu kayıtlıdır. Ekspertiz raporunda, alıcının deposuna ulaşan mallarda istifin kaydığı ve mekanizmalı boşaltma sistemi çalışmadığı için tahliye yapamayan alıcının malı kabul etmediği; dava dışı sigortalının ürünler üzerinde bazı düzeltme işlemlerini başka bir depoda yaptırıp yeniden alıcıya sevk ettiği, bu aşamadan sonra alıcı tarafından ayrıştırma yapılıp teslim alınmayan ürünlerin Türkiye'ye getirilerek ekspertiz raporu düzenlendiği belirtilmiştir. Bu hususa ilişkin olarak mahkemece davacı vekiline 22/03/2022 tarihli ön inceleme celsesi ara kararı ile açıklama yapılması için süre verilmiş olup, davacı vekilince 05/04/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; ekspertiz raporunda tespitlere paralel bir açıklama yapılarak ekspertiz raporuna ve davaya konu olan emtiaların sigortalı tarafından bir kısım düzeltme işlemlerinin yapılması sonrası 18/03/2019 tarihinde alıcı ile sigortalının anlaşamaması üzerine Türkiye'ye getirilen emtialar olduğunu belirtmiştir.Taşıyana ihbar yükümlülüğünün TTK 1185. maddede düzenlediği, TTK madde 1185/1 uyarınca "zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak" bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir." TTK madde 1185/2'de ise eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek olmadığı hüküm altına alınmıştır. Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir (TTK madde 1185/4). Dosyada mevcut dava dışı... tarafından hazırlanan survey raporunda konteynerlerin 09/03/2019 tarihinde tahliye edildiği, 15/03/2019 tarihinde terminalden çıkış yaptıklarının belirtildiği görülmüştür.Dosyaya sunulu yazışmalardan, ... numaralı 11/02/2019 tarihli deniz yük senedinde (way bill) gönderilen olarak gösterilen "..." ile dava dışı sigortalı ... ve diğer bir takım ilgililer ile konteynerlere dair yazışmaların 18/03/2019 tarihinde yapılmaya başlandığı görülmektedir. Davalılardan ... vekilince mahkememizin 17/06/2025 tarihli celse 2 numaralı ara kararı uyarınca verilen beyan dilekçesinde de ... firmasının dava konusu taşımada varma yeri acentesi olarak rol aldığının beyan edilmesi karşısında, 1 numaralı davalı akdi taşıyanın ifa yardımcısının hasardan haberdar olduğu anlaşılmakla, ayrıca bir ihbarın yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmektedir. Bu hali ile davaya konu hasar bakımından sorumluluklarının bulunmadığına dair ispat yükünün davalılar üzerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyaya ibraz edilen konişmento uyarınca yükleme limanı ..., boşaltma limanı Miami, nihai teslim yeri ...'dur. Bu kayıtlara göre yalnızca deniz taşıması değil, ... Limanı'ndan ... limanına oradan da dava dışı alıcının işyeri olduğu değerlendirilen ...'a kadar taşımanın taahhüt edildiği anlaşılmıştır. Konişmentoda da "...''; kapıdan kapıya" kaydının yer aldığı görülmüştür. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun teknik incelemeler kısmında, emtianın konteyner içerisinde deniz taşımacılığı sırasında yana yatmasının kök sebebinin emtianın konteyner içerisinde deniz taşımacılığında oluşabilecek doğal sarsıntıları karşılar şekilde rijit, bir istifleme yapılmamasından kaynaklandığı kanaati belirtilmiştir. Konişmentoda ...kaydı yer almaktadır. Bilirkişilerce bu kayıt, "yükleten istifledi, yükledi, saydı ve mühürledi" olarak açıklanmış olup, emtianın konteyner içerisine istiflenmesinin, yüklemesinin, sayımının ve mühürlenmesinin yükleten tarafından yapıldığı, konteynerin taşıyana mühürlü bir şekilde teslim edildiği, taşıyan olan davalıların konteyner içerisindeki emtianın istiflemesinde herhangi bir dahlinin olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, Emtianın üzerine deniz suyu sirayet etmesi sonucu oluşan zarar bakımından ise konteyner üzerine çarpan deniz dalgalarının konteynerin içine girmesi ve buradan da ambalaja rağmen emtiaya sirayet ederek zarar verdiği tespit edilmiş olup, mekanik hasara benzer şekilde emtiaya sirayet eden deniz suyunun deniz taşımacılığı sırasında olmasına rağmen kök sebebin konteynerde deniz suyunun içeri sızmasına sebep olacak bir hasarın bulunması veya konteyner yapısının buna müsaade edecek şekilde olması olduğu bilirkişiler tararfından değerlendirilmiştir. Emtianın ambalajlanmasının da bu hasarı azaltabilecek şekilde yapılmamasından dolayı hasarın büyüklüğünü arttıran tali bir unsur olduğu da belirtilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda ;1 numaralı davalının, deniz suyundan kaynaklanan zarardan TTK 1178 maddesi uyarınca sorumlu olduğu, 3 numaralı davalının ise TTK 1991 maddesi uyarınca sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişiler tarafından; söz konusu zarar eksik ambalajlamadan kaynaklandığı ölçüde davalıların TTK 1179 ve 1182/f. 1(g) maddeleri uyarınca uyarınca sorumluluktan kurtulacakları belirtilmiş olup, ambalaj yetersizliğinin meydana gelen hasardaki etkisi bakımından ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler tarafından; Ambalaj yetersizliği nedeniyle meydana gelen mekanik hasarların %20 mertebesinde, Deniz suyu nedeniyle meydana gelen ıslaklığa bağlı hasarların %80 mertebesinde olacağı tespit olunmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalıların deniz suyuna bağlı ıslaklık nedeni ile oluşan hasar bakımından, %80 oranında sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla, davacı tarafından dava 251.713,57 TL'nin davalılardan tahsilinin talep edildiği görülmüş olup, davacı tarafından dosyada bulunan ..'na ait 21/10/2018 tarihli ödeme belgesi ile 39.135,79 Euro ödeme yaptığı, ödeme tarihindeki kur bilgisinin 6,42 TL olduğu dikkate alınarak, mahkemece yapılan hesaplama neticesinde ( 39.135,79 x %80 =31.340,63 Euro) 201.506,60.TL bakımından sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Bu hali ile davanın kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 14/10/2025 tarihli ek kararı ile; "Davacı vekili 10/10/2025 tarihli dilekçesi ile Mahkememiz 16/09/2025 tarih, 2023/230 Esas, 2025/660 Karar sayılı kararının, davanın İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında borçlular tarafından takibe yapılan itirazın kaldırılarak takibin devamın karar verilmesi talepli dava ikame edildiğini, kabul edilen kısım yönünden “takibin devamına, itirazın reddine” karar verilmesi gerekirken, alacak davası gibi “ödenmesine” ibaresiyle hüküm kurulduğundan bahisle Hükmün tavzihen düzeltilmesini talep etmiş olmakla, dosya resen incelendi.Davacı vekilinin tavzih talebinin, 6100 sayılı HMK'nun 306/2 maddesi uyarınca hukuki menfaat bulunmadığından mürafaa açılmaksızın değerlendirilmesine, Davacı vekilinin 21/04/2021 tarihli dava dilekçesi ile "Fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 251.713,57 TL'nin ticari avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi" talepli Alacak davası olarak ikame ettiği görülmekle, talebin reddine, Mahkememiz 16/09/2025 tarih, 2023/230 Esas, 2025/660 Karar sayılı kararının başlık kısmında " Dava : İtirazın İptali" " şeklinde yazılan kısmın;" Dava :Alacak" olarak HMK nun 304. Maddesi hükmü gereğince tashihine, İş bu kararın 16/09/2025 tarih, 2023/230 Esas, 2025/660 Karar sayılı kararının eki sayılmasına," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya yanlış hukuki nitelik verildiğini, yerel mahkeme huzurunda ikame edilen işbu dava itirazın iptali davası olarak ikame edilmiş olması nedeniyle davada kısmen kabul kararına binaen takibin devamına ilişkin hüküm kurulması gerekirken mahkemece gerekçeli kararın hüküm kısmında alacak davası gibi karar verildiğini, kararın infazında tereddüt doğduğunu, davalı ... A.Ş.'nin fiilen taşıma sürecine dahil olmuş, sorumluluk zincirinin parçası olduğunu beyanla, İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/230 Esas ve 2025/660 Karar sayılı ve 16.09.2025 Tarihli kararı ve 14.10.2025 Tarihli ek kararının istinaf denetimi yapılarak yeniden inceleme yapılarak kararın kaldırılması ve davanın itirazın iptali dava türü olduğu tespiti ile dava türü göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK 1184. maddeye göre inceleme yapılmadığı ve TTK 1185. maddeye göre süresinde ihbar yapılmadığı halde sanki yapılmış gibi karar verildiğini, hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verildiğini, kök raporda bilirkişilerin saptamalarına göre, hasar “malların istiflenme hatası ile devrilerek ezilmeleri ve daha sonra da deniz suyu almasından" kaynaklandığını, 03.10.2019 tarihi ... Şti tarafından tanzim edilen sigorta ekspertiz raporunda hasar sebebi ezilme olarak yazılı olduğu ancak alimunyum profillerin ne kadarının ezilerek hasarlandıkları ve hasarın tutarı yazılı olmadığı, ayrıştırma yapılmadığı, sanki tamamı hasarlıymış gibi sovtaj düşüldüğü hususlarına itiraz edildiğini, malı ihraç eden gönderenin bile tasnifte hata olduğunu karşı tarafa bildirdiğini buna rağmen sigortacının hasara uğramayan malları da hasarlı addederek tazmin ettiğini, ki bilirkişilerin kök-raporunda hasarın sebeplerinden birisinin ezilme olduğunun yazıldığını, yetersiz ambalajlama nedeni ile deniz suyundan etkilenmesinden davalının kısmen sorumlu olduğuna dair bilirkişi kanaatlerinin de hatalı olduğunu, ezilen alimünyum emteası ayrıştırılmadan rapor tutulduğunu, dava kısmen reddedilmesine rağmen davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün bozulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ...,... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin hak düşümüne uğradığını, ... AŞ'e izafeten ... A.Ş.' e husumet yönlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının aktif husumetinin ispat edilemediğini, TTK 1185/1 maddesi uyarınca hasar ihbarı yapıldığı yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, ambalaj yetersizliği nedeniyle meydana gelen hasardan TTK 1182/1 maddesi uyarınca taşıyanın kusursuz sayılacağını, taşıyana kusur atfedilmesinin hatalı değerlendirme olduğunu, her halükarda yüzde 80 olarak belirlenen ıslanma hasarları yönünden ambalaj yetersizliği nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, deniz taşıması sırasında oluşan hasar bedelini sigortalısına ödeyen sigorta şirketinin, ödediği bu bedeli taşıyan taraftan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı ... A.Ş.nın taşıyan sıfatı bulunup bulunmadığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, hasar ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ambalaj ve istif hatası bulunup bulunmadığı, ıslanma hasarının taşıma sırasında meydana gelip gelmediği noktasındadır.Dava konusu taşımaya ilişkin ... numaralı "...", 11/02/2019 tarihinde, davacının sigortalısı ... A.Ş.'nin ... firmasına ihraç ettiği ürünlerin ...limanından ... limanına taşınmasına ilişkin olarak, taşıyıcı sıfatıyla ... tarafından kapıdan kapıya teslim şeklinde düzenlenmiştir.Aynı taşımaya ilişkin ... numaralı konşimento ise, 11/02/2019 tarihinde, yükleyicisi ... A.Ş., yük alıcısı ... olarak, taşıyan sıfatı ile ... firması acentesi ... A.Ş. tarafından düzenlenmiştir.Taşımaya ilişkin gümrük beyannamesinde ödeme şekli mal mukabili, teslim şekli ise ... olarak gösterilmiştir.Davalı... A.Ş. Tarafından 21/03/2019 tarihinde ABD'deki kara taşımasına ilişkin faturayı düzenlemiştir.Davaya konu taşımalar davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olup, hasar ihbarında bulunulması üzerine, ekspertiz raporu alınmış ve tespit edilen hasar bedeli 39.135,79 Euro olarak 21/10/2019 tarihinde sigortalıya ödenmiştir. Ayrıca, 14/10/2019 tarih ve "tazminat makbuzu, İbraname" başlıklı belge ile sigortalı ...A.Ş. Tazminat talep etmeye hakkı bulunduğu kişilere karşı sahip oldukları haklarını davacı ... A.Ş.'ye tazminat miktarına kadar devir ve temlik etmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, "taşıma sırasında meydana gelen hasarın sorumlulardan rücuen tahsili" sebebine dayalı olarak 251.713,57 TL asıl alacak ve 24.478,28 TL işlemiş faizinin tahsili istemiyle 16/06/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın davalılar ... Şirketi ve ...,... A.Ş. yönünden 201.506,60.TL itibariyle kabulüne karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararından sonra eldeki davanın alacak davası olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle ilkin davanın hukuki nitelendirmesinin yapılması gerekmektedir. Gerçekten de dava dilekçesi alacak davası olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna karşın tevzi formunda dava türü olarak itirazın iptali davası seçilmiştir. Bu çelişkinin giderilmesi için ilk derece mahkemesince 15/02/2022 tarihli celsede verilen süre uyarınca davacı vekili sunduğu 22/03/2022 tarihli dilekçesinde davanın itirazın iptali davası olduğu ve dava dilekçesi sonuç kısmında sehven alacak talep edildiği beyan edilmiştir. Bu beyandan sonra mahkemece davanın türüne ilişkin bir karar verilmemiş olmakla birlikte Dairemizce kaldırılan 26/04/2022 tarihli önceki gerekçeli kararında davayı itirazın iptali davası olarak nitelendirmiş ve karar başlığında dava türü olarak itirazın iptali gösterilmiştir. Bu doğrultuda Dairemizin kaldırma kararında da dava itirazın iptali olarak nitelendirilmiştir. Kaldırma kararından sonra düzenlenen tensip zaptında ve incelemeye konu gerekçeli karar başlığında davanın türü itirazın iptali olarak gösterilmiştir. Davacının 22/03/2022 tarihli dilekçesinde davanın itirazın iptali davası olduğunu açıkladıktan sonra tüm aşamalarda yargılama itirazın iptali davası olarak yürütülmüştür. Bu durumda gelinen aşama itibariyle hukuk güvenliği ilkesi gereğince davanın itirazın iptali davası olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince daha önce kendi belirlemelerinin aksine davanın alacak davası olarak nitelendirilerek karara bağlanması doğru görülmemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1178/2. maddesine göre; taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. TTK'nın 1185/1,4. maddesine göre, zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır, ancak zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. Buna karşın eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.Davalı ... A.Ş. Vekili 01/07/2025 tarihli dilekçesinde ... yüklemelerinde kullanılan varış acentesi olduğunu mahkemeye bildirmiştir. Bilirkişi kök raporunda ... İle sigortalı ... ve diğer birtakım ilgililer ile konteynerlere dair yazışmaların 18/03/2019 tarihinde yapıldığı, taşıyanın ifa yardımcısı olan bu şirkete yapılan bildirim nedeniyle hasar ihbarının yapıldığının kabulü gerekir. .... Şirketi tarafından Amerika'da alıcının tesislerinde yapılan 23/04/2019 tarihli survey raporunda, ambalaj üzerinde gözlemlenen dikkatli taşıyın ve kuru tutun şeklindeki notların aralıklı olarak bulunduğu ve her ambalaja konulmadığı, bu çıkartmaların nem sızması nedeniyle neredeyse yerinden çıkmak üzere ve sızıntı nedeniyle bir çoğunun kaybolmuş olmasının da olası olduğu, ambalaj malzemesinden numuneler alınarak yapılan gümüş nitrat solüsyonu testinde oluklu karton materyal üzerinde hemen gerçekleşen pozitif bir reaksiyon alındığı, gümüş nitratla yapılan testin tek başına bu sevkıyatta okyanus suyunu sızıp sızmadığını kesin olarak göstermeyeceği, alacının yükü tasnif etmediğini, bununla ilgili işçilik masrafının en az 3.000,00 USD olacağını, bu noktada yükün tasnif edilmesinin anlamsız olduğunu, çünkü sörvey sırasında gözlemlenen her bir sevkıyat parçasının bir şekilde hasar görmüş olduğu ifade edilmiştir.Türkiye'de yaptırılan ekspertiz çalışmasında, alıcı firmaya konteynerler ilk ulaştığında resimlerde olduğu gibi paketlerin üstünde ıslanma hasarı olduğu, ayrıca orijinal istif pozisyonunun bozulduğu, paketlerin konteyner yan sacına dayandığı ve tahliyede kullanılmak üzere dizayn edilmiş tekerlekli sehpanın çalışamaz durumda olduğunun belirlendiği, sigortalı firmanın ürünler üzerinde bazı düzeltme işlemlerinin başka bir depoda yaptırıp tekrar alıcıya sevk ettiği, tekrar alıcıya sevk edilen malın alıcı firma deposunda tahliye edildiği, ancak tahliyeden sonra malın bir kısmının ıslanma hasarlı olduğu bildirilerek tekrar hasar talebinde bulunulduğu, ıslanma izi olan paketleri ayrı bir kısımda istifleyerek ekspertiz tespiti için beklettiği, ancak alıcının emtia ilk deposunda geldiğinde ıslak olarak gördüğü ve ayırdığı paketleri tasnif etmediği, alıcının reddetmiş olduğu kısmın toplam sevkıyatın yaklaşık %70'ine tekabül ettiği, alıcı deposunda yapılan ekspertizde bazı paketler üstünde tuzlu su izi olduğunun raporlandığı,Türkiye'ye geri getirilen ürünlerde yapılan incelemede konteynerler içinde iken suya maruz kaldığı, karton ambalajlarının tamamen deforme olduğu, ürünlerin üstünde su kalıntıları olduğunun görüldüğü, yapılan gümüş nitrat testlerinde birçok pakette deniz suyu izi olduğunun tespit edildiği, tahliye sonrasında yapılan tasnif işlemlerinde tüm paketler açılıp kontrol edildiğinde paket içindeki tüm profillere su nem ve pasın sirayet ettiği, ambalaj malzemesi olan karton kağıdın profillerin üstüne yapıştığı, profillerde kararma izleri olduğunun görüldüğü, iade konusu maldan ticari satışa uygun olabilecek seviyede sağlam ayırt edebilecek kısım bulunmadığı, tasnif sonunda iade konusu tüm mal için sovtaj araştırması yapıldığı, sovtaj sonucunda net zararın 38.536,28 USD olduğu hususlarına yer verilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 15/08/2024 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda, emtianın konteyner içinde deniz taşımacılığı sırasında yana yatmasının kök sebebinin emtianın konteyner içerisinde deniz taşımacılığında oluşabilecek doğal sarsıntıları karşılar şekilde rijit bir istifleme yapılmamasından kaynaklandığı, ancak konişmentolardaki "yükleten istifledi, yükledi, saydı ve mühürledi" kayıtları nedeniyle yüklemenin davalılar tarafından yapılmadığı ve hatalı istiflemeden kaynaklanan bu hasardan bir sorumluluklarının bulunmadığı; ıslanma/deniz suyu sirayet etmesi sonucu oluşan zarar bakımından ise konteyner üzerine çarpan deniz dalgalarının konteynerin içine girdiği ve buradan da ambalaja rağmen emtiaya sirayet ederek zarar verdiği, emtiaya sirayet eden deniz suyunun deniz taşımacılığı sırasında olmasına rağmen kök sebebin konteynerde deniz suyunun içeri sızmasına sebep olacak bir hasarın bulunması veya konteyner yapısının buna müsaade edilecek şekilde olması olduğunun değerlendirildiği, emtianın ambalajlanmasının da bu hasarı azaltabilecek şekilde yapılmamasından dolayı hasarın büyüklüğünü arttıran tali bir unsur olduğunun değerlendirildiği ifade edilmiştir. 01/03/2025 tarihli ek raporda ise, mekanik hasarlara kıyasla daha fazla olduğu, mekanik hasarların tali bir unsur olarak daha az olduğu, ambalaj yetersizliği nedeniyle meydana gelen mekanik hasarların %20 mertebesinde, deniz suyu nedeniyle meydana gelen ıslaklığa bağlı hasarların %80 mertebesinde olabileceği ifade edilmiştir.Bilirkişi raporunda istiflemeye bağlı olarak taşınan emtianın konteyner içinde yana yatmasına da değinilmiş ise de ekspertiz raporlarında bu nedenle oluşan hasara ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, alıcının ıslanma nedeniyle reddettiği emtiada oluşan hasar değerlendirilmiş ve tazminat hesaplanmıştır.Gerek Amerika'da gerekse Türkiye'e yapılan gümüş nitrat testinin pozitif çıkması nedeniyle ıslanma hasarının yükün deniz yoluyla taşındığı esnada meydana geldiği anlaşılmaktadır.Gümüş nitrat testinin pozitif çıkması ıslanmanın deniz suyu kaynaklı olduğuna karine olup, bunun aksi davalılar tarafından ispatlanabilmiş değildir. Bu durumda davalılar ... Şirketi ve .... ... A.Ş. ıslanma nedeniyle oluşan zarardan alacağı temlik almış olan davacıya karşı sorumludur. Amerika'da ve Türkiye'de yapılan eksper çalışmalarında alıcının kabul etmediği tüm ürünlerin ıslanma hasarına maruz kaldığının anlaşılmasına göre geri gelen tüm ürünlerin hasarlı kabul ve sovtaja konu edilmesi gerekir. Bilirkişi kök raporunda hasar bedeli, eksper raporunda olduğu gibi 78.020,94 USD olarak tespit edilmiş ve buna 6.710,00 USD kurtarma maliyeti faturası dahil edilmiş, 39.484,66 USD ise sovtaj bedeli olarak düşülerek 45.246,28 USD zarar hesaplanmıştır. Eksper raporunda ise kurtarma maliyeti 1.700,00 USD, malın iadesi ile ilgili navlun 2.500,00 USD zarar tutarına eklenmiş ve sovtaj tutarı düşülerek 42.736,28 USD zarar hesaplanmıştır. Ancak, sigorta şirketi tarafından sigortalısına 39.139,79 USD ödemiştir. Kurtarma masrafları ve emtianın Türkiye'ye getirilme masrafları dahil edilmeksizin sovtaj sonrası zararın 38.536,28 USD olduğu nazara alındığında, ıslanma kaynaklı zararın davacının ödeme yaptığı tutar kadar olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. TTK'nın 1182/g maddesine göre ambalajın yetersizliği taşıyanın kusursuzluk hallerinden biridir. Bilirkişi raporunda ambalaj yetersizliğinin tali olduğu belirtildiğine göre zarardan %20 indirim yapılarak zarar miktarının 201.506,60 TL olarak belirlenmesinde ve davalılar ...Şirketi ve ...,... A.Ş.'nin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı gibi davanın itirazın iptali davası olması ve alacak davası şeklinde davanın karara bağlanması isabetle görülmemiştir. Bu halde davacı tarafından harçlandırılan takip öncesi işlemiş faiz talebinin de hüküm altına alınması gerektiğinden tespit edilen zarar tutarına ödeme tarihi olan 21.10.2019 tarihinden takip tarihine kadar faiz işletilmesi gerekir. 201.506,60 TL'nin, 21.10.2019-21.12.2019 tarihleri arası (61 gün-%18,25 faiz oranı) 6.145,95 TL; 21.12.2019-13.06.2020 tarihleri arası (175 gün-%13,75 faiz oranı) 13.284,25 TL; 13.06.2020-16.06.2020 tarihleri arası (3 gün-%10 faiz oranı) 165,62 TL olmak üzere 19.595,83 TL takip öncesi işlemiş faiz bulunmaktadır.Davacı davalı ... A.Ş.'nin de zarardan taşıyanın fiili temsilcisi olarak sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, bu davalının ... firması acentesi olarak konişmentoyu düzenlemiş olması ve taşıyıcı sıfatının bulunmaması nedeniyle, TTK'nın 105. Maddesi uyarınca da acentenin doğrudan sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmamasına göre bu davalının dava konusu zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Buna karşın konişmento bu davalı aracılığıyla düzenlendiğinden kendisine ... firması izafeten dava açılmasına bir engel bulunmamaktadır.Davalı ... Şirketi vekili kurtarma maliyeti adı altındaki bedelin kendilerinden talep edilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, yukarıda açıklandığı üzere bu bedel tespit edilen zarar miktarına dahil edilmiş değildir. Ancak, davalının ileri sürdüğü gibi davanını reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli olmamıştır.Davalı ... izafeten ... A.Ş. Vekili hak düşürücü süreye ve davanın alacak davası olduğuna ilişkin itirazlarda bulunmuştur. Hak düşürücü süre yönünden Dairemizin kaldırma kararında ayrıntılı değerlendirmeler yapılmış ve yukarıda açıklandığı üzere dava itirazın iptali davası olarak açılmış ve davalılar hakkında icra takibine geçilmiş olduğu ve konişmentoda kapıda teslim kaydının bulunduğu gözetildiğinde dava hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı ... izafeten ... A.Ş. yönünden verilen kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından adı geçen davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince eldeki davanın alacak davası olduğu kabulüyle davanın karara bağlanması ve reddedilen kısım yönünden davalı ... lehine vekalet ücretine karar verilmemesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin ve davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi nihai kararının ve 14/10/2025 tarihli ek kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı ... izafeten ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin ve davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi nihai kararının ve 14/10/2025 tarihli ek kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın davalılar ... A.Ş. ve ...'ye izafeten ... A.Ş. yönünden kısmen KABULÜNE kısmen REDDİNE; ... A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-Davalılar ... A.Ş. ve ...'ye izafeten ... A.Ş.nin İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazlarının 201.506,60 TL asıl alacak ve 19.595,83 TL işlemiş faiz yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 2.917,68 TL harcın tamamlama harcı 1.400,00 TL, icra harcı 1380,96 TL ile birlikte alınması gerekli olan 15.103,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.404,87 TL karar ve ilam harcının davalılar ... A.Ş. ve ...'ye izafeten ... A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına, 4-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 263,29 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına; dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1056,71 TL'sinin davalılar ... A.Ş. ve ...'ye izafeten ... A.Ş.'den alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 674,60 TL, bilirkişi ücreti 18.000,00 TL olmak üzere toplam 18.733,90 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 14.997,22 TL yargılama masrafına peşin harç 2.917,68 TL, tamamlama harcı 1.400,00 TL, icra harcı 1.380,96 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 20.695,86 TL'nin davalılar ... A.Ş. ve ...'ye izafeten ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 3.736,68 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... A.Ş. Tarafından yargılama sırasında yapılan posta ve tebligat gideri 150.00 TL'den kabul ve ret oranına göre 29,92 TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, kalan 120,08 TL'sinin davalının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 32.241,06 TL avukatlık ücretinin davalılar ... A.Ş. ve ...'ye izafeten ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı ... A.Ş. yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 9-Davalı ... A.Ş. yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalılar tarafından yatırılan ve artan delil avansının ayrı ayrı kendilerine iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL, posta ve tebligat gideri 75,00 TL olmak üzere toplam 1.758,10 TL yargılama masrafının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı ... Şirketi vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, d-Davalı ... Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL, posta ve tebligat gideri 360,00 TL olmak üzere toplam 2.043,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, e-Davalı ... izafeten ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.442,00 TL harcın, alınması gerekli olan 13.764,91 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.322,91 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, f-Davalı ... izafeten ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026