T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/117 - 2026/247 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/117 KARAR NO : 2026/247 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/164 E. - 2023/291 K. DAVANIN KONUSU :Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/117 - 2026/247 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/117 KARAR NO : 2026/247 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/164 E. - 2023/291 K. DAVANIN KONUSU :Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2023/164 E. - 2023/291 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkillerinin 2006/101103, 201082432, 2011/20664, 2012/84048, 2013/63966, 2010/32118, 2001/20895, 187307, 150485 sayılı "...", "... ... şekil", "...", "... ...", "... ...", "... şekil", "... şekil", "... şekil", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... başvuruda bulunduğunu, 2020/163535 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkilleri tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddine karar verildiğini, kararın hukuka ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, dava konusu “...” ibaresinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1. maddesi uyarınca, müvekkili şirketler adına tescilli markalar ile benzer olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirketler adına tescilli markaların seri markası olduğu izlenimi yarattığını, müvekkili şirketler tarafından kullanıma ilişkin olarak sunulan delillerin Kurum tarafından dikkate alınmadığını, dava konusu ibarenin müvekkili şirketlerin tescilli markalarının kapsamında bulunan 19. Sınıf emtia bakımından tescil edilmek istenmesinin mal ve hizmet sınıfı benzerliğini de doğurduğunu, müvekkilinin Sermaye Piyasası mevzuatına tabi gayrimenkul yatırım ortaklığı olduğunu ve bu kapsamda projeler geliştirmesi nedeniyle dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 19. sınıftaki malların müvekkili şirketlere ait markaların tescilli olduğu mallar ve hizmetler ile benzer/yüksek düzeyde ilintili olduğunu, müvekkili şirket ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin tüm mal ve hizmet sınıflarında tescili olan “...” tanınmış markasının sahibi bulunduğunu dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve davalının müvekkillerinin markalarını bilmemesinin mümkün olmadığını, dava konusu ibarenin tescili ile müvekkili şirketlere ait markaların garanti ve reklam gücünden yararlanılarak haksız şekilde ticari değer elde edileceği ve bu kapsamda müvekkili şirketler adına tescilli markaların itibarına zarar verileceğini, dava konusu marka başvurusunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümlerine de aykırı nitelikte olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’in 2023-M-1146 sayılı kararının iptaline ve 2020/163535 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 1995 yılında kurulduğunu ve davacı firmalardan habersiz herhangi bir taklit amacı olmaksızın, kurucularının soyadından oluşan bir marka almak istediğini, müvekkili şirketin yaklaşık 30 yıldır sektöründe kendi soyadını taşıyan "..." ibaresi ile faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda müvekkilinin "..." markasını tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, davacı şirketler ile davalı müvekkili şirket arasında herhangi bir ilişki ve benzerliğin olmadığını, davacı şirketlerin markalarını dava konusu markanın tescilli olduğu sınıfta ciddi bir şekilde kullanıldığını ispat ile yükümlü olduğunu ve ciddi kullanımın ya da kullanmamaya dair geçerli sebeplerin sunulmaması halinde davanın reddinin gerekeceğini, bu kapsamda davacı şirketler tarafından sunulan delillerin, kullanım ispatı talebine konu markaların ciddi kullanımlarını ispatlamaya yetecek nitelikte olmadığının açık olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, faaliyet alanı gayrimenkul yatırım işletmeciliği şeklinde olan davacı şirkete ilişkin olarak faaliyet alanı çerçevesinde dava konusu 19. sınıf ile bir takım emtialar açısından benzer bulunan 37. sınıf bakımından dosya kapsamında davacı yanca sunulan; 23 adet fatura, gazete ilanları, "....com.tr" internet sitesindeki "..." ibareli marka görseli kullanımı, diğer görseller, "... Grup" şeklindeki halk nezdinde davacı şirketlerin inşaat sektöründe bilinirlik ve dava konusu emtiaların inşaat sektörüne ilişkin olması birlikte değerlendirildiğinde, markanın ilgili sınıfta ciddi kullanıldığı, dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun 19 uncu sınıflardaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 30, 35, 36, 37, 41, 43 üncü sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetin alt gruplarında tescilli "...", "... ... şekil", "...", "... ...", "... ...", "... şekil", "... şekil", "... şekil", "..." ibareli markaları mesnet gösterilerek itiraz edildiği, taraf markalarının tescilli olukları emtia bakımından benzer bulunduğu, söz konusu markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde “...” ibaresinin davacı markalarının esas unsuru olması ve davacının markalarında yer alan diğer ibarelerin ayırt edici olmaması nedeniyle markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, davacılardan ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin “...” ibareli markasının T/00259 numarası ile Özel Korunan Markalar Siciline kayıtlı olduğu, ancak bu markanın tanınmışlığının davacı şirketin faaliyet alanı olan “gıda ürünleri” bakımından olduğu, bu nedenle davacı markasının tanınmışlığının davalı markasının tescilli olduğu 19. Sınıf emtialara sirayet etmeyeceği, aynı zamanda davalı şirketin davacı şirketlerin markalarından istifade edebileceği, onun ayırt edici karakterine zarar verebileceği yönündeki iddiaları destekler nitelikte delilin dosyada yer almadığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıların iş bu iddiasının da yerinde olmadığı, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı, davalı vekilinin dava konusu çekişmeli markayı davalı müvekkilerinin kurucularının soyadından oluşan bir marka olarak almak istediğini ifade ettiği, ancak bir ibarenin isim ya da soy isim olmasının tek başına marka tescilini haklı göstermeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2023-M-1146 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacılar tarafından dava konusu markanın ciddi şekilde kullanımının ispatlanamadığının, hem ... Markalar Dairesi Başkanlığı, hem Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu hem de bilirkişi heyetince belirlenmesine rağmen yerel mahkeme ciddi kullanımın ispat edildiği kanaati oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verdiğini, davacı şirketlerin markaların 5 yıldan uzun süredir ciddi kullanımını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığından SMK 19/2 hükmü uyarınca davanın reddi gerektiğini, fatura ve kataloğun ciddi kullanımın ispatı açısından yeterli delil olamayacağını, bilirkişi yerel mahkemenin aksi yönünde bir değerlendirme sunmuşsa yerel mahkemenin dosyayı ya yeni bir bilirkişiye göndermesi ya da ek rapor aldırması gerektiğini, yerel mahkemece farklı hizmet sınıfları içerisinde yer alan faaliyetleri birbirlerine hizmet kapsamı yönünden benzediği gerekçesi ile aynı sınıf içerisinde yer almışçasına hüküm kurduğunu, itiraza mesnet markalar yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/1. madde hükmündeki koşulların gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu YİDK kararının Yasaya uygun ve yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, somut uyuşmazlık bakımından, davacı ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. tarafından yapılan itiraza karşı başvuru sahibi tarafından, itiraza gerekçe olarak gösterilen 2006 10103, 2010 82432, 2011 20664, 2012 84048, 2013 63966 sayılı "...", "... ... şekil", "...", "... ...", "... ..." ibareli markaların tescil kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanıldığının ispatlanmasının talep edildiğini, yapılan inceleme sonucu, bahse konu markaların tescil tarihinden başvurunun yapıldığı 23.12.2020 tarihine kadar beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu, SMK m. 19/2 hükmünün uygulanma koşullarının mevcut olduğunun tespit edildiğini, itiraz sahibi tarafından sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, sunulan delillerin kullanımı ispatlamaya yeterli nitelikte olmadığının tespit edildiğini, itiraz sahibi/davacı tarafından müvekkili Kurum YİDK nezdinde yapılan itirazda da MDB’nın bu kararına karşı bir itirazda bulunulmamış, herhangi bir gerekçeye veya açıklamaya yer verilmediğini, bu kapsamda itiraz sahibi/ davacı Şirketler tarafından sunulan delillerin, kullanım ispatı talebine konu markaların ciddi kullanımlarını ispatlamaya yetecek nitelikte olmadığı açık olduğundan, SMK 19/2. madde hükmü uyarınca verilen, söz konusu markalara dayalı olarak SMK 6/1. madde kapsamında yapılan itirazların reddi kararının hukuka uygun olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde SMK 6/1. madde hükmü kapsamında ileri sürdüğü hususların ve iddiaların kabulü mümkün olmadığını, Kurum nezdinde ileri sürülmeyen iddiaların, itirazlar ve delillerin dava aşamasında ileri sürülemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında, davacılar tarafından yapılan itiraz neticesinde davalı tarafın kullanım ispatı talebinde bulunduğu, bunun üzerine davacılar tarafından sunulan belgelerin Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kullanımın ispatına yeterli olmadığı yönünde karar verildiği, bu karara yapılan itirazın da YİDK tarafından itiraz gerekçeleri arasında kullanım ispatı talebine ilişkin herhangi bir açıklama ve itiraz bulunulmadığı gerekçesi ile reddine karar verildiği, açılan dava sonucunda da mahkemece, faaliyet alanı gayrimenkul yatırım işletmeciliği şeklinde olan davacı şirkete ilişkin olarak faaliyet alanı çerçevesinde dava konusu 19. Sınıf ile bir takım emtia açısından benzer bulunan 37. Sınıf bakımından dosya kapsamında davacı yanca sunulan; 23 adet fatura, gazete ilanları, "....com.tr" internet sitesindeki "..." ibareli marka görseli kullanımı, diğer görseller, "... Grup" şeklindeki halk nezdinde davacı şirketlerin inşaat sektöründe bilinirlik ve dava konusu emtiaların inşaat sektörüne ilişkin olması birlikte değerlendirildiğinde, ciddi kullanıldığı kanaati oluştuğu belirlenmiştir. Ancak, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markanın kullanılma zorunluluğu, SMK'nın 9. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilecektir. Kullanım ispatı da SMK'nın 19.2’de düzenlenmiş olup, bu hükme göre, SMK'nın 6/1. maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir, düzenlemesi bulunmaktadır. Bu hükümler dikkate alındığında, 6769 sayılı SMK’nın 19/2. maddesine göre markanın ciddi şekilde kullanımın ispatlanması gereken dönemin davalının itiraza konu markasının başvuru tarihinden önceki beş yıllık süre olup, itiraz konusu marka başvurusu 23.12.2020 tarihinde yapıldığından, kullanımın ispatlaması gereken zaman aralığının 23.12.2015- 23.12.2020 tarihleri arasındaki dönem olduğu, davacıların itirazlarına mesnet markalarını ayrı ayrı bu dönem içerisinde tescilli bulunduğu sınıflarda Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda bu yönde bir ispat bulunmadığı belirlenmesine rağmen, mahkemece, 37. sınıf açısından davacıların mesnet markasını ciddi bir şekilde kullandığı kanaatine ulaşılmıştır. Ancak mahkemece bu konuda yapılan inceleme ve değerlendirme yeterli ve denetime elverişli değildir. Zira mahkemece, kullanım ispatı sağladığı belirtilen delillerin hangi davacıya ait olduğu, ciddi kullanıldığı sonucuna ulaşılan marka veya markaların hangi numaralı markalar olduğu, ciddi kullanım sayılan delilin 37. sınıfta bulunan hangi hizmetin karşılığı bulunduğu, diğer bir deyişle 37. sınıftaki hizmetlerin hangilerini karşıladığı, bu delillerin kullanımın ispatlanması gereken zaman aralığında olup olmadığı hususları tartışılmadığı gibi bilirkişi raporundan neden ayrılındığı hususları da karar yerinde denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, dosya kapsamında bulunan delillerin, kullanımın ispatlanması gereken zaman aralığında olup olmadığı, delillerin hangi davacının kullanımına ilişkin bulunduğu, ciddi kullanılan marka veya markaların hangi numaralı marka/markalar olduğu, ciddi kullanım sayılan delilin 37. sınıftaki hangi hizmetin karşılığı bulunduğu hususları ayrı ayrı markaların belirlenmesinden sonra, ayrı ayrı tescil sınıfları ve alt sınıflar belirtilerek, hangi delillin hangi davacının hangi markasının hangi sınıfta kullanıldığını gösterdiğinin tartışılması, tartışılması, bunun sonucuna göre de SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bu sınıf ile benzer bulunan başvuru kapsamındaki sınıfların da ayrı ayrı incelenmesi ve denetime elverişli bir şekilde karar yerinde belirtilmesi gerekirken, bu şekilde bir inceleme yapılmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, Dairemizce, davalılar vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 gün ve 2023/164 E. - 2023/291 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.