T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/911 Esas KARAR NO : 2026/53 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/790 Esas - 2023/32 Karar TARİH: 12/01/2023 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna b…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/911 Esas KARAR NO : 2026/53 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/790 Esas - 2023/32 Karar TARİH: 12/01/2023 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... ... Dış Ticaret Anonim Şirketi' nin ("... ...") kurulduğu günden bu yana ... alanında faaliyet gösteren, dünyanın farklı pazarlarına buğday başta olmak üzere tahıl, yem grubu ve yağlı tohum tedariki yapan bir şirket olduğunu, müvekkil şirketin dünya çapında yapmış olduğu ticarete istinaden 2020 Fortune 500 listesinde 142. sıraya yerleşmiş ve 2019 yılında da satışlarını en çok artıran şirket ödülünü aldığını, hem Türkiye’de hem de dünyada, ticari muhataplarıyla şeffaf, adil ve hesap verebilir nitelikte olan, faaliyetlerini yürütürken, hukuka, sözleşmelere uyan ve kurumsal yönetim ve etik ilkeler çerçevesinde hareket eden müvekkil şirket kaliteli ürün ve doğru fiyat politikası ile maksimum müşteri memnuniyetini hedeflediğini, farklı ürün grupları ile dünyanın birçok ülkesine talep ve ihtiyaç odaklı transit ticaret gerçekleştiren ... Gıdanın; Almanya, Arjantin, Brezilya, Bulgaristan, Gürcistan, Hindistan, İsrail, İtalya, Kazakistan, Letonya, Litvanya, Lübnan, Meksika, Mısır, Polonya, Romanya, Ukrayna, Kanada ve Hindistan ile ürün tedariği kapsamında ticaret yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin davalı ... Bankası Anonim Şirketi' ("...") ile 28.06.2016 - 25.01.2021 tarihleri arasında çalışmış, diğer bir ifadeyle hesapları ... nezdinde işlem gördüğünü, bu süreç zarfında müvekkili şirketin hesapları toplam, -çeşitli para birimlerinde- 167.962.858 TL, 502.929 EURO, 32.434 GBP ve 84.606.700 USD işlem hacmine ulaştığını, aynı şekilde şirket ortaklarının da banka hesapları ... nezdinde işlem gördüğünü, ... 25.01.2021 tarihinde müvekkili şirketin hesaplarını, yazılı herhangi bir bildirim yapmadan ve bilgi vermeden kapattığını, müvekkili şirket tarafından hesapların kapatılma gerekçesi sorulduğunda da ... herhangi bir bilgi vermediğini, bu tarihten sonra, ... ...’nın aktif olarak ticarette bulunduğu ve davalı ... nezdinde hesapları bulunan muhatapları/iş ortakları tarafından ... ...’ya transfer edilmek istenen paralar ...’nin ticari ilişkiyi sonlandırdığı gerekçesiyle transfer edilmemeye başlandığını, bu konuda söz konusu para transfer işlemlerinin engellenmemesi için ...'ye Beyoğlu 18. Noterliği'nin 28.07.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ve Beyoğlu 18. Noterliği'nin 20.10.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri gönderildiğini, Bu ihtarnamelerde, "müvekkil şirket hakkında gerçek dışı, yanlış ve yanıltıcı bilgi verilerek, -... ...’nın ticaret içerisinde bulunduğu- üçüncü kişiler/şirketler tarafından yapılmak istenen para transfer işlemlerine engel olunması haksız rekabet teşkil ettiği ve müvekkil şirketin itibarını zedeliği, bu nedenle söz konusu faaliyetlere derhal son verilmesi" nin belirtildiğini, yine 20.10.2021 tarihinde ..., Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na ("BDDK") şikayet edildiğini, söz konusu ihtarnamelere karşı herhangi bir beyanda bulunmayan ..., BDDK'ya yapılan şikayet üzerine "... ... Dış Ticaret Anonim Şirketi firmasının 26.01.2021 tarihli talebine cevaben 03.02.2021 tarihinde Bankamızca paylaşılan yazıda; “Bankamızca yapılan olağan değerlendirmeler sonrası Bankamız kurum politikası kapsamında ilgili firma ile olan ticari ilişkinin sonlandırılması kararı alındığı” bilgisi paylaşılmıştır. Firma hesapları üzerinde resmi kurum (T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu) denetimi veya soruşturması olduğu yönünde herhangi bir bilgi paylaşımı yapılmamıştır. Bankamız izleme sistemlerince yabancı para ödeme ve dış ticaret işlemleri gerçekleştirilirken gerçek zamanlı, diğer tüm işlemler ise risk odaklı olarak kontrol edilmektedir. Bu kapsamdaki kurum politikalarımız, yerel düzenlemelerin (5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ve 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanunlarda yer alan kısıtlamalar) yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan yaptırım düzenlemeleri ile uyumlu olarak oluşturulmaktadır. Bankamız, yürürlükte olan tüm yasa ve düzenlemelere uyum sağlamak zorunda olup, ayrıca iş ilişkisi ve işlem taleplerini Suç Gelirlerinin Aklanmasının Ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirmektedir. Bahse konu Yönetmelik tahtında risk veya ihlal yaratabileceği değerlendirilen durumlarda yapılacak işlemler bazı sınırlamalara tabi tutulabilmektedir.(...) Yukarıda açıklanan nedenlerle Bankamızca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun, 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na ve ilgili tüm diğer mevzuat ile Bankacılık uygulamalarına uygun olarak işlemlerin yapılmakta olduğu hususunu her türlü yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla konuda kayıtlı talebinize cevaben bildiririz." şeklinde cevap verdiğini, akabinde, arabuluculuk müessesine başvurulmuş bu başvuru da, hiçbir gerekçe gösterilmeden "bankanın idari kararı anlaşmama yönünde olduğu" için süreç anlaşmama ile sonuçlanmadığını belirterek, haksız rekabetin tespiti ve haksız rekabetin önlenmesini, 100.000,00 TL maddi tazminat ve müvekkili şirketin uğramış olduğu itibar kaybı olarak 250.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmil edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, müvekkili banka nezdinde bulunan hesaplarının haksız bir şekilde kullanıma kapatıldığını bunun yanında davacının çalışmakta olduğu şirketler tarafından müvekkil banka aracılığı ile davacıya para transferi yapılmak istendiğinde yine müvekkil banka tarafından haksız bir şekilde bu transferlerin gerçekleştirilmediğini, bu hususta müvekkil bankaya hem ihtarname gönderildiğini hem de BDDK'ya şikayette bulunulduğunu tüm bunlara binaen müvekkil banka tarafından davacı şirket hakkında haksız şekilde asılsız ve yanıltıcı beyanlarda müvekkil bankanın bu işlemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, ayrıca davacı şirket ortakları ve yetkililerin de aynı sebepten işlem yapamamalarının Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre ihlale yol açtığından bahisle maddi ve manevi tazminat talepleriyle işbu davayı ikame ettiğini,6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlü olduğunu, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtildiğinin, bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerektiğini, genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacağını, davacı tarafın, talep etmiş olduğu 100.000 TL maddi ve 250.000 TL manevi zararı hangi somut vakıaya dayandırarak istediğini açıkça ortaya koyamadığını müvekkili banka tarafından gerçekleştirilen tüm işlemler mevzuata uygun olarak yapıldığını, işlemlerde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı olarak açtığı mesnetsiz davasının reddinin gerektiğini belirterek, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/01/2023 tarih ve 2021/790 Esas - 2023/32 sayılı kararında;"....Alınan bilirkişi raporu hükme esas alındığında davacı talebinin özel hükümlere yönelmediği, davalıların TTK md. 54 vd. genel hükümlerine göre etkin, yoğun ve kasti olarak davacı ile rekabete meydan verecek ve rekabet ortamını bozacak eylemli, etkin ve sürdürülmüş bir faaliyet içerisinde olduklarına dair dosyada bilgi ve belge yer almadığı anlaşılmıştır.Yukarıdaki bilgi ve belgeler ışığında eldeki dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde alınan bilirkişi raporu tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak nitelikte, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve yargısal denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı iddialarını doğrular nitelikte bir bulguya rastlanmadığından davacının beyan ve iddialarının yerinde olmadığı dolayısıyla davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davacının haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine ,haksız rekabetin tespiti halinde ilanına , maddi tazminat istemine ve Manevi tazminat istemine ilişkin davalarının SÜBUT BULMADIĞINDAN AYRI AYRI REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında yalnızca bilirkişi raporuna atıfla yetinilmiş olup gerekçe yazılmadığını, ..., müvekkili şirket hakkında asılsız ve yanıltıcı iddialarda bulunarak dürüstlük kuralına ve ticari etiğe uymayan bu davranışları ile müvekkili şirketin ricari itibarını sarsmakta ve TTK'nın 55 maddesi uyarınca haksız rekabet hali oluşturmakta olduğunu, ...'nin kendisine gelen EFT talimatını gerçekleştirmeme yönünde bir irade koyma yetkisi bulunmadığını; müşteri tarafından ...'ye verilen talimatın yerine getirilmesi gerektiğini; aksi durumun, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 75. Maddesine aykırı davranış teşkil ettiğini ve davacının maddi zarara uğradığını, davalı bankanın, BDDK'ya şikayetleri üzerine verdiği cevabın da tek başına ayrı bir "haksız rekabet hali" olduğunu; müvekkiliyle ilgili doğrudan bir denetim olduğuna ilişkin bir bilgiye yer verilmeden (ki böyle bir durum söz konusu değil) ya da böyle bir isnatta bulunulmadan salt resmi kurum ve kuruluşların denetimi veya terörizmin finansmanı ya da suç gelirlerinin aklanması konusunun müvekkiliyle ilgili bir belgede işlenmesi hali durumu açıkça gösterir nitelikte olduğunu; müvekkiline, herhangi bir isnadı olmayan, somut böyle bir denetim sürecinden geçtiğini belirtmeyen davalının, cevap yazısında terörizm ya da suç gelirlerinin aklanmasıyle ilgili mevzuata yer vermesi, dolaylı olarak, müvekkilnin haksız yere kötülenmesi olduğunu; bunun da TTK m. 56 uyarınca bir haksız rekabet hali olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca sözleşmenin feshi ve hesabın kapatılması durumunun incelendiğini; haksız rekabet teşkil eden fiillerin incelenmediğini ve mahkeme kararının işbu bilirkişi raporu üzerine kurulduğunu, bir anlamda kamu hizmeti gören ve imtiyazlara sahip bankaların somut bir veriye dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesinin dahi dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu; bir bankanın keyfî olarak, üçüncü kişiler tarafından Müvekkili şirkete gönderilmek istenen tutarların havalesini gerçekleştirmemesi, üstelik Müvekkili şirketi kara para aklama gibi ağır bir fiille suçlaması, açık bir haksız rekabet hali olduğunu; dikkat edilecek olursa, üçüncü kişi havalesinin gerçekleştirilmesi için müvekkili şirketle davalı banka arasında bir sözleşme bulunmasına da gerek olmadığını; havale ve EFT işlemleri, bankacılık mevzuatı uyarınca ayrımcılığa mahal verilmeksizin yerine getirilmesi gerektiğini; ilgili mevzuata uyulmamış olması ve üstelik bunun Müvekkili şirket müşterilerine de yansıtılmasının dahi tek başına bir haksız rekabet hali oluşturacağını, Mahkeme kararının esasa ilişkin gerekçelendirmelere yer verilmeden yalnızca bilirkişi raporundaki hususlar esas alınarak oluşturulması sonucunda eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabetin tespiti, men'i ve haksız rekabet sebebiyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafından taraflar arasında akdedilen Ticari Müşteri Sözleşmesi davalı tarafından tek taraflı olarak feshedilmiş ve davacının bank nezdinde bulunan hesapları kapatılmıştır. TBK'nın 26 maddesi uyarınca taraflar sözleşme yapmakta ve içeriğini belirtlemekte serbest olduğu gibi sözleşme hükümlerine göre sözleşmeyi devam ettirmek veya ettirmemek yönünde de irade serbestisine sahiptir. Yine davalı bankayı davacı ile yapılmış sözleşmenin devamına zorlayan herhangi bir yasal düzenlemede bulunmamaktadır. Bu sebeple davalı bankanın sözleşmenin kendisine verdiği yetki ve sözleşme serbestisi kapsamında davacının durumunu yasal mevzuat ve kendi iç politikasına göre değerlendirmek suretiyle sözleşmeyi feshetmesi ve davacı hesaplarını kapatması haksız rekabet teşkil etmemektedir. Davacı vekili, davalının davacıyı müşterilerine davacı hakkında denetim olduğu gerekçesiyle kötülediğini, davalının BDDK'ya yaptığı şikayet üzerinde davalının kendilerine verdiği cevabi yazıda davacıyı örtülü olarak kara para aklamakla suçladığını ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davacının bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürmüş ise de, söz konusu iddiaya ilişkin sunulan mailin banka tarafından davacının müşterisine atılmış bir mail olmadığı, EFT yapmak isteyen müşterisi tarafından davalıya atılmış bir mail olduğu, mailde bankanın kendisini arayarak davacının banka nezdinde yasaklı olduğunu ve işlem yapılamayacağının söylendiğinin belirtildiği, ancak bu hususun sadece müşterinin beyanı olduğu, banka tarafından müşteriye bu şekilde bir beyanda bulunduğuna dair ve bankanın davacı hakkında denetim olduğunun müşterilerine veya aleni olarak bildirilerek kötülendiğine dair somut bir delil sunulmadığı, banka tarafından davacıya verilen cevabi ihtarnamede Bankaca yapılan olağan değerlendirmeler sonrası kurum politikası kapsamında ticari ilişkinin sonlandırma kararı alındığının bildirildiği ve yabancı para ödeme ve dış ticaret işlemleri gerçekleştirilirken gerçek zamanlı, diğer tüm işlemlerin ise risk odaklı olarak kontrol edildiğinin, bu kapsamdaki kurum politikalarının 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ve 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanunlarda yer alan kısıtlamaların yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan yaptırım düzenlemelerine uyumlu olarak oluşturulduğunun belirtildiği, yoksa davacıya kara para akladığına ilişkin somut bir olay ve olgu isnat edilmediği gibi söz konusu cevabi yazısının doğrudan davacıya gönderildiği, aleni olarak paylaşılmadığı, bu yönde müşterilere bilgi verildiğine ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı ve iddia edilen eylemlerin haksız rekabet teşkil etmediği anlaşılmakla Mahkemece söz konusu tespitlere yer veren bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirmek suretiyle hükme esas alınması ve bu gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.