11. Hukuk Dairesi 2023/1242 E. , 2024/4625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2585 Esas, 2022/2596 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî HAklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2022/161 E., 2022/302 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istin
**11. Hukuk Dairesi 2023/1242 E. , 2024/4625 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2585 Esas, 2022/2596 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî HAklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2022/161 E., 2022/302 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.04.2019 tarih, 2019 02897 numarası ile davalı adına tescilli çoklu tasarımlardan 1 numaralı dolap, 2 numaralı dolap, 7 numaralı çalışma masası, 10 numaralı kitaplık, 12 numaralı karyola, 14 numaralı şifonyer, 16 numaralı komodin isimli tasarımların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (6769 sayılı Kanun) düzenlenen yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını, bu tasarımların tasarım tescil tarihinden önce üretilip satılarak kamuya sunulduğunu, kataloglarda, internet sayfalarında yer aldığını, yani öteden beri piyasada bulunan tüketici tarafından bilinen harciâlem tasarımlar olduğunu, davalının evvelce üretilmiş, satılmış ve kamuya sunulmuş tasarımları kendi adına tescil ettirerek bunu rakiplerinin üretimlerini durdurma aracı olarak kullandığını, öyle ki bu tasarımların kendi tescillerine dayanarak müvekkili aleyhine tasarıma tecavüz iddiası ile delil tespiti isteminde bulunduğu, müvekkilinin 1990'lı yıllardan beri “manço” markasıyla bebek, çocuk ve genç odası mobilya sektöründe 3 üncü kişilerin fikri mülkiyet haklarına zarar vermemeye önem gösterdiğini, ürünlerini tescil ettirdiğini, davalının daha önce kamuya sunulmuş tasarımları yeni ve ayırt edicilermiş gibi kendi adına tescil ettirmesinin müvekkilinin bu tasarımları üretmesine, satmasına engel olduğunu ileri sürerek davalının haksız olarak tescil edilen tasarımlarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır mobilya sektöründe faaliyette bulunduğunu, ürünlerinin tamamen kendine özgü orijinal tasarımları olduğunu, bunların endüstriyel tasarım belgeleri ile korunduğunu, davacı iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde belirtilen tüm tasarımların müvekkilinin tasarımları ile farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici özelliği olmadığı, dava dışı ... Metal Tekstil ve Modüler Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait tasarımlarla benzer olduğunun hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, bilirkişi raporunun ve bilirkişi ek raporunun sadece davacının iddiaları ve ürünler arasındaki benzerliklere odaklanmış olduğu, müvekkil ürünleriyle davacı ürünleri arasındaki farklara dikkat edilmediği, bu nedenle verilen kararlarda gerçeklerden uzaklaşıldığını, bilirkişi raporunda ve bilirkişi ek raporunda müvekkile ait ürünlerin özelliklerinin yeterli şekilde yer almadığı da görülmekte ve böyle bir rapora dayanarak karar vermenin hakkaniyete aykırı olacağını, gerçeklere aykırı ve eksik inceleme ile oluşturulmuş bilirkişi raporunun sonucunda verilen yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkil firmanın mobilya sektöründe yıllardır faaliyet göstermekte olup, Türkiye'de üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle müşterilerinin övgüsünü alan güvenilir, çalışkan ve katma değer sağlayan bir firma olduğunu, müvekkilin ürettiği mobilyalar tamamen kendilerine özgü ve orijinal tasarımlar olup müvekkilin bu tasarımlarının, endüstriyel tasarım tescil belgeleri ile özgünlüğü kanıtlandığını, dava dilekçesinde belirtilen tüm ürünler, müvekkilin tasarımlarıyla farklı olup istinaf incelemesi neticesinde bu hususlar ortaya çıkacağını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli 2019 028... tescil numaralı ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesinih 2 nci sayfasında davacının iki talebinin bulunduğu, bunlardan ilkinin; .... Tekstil ve Modüler Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne (.... Bebek Çocuk Genç Mobilyası) ait 01.02.2018 tarihli fiyat listesinin 8 inci sayfasında yer alan Golden-4 kapaklı gardrop tasarımına ilişkin olduğu, diğer talebinin ise... (.... Modüler Mobilya) 2018 katoloğu 7 nci sayfasında yer alan Loft-4 kapaklı dolap isimli tasarıma ilişkin olduğu, mahkemece davacının davalı adına tescilli 2019 02897 tescil numaralı ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesindeki her iki talep yönünden karar verilmesi gerekirken 2 numaralı dolap isimli tasarıma ilişkin davacı taleplerinin tümünü karşılayacak şekilde bir karar verilmediği, bu yönüyle davalının istinaf sebebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak düzeltilmek sureti ile esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile davalı adına 2019 02897 2 sıra numaralı dolap ile Çankaya 2018 Katalog sayfa 7'de yer alan Loft dolabın benzer olmadığı, davalı tasarımının yeni ve ayırt edici olduğu anlaşılmakla, bu talep yönünden açılan davanın reddine, dava konusu diğer tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümden kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilerek davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı adına tescilli 2019 02897 ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesinde iki farklı gerekçeyle delil sunulduğunu, dava dilekçesnin netice ve talep kısmında talep edilen bütün tasarımların hükümsüzlüğüne karar verildiğini, taleplerinin tamamının kabulüne rağmen delillerden birinin ispata elverişli kabul edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabule karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bu nedenlerle bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı adına kayıtlı dava konusu endüstriyel tasarımların yeni ve ayırt edici olmadıkları iddiasına dayanan hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi. 2.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir. 4. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir. 3. Değerlendirme 1.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. 2.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892) 3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. 6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekili istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile hükmün 3 üncü fıkrasının birinci bendinin (g) ve (h) alt bentlerinde davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2019 02897 2 numaralı tasarım için farklı ürünler ile yapılan karşılaştırılma neticesinde (g) alt bendinde davanın reddine karar verildiği, (h) alt bendinde ise aynı tasarım için davanın kabulüne ve sicilden terkinine karar verildiği, bu şekilde hüküm fıkrasının kendi arasında çelişki içerdiği görülmüştür. 8. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte uygun bir gerekçe ve hüküm kurulması gerektiğinden kararın usulen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.