T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1637 KARAR NO:2026/343 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/05/2023 NUMARASI:2019/440 Esas 2023/523 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:04/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi il…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1637 KARAR NO:2026/343 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/05/2023 NUMARASI:2019/440 Esas 2023/523 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:04/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı ...'nun, davalı kooperatifçe Bakırköy .... Noterliğinin 11/03/2008 tarih ve... yevmiye numarası ile tasdik edilen kooperatifin 10/03/2008 tarihli 2 nolu karar ile kooperatife üye yapılmak yoluyla kendisine daire satışının yapıldığını, bu kararda İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/1036 E. 2005/530K. sayılı 26/07/2005 tarihli kararı ile üyelikten ihracı kesinleşen evvelce ...'a tahsisli bulunan ... da bulunan dairenin 40.000,00 TL bedelle davacıya tahsisine, kooperatif üyeliğine kabulüne oy birliği ile karar verildiğini, müvekkilinin kooperatif üyeliğinin kendisine verdiği hakka dayanarak kendisine satışı yapılan ... da hali hazırda oturan önceki üye ...'a karşı müdahalenin meni davası ikame ettiğini, dairenin kendisine teslimini talep ettiğini, Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/192 E. ve 2012/164 K. Sayılı 26/03/2012 tarihli ilamı ile bu talep kabul edildiğini, bu karar davalı ... tarafından temyiz edildiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2013/16 E. 2013/937 K sayılı ilamı ile bu kararı bozduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi bozma kararında ...'ın kooperatif üyeliğinin tespiti için Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2011/31 E. 2012/454 K. sayılı dava ile kooperatif üyesi olduğunun tespitine karar verildiğini, bunun kesinleşmesinin beklenmesini davanın sonucuna etkileyeceğine karar verdiğini, devamla “..tahsis hakkına dayalı müdahalenin meni davalarında mülkiyet hakkı kooperatife ait olduğundan ve tahsis hakkı, bu hak ile doğan bağlı bir hak olduğundan, kendisinde tahsis hakkı bulunduğu kabul edilmeyen kişi, haksız şagil olduğu iddiasındaki kişiye karşı dava açacaksa zorunlu olarak kooperatifi davaya dahil etmelidir.” şeklinde kararı bozduğunu, karar düzeltme talebinin de reddolunduğnu ve bu kararın kesınleştiğini, mahkemenin Yargıtayın bu bozma kararına uyduğunu ve bu karar doğrultusunda ilgili kooperatife karşı ayrı bir dava açıp bu dava ile birleştirilmesini sağlamak üzere bir sonraki celseye kadar süre verildiğini, bu nedenle huzurdaki davanın K.Çekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/4 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ederek davanın kabulü ile müvekkilinin üyelik ve tahsis hakkına göre taşınmazın tarafına teslimine ve yargılama giderlerinin davalılar üzerine yüklenmesine karar verilmesini, önceki üye ...'ın üyeliğinin devam ettiğinin kabulü halinde taşınmazın tespit edilecek dava tarihinde rayiç bedelinin daire karşılığı tazminat olarak müvekkile ödenmesine ayrıca tahsis tarihinden (10/03/2008) bu güne taşınmazın teslim edilmemesi sebebiyle mahrum kalınan kira bedellerinin tespiti ile müvekkiline ödenmesine öncelikli talebimiz olarak karar verilmesini, talep kabul görmezse taşınmaz için müvekkilinin ödediği 40.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkelerinin gözetilerek paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücünün bugünkü ulaştığı değerinin, paranın bugünkü alım gücü, Yargıtayın içtihatları v.s. hususlara göre tespit edilerek ,avans faziyle birlikte fazlaya dair haklar saklı kalımak üzere ödenmesine hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretininde davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 29/05/2023 tarihli duruşmada; davayı 10.000-TL üzerinden belirsiz alacak davası şeklinde açtığını, taşınmaz tazminat bedeli olarak dava değerini 116.367,23-TL 'ye çıkardığını, kira alacağımız olarak 40.395,00-TL olarak dava değerimizi çıkardığını, bu iki bedelin toplam değeri üzerinden bakiye harcı tamamladığını, davanın bu toplam miktar üzerinden avans faizi ile birlikte tahsili noktasında davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesi ile; Davacının kendi isteğiyle üyelikten ayrıldığını, kooperatif tarafından çıkarılmadığını bu nedenle davacının davalı kooperatiften talep edebileceği paranın genel giderler düşüldükten sonra ödediği miktarı alabileceğini beyan etmiş, davalı kooperatif vekili 20.11.2019 tarihli dilekçesinde ise davacının davalı kaoperatiften kendi isteğiyle ayrıldığı, ayrılma nedeni ile dosyaya sundukları ödeme dekontlarından anlaşıldığı üzere davacının davalı kooperatife yapmış olduğu tüm ödemelerin kendisine geri iade edildiğini, ödemelerin iadesine dair dekontları dosyaya sunduklarını, bu nedenle davacının ayrılma payı alacağını koaperatiften tahsil etmiş olması karşısında davalı kooperatiften hiçbir hak ve alacağının kalmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, "Somut olayımızda dosya kapsamına sunulan belgeler ve alınan rapor ve ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı kooperatife üye olduğu düşüncesiyle 40.000,00 TL ödeme yaptığı tespit edilmiş fakat daha sonra dava dışı ...'ın davacı yerine davalı kooperatife üye olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacının üyelikten kaynaklı taşınmazı elde edemediği anlaşılmıştır. Bu durumda davalı kooperatifin yanlış işlem yaparak davacıyı üye olarak kabul ettiği, bu hususun yanlış olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiği, davacının üye olarak kaydedilmesinde bir kusurunun bulunmadığı, üye olduğuna inanarak ödeme yaptığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında hukuki ilişkinin kurulduğu, daha sonra hukuki ilişkiyi sona erdiren engelin ortaya çıktığı, buna ilişkin davacının kusuru bulunmadan ödeme yaptığı, iyi niyetli ödeme yapmış olduğu, üyeliğinin devam etmesi durumunda karşılığında taşınmaz sahibi olacağı, bunu elde edememesinde davalı kooperatifin sorumluluğunun bulunduğu, dolayısıyla dava tarihi itibariyle tespit edilen taşınmaz bedelinin tahsili şartlarının oluştuğu, yine davalı kooperatife üye olduğu inancı ile ödeme yaptığı fakat teslim alamadığı taşınmaz nedeniyle kira kaybının da oluştuğu, buna ilişkin zararın da tazmini gerektiği kanaatine varılmıştır. Yargılama sırasında davalı tarafça ödenen bedel güncelleştirilerek, dava tarihi ile tespiti yapılan taşınmaz bedeli ile kira kaybı toplamından mahsup edilmiş olup, bakiye bedel yönünden kısmen kabul kararı verilmiş, güncelleştirilen bedel yönünden ise yargılama sırasında ödenmiş olması nedeniyle bu kısım yönünden konusuz kaldığı fakat konusuz kalan kısım yönünden de davacının haklı olduğu anlaşılmakla tüm talepler hakkında" davanın kısmen kabulü ile 137.880,23 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı kooperatif'den tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama sırasında ödenen ve güncellenen bedel olan 18.882,00-TL'nin davalı tarafça davacıya ödenmesi nedeniyle bu miktar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı kooperatif vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacı ..., davalı ... Yönetim Kurulu tarafından 10.03.2008 tarihinde kooperatif üyeliğine kabul edildiğini ve belirli bir süre kooperatif üyeliğini sürdüren davacı, daha sonra mesleği nedeniyle kooperatiften daha fazla yararlanamayacağını düşünerek, kooperatif başkanı ...'ü arayarak kooperatif üyeliğinden ayrılma talebinde bulunduğunu, davacının bu talebi üzerine, davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı bu talebi kabul edip, davacının ayrıldığı tarihe kadar kooperatife yaptığı tüm ödemeleri PTT üzerinden 25.02.2019 tarihinde 10.000 TL ve 25.02.2019 tarihinde 30.000 TL olmak üzere toplam 40.000 TL olacak şekilde davacıya iade edildiğini, hal böyle iken davalı kooperatifin, ortada hiçbir sebep bulunmaz iken söz konusu 40.000 TL'yi davacıya iade edemeyeceği düşünüldüğünde, iade edilen miktarın, davacının üyelikten çıkma talebinin kabul edilmesi üzerine kendisine verildiği açıkça anlaşıldığını, sonuç olarak davacının üyelikten istifa ettiğinin kabulü ile, üyelik sıfatına sıkı sıkıya bağlı olan daire karşılığı tazminat ve kira bedeli alacağının tahsili talebinde bulunamayacağı, sadece üyeliği gereği yapmış olduğu tüm ödemeleri ayrıldığı yıl bilançosuna göre kendisine isabet edecek gider payı düşüldükten sonra kalan ayrılma payı alacağını muacceliyet tarihinden itibaren kendisine ödenmesini isteyebileceğini, bu durumda da dosyaya sunduğumuz dekontlardan da anlaşılacağı üzere davacının, müvekkil kooperatife yapmış olduğu tüm ödemelerin kendisine iade edilmiş olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Küçükçekmekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2014/4 E. Sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... tarafından, kooperatif tarafından dava konusu edilen ve kendisine tahsis edilen taşınmazı, davalı ...'ın haksız işgal ettiğinden bahisle taşınmaza vaki müdahale önlenmesi talep edilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş olup verilen karar davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 20.02.2013 tarih ve 2013/16-937 K. nolu ilamı ile " Davalı ... tarafından dava dışı ... Kooperatifi aleyhine üyeliğin tespiti istemi ile açılmış Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/31 E., 2012/454 K sayılı dava dosyasında, davalının dava dışı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verildiği ancak kararın henüz kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Üyelik tespitine yönelik kararın işbu dosyayı etkileyecek olması sebebiyle mahkemece kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmamıştır. ... Diğer bir anlatımla tahsis hakkına dayalı müdahalenin men'i davalarında mülkiyet hakkı, kooperatife ait olduğundan ve tahsis hakkı, bu hak ile doğan bağlı bir hak olduğundan, kooperatif tarafından, kendisinde tahsis hakkı bulunduğu kabul edilmeyen kişi, haksız şagil olduğu iddiasındaki kişiye karşı dava açacaksa zorunlu olarak kooperatifi de davaya dahil etmelidir. Öte yandan, bekletici mesele yapılması gereken kooperatif üyeliğinin tespitine yönelik davada, davanın kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi halinde, bu karar dava dışı kooperatif nezdinde davacının üyeliğine bağlı olan anılan dairenin tahsisinin iptaline ve bu tahsisin davalıya ait olduğuna yönelik sonuç doğuracağından ve davalının o daireye müdahalesinin önlenmesi isteminin reddi gerekeceğinden ve daha sonra bu üyeliğe bağlı daire tapusunun da koşulları oluştuğunda davalı adına tescilini ve kooperatifin davacıya yönelik konut karşılığı tazminat sorumluluğunu gündeme getireceğinden, dava dışı ... Kooperatifi'nin hukukunu etkileyecektir. Anılan kooperatifin yokluğunda görülen davada verilen kararın ona karşı infaz edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Davada taraf olmayanın durumu tartışılarak onun leh veya aleyhinde bir karar verilemez. Bu durumda, davacı tarafa anılan kooperatife karşı dava açmak üzere uygun bir süre verilmesi, dava açılması halinde her iki davanın birleştirilerek görülüp tarafların iddia, savunma ve delilleri çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, kooperatifin yokluğunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. " gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, davacı tarafça bozma ilamı doğrultusunda Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/299 E. numaralı huzurdaki dava açılarak Küçükçekmekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2014/4 E. Dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, sonrasında birleşerek görülen Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/299 E. Nolu dosyasında görülen davadaki talepler yönünden tefrik kararı verildikten sonra görev açısından davaya bakma görevi Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesi üzerine huzurdaki dava Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi olunarak yargılamaya devam olunmuştur.Yargılama aşamasında Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/31 E., 2012/454 K sayılı dava dosyasından verilen " Davanın kabulüne, Davacı ...' ın davalı Tasfiye halinde ...Kooperatif üyesi olduğunun tespitine" ilişkin karar Yargıtay onama kararı ve karar düzeltme talebinin reddi kararı sonucu 13.01.2014 tarihinde kesinleşmiştir. 2014/4 E. Sayılı dosyasında yargılamaya devam olunan ve kök davada görülmesine karar verilen meni müdahale talebine konu davanın reddine karar verilmiştir.Kooperatif uzmanı, mali müşavir ve gayrimenkul değerleme uzmanından oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan 23/03/2021 tarihli raporda özetle; "Davalı kooperatifin 10.03.2008 tarih 2 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının, davalı kooperatif üyeliğine kabul edildiği ve kendisine, üyelikten ihraç edilen üye ...'a tahsislenen ...nolu dairenin tahsis edildiği, davalı kooperatifin ihracı kesinleşmeyen ... yerine davacı ...'yu üyeliğe kaydederek ... adına tahsisli daireyi davacıya tahsis etmesinin 1163 sayılı yasaya ve ana sözleşmeye aykırı olduğu, davacının kendi istemiyle üyelikten ayrıldığını gösterir istifa dilekçesi dosyaya sunulmadığından, davacının üyelikten usulüne uygun olarak istifa edip etmediği yönünden dosya kapsamında bir tespit yapılamadığı,Davalı Kooperatifin ticari defterlerine göre; davacı ...'nun üyeliğe kabul edildiği 2008 yılında 19.921,00 TL, 2010 yılında ise 20.079,00 TL olmak üzere toplamda 29.12.2010 tarihi itibari le 40.000,00 TL davalı kooperatife üye aidat ödemesi gerçekleştirdiği, ibraz edilen ödeme belgelerine göre; 25.02.2019 tarihinde ... A.Ş. tahsilat/ödeme belgesi-haber kağıdı ile 30.000,00 TL ve yine 25.02.2019 tarihinde ... A.Ş. tahsilat/ödeme belgesi-haber kağıdı ile 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 40.000,00 TL davalı Kooperatifin davacı ...'ya üyelik aldatı iadesi açıklaması ile ödeme yaptığı,Davacının kooperatif üyesi olduğunun kabulü halinde kooperatiften talep edebileceği tazminat tutarının tüm ödemeleri eksiksiz yapması halinde dava tarihi itibariyle tespit edilecek taşınmaz değerini, eksik ödeme yaptığının tespiti halinde ise Yargıtay'ın yerleşik tazminat formülüne göre tespit edilecek tazminat tutarının kendisine ödenmesini talep edebileceği,Davacının kooperatif üyeliğine ve üyelik gereği daire tahsis edilerek bunun müdahalesinin men'ine yönelik dava hakkını kullanması gerektiğine yönelik 10.02.2008 tarih 2 sayılı yönetim kurulu kararının varlığı dikkate alındığında, davalı kaoperatifin davacıya daire teslim tarihinin10.03.2008 olacağı yönünde sonuç ve kanaate ulaşıldığı, davacıya dairenin kendisine teslim edilmesi gereken 10.03.2008 tarihi ile dava tarihi olan 19.06.2014 tarihi arasındaki mahrum kaldığı 40.395.00 TL olarak hesap edilen kira bedelinin tahsilini davalı kooperatiften talep edebileceği, davaya konu bağımsız bölümün, 29.06.2014 dava tarihi itibariyle rayiç değeri 116.367,23 TL olarak hesaplandığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve aynı zamanda davacının ödediği bedelin dava tarihi itibariyle güncel bedelinin tespiti için alınan 11/03/2022 tarihli 1. ek raporda; "23.03.2021 tarihli bilirkişi raporumuzda, davaya konu taşınmazın özellikleri belirtilerek, bölgesinden tespit olunan emsaller sunulmuş, satış değer tespiti ve bir aylık kira değeri yapılmış, dava tarihi itibari ile endeksleme yapılarak ilgili değerlere ulaşılarak hesaplama yapıldığı kök raporumuzdaki kanaatimizde bir değişiklik bulunmadığı,Davacının ödediği bedelin dava tarihi itibariyle güncelleştirmesi hususunda tevdi edilen görev doğrultusunda yapılan hesaplamada Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hesapladığı tüketici fiyat endeksine (TÜFE) göre; davacı ...”nun davalı kooperatife ödediği aidat bedelinin 19.06.2014 dava tarihi itibari ile güncel tutarı toplamda 59.127,26 TL tutarında hesaplandığı, Davacı yan tarafından yazılı olarak istifa talebini davalı kooperatife bildirdiği (yazılı müracaatta bulunulduğu) hususu ispat edilmediği, davalı kooperatif her ne kadar davacının kooperatif başkanı ile yaptığı telefon görüşmesinde istifa talebini bildirdiğini belirtmiş ise de davacı yan davalı kooperatiften istifa etmediğini halen kooperatif üyesi olduğunu beyan ettiği,Davacının akçeli yükümlüklerinin tamamını 1163 sayılı kanununun 23 maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesi gereği eksiksiz ödemiş olduğu bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlığın da bulunmadığı dikkate alındığında üyeliği gereği kendisine tahsis edilen bağımsız bölümün adına tahsis ve tescil edilemeyeceği anlaşılan davacının 19.06.2014 dava tarihi itibari ile 116.367,23 TL olarak tespit edilen taşınmaz değerinin tazminat olarak kendisine talep edebileceği, davalı kooperatifin 40.000,00 TL'yi davacıya geri ödemiş olduğu dikkate alındığında bu ödemenin mahsubu neticesinde (116.367,23.TL- 40.000,00 TL) 76.367,23.TL tazminat bedelinin kendisine ödenmesini talep edebileceği,Davacının üyeliği gereği ödemelerin tamamını davalı kooperatife yapması nedeniyle ve diğer kooperatif üyelerine taşınmazların 10.03.2008 teslim edildiği dikkate alındığında davacının da eşitlik prensibi gereğince 10.03.2008 tarihinde teslimi talep etmede haklı bulunduğundan 10.03.2008 teslim tarihi ile dava tarihi olan 19.06.2014 tarihi arasındaki tahsilini talep edilebileceği mahrum kaldığı kira bedeli tutarının 40.395.00 TL olacağı"14/11/2022 tarihli 2. ek raporda özetle " 19.06.2014 dava tarihi itibariyle davacı ödemelerinin güncelleme hesabı; Davacı tarafından davalı kooperatife ödenen 40.000,00 TL üyelik aidatı bedeline TCBM Reeskont TL Faiz(Avans) Oranına göre 32.024,49 TL faiz hesaplanmış olup, toplamda anapara + faiz tutarı (40.000,00 TL + 32.024,49 TL) = 72.024,49 TL hesaplandığı, Davacı tarafından davalı kooperatife ödenen 40.000,00 TL üyelik aidatı bedeline Kanuni Faiz Oranına göre 17.682,40 TL faiz hesaplanmış olup, toplamda anapara + faiz tutarı (40.000,00 TL + 17.682,40 TL) = 57.682,40 TL hesaplandığı, Davacı tarafından davalı kooperatife ödenen 40.000,00 TL üyelik aidatı bedelinin ödeme tarihlerine göre hesaplanması neticesinde toplamda 29.268,06 USD tutarında hesaplandığı, ilgili yabancı para hesaplamanın dava tarihi itibari ile TL karşılığı 62.358,55 TL tutarında hesaplandığı, Davacı tarafından davalı kooperatife ödenen 40.000,00 TL üyelik aidatı bedelinin ödeme tarihlerine göre hesaplanması neticesinde toplamda 829,79 Gr. altın tutarında hesaplandığı, ilgili Gr. altın hesaplamanın dava tarihi itibari ile TL karşılığı 75.428,74 TL tutarında hesaplandığı, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hesapladığı tüketici fiyat endeksine (TÜFE) göre; davacı ...’nun davalı kooperatife ödediği aidat bedelinin 19.06.2014 dava tarihi itibari ile güncel tutarı toplamda 59.127,26 TL tutarında hesaplandığı, İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi ... Mevki, 9620 parsel sayılı 4864 m2 miktarlı ARSA vasıflı ve yine aynı mevki 9621 parsel sayılı 1650 m2 miktarlı ARSA vasfında, ... nolu bağımsız bölümün değerinin; 19.06.2014 dava tarihi itibariyle 116.367,23 TL olarak hesaplanmasının taşınmaz esas alınarak emsaller ile mukayese edilmek suretiyle satış değerinin ve kira değerlerinin tespit edilmiş olması sebebiyle , tespit olunan değerlerde bir değişikliğe gidilmediği, Davacının üyeliği gereği ödemelerin tamamını davalı kooperatife yapması nedeniyle ve diğer kooperatif üyelerine taşınmazların 10.03.2008 teslim edildiği dikkate alındığında davacının da eşitlik prensibi gereğince davalı kooperatiften adına tahsis edilen bağımsız bölümün 10.03.2008 tarihinde teslimini talep etmede haklı bulunduğu, 10.03.2008 teslim tarihi ile dava tarihi olan 19.06.2014 tarihi arasında mahrum kaldığı kira bedeli tutarı 40.395.00-TL nin tahsilini davalı kooperatiften talep edebileceği"21/02/2023 tarihli 2. Ek raporda özetle "Rapor içeriğinde detaylı şekilde hesaplamaları yapılan davacının davalı kooperatife ödediği 2008-2010 yıllarında toplamda 40.000,00 TL için altın, döviz, tefe, tüfe ve asgari ücret esas alınarak 19.06.2014 dava tarihi itibari 64.528,49 TL olarak hesaplandığı, davalı kooperatifin dava tarihinden sonra 25.02.2019 tarihinde davacıya ödediği toplam 40.000,00 TL'nin 19.06.2014 dava tarihi itibari ile geçmişe dönük ulaşabileceği tutarın 18.882,01 TL olarak hesaplandığı" yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunun ikinci bölümünde, ortaklık sıfatının kazanılması ve kaybedilmesi üst başlığı ile, “8.” maddede ortaklığa girme şartları düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, kooperatif ortaklığına girmek isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerinin bütün hak ve ödevleri ile birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvurulacağı, İkinci fıkrada, yönetim kurulunun, ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadığını araştırmak zorunda olduğuna yer verilmiştir.Ayrıca kooperatif ortaklığı, kooperatif yetkili organlarının bu hususta alacağı açık bir kararla gerçekleşebileceği gibi, bu hususta açık bir karar olmasa bile kooperatifin bu kişi ile üyesi sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsis ve teslim etmesi ve tadilata izin vermesi, tahliye etmemesi, ecri misil istememesi şeklinde somut ilişkiler ile zımnen de gerçekleşebilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11/11/2015 tarih 2014/23-649 Esas 2015/2597 Karar sayılı ilamı).Somut olayda; Davalı ... Kooperatifinin 16.04.2006 tarihinde yapılan genel kurulun 13 nolu kararı ile ihracı kesinleşen ortaklardan boşalan konutlara asgari 25.000.00 TL fark alınarak yeni üye kaydının yapılmasına oy çokluğu ile karar verilmesi üzerine Davalı ... kooperatif yönetim kurulunun 10.03.2008 tarih 2 sayılı kararı ile ihracı kesinleştiğinden bahisle ...'a tahsis edilen ... nolu dairenin 40.000.00 TL bedel ile davacı ...'ya satılmasına, yeni üye ...'ya tahsis edilen ... nolu dairede oturanların tahliyesi ve gereken her türlü davayı açması için yetki verilmesi suretiyle davacı ...'nun kooperatif üyeliğine kabul edildiği, davacının üzerine düşen akçeli yükümlülükleri yerine getirdiği, taraflar arasında bu konuda bir ihtilaf bulunmadığı ancak davacıya tahsis edilen taşınmazın devrinin fiilen ve hukuken imkansızlığı nedeniyle davalı kooperatifin üzerine düşen edimini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Davalı vekili, davacının, kendi isteği ile kooperatiften ayrıldığı, ödenen bedelin kendisine iade edildiğini ileri sürmüştür. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 10. maddesinde; Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı bulunduğu, 12. maddesinde; Çıkmanın ancak bir hesap senesi sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılacağı, kooperatif anasözleşmesinde daha kısa bir süre belirtilip hesap senesi içinde çıkışa müsaade edilebileceği, 13. maddesinde; Yönetim kurulunun, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınması halinde, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirdiğinde, bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir.Davalı kooperatif her ne kadar davacının kooperatif başkanı ile yaptığı telefon görüşmesinde istifa talebini bildirdiğini belirtmiş ise de bu husus davacı tarafından inkar edilmiş davacı istifa etmediğini beyan etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi ve HMK. 190 Maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunda belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. O halde davalı kooperatif, davacının ayrıldığını yazılı belge ile ispatlamalıdır. Ancak davacının ortaklıktan ayrıldığına dair dosyaya sunulmuş yazılı belge bulunmadığı gibi, davalı kooperatif tarafından yapılan ödemelerin, davacı tarafından açılan tazminat davası sonrası kabul edildiği görülmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Bu durumda halen kooperatif üyesi olan davacının, üzerine düşen akçeli yükümlülükleri yerine getirmesi, kendisine tahsis edilen taşınmazın devrinin yapılamaması nedeniyle dava tarihi itibariyle taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin talep edebilecektir. Mahkemece taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değeri belirlenmiş, yargılama sırasında davalı kooperatif tarafından yapılan ödemeler dava tarihi itibariyle geçmişe dönük ulaşabileceği bedel mahsup edilmiş, hesaplanan tutarlara tarafların bir itirazının olmadığı anlaşılmıştır.Davacı aynı zamanda mahrum kaldığı kira kaybını talep etmiştir. Emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere Kooperatifler Kanunu 23. Maddesi gereği eşitlik ilkesi uyarınca kooperatifin diğer üyelerine bağımsız bölümlerin tesliminin yapılması durumunda, teslim tarihinden itibaren davacı mahrum kaldığı kira kaybını talep edebilecektir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2013 tarih 2013/1495 E. 2013/1831 K. Sayılı kararı) Davalı kooperatifin 10.02.2008 tarih 2 sayılı yönetim kurulu kararından anlaşıldığı üzere kooperatife ait taşınmazların öncesinde üyelerine teslimi yapıldığı, davacıya tahsisi yapılan bağımsız bölümün öncesinde dava dışı ...'a teslim edildiği, davacıya tahliye ve gereken her türlü davayı açması için yetki verildiği görülmüştür. Nitekim davalı kooperatifin bağımsız bölümlerin üyelere teslimine yönelik bir itirazı da bulunmamaktadır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda mahrum kalınan kira bedeli tashih kararından dava tarihi olan 19.06.2014 tarihine kadar hesaplanmış ise de dava tarihinden önce dava dışı ...'ın açmış olduğu üyeliğin tespiti davasında verilen karar 13.01.2014 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Diğer bir ifade ile bu tarihten sonra taşınmaz üzerinde ...'ın hak sahibi olduğu kesinleştiği anlaşılmakla kira kaybı bedeli dava tarihine kadar değil, ifa imkansızlığının doğduğu 13.01.2014 tarihine kadar hesaplanmalıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.Hükme esas alınan kira bedelinden kaynaklı tazminat hesabına tarafların itirazı bulunmadığı gözetilerek dairemizce yeniden yapılan hesaplamada mahrum kalınan kira bedeli 36.995,00 TL hesaplamıştır. Buna göre dava tarihi ile tespiti yapılan taşınmaz bedeli ile kira kaybı toplamından, yargılama sırasında davalı tarafça ödenen güncel bedel mahsup edildiğinde (116.367,23 TL + 36.995,00 TL - 18.882,01 TL) bakiye tazminat miktarı 134.480,22 TL hesaplamıştır.Yargılama sırasında davalı tarafça yapılan kısmen ödeme konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve HMK 331 maddesi uyarınca davacı taraf, davayı açmakta haklı olduğundan konusuz kalan kısım yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı kooperatifin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/05/2023 tarihli ve 2019/440 Esas 2023/523 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 134.480,22 TL tazminatın dava tarihi olan 19/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı kooperatif'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, -Yargılama sırasında ödenen ve güncellenen bedel olan 18.882,00 TL'nin davalı tarafça davacıya ödenmesi nedeniyle bu miktar yönünden dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Harçlar Tarifesi Uyarınca alınması gereken 9.186,34-TL karar ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.507,00-TL tamamlama harcı ile 170,80-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 6.508,54-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 2.677,83 peşin ve tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bunun dışında davacı tarafından sarfedilen 25,20 TL başvurma harcı, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 348,90-TL keşif harcı ve 423,40- TL posta-davetiye gideri olmak üzere üzere toplam 3.797,50-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.715,10-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına 5-Davacı kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden dairemizin kararı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar bakımından davacı yararına tayin ve takdir olunan 45.000,00- TL maktu vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden dairemizin kararı tarihi itibariyle reddedilen miktar bakımından davalı yararına tayin ve takdir olunan 3.400,00- TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 8-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, İstinaf giderleri yönünden; 1-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, davalı tarafından yatırılan 2.677,11 TL harçtan alınması gerekli 732,00-TL istinaf karar harcın mahsubu ile arta kalan 1.945,11 TL'nin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından sarf edilen 738,00 TL istinaf başvuru harcı ve 732,00 TL istinaf karar harcı toplamı 1.470,00-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/03/2026