11. Hukuk Dairesi 2012/3868 E. , 2013/20877 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.10.2011 tarih ve 2007/804-2011/554 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı davalı ....Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalı .…
**11. Hukuk Dairesi 2012/3868 E. , 2013/20877 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.10.2011 tarih ve 2007/804-2011/554 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı davalı ....Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalı ...Beynelminel Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş. vekili Av. ... Bora dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...Uluslararası Nakliyat AŞ. arasında her iki tarafın kendi bölgelerinden yapılan sevkıyatları ve yüklemeleri birlikte yürütme konusunda anlaşma bulunduğunu, 29.08.2005 tarihinde hiçbir makul gerekçe göstermeksizin işbirliği sözleşmesinin tek taraflı olarak davalı ...Beynelminel Nakliyat AŞ. tarafından feshedildiğini, oysa taraflar arasındaki sözleşmeye göre feshin ancak 2 ay öncesinden bildirilmesi gerektiği, feshin haksız olduğunu, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 61.349,48 EURO’nun temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. vekili, müvekkili tarafından sözleşmenin feshedilmediğini, sözleşmenin halen ayakta olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, taraflar arasında yazılı bir anlaşmanın bulunmadığını, bu nedenle fesih için önel gerekmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yazılı sözleşmenin davalılardan ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. ile yapıldığı, davacı ile diğer davalı arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, diğer davalı ile davacı arasında sözlü akit kurulduğu, bu davalının sözleşmeyi feshinin herhangi bir şekle bağlı olmadığı, ancak davalı ...Beynelminel Nakliyat A.Ş.’nin taraflar arasında bulunan sözlü akdi haklı nedenle feshettiğini ispat edemediği, bu nedenle davacının uğradığı 47.449,26 TL zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu, davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş.’nin ise taraflar arasındaki yazılı sözleşmeyi feshetmediği gerekçesiyle, davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 47.449,26 TL’nin tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile davalı ...Beynelminel Nakliyat A.Ş. vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kanıtlanamamış olmasına göre davacı vekilinin tüm, mümeyyiz davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, taşıma işbirliği sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Borçlar Kanununun 106. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir. Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur, sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (Tandoğan, age., s. 427-428): Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi; Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar; Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar: gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi; sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar; hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, örneğin o zaman başkasından 100 liraya alınabilirken şimdi 120 liraya alınabilmesi; başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar; dava masrafları. Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, s.482). Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir. Somut olayda, taraflar arasında sözlü olarak kurulan taşıma işbirliği sözleşmesinin her hangi bir mehil verilmeden mümeyyiz davalı tarafından 01.09.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Mümeyyiz davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği de ispat edilememiştir. İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen anılan Yasa'nın 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre, hesaplanan kâr kaybı; sözleşme ifa ile bitseydi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken tüm zorunlu harcamalar ile sözleşme feshedildiğinden dolayı varsa sağladığı yani tasarruf ettiği haklar indirilerek bulunur. Bu şekilde elde edilecek fark miktara ise net kâr denilir. Somut olayda, davacı taraf sözleşmenin feshi için 2 ay öncesinden bildirimde bulunulmadığından bu süre için elde edeceği kazanç kaybı ile bu süre içinde çalıştırmak zorunda kaldığı işçilerin masraflarını tazminat olarak talep etmiş olup, mahkemece kazanç kaybı ile birlikte işçiler için yapılan masraflar da tazminat olarak belirlenmiştir. Oysa, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda 2 aylık dönem içinde meydana gelen kâr kaybı zararı hesaplanırken davacının ödeyeceği işçi giderleri yapması zorunlu giderler arasında bulunduğundan, mahkemece, 2 işçiye ödenen ücrete yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, mümeyyiz davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın adı geçen davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Beynelminel Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş'ye verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 680,70 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...Beynelminel Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş'ye iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.