T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/23 - Karar No:2026/11 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/23 KARAR NO : 2026/11 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 11/11/2025 NUMARASI : 2025/568 E DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz KARAR TARİHİ : 08/01/2026 KARAR YAZIM TAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/23 - Karar No:2026/11 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/23 KARAR NO : 2026/11 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 11/11/2025 NUMARASI : 2025/568 E DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz KARAR TARİHİ : 08/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemli tazminat davasında, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; taraflar arasında 01.12.2020 tarihli ... A Blok Mekanik Tesisat İşlerine ilişkin bir eser sözleşmesi imzalandığı, işin %97’si fiilen tamamlandığı, buna rağmen davalının, müvekkili yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği halde, 29.03.2024 tarihinde sözleşmeyi haksız ve kötü niyetli biçimde feshettiği, davalının dava konusu sözleşmeden doğan alacaklarını reddetmekle kalmadığı, bugüne kadar müvekkil şirkete ait birçok teminat mektubunu haksız biçimde nakde çevirdiği, müvekkil şirketin haklı taleplerine rağmen bu tahsilatların yapıldığı ve müvekkilin finansal dengesinin ciddi biçimde sarsıldığı, açılan dava yok sayılarak müvekkili borçlu gösteren faturaların düzenlemeye devam edildiği, yeni borç bildirimlerinin gönderildiği, hak ediş bedellerinin tersine müvekkilden tahsilat talep edildiği, bu davranışların, davalının kötü niyetinin sürekliliğini ve teminatların da aynı şekilde nakde çevrilme tehlikesinin yakın, kesin ve ciddi olduğunu açıkça ortaya koyduğu, ... Şubesi tarafından davalı lehine düzenlenen teminat mektupları olan 22.11.2023 tarihli, A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO bedelli teminat mektubu ile 22.11.2023 tarihli, A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL bedelli teminat mektuplarının süresinin 25.09.2025 tarihinde dolduğu, bu nedenle davalının süre dolmadan kalan teminatları da nakde çevirmeye kesin kararlı olduğu, sözleşmenin 11.10 ve 11.13 maddelerinin çok açık olduğu, madde hükümlerine göre yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle teminat mektuplarının paraya çevrilemeyeceği ve işin geçici kabulünden sonra teminatların derhal iade edileceği, işin %97’sinin tamamlanmış olmasına rağmen, davalının teminatları gelir kaydettiği, kalanları da nakde çevirmeye yönelik açık iradesini her işleminde ortaya koyduğu, bu durumun hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğu, davacı şirketin teknik olarak borca batık durumda olduğu, bu şartlar altında teminatların nakde çevrilmesinin, müvekkilin tamamen iflasına ve ticari faaliyetlerinin sona ermesine neden olacağı, davalının davanın açılmış olmasına rağmen ve dava açıldıktan sonra dahi, sanki hiç dava açılmamış gibi müvekkil şirketi borçlu gösteren bildirimler göndermeye ve hak ediş bedellerine ilişkin fatura taleplerinde bulunmaya devam ettiği, belirtilerek davalı ... A.Ş. lehine ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 25.08.2025 tarihli ara kararı ile 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde “ Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. " hükmünün mevcut olduğu, dosya kapsamına ve sunulan delilere göre dava konusunun yargılamayı gerektirdiği, davacının ihtiyati tedbir talebinde yaklaşık ölçütte haklı olduğunu ispatlayamadığı, dava değeri ve teminat mektuplarının değeri dikkate alındığında ihtiyati tedbir koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 15.10.2025 tarih, 2025/957 Esas, 2025/1052 Karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği, bir kısım teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiği, hak ediş alacağının ödenmediği ve davalı tarafça sözleşmenin ifası ve feshi noktasında muaraza yaratıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu sözleşme kapsamında davalı ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesinin talep edildiği, sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarına yönelik talep edilen ihtiyati tedbirin geçici koruma niteliğinde olduğu da gözetilerek dosyaya sunulan sözleşme, hak ediş, bir kısım teminat mektuplarının paraya çevrildiğine dair deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken soyut gerekçe ile karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.08.2025 tarihli ve 2025/568 Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince; uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği, bir kısım teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiği, hakediş alacağının ödenmediği ve davalı tarafça sözleşmenin ifası ve feshi noktasında muaraza yaratıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu sözleşme kapsamında davalı ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine dair talebinin yaklaşık ispat koşullarının yerine getirildiği anlaşılmakla sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarına yönelik talep edilen ihtiyati tedbirin geçici koruma niteliğinde olduğu da gözetilerek davacı vekilinin talebinin kabulüne, ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının dava sonuçlanıncaya kadar paraya çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına, dava konusu 2 adet teminat mektubunun toplamı olan (62.072,00 EURO x 46,92 TL= 2.912.418,00 TL) + 2.917,492,00 TL= 5.829.910,00 TL'nin takdiren % 15 oranında hesap edilen 874.486,50 TL miktarında nakit veya bu miktarda süresiz - koşulsuz kesin banka teminat mektubunun teminat olarak alınmasına, alındıktan sonra durdurulmasına ve önlenmesi yönünden ilgili bankaya müzekkereye yazılmasına, karar verilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ihtiyati tedbir kararının kabulüne karar verilebilmesi için davacının ihtiyati tedbir sebeplerini yaklaşık ölçütte ispatlaması gerektiği, fakat davacının yargılamanın herhangi bir aşamasında müvekkil şirketin mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kaçmaya hazırlandığına ilişkin herhangi bir delil sunamadığı, ayrıca müvekkil şirketin Türkiye'nin inşaat ve enerji alanında yer edinmiş, bilinen öncü şirketlerinden bir tanesi olduğu, talep edilen miktar da göz önüne alındığında böylesine büyük bir şirketin bahse konu şekilde tasarrufta bulunmayacağının da aşikar olduğu, HMK’nın 390/3. maddesinin gerekçesinde yaklaşık ispat ölçüsünün aranacağının açıkça düzenlendiği, geçici hukukî koruma yargılamasının, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özelliğin ispat ölçüsü bakımından olduğu, kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispatın aranacağı, çünkü hâkimin, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemeyeceği, örneğin, bir alacak davasında taraflardan birinin bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olması gerektiği, yani zayıf veya kuvvetli bir ihtimalin, karar vermek için yeterli olmadığı, bir tarafın iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bunun sadece bir iddiadan ibaret olduğu, iddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerektiği, tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü nün tereddütsüz ortaya konulması gerektiği, yaklaşık ispat durumunda ise hâkimin o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmemesi gerektiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 02.02.2012 tarih, 2012/207 Esas, 2012/650 Karar sayılı ilamında; “…ne var ki, istemde HMK’nın 390. maddesinin üçüncü bendindeki şartların bulunması ve haklılığın yaklaşık biçimde ispatlanması da gerekir. Talep bu detayları içermediği gibi, haklılığın ispatı noktasındaki mahkeme değerlendirmesi de hukuka uygun bulunmuştur… ” Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin, 06.07.2012 tarih, 2012/4060 Esas, 2012/5172 Karar sayılı ilamında; “…tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3) ispat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir …” şeklinde karar verildiği, açıklandığı üzere söz konusu sebeplerle ihtiyati tedbir şartlarını yerine getiremeyen davacının ihtiyati tedbir talebinin reddinin gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde ihtiyati tedbire itiraz eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 341/1. maddesine göre, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Karşı taraf dinlenilmeden verilen ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz edilebilir. Bu itiraz, tedbir kararını veren mahkemeye yapılır. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. İtiraz hakkında verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir (HMK 394). İstinafa konu somut olayda, mahkemenin 11/11/2025 tarihli ara kararı ile verdiği karar ihtiyati tedbir mahiyetinde olup, bu karara karş davalı vekili tarafından istinaf dilekçesi verilmesi üzerine, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiştir. Bu durumda, az yukarıda belirtilen yasal düzenleme, dosya kapsamı değerlendirildiğinde, ihtiyati tedbire itiraz eden davalının yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kararına karşı öncelikle itiraz yoluna başvurulabileceği, itiraz üzerine duruşma açılarak mahkemesince verilecek karara ilişkin istinaf yoluna başvurulabileceğinden davalının başvurusu itiraz olarak kabul edilip, duruşma açılarak itiraz hakkında bir karar verilmesi gerekirken ve ayrıca mahkemesince verilen ara kararına karşı hatalı olarak istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması davalıya istinaf kanun yoluna başvuru hakkı da tanımayacağından istinafı kabil bir karar bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1 ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun istinafı kabil bir karar olmadığından HMK'nın 341/1 ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine, 2-Davalı tarafından ödenen 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafça ödenen istinaf başvuru harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 341/1, 352. maddeleri gereğince ve KESİN olmak üzere 08.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır