T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1693 - 2025/1818 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1693 KARAR NO : 2025/1818 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2022 NUMARASI : 2021/219 E. - 2022/408 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikr…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1693 - 2025/1818 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1693 KARAR NO : 2025/1818 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2022 NUMARASI : 2021/219 E. - 2022/408 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/12/2022 Tarih ve 2021/219 Esas - 2022/408 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." asli unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirket'in 2019/63379 sayılı " ..." ibareli 17,22,35.sınıf mal ve hizmetlere ilişkin marka başvurusun yönelik itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, dava konusu marka içerisinde müvekkili markalarının birebir kullanıldığını, dava konusu markadaki "..." ibaresinin tarım endüstrinde kullanılan bir terim olduğunu, müvekkilinin “...'' ibareli ve esas unsurlu tanınmış seri markalarının 06, 16, 17, 20, 21. ve 28. Sınıfta tescilli olduğunu, dava konusu "..." markasının ise 17, 22 ve 35. Sınıfta tescil edilmek istendiğini, markaların kapsamlarındaki emtiaların aynı veya benzer mal ve hizmet sınıfında yer aldığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri algısını yarattığını, tüketici nezdinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin ''...'' markasının tanınmışlığının sadece ambalajlama sektöründe değil, her sektörde yer alan geniş bir halk kesimine hitap edecek düzeyde olduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceğini ileri sürerek 2021-M-3807 sayılı YİDK karar iptali ile dava konusu 2019/63379 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin ... plastiği ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasındaki "..." kelimesinin "..." (tarım) kelimesinin kısaltması ile örtü (film) kelimesinin birleşiminden oluştuğunu, müvekkiline ait “... " markasının ... örtüsü markası olduğunu, müvekkili markasının, davacı markaları ile aynı sınıfta olmadığını, davacının daha çok ambalaj sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasının asli unsurunun “...” ibaresi Olduğunu, "... plastikleri" ibaresinin herkes tarafından kullanılan yaygın bir ibare olduğunu, Akdeniz ve Ege Bölgelerinde özellikle kışın sebze üretilen alanların "..." adıyla bilindiğini, taraf markaları arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, davacı yanın işlem dosyasına, “...” markasının kullanımlarını gösterir fatura, katalog ve ürün görsellerinden oluşan birtakım delilleri ibraz ettiği, bu delillerden davacı yan markalarının “streç film, çöp torbası, buzdolabı poşeti, pişirme kağıdı” gibi ambalaj/saklama ürünlerinde kullanımlarının mevcut olduğu yönünde bir kanaate varılsa dahi bu kanaatin SMK m. 6/5 kapsamındaki iddialar açısından yeterli olmadığı, davacı yanın benzer mahiyetteki delillere hükümsüzlük talepli dava dosyasında da dayandığı, 2017, 2018, 2019, 2020 yıllarına ait “...” ürünlerinin satış faturaları, satış görselleri, reklam ve tanıtımlar vb. delillerin yani sıra muhtelif tarihlerde verilmiş mahkeme kararlarını da sunduğu, davacı yanın sunduğu bu delillerden davacı markalarının ambalaj/saklama ürünlerinde yıllara sair kullanımla elde ettiği tanınmışlığın kabulü halinde dahi somut uyuşmazlıktaki gibi bir marka başvurusu/tescilinin, davacı yan markaları ile benzerlik dahi göstermediği bir durumda davacı markalarının bu tanınmışlığına zarar verir, ayırt edici niteliğini etkiler ya da davalı lehine haksız menfaat oluşmasına sebep olabilir nitelikte sonuçlar ortaya çıkarabileceği yönünde bir kanaate varılmasının da mümkün olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markasının tescil edilmek istendiği emtiaların değeri düşük, anlık kararla alınabilen, kolay karıştırılabilir mal ve hizmetler olduğunu, karşılaştırılan markaların görünüş ve telaffuz açısından ayırt edilemeyecek ölçüde benzerlik taşıdığını, başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğunu, diğer unsurların tanımlayıcı/tali nitelik taşıdığını, "..." ibaresinin büyük harflerle yazılmış olmasının benzerliği ortadan kaldırmadığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olduğu algısı yarattığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalının faaliyet alanı olan tarım sektörü ile müvekkilinin faaliyet alanı olan mutfakların birbiriyle bağlantılı olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalının, müvekkilinin her gün reklamı yapılan, her markette bulunabilen markalarını bilmemesinin mümkün olmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu diğer markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, "..." ibaresinin konumu ve kullanım biçiminin dava konusu markanın davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldırdığı, başvuru kapsamında yer alan 17,22,35.sınıf mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/5.maddesindeki koşulların ortaya çıkacağının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, davacı, tanınmış, her gün reklamı yapılan ve her markette bulunan markalarının davalı tarafça bilinmemesinin mümkün olmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını iddia etmiştir. Ne var ki benzer marka başvurusunda bulunmak tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Kaldı ki, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, ibareler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali de bulunmamaktadır. Bunun dışında, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair başkaca bir husus iddia ve ispat edilemediğinden, davacının kötü niyet iddiası yerinde görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 06/12/2022 gün ve 2021/219 Esas - 2022/408 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.