İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı aile şirketinin ortağı olduğunu, yine müvekkilleri ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeleri olduğunu,30/11/2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/11, 2021/12 ve 2021/13 karar numaralı yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 367…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2279 KARAR NO : 2026/589 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/09/2022 NUMARASI : 2022/7 Esas - 2022/771 Karar DAVA:Yönetim Kurulu Kararının İptali DAVA TARİHİ: 13/12/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı aile şirketinin ortağı olduğunu, yine müvekkilleri ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeleri olduğunu,30/11/2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/11, 2021/12 ve 2021/13 karar numaralı yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 367. maddesi kapsamında tescil edilerek yürürlükte bulunan 09/05/2017 tarihli şirket iç yönergesine ve dolayısıyla ana sözleşmenin 8. maddesine açıkça aykırı olduğunu, yönetim kurulu tarafından getirilmek istenilen rejim değişikliğinin kanunun emredici esaslarına aykırı olduğunu,2021/11 ve 2021/12 sayılı kararların yönetim kurulu üyesi iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen 3 oy ile alındığını, 2021/13 sayılı yönetim kurulu kararının da toplantı dışında üç üye tarafından imzalandığından, müvekkillerinin bu karara muhalefet şerhi koyamadığını; TTK'nın 367 ve 371. maddesine uygun olarak düzenlenen Şirket İç Yönergesi'nin kabulüne, tesciline ve ilanına karar verildiğini, ana sözleşmenin 8. maddesinde TTK'nın 367. maddesi uyarınca yönetim kurulunun gerekli görmesi halinde düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretme hakkına sahiptir denildiğini, yürürlükteki İç Yönerge'nin 3/I'deki karar yeter sayısının (4/5), daha az bir karar yeter sayısı (örneğin 3/5) ile değiştirilebilmesi için öncelikle yürürlükteki İç Yönerge'nin 3/I maddesinde yazılı 4/5 karar yeter sayısı şartının sağlanması gerektiğini, işbu davaya konu yönetim kurulu kararları ile yapılan düzenlemenin hakim ortakların yönetim kurulunda temsil ettiği 3/5 üyeleri tarafından her türlü işlemin yapılabilmesine zemin hazırlayan ve diğer ortakları temsil eden 2/5 üyelerinin ise etkisiz ve yetkisiz hale getiren hukuka aykırı bir düzenleme olduğunu; 2021/13 sayılı kararın, her ne kadar bir gün önce müvekkillerine gönderilen e-postada taslak olarak yer almakta ise de, toplantı sırasında müvekkillerinin önüne getirilmediğini, müvekkillerinin karara muhalefet şerhi koyma imkanının ellerinden alınarak, toplantı sonrasında üç yönetim kurulu üyesi tarafından imzalandığını, müvekkilleri tarafından bu hususların 01/12/2021 tarihli ihtarla bildirildiğini ileri sürerek, 30/11/2021 tarihli 2021/11, 2021/12 ve 2021/13 karar nolu yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391. maddesi gereğince batıl ve yok hükmünde olmaları nedeniyle geçersiz olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili aile şirketinde miras yoluyla ortak olan davacıların şirketi yönetilmez hale getirmek için yönetim kurulu kararlarına engel olmaya çalıştıklarını, şirketin iç yönerge kabul ve değişiklerinde ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmediğini, temsile ilişkin 2021/11 nolu kararın esas sözleşmeye ve kanuna uygun olduğunu, eski iç yönergede bazı işlemler için aranan %80 4/5 oy oranının buraya teşmil edilemeyeceğini; 2021/12 nolu kararda önceki iç yönergenin kaldırılmasına karar verildiğini, yönetim kurulunun devredilemez yetkileri içinde bulunan bu konuda esas sözleşmede ve TTK'nda genel esaslardan farklı bir toplantı ve karar nisabı öngörülmediğini; 2021/13 nolu karara ilişkin iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, toplantıya çağrının e-posta yoluyla yapılarak üyelerin toplantıya davet edildiği, 2021/11 ve 2021/12 nolu kararlara muhalefet şerhi koyan davacıların aynı toplantıda alınan 2021/13 sayılı karara muhalefet şerhi koyma imkanının tanınmadığı iddiasının ispat edilemediği, toplantıya çağrı 1 gün önce yapılsa da üyelerin toplantıya hazırlık yapmalarını gerektiren nitelikte gündem maddesi olmadığı, yönetim kurulunun, iç yönergeyi her zaman değiştirebileceği, yönetim kurulu iç yönergesinin değiştirilmesinde kural olarak, kabulünde aranan nisapların yani TTK'nın 390. maddesindeki nisapların geçerli olduğu, şirket içi işleyişe ilişkin iç yönergenin ve yönetim teşkilatının belirlenmesi yetkisinin yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında yer aldığı ve TTK'nın 391. maddesinde sayılmış kararların batıl olması şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili, TTK'nın 391. maddesindeki butlan sebeplerinin örnekleme yoluyla sayıldığını ve kısıtlayıcı olmadığını, şirketin 09/05/2017 tarihli yönetimin devri niteliğindeki iç yönergenin 18/05/2017 tarihli TTSG'de ilan edildiğinden herkesi bağlayıcı olduğunu; yönetim kurulunun kabul ettiği İç Yönerge'nin tescil ve ilanından sonra, devredilen yetkinin kullanılabilme şartlarını düzenleyen maddeleri uyarınca, artık bu hususlarda alınacak kararlarda, TTK'nın 390. maddesindeki salt çoğunluk kuralına değil, yönetimin devri sözleşmesinde tabi olunan kurala uyulmasının zorunlu bulunduğunu; kaynağını ana sözleşmeden alan iç yönerge ile yönetim ve temsil yetkilerinin devri hakkındaki kararların alınma yöntemiyle ilgili bir hükme yer verilemeyeceği yönünde mevzuatta sınırlandırıcı kural olmadığını; somut olayda, yönetim yetkisinin ana sözleşmeden alınan yetkiyle kısmen veya tamamen devredildiğini, ayrıca belli bazı konularda tahdiden sayılmak suretiyle TTK'nın 370. maddesinde bazı hususlarda karar alınabilmesi için 4 yönetim kurulu üyesinin oyu arandığını, İç Yönerge'nin 3/1 maddesinde sayılan kısmen devredilen yönetim yetkileri bakımından her ne ad altında olursa olsun alınacak kararlarda 4 imza kuralının emredici nitelikte olduğunun TTK 367/2'nin gereği olduğunu, yönetim kurulunun yetki devri kararıyla birlikte artık salt çoğunlukla karar alma hakkından sarfınazar ettiğini (TTK 367'nin devreye sokulmasının TTK 390'dan sarfınazar mahiyetinde olduğunu); karşı tarafın dava konusu yönetim kurulu kararları ile ortadan kaldırılmak istenen 09/05/2017 tarihli iç yönergenin iptali yönünde dava açılabilecekken; karşı tarafça öne sürülen geçersizlik savının mahkemece resen dikkate alınmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalı şirketin 30/11/2021 tarihli 2021/11, 2021/12 ve 2021/13 nolu yönetim kurulu kararlarının geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir. TTK'nın 391. maddesi "(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır." şeklinde düzenlenmiştir. Yönetim kurulunun toplanma yer ve zamanına ilişkin kanunda düzenleme yapılmamıştır. Yine yönetim kurulu toplantısı çağrı usulü ve şekline ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Önemli ve asıl olan yönetim kurulu üyelerinin toplantıdan haberdar edilmeleridir. Yönetim kurulu üyeleri yönünden toplantıya katılmak sadece hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülük olduğundan genel kurul toplantısının aksine yönetim kurulu toplantılarında gündeme bağlılık da söz konusu da değildir. Yönetim kurulu toplantısı e- posta yolu ile yönetim kurulu üyelerine bildirildiği hususu ihtilafsız olup yönetim kurulu toplantısının makul süre önce bildirilmemesi tek başına yönetim kurulu kararının butlanını gerektirir bir husus değildir. TTK'nın 374. maddesi uyarınca Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir. Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi, şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi, müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları TTK'nın 375. maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerindendir. Yönetimin devri başlıklı TTK'nın 367. maddesi uyarınca Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir. Aynı Kanunun temsil yetkisi başlıklı 370. maddesi uyarınca esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisine haiz olması şarttır. TTK'nın 390. maddesi uyarınca esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulu kararları özel nisap gerektirmeyen ve oy çokluğu ile alınabilecek kararlardandır.İç yönerge düzenlenmesi veya değiştirilmesi konusunu da kanunda özel bir nisap öngörülmemiş olup esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulunun görevi kapsamında düzenlenen iç yönerge TTK'nın 390. maddesine göre oy çokluğu ile değiştirilebilecektir. Öncelikle iç yönergenin niteliğinin ne olduğunun üzerinde durulmalıdır."İç yönergeyi hazırlama yetkisi yönetim kuruluna ait olup, bu yetki devir edilemez, esas sözleşmede öngörülmeksizin yönetim kurulu, genel kurulun bir kararına dayanarak iç yönerge hazırlayamaz, yönetim kurulu toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alacağı bir kararla iç yönergeyi yazılı şekilde hazırlar. İç yönerge, anonim şirket için esas sözleşmeden sonra ikincil derece bir düzenlemedir.Yönetim Kurulunun temsil yetkisini devir etmesi TTK'nın 367 değil, 370. madde hükmüne göre yapılır. Dolayısıyla yönetim kurulu temsil yetkisini Kanuna ve esas sözleşmeye göre devreder. Zaman içinde hızlı bir şekilde değişen operatif ilişkiler nedeniyle, işletmenin yapısının yeni duruma intikal ettirilmesi amacıyla, iç yönergenin periyodik olarak gözden geçirilmesi zorunludur. Böylelikle münferit yöneticiler arasında yetki sınırlamaları güncellenmiş olmaktadır. İç yönergenin dayanağı yönetim kurulunun yetkilerini bireysel olarak üyelere veya üçüncü kişiye devir etmesine ilişkin esas sözleşme maddesine atıfta bulunulur. İç Yönergeye yönetim kurulu ile ilgili özel hükümler konulabilir (özel yükümlülükler, üyeliğin sona ermesine ilişkin özel sebepler, görev süresinin sınırlanması, başka bir şirketin veya vakfın yönetiminde yer alınmaması..) Yönetim kurulunun toplantıya davet usulü, gündemin oluşturulması hususları düzenlenir. Toplantıda görüşülecek konular hakkındaki belgelerin üyelere ne zaman verileceği, başkanın görevleriyle ilgili konularda aydınlatıcı bilgi vermek amacıyla şirket yöneticilerini toplantıya davet edebileceği ve yönetim kurulunun toplantı nisabı öngörülür. Ayrıca oy kullanma şekli ve belirli konularda ağırlaştırılmış karar nisapları öngörülebilir. Ancak yönetim kurulu karar nisapları hakkında esas sözleşmede hüküm bulunması gerekir; yoksa esas sözleşmede öngörülmeden sadece iç yönergede karar nisabı öngörülemez. Çünkü anonim şirketin anayasası esas sözleşmedir ve dolayısıyla iç yönergenin de esas sözleşmeye dayanması gerekir. (Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt:II, 5. Baskı, Ankara 2024, s.1279 vd.) Davaya konu yönetim kurulu kararlarının 5 kişilik yönetim kurulunun 3 üyesinin olumlu oyu ile oy çokluğu ile alındığı hususu ihtilafsızdır. 2021/12 sayılı yönetim kararıyla, 09/05/2017 tarih ve 2017/01 sayılı iç yönergeyi iptal edilerek yeni iç yönergenin kabulüne oy çokluğuyla karar verilmiştir. Davalı şirketin esas sözleşmesinde iç yönergenin kabulü veya değiştirilmesi konusunda oyçokluğunun aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Önceki iç yönergede tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırılmış nisap öngörülmüş olması (%80-4/5 olumlu oy ile) iç yönergenin de bu öngörülen ağırlaştırılmış nisap ile değiştirileceği sonucu çıkarılamaz. Buna göre 2021/12 sayılı karar ana sözleşme ve kanunda öngörülen nisaba uygun olarak alındığı anlaşılmaktadır. 2021/11 sayılı yönetim kurulu kararıyla, şirketin sınırsız temsil ve ilzamına ilişkin olarak alınan 03/10/2019 tarih 2019/08 numaralı kararının iptal edilmesine, kurul başkanının başkan vekili ile birlikte veya kurul üyesi ... ile birlikte müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam etmesine oyçokluğuyla, davacılar ... ve ...'ın muhalefetiyle karar verilmiştir. 2021/13 sayılı yönetim kurulu kararıyla da, (1) nolu bentte şirketin temsil ve ilzamına ilişkin 2021/11 sayılı yönetim kurulu kararı tekrar edilerek (A) grubu, (B) grubu ve (C) grubu imza yetkililerinin belirlenmesine oyçokluğuyla karar verilmiştir. Esas sözleşme ile belirli pay gruplarının yönetim kurulunda temsil edilme imkanı ve yönetim kurulu üyesi belirleme imtiyazı verilebilir.Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin 2/5'in (A) grubu, 2/5'in (B) grubu, 1/5'in de (C) grubu hissedarlar arasından ve onlar tarafından gösterilecek hissedarlar arasından seçileceği düzenlenmiş olup, bu düzenleme uyarınca yönetim kurulu üyeleri seçilmiştir. Şirket ana sözleşmesinde TTK'nın 367 ve 370. maddelerinin aksi yönde bir düzenleme mevcut olmadığından anılan maddeler uyarınca temsil yetkisinin veya yönetimin hangi yönetim kurulu üyesine devredileceği ya da bu devrin değiştirilmesi hususu yönetim kurulunun yetkisi kapsamındadır. Buna göre yönetim kurulu tarafından, üyeleri arasında şirketi temsil ve ilzama yetkili kişileri oy çokluğu ile belirlenebilecek olup, bu husus yönetim kuruluna üye belirleme imtiyazı veren ana sözleşmenin ihlali niteliğinde değildir. Davaya konu yönetim kurulu kararları içerik itibarıyla eşit işlem ilkesine aykırı, şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, veyahut diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin TTK'nın 391. maddesi kapsamında batıl olan kararlardan değildir. Aynı gün yapılan toplantıda alınmış ilk iki karara iştirak ederek muhalefet şerhi koyan davacı yönetim kurulu üyelerinin 2021/13 sayılı karara katılma imkanı verilmediği hususu da ispat edilemediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle,davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin, istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/04/2026