4. Ceza Dairesi 2025/13470 E. , 2026/5513 K. "" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2025/1594 Değişik iş SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARARLAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yöneli…
4. Ceza Dairesi 2025/13470 E. , 2026/5513 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2025/1594 Değişik iş SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARARLAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mercii kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarih ve 2025/145725 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca, "bilgi sahiplerinin müştekinin iddialarını doğrulamadığı, şüpheli hasta olduğu için kendisinde olmadığı, iğne yapıldığı, şüphelinin herhangi bir kastının bulunmadığı, şüphelinin müştekiyi şikayet etmesi üzerine beyaz kod verdiği, şüphelinin müştekiye yönelik işlediği iddia olunan suçları işlediğine dair müştekinin soyut beyanı dışında tanık, kamera kaydı vs bulunmadığı" şeklindeki gerekçe ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, Somut olayda, müştekinin özetle acil serviste doktor olarak görev yaptığını, şüphelinin sedyede iken çığlık çığlığa bağırdığını, ilk sakinleştirici iğnesini yaptıklarını, müşahade alanında da bağırmaya ve çığlık atmaya devam ettiğini, en üst düzey sakinleştirici iğneyi kırmızı alanda yapmaya karar verdiğini, şüphelinin bir anda kendisinin kolunu tutarak şerefsiz ...dediğini ve kolunu cırmaladığını, kolunda çizik olduğundan bahisle şikayetçi olduğu, soruşturma kapsamında ... Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen 13.03.2025 tarihli genel adli muayene raporunda yer alan "lezyonlar ile ilgili bulgular kısmındaki, sağ ön kol ekstentör yüzde proksimal bölgede 3 adet birbirine paralel birer cm dermaabrazyon alanları" ile yine ... Devlet Hastanesince tanzim edilen 21.03.2025 tarihli kati raporda yer alan "yaralanmanın şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu" şeklindeki açıklamalar ile müştekinin şüpheli tarafından kolunun çizildiğine yönelik şikayetinin uyumlu olduğu, ayrıca tanık olarak beyanına başvurulan ...'in de müştekinin müşahade alanına giderden şüphelinin müştekiye saldırmaya çalıştığına yönelik beyanının müştekinin şikayeti ile örtüştüğünün anlaşılması karşısında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. İkinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170/2 maddesinde, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 172./1. maddesinde “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un "6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonraki Cumhuriyet savcısının kararına itiraz" başlıklı 173. maddesinde ise; (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. A. Hakaret Suçuna İlişkin İsteme Yönelik İncelemede İnceleme konusu dosyada; şikayetçinin beyanında şüphelinin kendisine hakaret ettiğini belirttiği, tutanakta imzası olan tanıkların ise şüphelinin şikayetçiye yönelik hakaret ettiğine dair bir beyanlarının olmadığının anlaşılması karşısında; toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. B. Kasten Yaralama Suçuna İlişkin İsteme Yönelik İncelemede İnceleme konusu somut olayda; şikayetçinin şüphelinin kendisinin yaraladığını beyan etmesi, tanıklar E.Y ve H.I'nın beyanlarında şüphelinin şikayetçiye saldırmaya çalıştığını belirtmeleri, 21.03.2025 tarihli kesin raporda " şikayetçideki yaralanmanın şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu" şeklindeki açıklama karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin iddianame düzenlenebilmesi ve suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm delillerin, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Hakaret suçuna ilişkin kanun yararına bozma istemi ile ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki şartları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki kasten yaralama suçuna ilişkin düşünce yerinde görüldüğünden kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 3.Şüpheli hakkında kasten yaralama suçuna ilişkin ... 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.04.2025 tarihli, 2025/1594 değişik sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 4.5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde karar verildi.