11. Hukuk Dairesi 2023/4667 E. , 2024/2046 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/776 Esas, 2023/909 Karar DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2.Tasfiye Halinde Fırat Reklamcılık San. Tic. Ltd. Şti. HÜKÜM : Davanın Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hisse devri ve müdür atama kararının tescili davasında veril…
**11. Hukuk Dairesi 2023/4667 E. , 2024/2046 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/776 Esas, 2023/909 Karar DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2.Tasfiye Halinde Fırat Reklamcılık San. Tic. Ltd. Şti. HÜKÜM : Davanın Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hisse devri ve müdür atama kararının tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; Fırat Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti. sermayesindeki %50 paya isabet eden 12.500,00 TL olan hissenin tamamını, Kartal 8. Noterliğinin 28.03.2008 tarihli hisse devir sözleşmesi ile birlikte davalı ...'e devrettiğini, pay devrinin şirket pay defterine işlendiğini, karar defterinin birinci sayfasına işlenerek, ortakların devre muvafakatinin sağlandığını, pay devrinin tescil ve ilan işleminin davalı şirket ve kötü niyetli diğer ortaklar tarafından yaptırılmadığını ileri sürerek davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...'e devrettiğinin ve davalı ...'ün şirkete müdür olarak atandığının Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; hisse devrinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesine uygun yapılması gerektiğini, gerekli olan işlemlerden sadece noter sözleşmesi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2015/1153 E., 2020/939 K. sayılı kararıyla; pay devrine ilişkin hususların taraf iradelerinden bağımsız, kanunla düzenlenen hukuki ilişkiler olduğundan somut uyuşmazlığa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6100 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, limited şirket pay devrinin 6102 sayılı Kanun 595 inci maddesinde düzenlendiği, anılan maddeye göre pay devrinin ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması, tarafların imzalarının noterce onaylanması zorunlu olup mülga 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Bir payın devrinin, şirket hakkında pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceğine" ilişkin düzenlemenin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesine alınmadığı, buna göre 6102 sayılı Kanun'un, devir keyfiyetinin pay defterine yazımını zorunlu görmediği, genel kurulun devre onay vermesi veya vermiş sayılmasının pay sahipliği sıfatının kazanılması için yeterli sayıldığı, buna göre davacının, davalı şirketteki paylarını davalı ...’e uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesine uygun şekilde devir etmiş olduğu, kanuna uygun şekilde ortaklar kurulunca devre onay verildiği, pay devrinin ortaklar kurulunun onama kararı ile tamamlandığı, 08.04.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ayrıca davalı ...’ün davalı şirkete müdür olarak atanmasına karar verildiği, bu kararın Bakırköy 5 inci Noterliğinin 02.03.2010 tarihinde tasdik edildiği halde, buna ilişkin ticaret sicili nezdinde herhangi bir tescil ve ilanın yapılmadığı, aynı ortaklar kurulu kararı ile müdürlük yetkisinin son bulduğu oy birliği ile kararlaştırılan davacının, iş bu hususun tescilini artık müdür olarak şirket adına yaptıramayacağı, bunu mahkemeden talep etmekte hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı şirketteki hissesini 28.03.2008 tarihinde davalı ...'e devrettiğinin ve 08.04.2008 tarihinde davalı ...'ün davalı şirkete müdür olarak atandığının Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli ve 2021/466 E., 2021/629 K. sayılı kararıyla; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de devir 28.03.2008 günü yapılmış olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesinin uygulanması hatalı olup, devrin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6762 sayılı Kanun'un 520 inci maddesine göre geçerli bir devir bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 18.01.2023 tarih, 2021/5447 E. ve 2023/351 K. sayılı kararıyla; "1.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. 3. “Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. ... Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892) 4. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 5. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 6. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. 7. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile Hâkimin gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 8.Somut olayda davacı vekilince, pay devri ve yönetici atanmasına ilişkin kararın tescili talep edilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince kurulan nihai hükümde, davacının müdür atama kararının tescili talebine ilişkin Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmamış olup kurulan red hükmünün yalnızca pay devrine ilişkin istem bakımından gerekçelendirildiği anlaşılmıştır. 9. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince tarafların talep ve iddialarının tümünü karşılar biçimde denetime elverişli hüküm kurulması gerekirken davaya konu taleplerden biri hakkında gerekçe oluşturulmaması doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle davacı vekilin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/126 E. sayılı dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmediği, anılan dosyanın derdestlik oluşturmayacağı ve verilen kararın mahiyeti gereği kesin hüküm oluşturmayacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de devir 28.03.2008 günü yapılmış olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesinin uygulanması hatalı olup, devrin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6762 sayılı Kanun'un 520 inci maddesine göre geçerli bir devir bulunmadığı, davacının hisse devrinin tescili ve ilanına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmayıp davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde görüldüğü, davalı şirketin 08.04.2008 tarihli ortaklar kurulunun 4 ve 5 nolu kararları uyarınca davacının 08.04.2008 tarihi itibariyle şirket müdürlüğü görevinin sona erdiği ve bu tarihten itibaren şirket müdürü olarak davalı ...'ün 10 yıl süre ile münferit yetkili müdür olarak atanmasına oy birliği ile karar verildiği, bu kararın dava dışı şirket ortağı ..., devir alan şirket ortağı davalı ..., devir eden şirket ortağı ... tarafından imzalandığı ve kararın Bakırköy 5. Noterliğinin 02.02.2010 tarih ve 5118 yevmiye ile onaylandığının tespit edildiği, limited şirket müdürünün atanmasına dair ortaklar kurulu kararının ticaret sicili nezdinde herhangi bir tescil ve ilanın yapılmadığı, müdür atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının ticaret sicil müdürlüğünce tescil ve ilanı için ortaklık pay defterine kayıt edileceğine ilişkin bir düzenleme olmadığı, bu durumda Mahkemece 08.04.2008 tarihinde davalı ...'ün davalı şirkete müdür olarak atandığının Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilanına yönelik verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, bozmaya uyularak yeniden karar verildiğinden dairemizin bozma ilamı dikkate alınarak, davalı tarafın istinaf sebepleri değerlendirilip istinaf taleplerine ilişkin olarak ayrıca karar verilmeksizin, uyma kararı verilen dairemiz bozma ilamı uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 08.04.2008 tarihli ortaklar kurulunun 4 ve 5 nolu kararları uyarınca davacının 08.04.2008 tarihi itibariyle şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğinin ve bu tarihten itibaren şirket müdürü olarak davalı ...'ün 10 yıl süre ile münferit yetkili müdür olarak atandığının tespiti ile tescil ve ilanına, davacının hisse devrinin tescili ve ilanına ilişkin talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamında müdür atama kararının tescil ve ilanın reddinin gerekçesiz olması nedeniyle bozulmasına karar verildiğini, bozmaya uyulmasına rağmen yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, ortada geçerli devir söz konusu değilken müvekkilinin müdür olarak atanması kararının da geçerli kabul edilemeyeceğini, her iki konunun birbiriyle bağlantılı olduğunu, hisse devir kararının esas olup müdür atamasına temel oluşturduğunu, her iki kararın da aynı kişilerce imzalandığını, müvekkilinin şirket ortağı olmadığı kabul edildiğinde geçerli ortaklığı söz konusu olmayan müvekkilinin şirket müdürü atanması kararında imzasının olmasının kararı geçersiz kılacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı limited şirketteki davacı payının, davalı gerçek kişiye devredildiğinin ve şirket müdürlüğüne aynı kişinin seçildiğinin tespiti ile ticaret sicilinde tescil ve ilanı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.