11. Hukuk Dairesi 2009/11383 E. , 2011/4891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.05.2009 tarih ve 2008/1477 - 2009/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/11383 E. , 2011/4891 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.05.2009 tarih ve 2008/1477 - 2009/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, ticari kredi kefaleti sebebi ile borçlu olduğunu ve SSK’ndan emekli maaşı almakta iken davalının sekiz aydan beri maaşına el koyduğunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi gereğince sigortalıların kurum nezdinde doğan alacaklarının devir ve temlik edilemeyeceğini ve haczedilemeyeceğini ileri sürerek, 1.215 TL’nın kesinti tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 27.3.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 3.632,22 TL’na yükseltmiştir. Davalı vekili, müvekkili bankaca yapılan işlemlerin, davacının bu yolda vermiş olduğu yetkiye istinaden gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka nezdinde davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğu ticari kredi sözleşmeleri ile asıl borçlu olduğu bireysel kredi sözleşmesi olduğu, davacının yazılı virman yetkisi ile SSK emekli maaşına haciz ve rehin konulmasına izin verdiği, buna göre maaşından 3.383 TL tahsil edildiği, ancak 5510 sayılı yasanın 93.maddesi uyarınca sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir aylık ve ödentileri nedeniyle kurum nezdinde doğacak alacak haklarının devir ve temlik edilemeyeceği, davacı yanca virman talimatı imzalanmış ise de yasanın amir hükmü uyarınca bunun geçersiz olduğu gerekçesiyle 3.383 TL’nın kesinti tarihlerinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava bir istirdat davası niteliğinde olup, uyuşmazlığın çözümü, müşterek borçlu-müteselsil kefil ve asıl borçlu sıfatıyla borçlu bulunduğu üç ayrı kredi sözleşmesi nedeniyle davalı bankaya borçlu bulunan davacının emeklilik aylığının yatırıldığı hesaptan davalı bankaca yapılan kesintilerin niteliği ve niceliğinin saptanarak yasaya uygun olup olmadıkları noktalarda toplanmaktadır. Gerek 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın değişik 93. maddesi ve gerek bu yasadan önce yürürlükte olup davacının da tabi olduğu anlaşılan 506 sayılı Yasa’nın 121. maddesi hükmü uyarınca, sigortalıların gelir, aylık ve ödenekleri devir, temlik ve haczedilemez ise de, davalı banka tarafından davacının emekli aylıklarına bloke konulmak suretiyle yapıldığı anlaşılan kesintilerin, hangi kredi sözleşmesi çerçevesinde oluşan borca ilişkin olduğu, buna bağlı olarak davacı tarafından verilen hangi taahhütnameye dayalı olarak ve hangi yetki kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiş bulunduğu, kesintilerin tümüyle bireysel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle yapılmış olması halinde davalı banka tarafından yapılan bloke işleminin lehine tesis edilen rehin çerçevesinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, bu yönde işlem tesis edilmiş olması halinde, bu durumun 506 ve 5510 sayılı Yasa’nın yukarda belirtilen hükümlerinde sözü edilen yasak kapsamında olup olmadığı, kesintilerin tüm kredi sözleşmeleri bakımından ve virman suretiyle yapılmış olması halinde ise bunun yine yukarda belirtilen yasa hükümlerinde sözü edilen devir ve temlik niteliğinde bulunup bulunmadığı hususları alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda açıklıkla ortaya konulmamış olup yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. Bu nedenlerle, yukarda belirtilen tüm hususları tereddütsüz olarak ortaya koyacak şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre ve yeterli gerekçe gösterilmek suretiyle karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda belirtilen nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.