12. Hukuk Dairesi 2012/28131 E. , 2013/3608 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/06/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair tem…
**12. Hukuk Dairesi 2012/28131 E. , 2013/3608 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/06/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, keşideci borçlu, çeklerin daha önceden Şanlıurfa İcra Dairesi'nde takibe konulduğundan takibin mükerrer olduğunu, 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek borca itiraz edilmiş. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, çeklerin yasal sürede ibraz edildiğini, ibraz tarihine göre 6 aylık süre eklendiğinde her iki çek içinde sürenin yasa değişikliği tarihine göre dolmadığından istemin reddine karar verilmiştir. 6762 Sayılı TTK.'nun 726.maddesinde çek için düzenlenen zamanaşımı süresi 6 ay iken 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle bu süre üç yıla çıkarılmıştır. Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK.nun 6273 Sayılı Kanunun 8.maddesi ile değişik 814. maddesine göre de çeklerde zamanaşımı süresi üç yıldır. İlke olarak, herhangi bir kanun veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani, geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E., 1988/232 K.; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K.; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.