T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/941 KARAR NO : 2025/1513 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/03/2022 NUMARASI : 2021/186 Esas - 2022/253 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/941 KARAR NO : 2025/1513 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/03/2022 NUMARASI : 2021/186 Esas - 2022/253 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilinin, davalıya ev tekstil ve eşyası ürünü için sipariş verdiğini, siparişin kabulü ile kurulan sözleşme uyarınca davalının 12.06.2020 tarihli fatura düzenlediğini, fatura karşılığında emtianın tesliminden önce 17.06.2020 tarihinde fatura bedeli olan 100.000,00 TL'nin davalıya ödendiğini, ancak gönderilen emtianın bir çoğunun kırık ve kullanılamaz halde olması nedeniyle davalı şirket yetkilisi ...'e WhatsApp yazışmaları ile ayıp bildirimde bulunulduğunu, 17.09.2020 tarihinde TTK'nın 227/1 maddesi uyarınca satılanın geri verilerek bedelinin iadesi seçimlik hakkının kullanıldığının bildirildiğini, TBK'nın 219 maddesi uyarınca satılandaki maddi, hukuki yada ekonomik ayıplardan davalının sorumlu olduğunu, emtianın büyük kısmının kırık ve çatlak olması nedeniyle ayıplı olduğu ileri sürerek, 17.09.2020 tarihinde davalıya yapılan 100.000,00 TL ödemenin faiziyle birlikte tahsiline, bu miktarının ödenmesi için çekilen kredinin faizi olan 18.657 TL ile emtianın saklanması için yapılan 3.500,00 TL depo masrafı ve davacının uğradığı prestij ve kar kaybının tazmini için 40.000 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, emtianın ayıplı olduğuna dair her hangi bir tespit yapılmadığını, davalıya ait ikinci kalite ürünlerin 17.08.2020 tarihinde davacıya ait Kartal ilçesindeki depoda teslim edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan 2 adet resimden bir kısım ürünlerin kırıldığı tespit edilerek davalı şirket çalışanına bilgi verildiğini, ancak resimlerdeki ürünlerin kasten ayıplı olarak gönderilmediğini ve ürünlerin nakliye sırasında hasara uğradığını, davacıya toplam 6557 adet ürün teslim edildiğini, 100.000,00 TL bedelli toplam 6557 üründen kırılmaya müsait olmayan 1669 ürün bulunduğunu ve bunların bedelinin de 67.384,83 TL olduğunu, davacının geçerli mevzuat uyarınca hiçbir tespit yaptırmaksızın 6557 ürün arasından yaklaşık 50 adedinin hasarına ilişkin iki kare fotoğraf çekerek sözleşmeden dönmesinin hukuka aykırı olduğunu, teslim edilen ürünlerin teslimden sonra ne şekilde depolandığının müvekkilince bilinmediğini, davacının sözleşmeden tümden dönme hakkı bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan yazışmalardan görüleceği üzere taraflar arasında bir durum değerlendirmesi yapılarak, satılamayacak derece hasara uğrayan ürünler bakımından görüşmeler yapıldığını, esasen davacının sözleşmeden dönme iradesi bulunmadığını ve sorunun çözülmesinin amaçlandığını, TBK'nın 227. maddesinde belirtilen taleplerin şirket yetkilisine yapılması gerektiğini, yazışmalar yapan ... ve ...’ın şirket yetkilisi olmadıklarını, davacının, ayıplı ve hasarlı ürün bedelinin üstünde bir taleple bulunamayacağını, çekilen kredinin faizinin talep edilemeyeceğini, deponun davacıya ait olması nedeniyle kira bedeli istenemeyeceğini, prestij ve kar kaybı adında bir tazminat da istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".. 6102 sayılı TTK'nın 23-(1)-c) maddesi uyarınca; alıcı, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise (2) gün içinde, açıkça belli değil ise malı teslim aldıktan sonra (8) gün içinde incelemek veya incelettirip mal ayıplı çıkar ise bu süre içinde ayıbı ihbar etmelidir. Olağan muayene ile tespit edilemeyen gizli ayıp bulunduğu hallerde de, 6098 sayılı TBK'nın 223-(1) maddesine göre, alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.Satış sözleşmesinde ayıba ilişkin hükümler 6098 sayılı TBK'nın 219 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 219. maddesine göre; satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile, onlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 222. maddesine göre; satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayıp, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır.Ayıp halinde alıcının hakları 6098 sayılı TBK'nın 227-(1) maddesinde; 'Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme' olarak sayılmıştır. Alıcının genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğu da hüküm altına alınmıştır (m.227/1).Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında ticari ilişki kapsamında 12 Haziran 2020 tarihli ve ... numaralı faturaya istinaden davacı tarafça satış bedeli olan 100.000,00 TL'yi davalıya ödediği ve davaya konu malların 17/08/2020 tarihinde davacıya teslim edilmiş olduğu hususunun dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, davacı tarafça alım satım sözleşmesine konu malların ayıplı olduğundan bahisle alım satıma ilişkin olarak ödenen bedelin iadesinin talep edildiği, mahkememizce dava konusu malların bulunduğu depoda yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre dava konusu malların yaklaşık %80-90 oranında ayıplı olduğu, mallarda kırık çizik, küf gibi açık ayıpların söz konusu olduğu, davacı tarafça ayıp ihbarına ilişkin olarak sunulan whatsapp yazışmaları incelendiğinde, ilk olarak malların teslim edildiği 17/08/2020 tarihinde davalı yana 'ev testili bizim can alıcı noktamız, bu grubun yarısı kırık çatlak çöpe gidiyor inanın' şeklinde ürünlerdeki ayıplara dair bildirimde bulunulduğu, sonrasında 18/08/2020 tarihinde de 'bol kırık', 'küf kokan pikeler' şeklinde başkaca ayıp bildirimlerinde bulunulmuş olduğu, bu ayıp ihbarlarının tarihi itibariyle süresinde olduğu, TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartı olması ve ayıp ihbarının TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden olmaması nedeniyle davalı satış sorumlusu ile davacı şirket yetkilisi arasında yapılan WhatsApp mesaj içeriklerine göre ayıp ihbarının usulüne uygun yapıldığı, davalı yanın, malların teslimi öncesinde oluştuğu tespit edilen ayıplara ilişkin olarak davacıya karşı sorumlu olduğu, ürünlerin kabul edilemeyecek derecede kusurlu ve ayıplı olması nedeniyle davacı/alıcının seçimlik haklarını kullanma koşullarının oluştuğu, davacı yanında sözleşmeden dönme ve bedel iadesini talep ettiği anlaşılmakla, davaya konu malların davalı yana iadesi ile ödenen 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konu malların bulunduğu deponun davacıya ait olması nedeniyle depo kira bedeline ilişkin talebin reddine, davacı tarafça çekilen krediye ilişkin faizin ödenmesine ilişkin talebin, davacı tarafça çekilen kredi ve kredi faizine ilişkin sorumluluğunun davacıya ait olması nedeniyle reddine, davacı tarafça prestij kaybı ve kar kaybına ilişkin taleplerin ise bu hususlarda delil sunulmaması ve iddiaların ispat edilememesi nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 12.06.2020 tarihli faturaya istinaden davacıya teslim edilen malların davalıya iadesi ile 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki anlaşma uyarınca müvekkiline ait 2. kalite ürünlerin 17.08.2020 tarihinde davacıya ait Kartal ilçesindeki depoda teslim edildiğini, davacının sunduğu 2 adet fotoğraf ile emtiada ürün bulunduğunu belirttiğini, oysu bu ürünlerin kasten ayıplı olarak gönderilmediğini, ayıpsız ürünlerin muhtemelen nakliye sırasında hasar gördüğünü, faturaya göre davacıya toplam 6557 adet ürün teslim edildiğini, bunlardan kırılmaya müsait olmayan 1669 adet ürünün bedelinin 67.384,83 TL olduğunu, usulüne uygun bir tespit olmaksızın 6577 ürün arasından yaklaşık 50 adedinin ayıplı olduğuna ilişkin 2 adet fotoğraf gösterilerek sözleşmeden dönülmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında 2018 yılından itibaren işleyen açık hesap ilişkisi bulunduğunu, bu süreçte müvekkilinin maliyetinin çok altında fiyatlarla 2. kalite ürünleri davacıya sattığını, dava konusu fatura içeriği emtianın esasında 180.816,30 TL maliyeti bulunduğunu, maliyet fiyatı üzerinden 93.982,14 TL iskonto ile KDV dahil 100.000 TL karşılığında ürünlerin satıldığını, 2. kalite ürünlerin defolu olabilme ihtimalinin satım sırasında davacı tarafından bilindiğini, sunulan yazışmalara göre, ayıp bildirimi üzerine taraflar arasında sorunun çözümü için görüşmeler yapıldığını, yazışmalara göre davacının sözleşmeden dönme iradesi bulunmadığını, sorunun taraflar arasında çözülmesinin amaçlandığını, davacının TTK'nın 18.maddesine göre yapılmış bir ihbarı bulunmadığını, bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu kabul edilse dahi bunların miktarınnı toplam satılan ürünlere kıyasla düşük olduğunu, ayrıca bu ürünler içinde kaşık, çatal ve terlik, çöp kovası gibi kırılma imkanı bulunmayan ürünler bulunduğunu, Davacının TBK'nın 227.maddesindeki haklarını şirket yetkilisine iletmesi gerekirken şirketi temsile yetkili olmayan davalı şirket çalışanı ... ve ...’a bildirdiğini, ayıplı ürünlerden fazla bir talepte bulunulamayacağını, sadece kullanılmayacak kadar hasarlı olan ürünlerin bedelinin talep edilebileceğini, satılan 6.557 adet ürününün değerinin 100.000 TL olduğunu, içinde kırılmaya müsait olmayan 1669 adet tekstil ürününün 67.384,83 TL bedelli olduğunu, kırılması mümkün olmayan çatal, kaşık, terlik, çöp kovası, yapay çiçek defter, bloknot gibi ürünlerin bedelinin istenemeyeceğini, sadece ayıplı ürünlere yapılan ödeme ve bunun yasal faizinin istenebileceğini, raporun eksik inceleme ile düzenlendiğini ve objektiflikten uzak olduğunu, ürünlerin tümü incelenmeksizin afaki hesaplama yapıldığını, tüm ürünlerin tespit edilmemesi nedeniyle kararın icra edilemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TBK'nın 227.maddesi uyarınca, ticari satıma konu malların ayıplı olduğu iddiasına dayalı mal bedelinin iadesi ve uğranılan zararların tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında 12.06.2020 tarihli, 100.000 TL bedelli ve ... numaralı fatura fatura konusu emtianın satışına dair satım ilişkisi bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki bu satım sözleşmesinin ticari nitelikte olması nedeniyle TBK'nın 207 ve devamı maddeleri ile TTK'nın 23.maddesinin uygulanması gerekmektedir.Satım sözleşmesine konu bir eşyada ayıp ve eksik bulunması halinde izlenecek yol TTK'nın 23. maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı).TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Somut olayda, 12.06.2020 tarihli, 100.000 TL bedelli ve ... numaralı fatura fatura konusu emtianın, bir çok tekstil ve mutfak malzemesinden oluştuğu, fatura ekinde 177 sayfa emtianın satıma konu edildiği anlaşılmıştır. Emtianın tesliminden sonra süresi içerisinde bir kısım emtiada ayıp bulunduğuna ilişkin taraflar arasında yazışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı TBK'nın 18. maddesinde belirtilen yöntemlerle bir indirimde bulunulmadığını savunmaktadır. Yasada belirtilen yöntemlerle tacirin temerrüde düşürülmesi geçerlilik değil ispat koşuludur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ve cevap dilekçesinde, davacı şirket yetkilileri ile davalı şirket çalışanı ... ve ...'ın yazıştığını, ayıp ve TBK'nın 227.maddesindeki seçimlik hakların bu kişilere yöneltildiğini belirtmiştir. Bu durumda usulüne uygun şekilde ayıp ihbarı yapılmadığının savunulması dürüstlük ilkesine aykırıdır. Ayıp ihbarının mutlaka şirket yetkilisine yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Satış konusunda yetkili olan davalı çalışanları TTK'nın 552. maddesi kapsamında tacir yardımcısı olarak ticari işletmenin alışılmış bütün satış işlemlerini yapmak, işletmenin alışılmış işlemlerinden doğan borçlarının ihbar edilmesine veya bunların hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin ihtar veya diğer açıklamaları işletme sahibi adına yapmak, bu nitelikteki ihbar ve diğer açıklamaları, özellikle alışılmış işlem dolayısıyla teslim edilmiş mallara ilişkin ayıp bildirimleri ticari işletme adına kabul etmekle yetkili oldukları anlaşılmaktadır. Bu nedenle ihbarın süresinde, geçerli şekilde ve davalıyı tacir yardımcısı olarak temsile yetkili kişilere yapıldığı kabul edilmelidir.Davacı tarafından TBK'nın 227.maddesinde seçimlik haklardan satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkı seçilmiştir. Belirtilen maddede düzenlenen seçimlik haklar yenilik doğurucu haklardan olup, bu hakları kullanma yetkisi alıcıya aittir. Ancak hakkaniyete aykırı haller oluşması halinde ise mahkemenin müdahalesi aynı maddede düzenlenmiştir. Bu nedenle TBK'nın 227/1.1.maddesindeki emtianın iadesi ile satış bedelinin tahsili istemi maddenin son iki fıkrasındaki düzenlemede birlikte değerlendirilerek Dairemizce incelenmiştir. Taraflar arasında açık hesap ilişkisi şeklinde devam eden eski bir ticari ilişkinin bulunması, bu fatura konusu emtianın ayıp nedeniyle iade edilmeyeceği anlamına gelmemektedir. Cevap ve istinaf başvuru dilekçesinde dava konusu emtiaların davalı tarafından taşınarak davacının Kartal ilçesinde bulunan deposunda teslim edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece tekstil mühendisinin de bulunduğu bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde yapılan inceleme sonucu satım konusu ev tekstili züccaciye emtiasının karton kutularda bulunduğu, depolamanın sağlıklı bir depolama için elverişli olduğu, ev tekstili, plastik, züccaciye, seramik, porselen ve metal gibi çeşitli malzemelerden üretilen emtianın büyük kısmının kırık, çatlak, yırtık, leke ile örme ve dokuma hatalarının bulunuğu belirlenerek fotoğraf çekildiği, kapalı olan karton kutuların sağlam durumda olduğu, nakliye ve depolama sürecinde herhangi bir sorun yaşanmadığı, açılan karton kutuların içindeki emtianın özensiz şekilde yerleştirildiği, züccaciye ürünlerinin çatlak ve kırık olduğu, plastik, tahta ve metal ürünlerin çizik, çatlak, kırık, eksik parçalı, kirli ve kullanılmış olduğu, ev tekstil ürünlerinin lekeli, dokuma hatalı, kullanılmış ve formu bozuk olması nedeniyle ayıplı ürün olduğu belirlenmiştir. İtiraz üzerine mahkemece alınan ek raporda itiraz edilen ev terliklerinde açılmalar, lekeler, örtülerde iplik çelişmeleri bulunduğu belirlenmiştir. Her ne kadar davalı, ürünlerin büyük bir kısmında üretimde kullanılan malzeme itibariyle ayıp bulunmadığı belirtilmiş ise de demirden üretilen çatal ve kaşık gibi malzemeleri, plastikten üretilen terlik, çöp kovası, yapay çiçek gibi emtiaların da çizilme ve çatlama gibi deformasyona uğrayabileceği değerlendirilmiştir. Nitekim bilirkişi tarafından yapılan tespitte emtianın çok büyük bir kısmının özensiz paketleme ve imalat hatası nedeniyle hasarlandığı anlaşılmıştır. Davalı ikinci kalite ürünlerin defolu olma ihtimaline binaen düşük fiyatla satıldığını ve bu durumun davacı tarafından bilindiğini savunmaktadır. Ancak ikinci kalite ürünün alınmış olması, satım konusu emtianın kırılması, çizilmesi veya kullanılmayacak halde olmasını gerektirmemektedir. Satılan emtiada kullanıma engel olacak nitelikte açık ve gizli ayıplar bulunduğu, bu haliyle emtianın satın alınma amacına uygun şekilde kullanılamayacağı yapılan bilirkişi incelemesinden anlaşılmaktadır. Davalı vekili, emtianın bir kısmında hasar bulunduğunu savunmuş ise de esasen hasarlanması mümkün olmadığı savunulan emtialarda da hasar oluşmasının mümkün olduğu ve bu emtialarda da hasar bulunduğu bilirkişi tarafından belirlenmiştir. Hasarlanan emtia miktarı bilirkişi tarafından doğru şekilde belirlenmiş olup, bu haliyle satım konusu edilen tüm emtianın iadesi ile bedelinin birlikte ifa kuralına göre tahsiline karar verilmesi yerindedir. Gerekçeli kararda fatura bilgilerinin de yazılarak, fatura konusu emtiaların iadesine ve birlikte ifa kuralı gereğince fatura bedelinin tahsiline karar verilmiş olduğundan, fatura konusu olan emtialar davacıdan alınarak karşılığında satım bedelinin icra müdürlüğünce tahsil edileceği ve bu haliyle hükmün infaza elverişli olduğu, faize yönelik herhangi bir istinaf nedeni bulunmadığı gibi, emtianın da davacı tarafından kullanılmadığı anlaşıldığında, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.124 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,5-Dosyanın karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.