11. Hukuk Dairesi 2023/2719 E. , 2024/5270 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/70 Esas, 2023/251 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1280 E., 2019/726 K. Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafın…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2719 E. , 2024/5270 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/70 Esas, 2023/251 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1280 E., 2019/726 K. Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile dava dışı Metro Elektrik Mühendislik...Şirketi arasında nakliyat emtia sigorta sözleşmesi imzalandığını ve 25.02.2013 gün 63758591 no.lu sigorta poliçesine bağlandığını, bu poliçe ile Hindistan/Türkmenistan kara yolu ile eşya taşımasında çıkabilecek rizikoların sigorta himayesine alındığını, sigortalı ...Şirketi'nin Türkmenistan'da yüklendiği edim için Hindistan'da mukim dava dışı Siemens'ten ex-works olarak yüksek gerilim devre kesici emtiası aldığını, nakliye için sigortalı Metro...Şirketi'nin davalı ... ile anlaştığını, davalı ......Şirketi'nin bu edimi için 87.000,00 USD bedelli fatura düzenlediğini, taşımanın karma bir taşıma olduğunu, emtianın 20.04.2013 günü Farab/Türkmenistan'a hasarlı olarak ulaştığını, hasarlı emtianın üç konteyner muhteviyatı olduğunu, hasarın beş sette olduğunu, tespit edilen 318.514,00 TL hasarın sigortalı ...Şirketi'ne ödendiğini, davalı ......Şirketi'nin deniz+karayolu şeklinde karma taşıma yaptığını, hasar nedeninin aşırı savrulma ve sarsıntı olduğunu, davalı ......Şirketi'nin hasarın konteyner içindeki ambalajın yeterli ve uygun olmamasından kaynaklandığını bildirerek hasarı reddettiğini, ancak davalı tarafından taşınan benzer emtiaların aynı şekilde ambalajlanmasına karşın hasarsız olarak alıcısına teslim edildiğini, davalının savunmasının hukuki dayanağı olmadığını, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 902 nci maddesinin atfıyla 850 vd. maddeleri ile 875 inci maddesine göre hasardan davalı ......Şirketi'nin sorumlu olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle 318.514,00 TL tazminatın, ödeme tarihi olan 21.08.2013 tarihinden itibaren ticari (avans) faizi ile birlikte, davalı ......Şirketi'nden alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dokuz aylık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduklarını; esasa ilişkin olarak da hasarın yükleme ve istifleme hatasından ve yetersiz ambalajdan kaynaklanması nedeniyle zarardan taşıyıcının sorumlu olmadığını, dolaylı zararların ve %10 kâr marjının taşıyıcıdan talep edilmesinin mümkün olmadığını, malın tamir edilmeyip tamamının hasarlı sayılmasının kabul edilemeyeceğini, en azından sovtaj değerinin mahsup edilmesi gerektiğini, davadan önce temerrüde düşmediklerini, bu nedenle ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, davanın fiili taşıyıcı Shagbir Bar Toos Company firması ile Dashtnoordan Company firmalarına ihbarını talep ettiklerini belirterek, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, bu savunma yerinde görülmez ise davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacının sigortalısı ile birlikte müterafik kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda kusur oranını taktir yetkisi Hakime aittir. Kusur oranı bakımından incelendiğinde gerek 27.01.2017 tarihli raporu düzenleyen bilirkişiler Mak.Y.Mühendisi Prof. Dr. ...., Elektrik-elektronik-bilgisayar mühendisi .... ve CMR-Taşımacılık-Sigorta Uzmanı bilirkişi ....., gerekse 14.01.2019 tarihli raporu düzenleyen Sigorta, lojistik ve Taşıma Uzmanı bilirkişi Dr. .... tarafından davalının kusur oranının %30, dolayısıyla davacının sigortalısının kusur oranının %70 olduğu yönünde kanaat bildirdikleri, tüm dosya kapsamına göre, Hakimler Heyetince de, davalının düzenlediği navlun faturasında FOB teslim şekliyle ve konteyner içeriği bilgisini vererek-kabul ederek taşımaya aldığı değerlendirilmekle, nezaret sorumluluğu kapsamında davalının %30 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, sonuç olarak, her ne kadar davacının sigortalısına ödeme miktarı üzerinden 95.554,20 TL tazminatın rücu edilebileceği sonucuna varılmakta ise de, Mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli kabul edilen teknik bilirkişi raporlarında toplam zarar miktarı 105.000,00 euro mal bedeli ve 13.088,00 USD navlun olarak hesaplandığından, %30 kusur oranına göre davacının, davalıdan 88.847,95 TL talep edebileceği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 88.847,95 TL'nin davanın açıldığı 04.04.2014 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı Kanun'unn 2 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 229.666,05 TL'lik istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Malın teslim şeklinin kararlaştırıldığı metnin satış sözleşmesi olup taşıma sözleşmesinde bu teslim şeklinin dışına çıkılmasının hukuka aykırı olduğunu, gerekçelerinin ise Ex-Works teslim esaslı satış sözleşmesinde taşıyıcının alıcının ifa yardımcısı sıfatına sahip olması olduğunu, asli edimin ifasının Ex-Works olarak kararlaştırılmışken, ifa yardımcısının (taşıyıcının) teslim şeklini FOB olarak değiştirmesinin hukuken mümkün olmadığını, ilk defa bilirkişi raporunda yapılan ve ilk derece mahkemesi kararı ile tekrar edilen hatanın, taşıyıcının önce bağımsız mı yoksa bir ifa yardımcısı olarak mı hareket ettiğinin belirlenmemesi ile meselenin çözüme bu noktadan başlanmaması olduğunu, taşıma hukukunun ihtilafının ancak taşıyıcının doğru konumlandırılması halinde doğru çözülebileceğini, bu durumda gerekçeli karardan farklı olarak ortada bağımsız olan tek bir sözleşme bulunmakta olup bu ilişkide satıcının Siemens Ltd. Hindistan, alıcının Metro Elektrik Mühendislik Ltd. olduğunu, satış sözleşmesinde teslim şeklinin EXW olarak kararlaştırıldığı için alıcının eşyayı fabrikadan teslim alma edimini taşıyıcı KN İbrakom Loj. Ltd. aracılığıyla ifa ettiği ve artık KN İbrakom'un da alıcının ifa yardımcısı sıfatını taşıdığını, ortada bağımsız olan tek bir sözleşme bulunduğundan satış sözleşmesinde teslim şekli EXW olarak kararlaştırıldığından, alıcı Metro'nun eşyayı fabrikadan teslim alma edimini taşıyıcı KN İbrakom Loj. Ltd. aracılığıyla ifa ettiğinden ve artık davalı taşıyıcının da alıcının ifa yardımcısı sıfatını haiz olarak asıl sözleşmeden kararlaştırılan teslim şeklini değiştiremeyeceğinden ilk derece mahkemesi kararının ortadan aldırılması gerektiğini, Metro Elektrik Ltd.'nin Hindistan'da fabrikada hazır halde bekleyen yüksek gerilim devre kesici emtiasını KN İbrakom Loj. Ltd. ile taşıttığını, davalı taşıyıcıyı ifa yardımcısı olarak yayin ettiğini, bu nedenle %70 olacak şekilde istif kusurunun alıcı/sigorta ettiren Metro'ya yüklenmesinin hatalı olduğunu, somut olayda dosyaya sunulan ekspertiz raporunda; 105.000,00 euro eşya zararının, 4.552,87 euro Hindistan-Atamurat navlun bedeli, 13.656,61 euro Hindistan Farab navlun bedeli olmak üzere toplam zararın 123.211,48 Euro olarak belirlendiğini, 7.000,00 euro muafiyet düşülünce 116.211,00 euro gerçek zararı gösterdiğini, ödeme tarihinde euro kuru 2,58 TL olduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından %70'e %30 kusur oranına göre yapılan hesabın hatalı olduğunu, hatanın ilk derece mahkemesinin Hindistan-Atamurat navlununu hükme esas almamasından kaynaklandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. 2.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin hatalı bilirkişi raporunu gerekçeye kopyaladığını, tarafların Türkiye'de yerleşik olduğunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince uygulanacak konvansiyon bulunmadığı gerekçeleri ile somut olayda 6102 sayılı Kanunun karma taşımalara ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğine hükmedildiğini, hükmün öncelikle bu yönden hatalı olduğunu, FBL konşimentosu üzerindeki "All Mentioned Containers Shippers Load, Count And Seal” kaydının dikkate alınmamasının da bozma nedeni olduğunu, dosyada mübrez ekspertiz raporlarında da konteyner içerisindeki malzemenin bir kısmının birbirinin üzerine düşmesi, üstteki yüklerin devrilmesi, bir kısmının konteynerlerin sert şekilde elleçlenmesi, yere sert şekilde bırakılması nedeniyle hasara uğramış olabileceği, ancak konteynerlerde herhangi bir hasar bulunmadığı tespitinin yapıldığını, ekspertiz raporundaki bu bulguların hasarın nedeninin nakliye hatası değil, istifleme hatası olduğunu ortaya koyduğunu, bu iki husus birlikte değerlendirildiğinde hasarın taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı, istifleme hatası nedeniyle hasar oluştuğu, bundan da taşıyıcının sorumlu olmadığı sonucuna varılması gerekirken mahkemenin tamamen dayanaksız gerekçelerle kusur oranını paylaştıran hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda taşıyıcının %30 kusurlu olduğu sonucuna vardığını, kararın bu yönüyle de yasaya, yerleşik Yargıtay kararlarına ve en önemlisi dosya kapsamına açıkça aykırı olduğunu, gerekçeli kararda konşimento üzerindeki said to contain kaydı dikkate alınmadığı için taşıyıcının içerik taahhüdünde bulunduğunu, içerik taahhüdünde bulunduğuna göre de yükleme ve istiflemeye nezaret ettiği, bu nedenle yükleme ve istif hatasından ileri gelen hasardan sorumlu olduğu şeklinde son derece hatalı, dosya kapsamına açıkça aykırı bir sonuca varıldığını, kapalı ve mühürlü olarak kendisine teslim edilen konteyner içeriğini taşıyıcının bilmesinin mümkün olmadığı için içerik taahhüdünde bulunmasının fiilen de imkansız olduğunu, gerekçeli kararda bu konudaki itirazlarının ve beyanlarının hiç tartışılmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda, taşıyıcının yükü Ex Works olarak teslim almış ise meydana gelen tüm zarardan, FOB olarak teslim almış ise zararın %30’undan sorumlu olacağı şeklinde buna ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuatta asla yeri olmayan bir gerekçe ile 88.847,95 TL'nin müvekkili taşıyıcıdan tahsiline karar verdiğini, gerekçeli karardaki bu teslim şekillerine ilişkin açıklamalar ve dolayısıyla varılan sonucun hatalı olduğunu ve bozulması gerektiğini, çünkü EXW- Ex Works teslim şeklinde satıcının, alıcı ile mutabık kaldıkları miktardaki malı daha önce anlaşılmış teslim tarihinde işyerinin önünde hazır etmesi gerektiğini, bu andan itibaren elleçleme de dahil olmak üzere tüm operasyon ve yükümlülüğün alıcıya ait olduğunu, yani satıcı tarafından hazır edilecek ara nakliye veya nakliye aracına malı yükleme sorumluluğu da alıcının yükümlülüğünde olduğunu, bu davada gerekçeli kararın esasen bilirkişi raporunun aynısı olduğunu, dayanak bilirkişi raporunun fahiş hatalar içerdiği halde mahkeme bilirkişi raporuna ve bilirkişi kurulu üyelerinin uzmanlığına yönelik itirazlarını hiç dikkate almadan, dava konusu hasardan dolayı hiç bir sorumluluğu olmayan taşıyıcının %30 kusurlu olduğuna hükmettiğini, düzenlenen raporlardan dava konusu uluslararası taşıma ve uluslararası teslim şekilleri konusunda yeterli uzmanlığı sahip olmadığı izlenimi uyandıran bilirkişi kurulunun görüşünün esas alınmasının, bilirkişi kurulunun oluşumuna yönelik haklı itirazlarını dikkate alınmaması sebebiyle de kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen hasardan davalı taşıyan sorumlu olmadığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, taşıyana kusur izafe edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, uygulanacak kural meselesi/karma taşıma söz konusu olup CMR Konvansiyon hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin olayı yarısından itibaren incelediğini, davalı taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, teslim şeklinin gözardı edildiğini, ex-works teslim esaslı satış sözleşmesinde taşıyıcı alıcının ifa yardımcısı sıfatına sahip olduğunu, istif kusurunun dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında taşıma sırasında yükte meydana gelen hasar karşılığı dava dışı sigorta sigortalısına yaptığı ödemenin davalı taşıyandan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.