11. Hukuk Dairesi 2022/7450 E. , 2024/1649 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1077 Esas, 2022/1118 Karar vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/332 E., 2019/1145 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından i…
**11. Hukuk Dairesi 2022/7450 E. , 2024/1649 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1077 Esas, 2022/1118 Karar vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/332 E., 2019/1145 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 27.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ... ..., Av. ... ve Av. ... ... ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı bankanın kredi müşterisi olduğunu, davalı banka personellerinin davacı şirket yöneticisinin iyi niyet ve güvenirliliğinden yararlanarak imza edilmesini sağladığı 26/03 (78785), 10/04 (81289), 23/05 (90111) 2013 tarihli opsiyon teyit sözleşmeleri ve bu teyit sözleşmelerinin yeniden yapılandırılması amacıyla düzenlediği 10/06 (94703), 03/07 (97675) 2013 tarihli revize edilmiş sözleşmeleri kullanarak davacının hesaplarından 5.356.460,00 TL karşılığı euro ve 4. 400.260,00 TL karşılığı USD olmak üzere toplam 9.756.720,00 TL tutarında parayı davalı bankanın hesaplarına geçirerek davacı şirketin zarara uğramasına yol açtığını, opsiyon teyit sözleşmelerinin imzalandığı 2013 yılında teyit sözleşmelerini imzalayan kişilerin işletme konusu ve parasal tutar itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetkilerinin olmadığını, şirket genel müdürünün banka personeli tarafından işlemin mahiyeti hakkında hataya sevk edilip kandırıldığını, bu suretle sağlanan iki imza ve konu itibariyle şirkete ilzama yeterli olmadığı bilinerek banka personelince yönlendirilerek alındığını, teyit sözleşmelerinin imzalanması teklifi sırasında davacı şirket genel müdürüne 2011 yılında imzalanmış olduğu sonradan anlaşılan 05.05.2011 tarihli çerçeve sözleşmeden bahsedilmediğini, riskler hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, davalı bankanın çerçeve sözleşmesinin imzalanmasından sonra davacı şirketin ortaklık ve yönetim yapısının tamamen değiştiğini, 2011 yılında imzalanan bu sözleşmenin şirket işletme konusu dışında bir işlem olduğunu, o tarihte yürürlükteki eski Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirket konusu dışında yapılan işlemlerin işlemin kurucu unsurundaki eksiklik sebebiyle yok hükmünde sayıldığını, ... veya icazet ile de geçerlilik kazanamayacağını, dolayısıyla bankanın elinde hukuken muteber ve davacı şirketi bağlayıcı herhangi bir sözleşme olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalının tezgah üstü türev araçlara ilişkin çerçeve sözleşmesinin görünüşte sağladığı hak ve yetkilere dayanarak opsiyon sözleşmelerine konu hukuka aykırı işlemleri ... yanlı olarak gerçekleştirdiğini, davaya konu sözleşmelerin tamamen davacı şirketin işletme konusu dışında kalan son derece riskli kumar vasfını haiz işlemler olduğunu, meyve suyu ve konsantresi ihracatçısı olan davacı şirketin dava konusu işleri yürütüp anlayabilecek organizasyonun ve uzman personelinin bulunmadığı gibi döviz bazında geliri olduğundan dava konusu işlemlere girişme ihtiyacının bulunmadığını, davacı şirketin kumar niteliğindeki işlerden gelir sağlama maksadının da bulunmadığını, davalı bankanın hem geçersiz sözleşmelerle hem de işlemin icrası sırasında müşteriyi zarara uğratacak, kendine haksız çıkar sağlayacak tarzda davrandığını, çerçeve sözleşme ve teyit sözleşmelerinin davacı şirket yönünden bağlayıcı olmadığı gibi ilgili sermaye piyasası hükümlerine de aykırı olduğunu, bankanın revize edilen sözleşmeleri ilave iki sözleşme yapılmış gibi kullanmasının banka personelinin hileli ve güveni kötüye kullanmak suretiyle bankaya haksız çıkar temini olduğunu, bu eylemde yetkilileri tarafından müşterinin zararı üzerinden bankaya haksız kazanç sağlanması söz konusu olduğunu, davacı şirket görevlisi mevcut sözleşmelerden doğacak zararlardan korunmayı beklerken zararın katlanması anlamına gelen iki ... sözleşme yapılmasının istenilmesinin ekonomik gerçeklere, akla ve mantığa uygun olmadığını iddia ederek davalı banka tarafından TL'ye çevrilerek alınan euro/USD'nin her bir işlem bazında bankaca TL olarak alındığı tarihteki euro/USD karşılığının tahsil edileceği tarihteki kurlardan tahsil edilerek ödetilmek üzere şimdilik 9.756.720,00 TL'nin her işlem tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin müvekkili banka nezdindeki türev işlemlerinin dava konusu ettiği işlemler ile sınırlı olmadığını, 2011 ve 2012 yıllarında gerçekleştirmiş olduğu ve fakat ciddi kazançlar sağlamış olması nedeniyle zikretmekten özellikle kaçındığı türev işlemlerinin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki türev işlemler ilişkisinin temelinin taraflar arasındaki 05.05.2011 tarihinde imzalanmış olan "tezgahüstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmesi" olduğunu, dava konusu işlemler ile ayniyet teşkil eden 05.05.2011 tarihli opsiyon teyidi verildiğini, ilki 09.08.2011, ikincisi 10.01.2012 tarihlerinde verilen iki ayrı opsiyon teyit işlemi ile vadeleri uzatılmak suretiyle sürdürüldüğünü, yine aynı süreçte 18.10.2012 tarihinde davacı şirket tarafından müvekkili bankaya 7.486.111,11 euro tutarındaki dövize ilişkin faiz oranının takası konusunda teyit verildiğini, aktarılan her iki işlem sonucunda toplam 201.390.000 TL işlem karı elde eden davacı şirketin bir süre sonra müvekkili bankaya 26.03.2013, 10.04.2013, 23.05.2013 tarihlerinde üç ayrı opsiyon teyidi verdiğini, ayrıca davacı şirket lehine iyileştirmeler içeren 2 ayrı opsiyon teyit işlemi ile revize edildiğini, davacı yanın alınan opsiyon teyidi işlemleri konusunu teşkil eden döviz kurlarının davacının beklenti ve öngörüsünün aksine sürekli ... seyretmesi nedeniyle davacı aleyhine işlem zararına yol açtığını, oluşan işlem zararının çerçeve sözleşmesi ve opsiyon teyidi hükümleri çerçevesinde vade tarihlerinde davacı şirket hesaplarından tahsil olanarak işlemlerin sonlandırıldığını, bunun üzerine davacı şirketin BDDK'ya dilekçe ile müracaat ettiğini, Kurum'un şikayetin kendileri tarafından idari yoldan çözümlenmesinin mümkün olmadığı yönündeki kararının üzerinden yaklaşık 1 yıl sonra bu davanın açıldığını, davacının müvekkili banka ile imzalanan sözleşmelerdeki imzaların şirketi ilzam etmesinin söz konusu olmadığını, dava konusu sözleşmeler ve içerikleri konusunda yeterince bilgilendirilmediğini, iradesinin hata ve hile ile fesada uğradığını ve dava konusu işlemlerin kumar niteliğinde olduğunu ileri sürdüğünü, 05.05.2011 tarihli tezgah üstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmesinin davacı şirkete münferiden temsil ve imzaya yetkili ... Erten tarafından imza edildiğini, davacının dava konusu etmediği 05.05.2011, 09.08.2011 ve 10.01.2012 tarihli opsiyon teyitleri ile 18.12.2012 tarihli faiz oranı takası teyitlerinin üzerinde de genel kurul kararı ve imza sirküleri çerçevesinde davacı şirketin münferiden temsil ve imzaya yetkili ... Aslanali ve ... Erten'in imzalarının yer aldığını, dava konusu 26.03.2013, 10.04.2013, 23.05.2013, 10.06.2013 ve 03.07.2013 tarihli sözleşmeler üzerindeki imzaların davacı şirketi müştereken temsil ve ilzama yetkili ... Aslanali ve ... Erten tarafından imza edildiğini, davacı şirketin dava konusu ettiği sözleşmelerin en sonuncunun 03.07.2013 tarihli olduğunu, bu sözleşmenin 2014 yılı itibariyle onandığını ve davacı şirket tarafından geçerli ve bağlayıcı hâle geldiğini, irade fesadı iddialarının reddi gerektiğini, davacı tarafın temelinde bir sözleşme ilişkisi bulunan dava konusu işlemlerin, kumar niteliğinde olduğu iddiası ile bu iddiaya dayanak taleplerinin hukuki değer ve önemden yoksun olup reddi gerektiğini, sözleşme serbestisi çerçevesinde akdedilen sözleşmeden kaynaklanan hakların kullanılmasından kaynaklanan eylem ve işlemlerde sözleşmeye, bankacılık kabul ve uygulamalarına aykırı hiçbir eylem ve işlem olmadığını, kaldı ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 604 üncü maddesi gereğince kumar ve bahis alacakları hakkında dava açılması ve takip yapılmasının mümkün olmadığını, kumar ve bahis borcu için ödeme yapıldığı iddiasına göre ise yapılan bu ödemelerin anılan Kanun'un 605 ... maddesinin ikinci fıkrası gereğince talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki tezgahüstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmesinin ve opsiyon teyitlerinin geçerli olduğu, davacı şirketin dava konusu yaptığı opsiyon işlemleri nedeniyle davalı bankanın gerekli risk bildirimlerini yaptığı, davacının daha önceden de benzer işlemler yaptığı ve kar elde ettiği, davacının ticari şirket-tacir olup basiretli iş adamı gibi gibi hareket etmesi gerektiği hususları dikkate alındığında, davalı bankanın işlemlerinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bu işlemler sonucunda uğranılan risklere davacı şirketin katlanması gerektiği, davacının daha önce yaptığı ve kar elde ettiği türev işlemlerinin hukuken geçerliliğine hiçbir itirazda bulunmayıp davalı banka ile aralarındaki türev işlemleri sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu kabul ettikten sonra aynı şekilde kurulan ve zarar ettiği türev işlemlerine ait sözleşmelerin hukuken geçersiz olduğu iddiasına itibar edilemeyeceği, davacı tarafın işlemlerde hataya düşürüldüğünü ve davalının hileli hareket ettiğine ilişkin iddiasını ispat edemediği, davalı banka çalışanlarının hukuka aykırı çalışma yaparak davacı şirketi yanlış yönlendirerek davacının zararına sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığı, dava konusu işlemlerin tarafların iradeleriyle kabul ettiği işlemler olup genel işlem şartlarına aykırılık taşımadığından geçersizliklerinin ileri sürülemeyeceği, opsiyon sözleşmelerinin kumar niteliğinde olmadığı, sözleşme serbestisi çerçevesinde iki tarafın ... iradesiyle yapılan opsiyon sözleşmesinin, tarafları için bağlayıcı olduğu ve sözleşmenin sonuçlarına tarafların katlanması gerektiği, bu nedenlerle davacı şirketin geçerli sözleşme ve opsiyon teyitleri nedeniyle uğradığı zararları davalı bankadan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yetkisiz olduğu hâlde dava konusu işlemleri gerçekleştirdiğini, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen 08.04.2010 tarihli ... 165 sayılı yetki belgesinin sadece yurtdışı piyasalarda ve borsada işlem gören türev araç alım satım yetkisini içerdiğini, dava konusu olan tezgah üstü olan türev araç alım satım yetkisini içermediği, türev araçlarından birisi olan opsiyonlarının tezgah üstünde alım satımının sermaye piyasası mevzuatına göre yasaklanmış bir faaliyet olduğunu, dolayısıyla bilirkişi raporunun bu yöndeki tespitlerinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, davalının yetki belgesinin kapsamı ile dava konusu işlemlerin gerçekleştirilme koşullarının SPK'dan sorulmasına ilişkin Mahkemeden talepte bulunduklarını, ancak söz konusu talebin karşılanmadığını, işlemlerin mevzuatın aradığı koşullara uygun yapılıp yapılmadığının Mahkemece incelenmediğini, davalının hileli yollarla müvekkilini işlemin tarafı konumuna sokmak çabası ile hareket ettiğini, davalının kendisine haksız çıkar sağlamak amacıyla koruma özelliği taşımayan opsiyon işlemleri gerçekleştirdiğini, bu işlemlerin adi fiyat dengesi içermediğini, dolayısıyla davacının zararının ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu, dosyada mübrez delillerin ve uzman mütaalasının Mahkemece yeterince incelenmediğini, kapatma talimatının yerine getirilmediğini ve zararı kapatma amacıyla bizzat banka tarafından yapılan işlemlerden oluşacak zararın ikiye katlandığını, Mahkemece somut olaya ilişkin bir kusur değerlendirmesi dahi yapılmadığını, bankanın zararı durdurmak için verilen kapama talimatını uygulamak yerine iki ... sözleşmeyi bizzat ve tamamen kendi insiyatifi ile yaptığını, bu iki ... sözleşme neticesi ... işlemler ilave edilerek ve mevcut işlemlerin vadeleri uzatılarak mevcut zararın ikiye katlandığını, esasen taraflar arasında sözleşme ilişkisinin hiçbir zaman kurulmadığını, bilirkişi raporunda salt imzasının mevcut olması sebebiyle müvekkilinin sözleşmeye taraf gösterildiğini, oysa ki 05.05.2011 tarihli .... 48 nolu tezgah üstü türev araç çerçeve sözleşmesi adlı belgenin yok sayılması gerektiğini, Mahkemenin bu hususa değinmeden hukuka aykırı sonuca ulaştığını, davalı bankanın önce imza yetkisinin tam olduğunun ve belgelerin ... ... incelediğini öne sürdüğünü ve bu kapsamda isme yönlendirilen maillere itiraz etmediğini, sonrasında ise bankanın, imza yetki değişikliğini bilmediğini savunma sebebi olarak ileri sürdüğünü, oysa ki imzaların yeterliliğini incelemenin bankanın kanuni bir görevi olduğunu, ayrıca davalı bankanın imza sirkülerindeki imzaları bildiğine yönelik ikrarının bulunduğunu, son imza yetkisinden bir önceki imza yetki belgesinde davalının bilgisine sunulduğunu, davacı şirketin 2011 yılı itibari ile profesyonel yatırımcı olduğunu savunan bankanın davacının 2013 yılındaki durumu gereği ortaklık yapısının değişime uğramış olması hususunu davalının bilmesi gerektiğini, 2011 yılındaki risk bildiriminin Mahkemece geçerli sayıldığını ve bu noktada davalının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunun haksız şekilde kabul edildiğini, oysa ki bankanın faaliyetinin yasak bir faaliyet olduğunu, davalı bankanın kanunsuz faaliyetlerde bulunmuş olması nedeni ile yurtdışında cezalar aldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, opsiyon alıcısı olarak opsiyonu kullanma hakkının sadece davalı bankaya ait olacağı ve bu nedenle opsiyon satıcısı olan davacı opsiyonun vadesinden önce kullanılması kararını veremeyeceği, opsiyon satıcısı olan davacının ... sonlandırma talebi olabileceği, ancak opsiyon sahibi olmaması nedeniyle ... sonlandırmaya karar verme hakkının olmadığı, opsiyon sahibinin davacının ... sonlandırma talebini kabul etmesi durumunda ise, USD cinsinden fiyat verebileceği, müşterinin var olan bir işlemin vadesini beklemeden sonlandırmayı talep edebileceği, bu durumda bankanın kendi insiyatifinde ve ... taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verebileceği, ... sonlandırma, opsiyonun kullanılması durumunda yapılacak olan netleşme değil, belirli bir fiyat ödeyerek satılan opsiyonun sona erdirilmesine yol açan pozisyon kapatma kavramına karşılık geldiği, opsiyon sözleşmelerinin USD üzerinden prim (opsiyonun fiyatı) ödenerek alınıp satıldıysa, pozisyon kapatmanın fiyatının da USD üzerinden belirlenebileceği, tüm işlemlere ilişkin formların davacı tarafından ihtirazı kayıt konulmaksızın imzalandığının anlaşıldığı, davacı tarafından aynı uygulama ile yapılan dava konusu işlemler dışında başka işlemlerin de bulunduğu, bu işlemlerden davacının elde ettiği kar ve primlerin hesabına geçtiği, bu opsiyon işlemlerini davacının benimsediği, dava konusu işlemlerin de davacının bilgi ve talimatıyla yapıldığı, davalının hileli bir davranışı olduğunu ispata yarar bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, çerçeve sözleşmesinin 10. maddesinden anlaşılacağı üzere davacı şirketin yetki değişikliği söz konusu ise bu durumu davalı bankaya bildirmekle yükümlü olması sebebiyle bu durumda davalı bankanın ... yükümlülüğüne aykırı bir davranışı bulunduğundan bahsedilemeyeceği, tezgahüstü türev araçlara ilişkin SPK tarafından yetkilendirme yapılması sözkonusu olmadığından bankalarca anılan dönemde gerçekleştirilen işlemlere dair yetki belgesine sahip olma şartının bulunmaması sebebiyle bankaların tezgahüstü piyasalarda altına ve dövize dayanan vadeli işlemleri ve opsiyon işlemlerini ... olarak yapabilecekleri, İlk Derece Mahkemesince alınan raporların kapsamlı ve detaylı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca yanıltma ile dava konusu işlemlerin yapıldığını, yerel Mahkemenin yetki belgesinin bulunduğunu gerçeğe aykırı olarak kabul ettiğini, kararını bu gerekçe üzerine oluşturduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin ise bankanın yetki belgesine ihtiyaç olmadığını kabul ve varsayarak diğer eksikleri de ikinci bir kabul ve varsayıma dayandırarak istinaf talebini reddettiğini, yerel Mahkemenin karara esas aldığı bilirkişi değerlendirmelerini boşa çıkaran bir tespitte bulunan Bölge Mahkemesinin, farklı ... bir gerekçe yarattığını, Bölge Mahkemesinin zararın sadece kur farkından kaynaklandığı iddia edilmiş gibi hatalı bir kabulle konuyu ele aldığını, işlemin mahiyetine ilişkin değerlendirme eksikliklerini, bankanın yetkili olduğu varsayımından hareketle gereksiz gördüğünü, bankaların yetki belgesi olmadan bu tür işlemler yapamayacağını, bankanın ... faaliyette bulunduğunu, istinaf incelemesinin eksik yapıldığını, delillerin yeteri kadar değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, savunma haklarının ihlal edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında akdedilen opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri çerçeve sözleşmesi kapsamında davalı bankanın haksız ve usulsüz işlemleriyle gerçekleştirilen opsiyon işlemleri sonucu, kur artışına bağlı olarak davacıdan haksız şekilde tahsil edildiği iddia edilen tutarların iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.