11. Hukuk Dairesi 2011/11203 E. , 2012/18149 K. MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/06/2011 tarih ve 2009/1777-2011/972 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2011/11203 E. , 2012/18149 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/06/2011 tarih ve 2009/1777-2011/972 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı işyerinde bulunan emtianın, işyerinin bulunduğu binanın önünde bulunan rogarın tıkanması sonucu bodrum katta bulunan sigortalı işyerinin tavanından geçen borulardan su akması sonucu hasarlandığını, sigortalının zararının karşılandığını ileri sürerek, 3.590,88 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hasarın meydana gelmesinden idarenin kusurunun bulunmadığını, hasarın bodrum katının parsel bacası ile mevcut parsel bacası arasındaki kanal hattında meydana gelen tıkanma sonucu oluştuğu, bu nedenle hasardan Deşarj Yönetmeliği'ne göre mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisinin sorumlu olacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hasarın, davalıya ait ana şebeke kesitinin yeterli olmaması sebebiyle yağmur sularının geri tepmesi ve bu suların sigortalının bodrum katta bulunan işyerinin tavanında bulunan borulardan akması sonucu meydana gelmesi sebebiyle davalının kusurlu olduğu, sigortalının kusura etki edecek herhangi bir hareketinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.590,88 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, E-TTK'nın 1301. maddesine dayalı olup uyuşmazlık esas itibariyle hasarın meydana geldiği kesittedir. Atık Su Deşarj Yönetmeliği'nin 13. maddesinde, kanalizasyon şebekesine bağlı veya bağlanacak olan binaların bodrum katlarının atık suları cazibe ile akıtılabilse dahi mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisinin parsel çıkış bacasında, atık suyun geri gelmesini engelleyecek tedbirleri almak mecburiyetinde olduğu, aksi takdirde binanın uğrayacağı zarardan davalı idarenin sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu hasarın, aşırı yağış nedeniyle davalı kuruma ait ana şebeke kesintinin yeterli olmaması nedeniyle suyu tahliye edemediğinden, bodrum katta bulunan sigortalı iş yerinin tavanında asılı olan plastik su borusundan geri tepmesi sonucu meydana geldiği bildirilmiştir. Hasar sonrası yaptırılan ekspertiz raporunda ise hasarın, pis su rögarının(parsel bacası) yüksek ihtimalle pislik nedeni ile tıkanmasından dolayı apartmandan tahliye olamayan suyun geri tepmesi sonucu meydana geldiği ve hasar tarihinde yağış olmadığı belirtilmiştir. Gerçekten de dosya içerisinde bulunan hava tahmini raporlarının internet üzerinden alınan çıktılarından hasar tarihinde havanın yağışlı olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca aynı olay sebebiyle arıza ihbarı üzerine , arıza giderildikten sonra İSU çalışanları tarafından tutulan tutanakta da ,hasarın bodrum katın parsel bacası ile mevcut parsel bacası arasındaki tıkanıklıktan meydana geldiği ve bu bölgenin sorumluluğunun iş yeri sahibine ait olduğu belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilerek, olay sebebiyle İSU çalışanları tarafından tutulan tutanak da değerlendirilmek ve gerektiğinde tutanak mümzileri de dinlenmek suretiyle hasarın nereden kaynaklandığı ve ne biçimde oluştuğu belirlenmeksizin eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.