T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1514 KARAR NO: 2026/97 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/06/2022 NUMARASI: 2020/348 Esas 2022/509 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafça …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1514 KARAR NO: 2026/97 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/06/2022 NUMARASI: 2020/348 Esas 2022/509 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...... A.Ş.... şubesinden 14/09/2017 tarihinde ... kredi numarasıyla 1.000.000,00 TL, 01/08/2018 tarihinde ise ..... kredi numarasıyla 600.000,00 TL miktarlı kredi garanti fonu garantili ihracat kredisi kullandığını, söz konusu kredi sözleşmelerinde periyodik hizmet komisyonu adı altında herhangi bir hizmet bedeli öngörülmediği halde ilgili bankanın .../11/2019 tarihinde müvekkili hesabından üç seferde 4.200,00 TL'lik toplam 12.600,00 TL periyodik hizmet komisyonu adı altında fahiş para kesintisi yaptığını ve müvekkili şirketin ilgili bankaya yaptığı kesinti yapılmaması yönündeki ihtarları ve iade talepli başvurularının sonuçsuz kaldığını beyan ederek, müvekkili şirket hesabından 12.600,00 TL'nin paranın kesildiği ve davalı bankanın haksız olarak zenginleştiği tarih olan 04/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının tacir olduğunu tüzel kişiliği haiz bir şirket olduğunu, tüketici hukukundan kaynaklanan hakların tacirlere uygulanmayacağını, davacı yana tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisi bulunduğunu, müvekkili bankanın davacı firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi limiti yenilenmesi ve tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil ettiğini, periyodik hizmet komisyonunun risk merkezi bildirimleri sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilebilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre müşteri kredi portföyündeki risklilik derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli bir şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak tahsil edildiğini beyan ederek, usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "davacının kredi sözleşmesi uyarınca "periyodik hizmet komisyonu" adı altında yapılan kesintilerin istirdadını talep ettiği, davacının hesabından 04/11/2019 tarihinde periyodik hizmet komisyonu adı altında 3 kalemde toplam 12.600,00 TL komisyon tahsilatı yapıldığı, davalı vekilince sunulan 05/03/2019 tarihinden sonra uygulanacak ürün hizmet komisyonlarını gösterir tablonun 4. sayfasında 3 ayda bir priyodik hizmet bedeli adı altında minimum 300,00 TL, maksimum 30.000,00 TL tutarında bir komisyon alınacağının yazılı olduğu, bu uygulamanın 05/03/2019 tarihinden itibaren geçerli olduğu, daha önce alınmadığı, 2017 ve 2018 yıllarında kullandırılan krediler için bu ücretin alınacağına ilişkin davacı şirketin muvafakatinin alınmadığı, tarifenin minimum ve maksimum tutarları arasında 100 kat fark olduğu, bu komisyonun hangi esaslara göre belirlendiğinin gösterilmediği, Periyodik Hizmet Komisyonu adı altında tahsil edilen 12.600,00 TL bedelin yerleşik banka uygulamaları ile uyumlu olmadığı gibi makul olarak görülemeyeceği, dolayısıyla da davacı şirkete iade edilmesinin gerektiği, davalının davadan önce temerrüde düşürülmediği, bu nedenle dava tarihinden itibaren tarafların sıfatına göre avans faiz işletilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 12.600,00 TL'nin 12/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlgili kesintilerin mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini, müvekkili bankanın müşterilerinin hesaplarından hangi oranlarda kesinti yapacağı kendi internet sitesinde ve BDDK'nın web sitesinde listeler halinde yayınlandığından davacı tarafın işbu hususu bilmediği iddiasının kötü niyetli olduğunu, müvekkili bankanın Genel Kredi Sözleşmesini sözleşmenin imzalanması öncesinde bilgi edinilmesi ve incelenmesi amacıyla sözleşme öncesi bilgi formu ekinde davacı yana imza karşılığı verdiğini, imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 8. maddesine göre bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisi bulunduğunu, bankaların 01.03.2020 tarihinden itibaren uygulayacakları azami hizmet komisyonlarını kendi internet sitelerinde açıklamalarının yanında BBDK'ya da bildirmeye başladıklarını, BDDK'nın web sitesinde 01.03.2020 tarihinden itibaren tüm banka ve finans kuruluşlarının uygulayacakları azami hizmet komisyon ve masraflarının ilan edildiğini ve bankalar arası karşılaştırma da yapılabildiğini, müvekkili bankanın tahsil ettiği komisyon tutarının son derece makul olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullanılan krediler nedeniyle periyodik hizmet komisyonu adı altında yapılan haksız kesintilerin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, bu sözleşmeler kapsamında, davacının davalı bankadan kredi kullandığı, davalının davacıdan kullanılan kredi nedeniyle periyodik hizmet komisyonu tahsil ettiği, kesinti tarihleri ve miktar hususlarında herhangi bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı banka tarafından davacının genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı krediler nedeniyle periyodik hizmet komisyonu adı altında masraf kesintisi yapıp yapamayacağı hususundan kaynaklanmaktadır. Davalı vekili tarafından sözleşmenin faiz, komisyon, vergi, fon ve masraflar başlıklı 8. maddesinde bankanın; komisyon, ücret, masraf vs. adı altında tahsilat yapmasının mümkün olduğu ileri sürülmekte ise de sözleşmenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece emsal banka uygulamaları müzekkere yazılmak suretiyle araştırılmıştır. Davacı vekili, davalı tarafından yapılan kesintinin haksız olduğunu beyanla yapılan kesintinin iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı tarafça, bu kesintinin, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ve bankaların alabileceği ücret ve komisyonlara ilişkin Bankacılık Kanunu düzenlemelerine uygun olduğu savunulmuştur. Banka tacir olup, yaptığı hizmet karşılığında kararlaştırılmamış olsa bile TTK'nın 20. maddesine göre ücret talep edebileceği gibi yaptığı giderleri de talep edebilir. Ayrıca taraflar arasında, sözleme özgürlüğünün sınırlarını belirleyen TBK'nın 26 ve devamı maddelerine göre yapılacak hizmetlere karşılık ücret kararlaştırılması da mümkündür. Nitekim sözleşmede, bankaca verilen hizmet karşılığı ücret alınabileceği kararlaştırılmıştır. Bankalar Kanunun 144. maddesi ile buna göre çıkarılan Bakanlar Kurulunun 16.10.2016 tarih ve 2006/11188 Sayılı kararı ve TCMB'nin 2006/1 sayılı tebliğinin 4. maddesine göre de, bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışındaki sağlanacak diğer menfaatleri ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyebilirler. Somut olayda, bilirkişi raporunda işaret edildiği üzere, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmemesi nedeniyle ücretin alınmasına dayanak oluşturacak bir düzenleme yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise oran ve miktarının tespiti mümkün olmamıştır. Yine ödeme planlarında ve sözleşme öncesi bilgi formunda yapılan kesintiye dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Gerek Dairemiz gerekse Yargıtay uygulamalarına göre, bu tür uyuşmazlık-larda, sözleşmede oran veya miktar belirlenmemiş ise davalı banka ile diğer bankaların uygulaması araştırılarak, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon, masraf, erken kapama ücreti vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup karşılaştırılarak, davacıdan fazladan bir dosya komisyonu kesilip kesilmediği konusunda bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumlarda 5411 Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu ilgili Tebliğ hükümleri de dikkate alınmak suretiyle davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı, kesintinin dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı ile iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 26/06/2018 tarih, 2016/11653 E. 2018/4811 K. ve 2017/276 E. 2018/5662 K. sayılı ilamları). Davacı tüketici olmayıp tacirdir. Bu nedenle uyuşmazlıkta Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanamayacaktır. Tacir olan taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin TBK ve TTK'ya uygunluğu ile yapılan kesintinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir. Tacir olan tarafların TBK'nın 26 ve 27. maddesine uygun şekilde sözleşme içeriği konusunda anlaşmaları mümkündür. Sözleşmenin dosyaya ibraz edilmemesi nedeniyle komisyon alınıp alınamayacağı, oranı veya miktarı hakkında bir tespit yapılamamakla birlikte bu hususta emsal banka uygulamalarının araştırılarak karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılan araştırmadan bankalarca bu tür bir komisyon alınmadığı anlaşılmaktadır. Davaya cevap dilekçesinde belirtilen ve 05.03.2019 tarihinden sonra uygulanacak olan ürün hizmet komisyonu kesintisine ilişkin uygulamanın 05.03.2019 tarihinden itibaren geçerli olduğu, daha önce alınmadığı bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Dava konusu kredilerin 2017 ve 2018 yıllarına ait olması nedeniyle bu ücretin alınacağına ilişkin bir bilgilendirme yapılmasına imkân bulunmadığı, bankanın tarife listesine 05.03.2019 tarihinde konulan komisyon konusunda davacının muvafakatinin alınmadığı anlaşılmaktadır. Davalının beyanına göre sözleşmenin 8. maddesinde bulunduğunu ileri sürdüğü komisyon alınıp alınamayacağına ilişkin şartın periyodik hizmet komisyonunu kapsayıp kapsamadığı sözleşme sunulmadığından tespit edilememektedir. Bu nedenlerle, ilk derce mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda hukuka aykırılı görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 560,71 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22/01/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle karar kesindir.