İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili;asıl borçludan tahsilatın mümkün olmaması durumunda kefile başvurulması gerekirken asıl borçlu şirketin hiçbir malvarlığı araştırılması yapılmadan kefilden ödeme beklendiğini, müvekkilinin çalıştığı asıl borçlu şirketin acil ihtiyacı nedeniyle hatıra binaen bu senetleri imzalamış ise d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/79 KARAR NO:2026/277 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:05/11/2025 NUMARASI: 2024/119 Esas - 2025/951 Karar DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:14/02/2024 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili;asıl borçludan tahsilatın mümkün olmaması durumunda kefile başvurulması gerekirken asıl borçlu şirketin hiçbir malvarlığı araştırılması yapılmadan kefilden ödeme beklendiğini, müvekkilinin çalıştığı asıl borçlu şirketin acil ihtiyacı nedeniyle hatıra binaen bu senetleri imzalamış ise de bilahare sunulan belgeden de anlaşılacağı üzere şirketten ayrılırken tüm borçların ... ile ... tarafından ödeneceğini içeren taahhütname aldığını ; müvekkilinin şirketteki konumunu kaybetmemek adına şirketin diğer yetkilileri tarafından yapılan zorlamalar sonucu senetleri imzaladığını,müvekkilinin işleri bozulmuş ve bir çek nedeni ile hapse mahkum edildiğini, bu dönemde yapılan tebligatlar ile ilgilenemediği gibi itirazları da yapamadığını, daha sonra ise uzun süre ... ve ... tarafından oyalandığını, gerek davalının gerekse senet borçlusu şirketin defterleri üzerinde inceleme yapıldığında herhangi bir alışveriş olmadığı dolayısıyla dava konusu senetlerin de karşılıksız kaldığını ileri sürerek icra takibine konan ve 2 adet, 04/10/2012 tanzim tarihli 107.500- USD bedelli çek ile yine 04/09/2012 tanzim tarihli 75.000- USD bedelli çek nedeniyle, İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin ...ve İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin ... sayılı dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili;TTK 700 vd maddeleri gereği davacı avalist olup kambiyo senetlerinde TBK'nın 603. madde hükümleri uygulanamayacağından davacı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan müvekkilinin tarafı olmadığı sözleşmeleri kabul etmediklerini, davacı bu sözleşmeleri kullanarak müvekkiline karşı hak iddia edemeyeceğini, ispat yükü davacıda olup, aval verenin sorumluluğu kendisi ya da lehine aval verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zamanaşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona ereceğinden borcu sona erdiren ve senet kuvvetinde yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini beyan ederek haksız ve yersiz davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhine alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; TTK'nın 776. maddesi uyarınca bonolar kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa ait olduğunu,bedelsizlik iddiasının ancak kesin deliller ile ispat edilebileceğini, bonoların unsurları tamam olduğunu ve davacının her iki bonoya aval verdiğini, aval verenin borcu bağımsız bir borç olup ,teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğunun devam edeceğini, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olduğunu yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremeyeceğini, lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam edeceğini, TTK’nın 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İBK Kararı),aval veren, lehine aval verdiği kişinin borcun geçerliliği ile ilgili kişisel defilerini ileri süremeyeceğini, ona sadece şekil eksikliğini, borcun aval veren tarafından ödendiğini ileri sürme hakkı tanındığını, dava konusu bononun TTK'nın 776. maddesinde düzenlenen unsurları taşıdığını ve bonoda şekil noksanlığının olmadığı, yemin deliline başvurmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; iki adet bonoda bulunan “malen" azolunmuştur ibaresi, temel borç ilişkisini ve mal teslimi iddiasının mutlaka araştırılmasını gerektirdiğini, sunulan hisse devri sözleşmeleri ve borç üstlenimi niteliği taşıyan belgelerin mahkeme tarafından hiç değerlendirilmediğini, müvekkilinin senetlerin düzenlenme tarihinden kısa süre sonra şirketten tamamen ayrıldığını, tüm hisselerini devrettiğini ve borca ilişkin hak ve yükümlülüklerin yeni ortaklar tarafından üstlenildiğini, mahkeme, yemin deliline öncelik verilmesi gerektiği yönündeki hatalı kabulü nedeniyle tarafının talep ettiği bilirkişi incelemesini fiilen engellediğini “malen” kaydının gerektirdiği ticari defter incelemesi gibi zorunlu teknik incelemelerin hiçbirini yapmadan yemin teklif hakkının hatırlatıldığını , delil ikamesinin doğal sırasını gözetmeyerek delil toplama imkânını ortadan kaldırmış ve tahkikatı eksik incelemeyle kapattığını, davalı tarafından müvekkiline ya da şirket adına herhangi bir emtia, ürün veya hizmet teslim edilmediğini, hisse devir sözleşmelerinde, yeni ortakların senetlere ilişkin borçları da tam olarak üstlendiğini, müvekkilinin senetlere ilişkin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığı açıkça düzenlendiğini, mahkemenin aval sorumluluğuna ilişkin genel nitelikteki değerlendirmesi, somut olayda tarafınca ileri sürülen temel borç ilişkisinin hiç doğmamış olduğunu, mal tesliminin gerçekleşmediği, senetlerin hatır amacıyla imzalatıldığı, metinlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve borcun fiilen yeni ortaklar tarafından üstlenildiği yönündeki iddiaları kapsam dışında bıraktığını,senetlerin niteliği, düzenlenme amacı, “malen” kaydının doğurduğu sonuçlar ve borcun devriyle ilgili maddi olgular değerlendirilmeden verilen kararın, hem delillerin takdirinde açık bir hata içerdiği hem de hukuki yorum bakımından isabetsiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, malen kayıtlı bonolar nedeniyle karşı tarafın mal teslim ettiğini kanıtlaması gerektiği,bono karşılığı mal teslim edilmediği ileri sürülerek iki adet takibe konu edilen bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin ...sayılı takip dosyasında; alacaklı davalı tarafından , borçlular davacı ve ... Şti aleyhine 75.000- USD Miktarlı 04/09/2012 tanzim tarihli senede dayalı olarak;... sayılı dosyada; ; borçlu davacı ve ... Şti aleyhine , 04/10/2012 tanzim ve 20/04/2013 vade tarihli 107.500- USD miktarlı bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmıştır. İcra takip dosya numaraları yenileme nedeniyledir.6102 sayılı TTK nın 702 maddesinde;'' (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir." hükmünü haizdir.Davacı avalistin davadaki temel iddiaları senet üzerinde malen kaydı bulunduğu mal teslimi yapılmadığı, mal tesliminin yapılmadığı iddiasını ispat zımnında ticari defterlerin incelenmesi gerektiğini, ayrıca şirkette çalışırken senetleri imzalamış ise de hisselerini devir ederken tüm borçların hisse devir alanlar tarafından üstlenildiğini, mahkemenin senetlerde ki malen kaydını dikkate almadan , ticari defterleri incelemeden yemin delilini hatırlatmasının usule aykırı olduğu ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği noktasındadır. Somut olayda davacı, asıl borçlu gibi sorumlu olup davacı aval veren tarafından senedin zorunlu şekil şartlarına ilişkin bir eksiklik ileri sürülmemiş, sadece bononun bedelsiz olduğundan bahisle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Oysa ki, TTK nın 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Başka bir deyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Keşideciye ait şahsi defilerin davacı avalist tarafından ileri sürülmesi mümkün değildir.Aval verenin borcu asıl ilişkiden bağımsız olduğundan senetlerde malen kaydı bulunması nedeniyle ticari defterlerin incelenmesi yoluyla bir sonuca varılamaz.Ticari defterlerin incelenmediği yolunda ki istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı avalistin aval taahhüdünün temel ilişkiden bağımsız olarak geçerli bulunduğu ;bonoların şirket hisselerini devir alanlar tarafından ödenmesinin üstlenilmesi ise ancak hisse devir eden ve alanlar arasında bir sonuç doğuracak olup ,hisse devir sözleşmesine taraf olmayan davalıya karşı ileri sürülemeyeceği gözetildiğinde davacı vekilinin karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2026