T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1889 Esas KARAR NO: 2026/450 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2022/60 Esas - 2023/284 Karar DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1889 Esas KARAR NO: 2026/450 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2022/60 Esas - 2023/284 Karar DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müşterisi olan .... Şti.'den 01/08/2021 tarihinde 3.000,00 adet 0,60 kalem yayı siparişi aldığını ve bu siparişle ilgili 05/08/2021 tarihinde 150.000,00 TL ön ödeme aldığını, müvekkilinin bu siparişe istinaden davalıya giderek 10.000 kg 0,60 sarı tel siparişini şifahen ve mail yoluyla verdiğini, davalının mail yoluyla siparişi onaylaması süreci sonrası, 20/08/2021 tarihinde davalıya gönderdiği proforme fatura sonucu 100.000,00 TL ön ödeme yapıldığını, davalının 23/08/2021 tarihinde 2 palet 0,60 tel gönderildiğini, gelen iki paletten bir tanesinin istenilen özellikte olmadığını bu nedenle uygun olan paletin alındığını, diğer paletin iade edildiğini, davalı firmanın muhasebecisinin 24/08/2021 tarihinde müvekkilini aradığını iade faturasının kesilerek gönderildiğini, iade faturasından sonra ücret iadesinin yapıldığını ve davalı firmanın aranarak ellerinde bulunan sağlam olan 5 palet malzemenin gönderilmesini talep ettiklerini ancak davalı firma yetkilisinin malzemeyi göndermeyeceğini başkasına farklı meblağdan satacağını ilettiğini bu nedenle müvekkilinin siparişi teslim edemediğini ve hammadde, kur fiyatının arttığını, maddi kayıpların meydana geldiğini belirterek davalının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 1.000,00 TL tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkili şirketten herhangi bir nam altında hiçbir şekilde alacağının bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından iş bu malzemelerin davacı şirkete faturalarda da yer aldığı üzere teslim edildiğini, davacının hiçbir haklı sebep göstermeden bir kısım malların iadesini talep ettiğini ve iade faturasını kesip müvekkili şirkete ilettiğini müvekkili şirketin malları iade aldığını, kesilen iade faturasına istinaden davacı tarafından ödenen bedelin iadesinin yapıldığını, teslim edilen mallarda hiçbir şekilde ayıp ve eksiklik bulunmamasına rağmen davacının ürünleri inceleme dahi yapmadan, teslim edilecek araçtan hiç indirmeden müvekkili şirkete geri göndermesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında aynı ürünlere ilişkin ve kabul etmediği teslimatın aynı şekli ile daha öncesinde de defalarca kez alım satım işlemini yaptığını ve davacının ürünleri teslim aldığını, davacının ayıp iddiasını kabul etmediğini davacı müvekkile ayıp ihbarında bulunulmadığını, ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmediğini, iade faturasının kesildiğini ve müvekkili şirkete iletildiğini, müvekkili şirketin bedeli iade ettiğini ve ticari ilişkinin bu itibar ile sonlandığını belirterek müvekkili şirkete atfedilebilecek bir tazminatın bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/04/2023 tarih ve 2022/60 Esas - 2023/284 Karar sayılı kararında; "....Somut olay bakımında uyuşmazlık noktalarının değerlendirilmesinde, davacı tarafın ilk öncelikle ayıp iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Ayıplı olduğu ürünler ile ilgili davacı tarafından bir tespit yaptırılmamış, ürünlerden numune alınmamış, fotoğraf veya video görüntüsü dosyaya sunulmamıştır. Her ne kadar bilirkişi tarafından davacının iş yerinde yapılan incelemede bir kısım ürünlerin ayıplı olabileceğine dair ifadeler var ise de, davacının deposunda davalı tarafından gönderildiği ispat edilemeyen, herhangi bir ürün üzerinde yapılan inceleme neticesindeki belirlemeler dikkate alınmamıştır. İrdelenmesi gereken ikinci husus ise süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığına ilişkindir. Yukarıda belirtildiği üzere ayıp ihbarının ne şekilde yapılacağı TTK’da belirtilmiş olup davacı tarafından belirtilen usullere uygun bir şekilde ayıp ihbarının yapılmadığı, bu usuller dikkate alınmasa dahi davacı tarafın ayıp ihbarını başka bir vasıta veya yolla yaptığına dair de somut herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, ayıp ihbarı külfetinin yerine getirilmediği kanaatine varılmıştır. Yine irdelenmesi gereken diğer bir husus ise, bir kısım ürünlerin iade edilip edilmediği, iade edilmesi ve iade faturası düzenlenmesinin hukuki mahiyetinin ne olduğudur. Davacı tarafından bir kısım ürünlerin iade edildiği her iki tarafın kabulündedir. İade edilen bu ürünler nedeniyle davacı tarafından fatura düzenlendiği ve davalının bu fatura bedelini ödediği de ihtilafsızdır. Her ne kadar yukarıda belirtildiği üzere ayıbın varlığı ayıp ihbarı külfeti yerine getirilmemiş ise de, ayıbın varlığının kabulü halinde de, ürünlerin bir kısmının iade edilmesi ve iade faturasının davacı tarafından düzenlenmesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin TBK 227/1-1 maddesi gereğince davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullandığı, TBK 229/1-1 maddesi gereğince de bu seçimlik hakkı kapsamında ödemiş olduğu satış bedelinin iadesi talep etmiş olduğu ve davalı tarafından da satış bedelinin iade edildiği, taraflara arasındaki hukuki ilişkinin bu şekilde son bulduğu şeklinde yorumlanmıştır. Davacı tarafından zararın varlığı ve miktarı konusunda da somut bir delil dosyaya sunulmamış, ayrıca yukarıda belirtildiği üzere zararın varlığı halinde dahi davalının bu zarardan sorumlu olmayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan bilirkişi raporunda geçen ve aleyhe olan hususlara itiraz edildiğini, bu tespitlerin kabul edilmediğini, bilirkişi raporunda istenilen özellikte, makara halinde ve 1 ton ağırlığında tellerin müvekkilde olduğunun tespit edildiğini, dava konusu olduğundan müvekkilin bunları özellikle kullanmadığını, iade edilen ürünlerden müvekkilde kalan örnekleri bilirkişinin incelediğini ve eksik makaraları tespit ettiğini, ayrıca müvekkilin yapacağı işlere uygun olmayan defolu yayların bilirkişi tarafından tespit edildiğini, müvekkilin süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu, ayrıca bu konuda tanık dinletmek istendiğini, ancak mahkemece bu kabul edilmediğini, iade faturası düzenlenmesinin sadece ayıplı ürünün iadesi için olduğunu, müvekkilin sözleşmeden dönmediğini, davalı tarafın ayıplı ürünü iade almasının ve müvekkile ödeme iadesi yapmasının, müvekkilin süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu, davalının ürünlerdeki ayıbı kabul ettiğini gösterdiğini,Yerel mahkemenin delillerin değerlendirilmesi ve gerekçesinde ''somut olay bakımından uyuşmazlık noktalarının değerlendirilmesinde, davacının ilk önce ayıp iddiasını ispat etmesi gerekir. ayıplı olduğu ürünler ile ilgili davacı tarafından bir tespit yaptırılmamış, ürünler numune alınmamış, fotoğraf veya video görüntüsü dosyaya sunulmamıştır.'' şeklindeki kanıyla hukuka aykırı hüküm kurduğunu,Yerel mahkeme hükmünün devamında yine irdelenmesi gereken ikinci hususun ise ayıp ihbarının ne şekilde yapılacağının TTK'da belirtilmiş olmasına ilişkin olduğunu; davacı tarafından belirtilen usullere uygun bir şekilde ayıp ihbarının yapılmadığı, bu usuller dikkate alınmasa dahi davacı tarafın ayıp ihbarını başka bir vasıta veya yolla yaptığına dair de somut herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı ve ayıp ihbarı külfetinin yerine getirilmediği kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, şayet alıcı fesih hakkını kullanmak isterse ayıp ihbarı bakımından değil de fesih beyanı bakımından TTK. m. 18/ııı'deki şekle uyulması gerektiğini, dosya kapsamında TTK m.18/3'deki şekil şartını taşıyan noter aracılığıyla ihtar, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik postayla gönderilmiş bir sözleşmeden dönme beyanı olmadığını, çünkü müvekkilin sözleşmeden dönmediğini, 6502 sayılı yasanın 11. maddesi kapsamında malın ayıplı olması durumunda tanınan seçimlik haklardan olan malın ayıpsız misliyle değiştirilmesini istediğini, malın ayıpsız misliyle değişimde herhangi bir şekil şartının mevcut olmadığını, müvekkilin bunu şirket yetkilisi...'e bildirdiğini, ayrıca müvekkil ...'ün hem .... Şti. ile yapacağı ticaretteki elde edeceği muhtemel kazancı ve üretimhanesin de iki ay boyunca 0.60 yay yapacak makineler üretim yapamadığından uğradığı tazmininin talep edildiğini, fakat mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda dahi uğranılan zarara ilişkin bir hesaplama yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca eksik mal teslimi iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TBK'nın 112. maddesi uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.Davacının dava dışı müşterisinden aldığı sipariş üzerine davalı ...Ş.'ye 05/08/2021 tarihinde gönderdiği mail ile 9-10 ton 0.60 Sarı Tel Siparişi verildiği, davalı tarafından davacıya aynı gün gönderilen mail ile siparişin onaylandığı, davalı tarafından davacıya 20/08/2021 tarihinde gönderilen mail ekinde proforme faturanın gönderildiği, gönderilen 20/08/2021 tarihli proforme faturada, 7 palet, 10160 kg, 0.60 sarı telin peşin KDV dahil 157.601,86 TL. Olarak hesaplandığı, alt kısmında kur bilgilerinin yazıldığı ve buna göre taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğu anlaşılmıştır. 20/08/2021 tarihinde davalı ........'nin gönderdiği proforme fatura sonucu davacının 100.000.TL ön ödeme yapılmıştır.Davalı ......, 23/08/2021 tarihinde 2 palet 0.60 teli davacıya gönderdiği, davacı tarafça gelen iki Palet telden 1 paletin istenilen Özellikte olmadığı gerekçesi ile uygun olan palet alınıp ayıplı olduğu iddia edilen paletin davalıya iade edildiği, davacı tarafça düzenlenen iade faturası üzerine davalının ödeme yaptığı anlaşılmıştır.Davacı taraf eldeki dava ile, aralarındaki şifahi ve mail yoluyla yapılan sözleşme uyarınca, 7 paletin satışı konusunda anlaşıldığı halde davalı tarafın 5 paleti göndermediği, davalı firmanın aranarak ellerinde bulunan sağlam olan 5 palet malzemenin gönderilmesini talep ettiklerini ancak davalı firma yetkilisinin malzemeyi göndermeyeceğini başkasına farklı meblağdan satacağını ilettiğini, bu nedenle siparişi teslim edemediğini ve hammadde, kur fiyatının arttığını, maddi kayıpların meydana geldiğini belirterek eksik ifa nedeniyle oluşan zararının tazminini talep etmiştir.Somut olayda, davacı tarafın ayıplı olduğu iddia edilip davalıya teslim edilen 1 palet emtianın ayıplı olduğuna ilişkin somut bir tespit olmasa da davacı tarafın ayıplı olduğu belirtilip davalıya iade ettiği 1 palet ürünün yerine ayıpsız mislinin gönderilmesini talep etmeyip iade faturası düzenleyerek bedel iadesini talep ettiği, ayrı da davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü 5 palet emtianın gönderilmesini davalıdan talep ettiğine ve davalının olumsuz cevap verdiğine ilişkin somut bir delilin olmadığı, davalı tarafça da bu iddianın kabul edilmediği, dava tarihinden önce davacı tarafından davalı tarafa edimin ifa edilmesine yönelik bir ihtar ve ihbarda bulunulduğuna ilişkin delil ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Bu tespitlere göre davacının sözleşmeyi devam ettirmek isteğine ve davalının edimini yerine getirmediğine ilişkin yazılı bir delil olmadığı, buna göre davacının TBK 227/1-1 maddesi gereğince sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullandığı, TBK 229/1-1 maddesi gereğince de bu seçimlik hakkı kapsamında ödemiş olduğu satış bedelinin iadesi talep etmiş olduğu ve davalı tarafından da satış bedeli iade edildiği, taraflara arasındaki satış sözleşmesinin bu şekilde son bulduğu gözetildiğinde, buna göre eksik ifadan söz edilemeyecektir. Ayrıca mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafın bu satış sözleşmesinden kaynaklı zarar gördüğüne ilişkin somut bir delilin ibraz edilmediği, ileri sürülen iddiaların tanıkla ispatı da mümkün olmadığından mahkemenin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.