T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1541 - 2025/1741 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1541 KARAR NO : 2025/1741 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/348 E. - 2023/245 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali , Marka Hükümsüzlüğü , Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazmin…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1541 - 2025/1741 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1541 KARAR NO : 2025/1741 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/348 E. - 2023/245 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali , Marka Hükümsüzlüğü , Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 tarih ve 2022/348 E. - 2023/245 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın "... ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, davalının anılan ibareyi kullanmasının müvekkilinin markalarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'ın 2022-M-7858 sayılı kararının iptalini, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve markaya tecavüz nedeniyle şimdilik toplam 51.000 maddi ve 100.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, davanın ilk olarak marka hükümsüzlüğü ve maddi-manevi tazminat istemiyle açıldığını, davacının 07/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile YİDK kararının iptali talebini eklediğini ve müvekkilini davalı gösterdiğini, ıslah yolu ile taraf eklenmesinin mümkün olmadığını, diğer taraftan YİDK kararının iptali davasının süresinde açılmadığını, ayrıca müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davaya konu YİDK kararının 27.06.2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, ancak davacının işbu davayı iki aylık hak düşürücü süreden sonra 02.09.2022 tarihinde açtığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde markanın hükümsüzlüğü ve maddi-manevi tazminat taleplerinde bulunduğunu, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesiyle hem yeni taraf hem de YİDK karar iptalini talebini ekleyerek davanın türünü değiştirdiğini, davacı her ne kadar davayı ıslah talebinde bulunsa da davanın bu hali ile bile taleplerinin tek bir dava ile sonuçlandırılmasının mümkün olmadığını, davacının ıslahla taraf eklemesinin de mümkün olmayıp ıslahın mahkeme tarafından kabul edilmemesinin gerektiğini, davacı markaları ile müvekkiline ait markanın birbirlerinden farklı olduğunu, müvekkiline ait markanın, kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden yeterli ölçüde ayırt ediciliğin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu YİDK kararının davacıya 27.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise yasal iki aylık dava açma süresi geçirildikten sonra 02.09.2022 tarihind açıldığı, iki aylık hak düşürücü sürenin 6100 sayılı HMK'nın tayin ettiği bir süre olmadığı, davacının markaya tecavüz iddialarını ispatlayamadığı, dava konusu markanın henüz tescil edilmediği gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin süresinde olmadığından reddine, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, YİDK kararının iptali davasının HMK'nın 104 maddesine göre süresinde açıldığını, dava konusu markanın müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturduğunu, davalının SMK'nın 7, 29 ve 30. maddelerine aykırı olarak kullanımının bulunduğunu, davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini, nitekim mahkemece alınan bilirkişi raporunda da dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasında bir kısım hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirtildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde davalı gerçek kişinin 2021/103889 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna itirazının reddine dair 2022-M-7858 sayılı YİDK kararının iptalini, 2021/103889 sayılı başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ve markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep ettiği, dava konusu YİDK kararının , davacıya 27.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın da iki aylık yasal süresi dolduktan sonra 02.09.2022 tarihinde açıldığı, her ne kadar davacı vekilince, davanın HMK'nın 104. maddesi uyarınca süresinde açıldığı ileri sürülmüş ise de HMK'nın 104. maddesinde, adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu sürelerin ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağının düzenlendiği, iki aylık hak düşürücü dava açma süresinin ise 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı, eş söyleyişle özel kanunda tayin edilen bu süre yönünden HMK'nın adli tatil hükümlerinin uygulanmayacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/05/2013 gün ve 2012/5900 E - 2013/9012 K sayılı kararında da aynı görüşün benimsendiği, ayrıca her ne kadar YİDK kararının iptali davası bakımından, dava konusu başvuru sahibi ile birlikte zorunlu dava arkadaşı bulunan davalı Kurumun ıslah suretiyle davaya dahil edilmesi doğru olmayıp bu durumda YİDK kararının iptaline ilişkin işbu davada, zorunlu dava arkadaşı olarak bulunması gereken davalı Kuruma karşı, işbu dava ile birleştirilmek üzere başka bir dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi suretiyle davanın görülmesi gerekmekteyse de yukarıda açıklandığı üzere YİDK kararının iptali davasının iki aylık hak düşürücü sürede açılmaması ve karara karşı sadece davacı tarafça isitnaf yoluna başvurulması karşısında usul ekonomisi de gözetilerek, açıklanan hususun kararın kaldırılması nedeni yapılmadığı, diğer taraftan davacının dava konusu ibareyi kullandığına dair bir delil sunamadığı gibi tek başına benzer marka başvurusunda bulunmanın markaya tecavüz oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun tescil de edilmediği, bu duruma göre anılan talepler yönüünden ilk derece mahkmesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.