T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1046 KARAR NO : 2025/1675 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/03/2022 NUMARASI : 2016/1324 E. - 2022/204 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1046 KARAR NO : 2025/1675 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/03/2022 NUMARASI : 2016/1324 E. - 2022/204 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinden 12/08/2016 tarihli ... seri numaralı faturaya konu 38.550,00 TL değerindeki inşaat demirlerini satın aldığını, inşaat malzemelerinin 05/08/2016 tarihli 006022 seri numaralı sevk irsaliyesi ile davalının çalışanı ... adlı kişiye teslim edildiğini, malzemelerin inşaat yapımında kullanıldığını, ancak fatura bedelinin ödenmediğini, bu sebeple İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak takibe itiraz edildiğini, alacağın likit olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından düzenlenen faturaya müvekkili tarafından gönderilen ihtarname ile itiraz edildiğini, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, ... isimli şahsın müvekkili çalışanı olmadığını, davacının iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, İİK' nun 67/1 maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, SGK kayıtları, vergi dairesi kayıtları, emniyet araştırmaları, mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; mahkememiz davacısı tarafından cari hesap alacağına istinaden davalı aleyhine 38.550,00 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline yönelik olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 06/09/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 09/06/2016 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.Mahkememizce tarafların ticari defter kayıtları ve dosya üzerinde inceleme yapılmak üzere bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 27/08/2018 tarihli raporda özetle; davacının ticari defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı tarafından davalı yana 42.714,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafça fatura tutarının verilen çek ile ödendiği, daha sonra davacı tarafından dava ve takip konusu 38.550,00 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, faturaya istinaden ödeme yapılmadığı, dava konusu edilmeyen fatura konusu ürünlerin davacı tarafından dava dışı ... ... Ltd. Şti. Firmasından 43.575,70 TL bedelle satın alındığı ve aynı fatura içeriğinin davalı yana 42.714,00 TL tutar ile fatura edildiği, dava dışı ... firması tarafından davacı adına düzenlenen sevk irsaliyesinde malları teslim alan kişinin ... olduğu, malların 27 ton civarında olması nedeniyle boşaltmanın doğrudan davalı işyerine yapıldığının kabul edilebileceği, dava ve takip konusu fatura konu malların da ... isimli kişiye teslim edildiği, bu nedenle davacının davalıdan 38.550,00 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Mahkememizce davalı yanın ticari defter kayıtlarının incelenmemesi nedeniyle bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 10/06/2019 tarihli raporda özetle; davalının 2016 yılına ait envanter defterinin ibraz edilmediği, sadece açılış kapaklarının tasdiki yapılarak içeriği defter sayfalarının noter onaysız olduğu, uyuşmazlık konusu 12/08/2016 tarihli 38.550,00 TL faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Malların teslimine ilişkin olarak davacı tanığı ...'ın dinlenilmesine karar verilmiş ise de, yapılan tüm araştırmalara rağmen tanığa ulaşılamamıştır.Davacı vekilince yemin deliline dayanıldığı beyan edilmiş olup, davalı şirket yetkili ...14/03/2022 tarihli celsede; "benim şirketimde ... adında herhangi bir çalışanım yoktur, ben davacı şirketten, dava konusu edilen 12/08/2016 tarihli faturaya konu malları almadım, ben davacı firmayı tanımıyorum, herhangi bir ticari ilişkim yoktur, ben ... firması ile çalışırım, davacı tarafta sanıyorum, bu firma ile çalışmaktadır, ben daha önce ... firması aracılığı ile davacı tarafa çek verdim ve bir defa mal aldım, bunun dışında herhangi bir ilişkim olmadı, davacı firma yetkililerini tanımam, ben daha önce satın alınan malları kimin teslim aldığını bilmiyorum, zaten bu malları da biz ... firmasından sipariş ettik, onlarda faturasını kesti ve ... firması bize malı gönderdi, ... firması malları davacıdan temin ederek getirmiş sanıyorum, biz ... firmasından siparişimizi verdik, ve çekimizi de ... firmasına verdik, onlarda davacı firmaya ulaştırdılar, davacı firmada bize fatura kesti, ben ... firması ile ticari ilişki içindeyim, ... firmasının malları hangi firmalardan temin ettiğini bilmiyorum, bu husus ... firması ile malları temin ettiği firmalar arasındaki ilişkidir, biz ... firmasından sipariş veririz ve ödemeleri de onlara yaparız" beyanında bulunarak yemini eda etmiş ve işbu beyanını imzası ile tasdik etmiştir.Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde özetle; davacı tarafça, fatura alacağına istinaden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği; davalı tarafça, davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, fatura konusu malların teslim edilip edilmediği ve fatura bedellerinin ödenip ödenmediği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça; takip konusu 1 adet fatura düzenlenerek ticari defterlerine kayıt edilmiştir. Ancak salt fatura düzenlenmesi adına fatura düzenleyen kişiyi borçlu kılmaz. Adına fatura düzenlenen kişinin, fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi için öncelikle aradaki akdi ilişkinin ispatlanması, akdi ilişki ispatlandığı takdirde fatura konusu mal veya hizmetin verildiğinin ispatlanması gerekmektedir. TTK md 21/2 hükmü uyarınca; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Yargıtay 23. HD 2015/2467 E. 2015/7975 K. Sayılı İlamı) Somut olay bakımından ise; davalı tarafça akdi ilişkinin varlığına itiraz edilmiş ve takip konusu faturaya esas malların kendilerine teslim edilmediği savunulmuştur. Davacı tarafından düzenlen takip ve dava konusu 12/08/2016 tarihli 38.550,00 TL bedelli fatura davalı defterlerinde yer almadığı gibi, faturaya davalı tarafından da itiraz edilmiştir. Bu hali ile, taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu ve fatura konusu malların davalı yana teslim edildiği hususun davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı taraf fatura konusu malların davalı çalışanı ... adlı kişiye teslim edildiğini iddia etmektedir. Ancak dosya kapsamında mevcut SGK kayıtlarında davalı şirketin bu isimli bir çalışanına rastlanılamamıştır. Yapılan emniyet araştırmasında da davalının bu isimli bir çalışanı olduğu bilgisine ulaşılamamıştır. Her ne kadar ... isimli şahıs tanık olarak dinlenilmek istenmiş ise de, yapılan tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamamıştır. Davacı taraf, davalı adına düzenlenen ve bedeli ödenen 31/05/2016 tarihli 42.714,00 TL bedelli fatura konusu malların da aynı ... isimli kişiye teslim edildiğini iddia etmiştir. Ancak anılan faturaya ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 31/05/2016 tarihli sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında herhangi bir imza bulunmamaktadır. Bilirkişi tarafından davacının anılan fatura konusu malları satın aldığı dava dışı ... firması tarafından davacı adına düzenlenen 31/05/2016 tarihli sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında ... isim ve imzasının bulunduğu, fatura konusu malın 27 ton civarında olması nedeniyle doğrudan davalı yana teslim edildiği kanaatine varıldığı belirtilmiş ise de; bu yönde somut bir delil dosyada bulunmadığı gibi davacı tarafından da bu yönde bir iddia da bulunulmamıştır. Bu nedenle bilirkişi raporuna bu yönü ile itibar edilmemiştir. Davacı tarafça yemin deliline başvurulmuş ise de, davalı şirket yetkilisi tarafından yemin eda edilmiştir. Bu hali ile davacı taraf; dava ve takip konusu faturaya ilişkin olarak davalı ile aralarında bir ticari ilişki kurulduğunu ve fatura konusu malın davalı yana teslim edildiğini ispat edemediğinden, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davalı tarafça kötüniyet tazminatı isteminde bulunulmuş ise de; davacı yanın kötüniyeti sabit olmadığından, işbu istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosya kapsamında tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine, davacı yanın kötü niyeti sabit olmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davaya konu ürünlerin davalıya teslim edildiği hususunun fatura, sevk irsaliyesi ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davalının davacıdan 12.08.2016 tarih, ... seri numaralı faturadan da anlaşılacağı üzere, 38.550,00 TL değerinde, çeşitli ebat ve ağırlıkta mervürlü inşaat demirleri satın aldığını, ilgili inşaat malzemelerini de yine dosyada mübrez 05.08.2016 tarih, 006022 seri numaralı sevk irsaliyesinden anlaşılacağı üzere, ... adlı kişi aracılığıyla teslim aldığını, yapmış olduğu inşaatta kullandığını, fatura ve sevk irsaliyesinde mahkemenin tespitinin aksine ilgili kişinin ad soyad ve imzası bulunduğunu, ödeme sorunu yaşanan sevkıyattan bir önceki satışta yani 31.05.2016 tarihli satışta teslimatın yine davalı şirketin yönlendirmesi ile ...'a teslim edildiğini, davalı şirketin bu malın bedelini dosya içerisinde bulunan çek ile ödediğini, davalı şirket ile olan alışverişte 2 adet mal teslimatının her seferinde firma yetkililerinin telefon ile teyidi üzerine ...'a yapıldığını, bu sevk irsaliyesinde de ilgili kişinin ad soyad ve imzası bulunduğunu, davalı adına daha önce teslimat alan kişinin, sonraki satışta teslimat alma yetkisinin bulunmadığının ifade edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 06.12.2016 tarihli bilirkişi raporunun da bu iddialarını desteklediğini, raporda; "davalı taraf ...'ın kendi adamı olmadığını beyan etmişse de sunması gereken ticari defterleriyle bunun aksini yani malları teslim almadığını kanıtlayamadığına göre bu savunmasına itibar edilmeyeceğini" ifade ettiğini, davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmayışının aleyhine delil teşkil ettiğini, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmasının davacının lehine delil teşkil edeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, yasal sürede, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. istinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 11.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 38.550,00 TL asıl alacak yönünden 05.09.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, işlemiş faiz istemi bulunmadığı, takip dayanağı olarak cari hesabın gösterildiği, ödeme emrinin 06.09.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 09.09.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalıya inşaat demiri satıldığını, 12/08/2016 tarihli ... seri numaralı, 38.550,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, 05/08/2016 tarihli 006022 seri numaralı sevk irsaliyesi ile davalının çalışanı ...'a teslim edildiğini, ancak davalının fatura bedelini ihtarnameye rağmen ödemediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise, malların teslim edilmediğini, faturaya itiraz edildiğini, davacıya borçları bulunmadığını savunmuştur. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura ise tek başına alacağın varlığına delil olmaz. Bu nedenle fatura konusu alacağının bulunduğunu, fatura konusu malı teslim ettiğini ispat külfeti davacıya aittir.Mahkemece taraf ticari defterlerinin incelenmesi için dosyasın bilirkişiye tevdi edildiği, alınan kök ve ek raporda faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir.Somut olayda, dava konusu fatura davacı defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davalı defterlerinde kayıtlı değildir. Davacının kestiği faturaya konu malları teslim ettiğine dair sevk irsaliyesi sunmuş ise de, sevk irsaliyesinde teslim alan olarak ...'ın SGK kayıtlarına göre davalı çalışanı olmadığı görülmektedir. Yine davacının davalıya yemin teklif ettiği, davalı şirket çalışanı tarafından adı geçen şahsın davalı şirket çalışanı olmadığı yönünde yemin edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda faturanın tek başına alacağı ispat etmeye yeterli olmadığı, davacının fatura konusu malları davalıya teslim ettiğini yazılı delille ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Davacı vekilince bilirkişi raporu ile alacağın varlığının sabit olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Bilirkişi raporunda, davacının anılan fatura konusu malları satın aldığı dava dışı ... firması tarafından davacı adına düzenlenen 31/05/2016 tarihli sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında ... isim ve imzasının bulunduğu, fatura konusu malın 27 ton civarında olması nedeniyle doğrudan davalı yana teslim edildiği kanaatine varılmış ise de, bilirkişinin bu tespitinin varsayım olduğu, zira söz konusu sevk irsaliyesinin dava dışı ... ... Ltd. Şti.tarafından davacı adına düzenlendiği, ayrıca teslim alan kısmında adı yer alan ...'ın davalı çalışanı olmadığının SGK kayıtları ve davalı şirket yetkilisinin yemin beyanı ile sabit olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, dava konusu faturadan önce davalıya kesilen 31.05.2016 tarihli faturaya konu malların da aynı kişiye teslim edildiğini, davalının bu fatura bedelini çekle ödediğini, ancak davalının dava konusu faturada belirtilen malların aynı kişiye teslimine itiraz etmesinin ve teslimin yapılmadığını savunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davacının belirttiği ve davalı yanca çek ile ödenen 31/05/2016 tarihli, 42.714,10 TL bedelli faturaya konu malların sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında isim ve imzanın bulunmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.10.2025 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.