T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/717 - 2026/825 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/717 KARAR NO : 2026/825 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2024 NUMARASI : 2023/66 E. - 2024/34 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fi…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/717 - 2026/825 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/717 KARAR NO : 2026/825 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2024 NUMARASI : 2023/66 E. - 2024/34 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2024 Tarih ve 2023/66 Esas - 2024/34 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin www.....com aracılığı ile a grubu seyahat acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, uçak ve otobüs bileti, otel, kredi, internet gibi hizmetleri arayan kimselere kıyaslamalı olarak fiyat listesi çıkaran ve buradan ucuz ürün veya hizmet tedarik imkanı sağlamak amacıyla kurulduğunu, 2020/55344 “....com”, 2017/83221 sayılı “...”, 2017/113982 sayılı “...”, 2017/113977 sayılı “...”, 2019/59648 sayılı "... ...", 2021/168613 sayılı ”... ... araç”, 2021/168614 sayılı “... ... araç kiralama”, 2022/061150 sayılı “... ... finans” markalarının sahibi olduğunu, davalının 2020/165300 sayılı “...” markasının 35 ve 36. sınıf hizmetlerde tescili için TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirdiği başvuruya yönelik itirazlarının 2022/M-16827 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, başvuru markasının SMK'nın 5/1-b-c maddeleri uyarınca tescil edilemeyeceğini, dava konusu markada müvekkilinin markalarının asli unsuru olan “...” ibaresinin ön plana çıkarıldığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduklarını, aralarında iltibas riskinin bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibaresinin SMK 6/3 maddesi anlamında gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili firmanın “...” ibareli markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-16827 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2020/165300 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya ... olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şahıs vekili, davacının dava dilekçesindeki mesnet markalarına Kurum nezdindeki itirazlarında dayanmadığını, YİDK sürecinde 2017/83221 sayılı “...” ibareli, 2019/59648 sayılı “... ...” ibareli, 2017/113982 sayılı “...” ibareli ve 2017/113977 sayılı “...” ibareli markaları mesnet gösterdiğini, "... ...” markasının zayıf bir marka olduğunu, kullanımının kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkili markasında, markanın ... önünde büyük harflerle altıgen içinde konumlanmış olan ... ibaresi, bu ibarenin yanında ikişer çizgi ve arkasında EV RESMİ altında da ... emlak ibaresi bulunduğunu, böylece taraf markalarının birbirlerinden yeterince ayrıştığını, müvekkilinin “emlak” işiyle iştigal ettiğini, davacı yanın ise “uçak bileti satışı” işiyle faaliyet gösterdiğini, tarafların iştigal alanları bu kadar farklıyken “...” gibi herkes tarafından kullanılan bir ibarenin ortalama tüketiciler nezdinde karıştırmaya sebebiyet vermeyeceğini, davacı markasının tanınmış kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın somut ayırt edici niteliği haiz olup, tanımlayıcı/tasvir edici olmadığı, markanın bütününün ticari hayatta herkes tarafından kullanılan bir işaret olmadığı, halkı yanıltıcı mahiyet taşımadığı, dolayısıyla, davaya konu markanın SMK m.5 hükmü uyarınca mutlak tescil engeli barındırmadığı, davacı yanın işlem dosyasındaki dayanak ve dikkate alınabilir markalarının "... ...", "...", "..." ve "..." , hükümsüzlük istemi yönünden ek olarak "Şekil+....com" ibareli marka olduğu, marka işlem dosyasında itiraza mesnet gösterilen markalar ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak, davaya konu hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzer olmadıkları, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından dava aşamasında mesnet gösterilen 2020/55344 sayılı marka kapsamında yer alan 35 ve 36.sınıftaki hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu, dava konusu marka ile davacının "Şekil+....com" ibareli markası yönünden tüketicinin iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların iktisadi veya idari anlamda birbiri ile ilişkili olduğunu zannedebileceği, dolayısıyla, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda oluştuğu, davacı markalarının “seyahat acenteliği, uçak bilet satışı hizmetlerinde” yıllara sari yoğun ve devamlılık arz eden bir kullanım sonucunda belli bir tanınırlık elde ettiği kanaatine varılabileceği değerlendirilmekle birlikte, bu hizmetteki tanınırlığın, uyuşmazlık konusu hizmetlere sirayet edecek nitelikte olmadığı, “... ...” ibaresinin kullanımla elde edilen ayırt edicilikten bağımsız olarak nispeten ayırt edici niteliği son derece zayıf oluşu da gözetildiğinde, bu halde SMK m. 6/5 düzenlemesine ilişkin koşulların somut olayda oluşma ihtimalinin bulunmadığı, davacının ticari faaliyetlerinin esasen 35. veya 36. sınıftaki hizmetlere yönelik olmadığı, daha ziyade “bilet satışına aracılık eden bir acente” faaliyetini göstermeye yönelik olduğu, nitekim davacı yanın da kendi faaliyetlerini bu çerçevede tanımladığı, dolayısıyla 35. ve 36. Sınıf hizmetler açısından davacı yanın üstün bir hakkının mevcut olmadığı, davacı yanca sunulan deliller, davacının bu ibareyi ticaret ünvanından bağımsız olarak markasal nitelik arz edecek şekilde “seyahat acenteliği, uçak bileti satışı hizmetlerinde” kullandığını ortaya koymakla birlikte bu faaliyetlerin, başvuru kapsamındaki 35 ve 36. Sınıf hizmetler yönünden davacı lehine ek bir üstün koruma sağlamayacağı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, markanın hükümsüzlüğü isteminin kabulü ile 2020/165300 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin işbu davada TÜRKPATENT YİDK sürecinde ileri sürülen delillerle bağlı olduğunu, ilk kez dava dilekçesinde mesnet gösterilen 2020/55344 sayılı davacı markasının değerlendirmeye alınmasının hatalı bulunduğunu, "..." ibaresinin markasal ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin emlak sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu nedenle dava konusu markanın, bilet satış sektöründe faaliyet gösteren davacı markaları ile karıştırılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davacı tarafın marka işlem dosyasında 2020/55344 sayılı ve "....com" ibareli markasına dayanmadığı, davacının işlem dosyasında dayandığı "..." esas unsurlu mesnet markaları ile davalının davaya konu "... emlak+şekil" ibareli markasının da SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzer olmadığı, zira ortak "..." ibaresinin zayıf bir ibare olması nedeniyle ortaklığının iltibasa sebebiyet vermeyeceği, dava konusu markanın da görsel, işitsel ve anlamsal olarak mesnet markalardan yeterince farklılaştığı, dava konusu "... emlak" ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3, 6/5, 6/6.maddelerine dayalı tescil engelinin söz konusu olmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı kabul edilerek YİDK kararının iptaline ilişkin davanın reddine, davacının YİDK'te mesnet göstermeyip hükümsüzlük davası yönünden dayandığı 2020/55344 sayılı "şekil+....com" ibareli markası ile dava konusu başvuru arasında "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle SMK'nın 6/1.maddesi anlamında işaret ve emtia benzerliği gerçekleştiğinden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek, 2020/165300 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde istinaf konusu uyuşmazlık, hükümsüzlük davası yönünden, dava konusu başvuru ile davacının 2020/55344 sayılı markası arasında "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Taraflar arasında çekişme konusu olan "... ..." ibaresi davacı tarafça daha önce marka başvurusuna konu edilmiş, başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-a ve c bentleri uyarınca resen reddi üzerine, davacı tarafça YİDK kararının iptali talebiyle açılan davada davanın kısmen kabulü yönünde verilen karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.09.2019 tarih ve 2018/4681 E.-2019/6004 K. sayılı kararıyla bozulmuştur. Anılan bozma kararında ise, "... ..." ibaresinin hizmetlere değer katan ve vasıf bildiren emsalsiz ve ... üstün anlamında superlative bir ibare olduğu, bu özelliği itibariyle internet üzerinde bile olsa kimsenin tekeline bırakılamayacak ve herkesin kullanımına açık, KHK'nın 7/1-c maddesi anlamında tanımlayıcı ve 7/1-a ve 5. maddeleri anlamında somut ayırtedicilikten yoksun ibarelerden olduğu, KHK'nın 7/son maddesi uyarınca bu tarz ibarelerin kullanım sonucu ayırt edici kılınmaları yasal olarak mümkün ise de bu denli tanımlayıcılığı yüksek ve somut ayırtediciliği bulunmayan ibarelerin çok yoğun kullanımla dahi ayırt edici kılınmalarının oldukça güç olduğu hususları belirtilmiştir. Bu şekildeki zayıf ibarelerin ortaklığının ise her durum ve koşulda iltibasa neden olacağının kabulü mümkün değildir. Tanımlayıcı ya da zayıf işaretlerden oluşan markaların sahipleri, aynı pazarda faaliyet gösteren rakip firmalarca da bu unsurların eşit olarak kullanılma hakkına sahip olduklarını kabul etmeleri gerekir. Dolayısıyla, davacı şirketin ticaret unvanında yer alan, ancak herkesin kullanımına açık kalması gereken "... ..." ibaresinin dava konusu markada kullanılmasının iltibasa sebebiyet vermeyeceği, bu tarz zayıf ibarelerde yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibası önleyebileceği, somut uyuşmazlıkta da, dava konusu başvurunun ilave kelime ve şekil unsuru ile davacı 2020/55344 sayılı markasındaki "... ..." ibaresinden yeterince farklılaştığı, aralarında iltibas ihtimali bulunmadığı, bu hale göre, davacı vekilinin ilk kez hükümsüzlük davasında mesnet olarak ileri sürdüğü 2020/55344 sayılı marka yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulüne itibar edilmemiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hükümsüzlük davası yönünden kabulüne karar verilmesi doğru değilse de, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı şahıs vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/01/2024 gün ve 2023/66 Esas - 2024/34 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından yapılan 165,00-TL posta ve tebligat gideri ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.334,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı Kurum tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.