11. Hukuk Dairesi 2009/840 E. , 2010/11153 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.10.2008 tarih ve 2006/689-2008/523 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2010 gününde davalı avukatı... geldi, yapılan tebligata rağmen davacılar avukatı duruşaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan v
**11. Hukuk Dairesi 2009/840 E. , 2010/11153 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.10.2008 tarih ve 2006/689-2008/523 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2010 gününde davalı avukatı... geldi, yapılan tebligata rağmen davacılar avukatı duruşaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, ...ve ...ailelerinin %50’şer payla kurdukları davalı şirketin konkordato ilan ettiğini ve mahkemece de bu talebin kabul edilip kesinleştiğini, şirketin borçları nedeniyle demirbaşlarının elden çıkarıldığını, borçların ödenmesi kaydıyla hisselerin bazı alıcılara devredildiğini, hisse devirlerinin iptali ile ilgili davanın devam ettiğini, 29.05.2006 tarihli genel kurulda sermaye artırımına gidildiğini, bunun iptali için dava açıldığını, bu artırıma gerekçe bulmak için 07.11.2006 tarihinde toplanan genel kurul öncesinde anasözleşme değişiklik metninin davacılara gönderilmediğini, hisse devir iptali davasının kabulü halinde hisse ve karar oranını sağlayamayacakları anlaşılan diğer ortakların şirketin amaç ve konusuna aykırı olacak şekilde sermaye artırımına ve şirketin amaç ve konusunu değiştirmeye kalkıştıklarını, bu amaçla toplanan 07.11.2006 tarihli genel kurulda anasözleşmenin 2 nci, 3 ncü ve 4 ncü maddelerinin tadiline yönelik alınan 3 nolu gönderme konu kararın oy çokluğu ile kabul edildiğini, kararın iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ve davacıların muhalif kaldığını, o davaların sonucu beklenmeden, şirketin amaç ve konusuna aykırı yüksek boyutlarda sermaye artırımına giderek, bunların ödeme periyodunu değerlendirmeye almadan, kısa süreli ödeme istemi ile hissedarların paylarını 3. şahısların alımına neden olup, davacıların paylarını büyük ölçüde düşürerek, şirket amaç ve konusuna aykırı işlemlere hukuki dayanak sağlamak için ve gerekli belgelerin tebliği yapılmadan, objektif iyiniyet kurallarına aykırı olan 3 nolu kararın iptalinin zorunlu olduğunu ileri sürerek, bu kararın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, çoğunluğun şirket yararı gerektirmediği halde yetkileri kötüye kullanarak, azlığın yasal menfaatlerini zedeleyen kararlar alınması halinde objektif iyiniyet kuralların aykırılıktan sözedilebileceğini, 3 nolu maddede unvan, amaç, konu değişikliğine, taşınmaz iktisabına ilişkin alınan kararın, tüm ortakların yararına, şirketin arsası üzerinde ticari faaliyetinin devamına, inşaat sektöründeki yatırımlarından ortakların kâr elde etmesine yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporuna göre, değişen ekonomik koşullar ve şirket yararı icap ettirdiğinde amaç, konu ve unvanın değiştirilebileceği, ancak gerektirici nedenlerin ortaklara açıklanmadığı, 14.03.2006 tarihinde şirketin inşaat sözleşmesi imzalamasının şirketin amaç ve konusuna aykırı olması nedeniyle TTK’nun 137 nci maddesi uyarınca sözleşmenin yok hükmünde olduğu, bu sözleşmeye bağlı projenin gerçekleşmesi için 29.05.2006 tarihinde sermaye artırım kararı alındığı, o sözleşmenin ve artırım nedeninin ortaklardan gizlendiği, inşaat sözleşmesine geçerlilik kazandırılması amacıyla unvan, amaç ve konunun değiştirildiği, gayri faal bir şirketin amaç, konu ve unvan değişikliğinin gerekçelerinin açıklanmaması ve şirketin hisseleri ve hissedarları arasında ihtilafın devam etmesi gözetildiğinde kararın objektif iyiniyet kuralların aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket genel kurul kararının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasın adayalı iptal istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporuna davalı vekili itirazında, yönetimin yaptığı inşaat sözleşmesinin iptali için davacıların daha önce açtıkları davanın ve sermaye artırımına ilişkin daha önce alınan genel kurul kararının iptali davasının devam ettiği, o iptal davasında sermaye artırımının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu sonucuna varan bilirkişi raporundaki görüş, işbu davada da benimsenmek suretiyle sonuca gidilemeyeceği, o raporda “o sözleşmenin yok hükmünde olduğu, o sözleşmenin projesi için gerekli olan sermayenin artırımı kararı alındığına dair ortaklara o genel kurulda açıklamaya yapılmadığı, o sözleşmenin o genel kuruldan gizlendiği” şeklinde varılan sonuçtan yola çıkılarak, o sözleşmeye ve o sermaye artırımına geçerlilik sağlamak ve o davaları boşa çıkartmak için işbu dava konusu genel kurul kararının alındığı sonucuna varılmasının doğru olmadığı, velev ki o sözleşme geçersiz dahi olsa, bunun şirketin sermaye artırımına, unvan ve faaliyetini değiştirme kararı almasına engel görülmemesi gerektiği, anasözleşme değişikliğine ilişkin bir gerekçenin genel kurul tutanağında yer almamasının ve davacıların bu gerekçeyi bilip bilmemesinin işbu davanın konusu olmadığı ve bu hususların iyiniyet kuralların aykırılık noktasında kriter olmadığı, çoğunluğun azlığı ezmesi ve art niyetli olması olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, alınan kararın şirkete ve ortaklara zarar verip vermediği, şirket için gerekli olup olmadığı üzerinde durularak sonuca gidilebileceği bildirilmiştir. Bu hususları tartışmadan yine o sözleşmenin TTK’nun 137 nci maddesine aykırılığından yola çıkarak ek raporda aynı sonuca varılmıştır. Davalı vekili aynı itirazları tekrarlamış ise de ek rapor yada yeni bir rapor alınmamış, gerekçede de itirazın içeriği tartışılmamıştır. Davalı vekilinin rapora itirazı ilke olarak doğru olup, esasen mahkeme gerekçesinin bir bölümünde, değişen ekonomik koşullar ve şirket yararı gerektirdiğinde amaç konu ve unvanın değiştirilebileceği yönünde doğru bir saptama ve ilke ortaya konulmuştur. Bu ilke ve raporu itirazdaki hususlar kapsamında dava ele alınıp, iyiniyet kurallarına aykırı bir karar alınıp alınmadığının bu çerçevede değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, o davalardan ve o davalarda varılan bir kısım sonuçlardan yola çıkılarak oluşturulan gerekçelere dayanılarak ve amaç konu ve unvan değişikliğinin gerekçelerinin ortaklara açıklanmaması olgusunun gerçekleşmesi yeterli görülerek, iyiniyet kurallarına aykırılık sonucuna varılması eksik incelemeye ve yanlış nitelemeye dayalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.