T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/931 KARAR NO : 2025/1619 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI 2020/559 Esas - 2022/118 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan( Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/931 KARAR NO : 2025/1619 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI 2020/559 Esas - 2022/118 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan( Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketler ile davacı arasında 12.6.2012 tarihli ve 22.4.2015 tarihli grup genel kredi sözleşmeleri ve eklerinin imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilere gerçek kişi davalıların müteselsil kefil olduğunu, sözleşme kapsamında davalıların talep ettiği teminat mektuplarının verildiğini, İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına sunulan 22.4.2015 tarihli 51.910,00 TL bedelli teminat mektubunun 40.793,33 TL'sinin 23.7.2018 tarihinde tazmin edildiğini, İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas (... yeni no) sayılı dosyasına sunulan 22.4.2015 tarihli 47.300,00 TL bedelli mektubun 35.138,48 TL'sinin 23.7.2018 tarihinde tazmin edildiğini, 21.6.2012 tarihli 250.006 TL bedelli ve 22.4.2015 tarihli 23.278,19 TL bedelli teminat mektuplarının ise henüz tazmin edilmediğini, depo edilmesi gereken borcunun 273.278,19 TL olduğunu, davalıların genel kredi sözleşmesine göre tazmin edilen tutarı ödemesi gerektiğini, keşide edilen Üsküdar 9. Noterliğinin 10.9.2018 tarihli ihtarnamesi ile 273.278,19 TL gayri nakdi ve 73.858,83 TL nakdi borcun ödenmesinin istendiğini, ihtara rağmen ödenmeyen borcun tahsili amacıyla İstanbul 33.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kar payı dahil 78.245,98 TL nakdi alacağın tahsili ve 273.278,19 TL gayri nakdi alacağın deposunun istendiğini, takibin haksız itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davalılardan ... ve ... Turizm Seyehat Gıda İnşaat Tahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin 2005 yılından 28.02.2013 tarihine kadar hizmet sözleşmesiyle davacı bankaya insan kaynakları hizmeti verdiğini, yapılan tüm sözleşmeler ve özellikle 01.01.2012 tarihli son sözleşmenin 6.2. maddesine göre personelin özlük haklarından davacı bankanın sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını, tahakkuk edecek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve sair işçilik alacaklarının davacı bankaca ödenmemesi halinde bunların işçiye ödenerek davacıya rücu edilerek fatura edileceğinin kararlaştırıldığını, bu sözleşmelerin taraflarca 28.02.2013 tarihli sözleşmeyle bitirildiğini, sözleşme ile müvekkili şirketin istihdam ettiği personelin davacı bankanın muvaffakatı ile ...ve Yönetim A.Ş'ye devredildiğini, bu sözleşmede de devre konu tüm personelin 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını, davacının verdiği teminat mektuplarının da bu sözleşme uyarınca davacı şirkette çalışan personelin açtığı davalarda verilen tazminat kararlarının tehiri icralı temyizi üzerine verilen teminat mektupları olduğunu, işçilerin özlük haklarından sözleşme gereği davacının sorumlu olması nedeniyle, teminat mektuplarının nakde dönmesiyle beraber ödenen borcun da davacıya ait olduğunu, 2015/6021 Esas sayılı dosya alacaklısının ..., ... Esas sayılı dosya alacaklısının ise ... olduğunu ve bu kişilerin davacı şirkette çalıştıklarını, davacının esasında özlük haklarını üstlendiği işçilerin borcunu ödediğini, kendi borcunu ödeyen kişinin başkasından talepte bulunamayacağını, öte yandan bedelinin depo edilmesi istenilen 250.000 TL tutarlı teminat mektubunun da müvekkil şirketlerin insan kaynakları hizmeti verdiği Müflis ...... Kurumu A.Ş'ye hitaben verildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği edemini yerine getirdiğini ve teminat mektubuyla garanti edilen herhangi bir risk kalmadığını, iflas idaresine müracaat edilerek mektubun iadesinin istendiğini, iflas masasınca incelemenin devam ettiğini, iade edildiğinde mektubun bankaya teslim edileceğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, ... ... Bankası A.Ş. ile davalı ... şirketleri arasında grup kredi sözleşmesi imzalandığı, ... , Hidayet ... ve ...'ın söz konusu kredi sözleşmesinin müteselsil kefili konumunda bulundukları anlaşılmaktadır. Davalılara Üsküdar 9. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 273.278,19 TL teminat mektuplarından ve 73.858,83 TL kredi borcunun ödenmesi için ihtarname gönderilmiş ve devamında huzurdaki davaya dayanak icra takibi başlatılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme neticesinde, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın nakdi kredi alacağının mahrum kalınan kar payı ile birlikte toplam 78.871,56 TL olarak hesaplandığı, icra takibine konu edilen miktarın ise bu hesaplamadan daha düşük (78.245,98 TL) olduğu, dolayısıyla bankanın nakdi kredi yönünden başlattığı takibin banka kayıtları ve taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ile uyumlu olduğu ve bankanın takip talebinde belirtilen miktar kadar davalılardan alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan müteselsil kefiller yönünden genel kredi sözleşmesi üzerinde yapılan değerlendirmede, takibe konu alacaktan sorumluluklarını ortadan kaldıracak bir hususa rastlanmamış; bilirkişiler de aynı yönde görüş bildirmişlerdir. Son olarak, takibe konu edilen gayri nakdi (teminat mektupları) alacağa ilişkin depo talebi bakımından ise, davacı bankadan alınan toplam 273.278,19 TL tutarındaki teminat mektuplarının karar tarihi itibarıyla iade edilmemiş olduğu ve bunların depo edilmesine ilişkin icra talebinin yerinde olduğu, takibe yapılan itirazın haksız olduğu, alacağın belirlenebilir mahiyette olması..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıların İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, nakdi alacağın %20'si olan 15.649,19 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece toplam 78.245,98 TL nakdi alacağın tahsiline, nakdi alacağa %20'si oranında icra inkar tazminatına, hala mer'i olan 273.278,19 TL gayrinakdi alacağın ise kredi borçlusu adına açılacak hesaba depo edilmesine karar verildiğini, kararın müflis ...... Bankası A.Ş lehine verilen 250.000 TL tutarlı mer'i teminat mektubu hariç olmak üzere 78.245,98 TL'lik nakdi kısmının ve 23.278,19 TL gayrinakdi kısmının hatalı olması nedeniyle aşağıda yazılı nedenlerle istinaf edildiğini, Davalılardan ... ve ... Turizm Seyehat Gıda İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin davacıya 2005 ile 28.02.2013 tarihleri arasında hizmet sözleşmesiyle insan kaynakları hizmeti verdiğini, dosyadaki tüm sözleşmeler ve 01.01.2012 tarihli son sözleşmenin 6.2 maddesinde personelin özlük haklarından ... ın sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını, buna göre tahakkuk edecek kıdem, ihbar, fazla mesai ve sair işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenmemesi halinde bedelin davalılarca ödeneceği ve davacıya rücu edilerek fatura edileceğinin kararlaştırıldığını, bu sözleşmenin taraflar arasında akdedilen 28.02.2013 tarihli sözleşmeyle bitirildiğini, sözleşme ile müvekkili şirketin istihdam ettiği personelin davacı bankanın da muvaffakatıyla ...ve Yönetim A.Ş.'ye devredildiğini, sözleşmeyle devre konu tüm personelin 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını, İstinaf konu edilen teminat mektuplarının da sunulan sözleşme uyarınca davacı şirkette çalışan personellerin açtığı davalarda hükmedilen tazminat kararlarının tehiri icralı temyizi üzerine verilen teminat mektupları olduğunu, bu kişilerin özlük haklarından sözleşme gereği davacının sorumlu olması nedeniyle teminat mektuplarının nakde dönmesiyle beraber ödenen borçtan da davacı bankanın sorumlu olduğunu, nitekim... Esas sayılı dosya alacaklısının ..., ... Esas sayılı dosya alacaklısının ... olduğunu ve bu iki şahsın davacı bankada çalıştığını, davacının esasında özlük haklarını üstlendiği işçilerin borcunu ödediğini, kendi borcunu ödeyen davacının müvekkilden talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, buna rağmen müvekkilleri ile olan sözleşme ilişkisinin kötüye kullanıldığını ve mahkemece maddi olayla ilgili olmayan bilirkişi raporlarına istinaden davanın kabulüne karar verildiğini,24.02.2021 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olması nedeniyle itiraz edildiğini, bu raporda davalılarca sunulan ve davacı tarafından imzası inkar edilmeyen hizmet sözleşmesinin değerlendirilmediğini, oysa sözleşmede davacı bankada çalışan personelin 4857 sayılı İş Kanun'undan kaynaklanan tüm özlük haklarından ... bankasının sorumlu olacağına ilişkin açık hüküm bulunduğunu, bankanın bu sözleşmeyle işçilerin tüm borçlarını ifa etmeyi müvekkiline ve işçilere karşı taahhüt ettiğini, işçilik alacaklarından kimin sorumlu olduğu hususunda bir açıklama yapılmamasının hatalı olduğunu, hizmet sözleşmesi nedeniyle daha önce de bir kısım işçilerce işçilik alacakları için dava açıldığını, bu bedellerin müvekkil şirketçe taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacıyla fatura edildiğini ve davacı bankanın bu bedelleri ödediğini, emsal olarak sunulan İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ve 2017/28210 Esas sayılı dosyalarına ödenen 39.843,12 TL+ KDV ilavesiyle birlikte toplam 47.014,88 TL davacıya fatura edildiğini ve davacının sözleşmeye göre ödendiğini, buna göre nakde dönen işçilik alacaklarını teminat altına almış olan mektup bedellerinden davacı banka sorumlu olduğunu ve bu bedellerin müvekkilden istenmesinin hizmet sözleşmesine aykırı olduğunu, uyuşmazlığın bir kısını iş ve sosyal ... mevzuatını ilgilendirmesi nedeniyle bu konuda bilirkişi görevlendirilerek inceleme yapılması isteminin mahkemece dikkate alınmadan karar verildiğini, bu husus ta atanan bilirkişi ...'in uzmanlık alanına ilişkin raporda bir açıklama yapmayarak sadece raporu imzaladığını, Rapor içeriğinin de maddi vakıaya uygun olmadığını, raporda taraflar arasında usule uygun bir asıl-alt işveren ilişkisinin kurulduğu ifade edildiğini, devamında yapılan açıklamanın sözleşmeye uygun olmadığını, rapordaki değerlendirmenin ibraz edilen emsal ödeme ve dava konusu mahkeme kararları dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddelerine ve taraflar arasındaki uygulamaya uygun olmadığını, ek raporda "burada istisnai olarak ... çalışanlarından herhangi birisinin iş akdinin feshedilmesine haksız bir şekilde davacı bankanın sebep olması halinde" bankanın sorumlu olacağının belirtildiğini, dava konusu ilgili mahkeme kararlarında yalnızca ...'ın taraf olarak bulunduğu, davacı bankaya yönelik muvazaa iddiasının bulunmadığı ve alacak kalemlerinin ... tarafından ödenmesine karar verildiği belirtilerek bilirkişi raporunda aleyhe değerlendirme yapıldığını, ancak bilirkişice yapılan bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, bu kararların davalı bankanın müteselsil sorumluluğuna gidilmemesinin ve taraf olmamasının sebebinin, davacı işçilerin, bankayı davalı olarak göstermemesi olduğunu, ancak banka ile müvekkili arasındaki asıl-alt işverenlik ilişkisiyle ilgili hiçbir tereddüt bulunmadığını, bilirkişinin, dava konusu kararların davacılarının taraf olarak ... bankasını göstermemesinin sonuçlarını müvekkilinin aleyhine yorumladığını, Bu tespit yapılırken dosyaya bir önceki bilirkişi raporuna itirazla birlikte emsal olarak sunulan İstanbul 12. İş Mahkemesinin 2012/1067 E. 2014/685 K. sayılı ilamını ve İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasını ve bu dosyaya yapılan ödemenin davacıya yansıtıldığı fatura içeriğinin incelenmediğini, bu kararda ...'ın çalışanı ...'in davacı bankada istihdam edildiği ve şirkette kıdemi arttığı, yerine yeni çalışan alındığı için işten çıkartıldığı, işten çıkartıldıktan sonra kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediği belirtilerek dava açıldığını, mahkemece bu davanın kabulüne karar verildiğini ve işçilik ücretlerinin davacı tarafından ödendiğini, bu durumda dava konusu teminat mektuplarının verildiği ... ve ...'e ait iş mahkemesi kararlarında da "davacının şirkette kıdeminin arttığı ve yerine yeni çalışan alındığı için işten çıkartıldığı" belirtilmesi nedeniyle bu tazminatın da, daha önceki tazminatı ödeyen davacıya ait olduğunu, ...'e ait mahkeme kararı ve bu şahsa yapılan ödemeye ilişkin fatura ve davacı ödemesi dikkate alınarak itirazlar hakkında ek rapor alınmasının istendiğini, bu ödemelerin davacı tarafından yapıldığını, bundan sonra da lehine dava açılan bu davadaki kişiler için teminat mektubu verildiğini, kararın kesinleşmesi ile ödeme yapıldığını, bankanın işçilik alacaklarının ihtilafsız kısmını ödeyip ihtilaflı kısmını ödemekten kaçınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aynı alacağın ihtilafsız kısmını kabul edip ödemek, ihtilaflı kısmını ise sözleşmeye aykırı olarak ödenmeyerek müvekkiline fatura edilmesinin yasal olmadığını, bilirkişilere ve mahkemeye emsal uygulamalar gösterilmesine karşın bunların dikkate alınmadan karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan nakdi kredinin tahsili ve gayri nakdi kredinin depo edilmesi talebiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalılar ... Temizlik ve ... Turizm Seyahat Gıda İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... ... Hizmetleri Limited Şirketi ve ... Grup Temizlik Hizmetler Tarımsal Kimyasal Ürünler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı banka arasında çeşitli tarihlerde genel kredi sözleşmesi niteliğinde grup genel kredi sözleşmeleri ve ekleri imzalanmıştır. Davalı gerçek kişilerin anılan sözleşmelere 22.04.2015 tarihli ve 500.000 TL limitli müteselsil kefalet ve hesap rehin sözleşmesi ile müteselsil kefil olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583. maddesinde belirlenen şekil şartlarına uygun kurulduğu, sözleşmede kefil olunan miktar ve kefalet türü ile sürenin el yazısı ile yazıldığı görülmüştür. Kefaletin geçerli şekilde kurulmadığına ilişkin bir istinaf nedeni de bulunmamaktadır.Bankaca borçlu şirketlere kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerin zamanında ödenmemesi üzerine Üsküdar 9.Noterliğinin 10.09.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile hesabın kat edilerek borçlu şirketler ile kefillere temerrüt ihtarı gönderildiği, kat ihtarının kefiller Hidayet ... ve ...ya tebliğ edilemediği, kefil ...'a 12.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlulardan ... ... Şirketine aynı tarihte tebliğ edildiği, diğer iki borçlu şirkete ise tebliğ edilmediği, bu durumda borçlu şirketler açısından hesabın kat edilmesi ile borcun muaccel olduğu, borçluların temerrüde düştüğü, kat ihtarı tebliğ edilmeyen iki kefilin ise takip ile temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır.İstinaf konusu uyuşmazlıkta, ...... Bankası AŞ'ye verilen 250.000 TL bedelli teminat mektubunun bedelinin deposu istinaf konusu değildir. İstinaf dilekçesinde açıkça takibin bu kısmının istinaf konusu olmadığı, istinafın 78.245,98 TL değerindeki nakdi kredi ve 23.278,19 TL değerindeki gayri nakdi teminat mektubu kredisine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 23.10.2018 tarihinde 74.755,23 TLasıl alacak ile 3.490,75 TL % 15,36 mahrum kalınan kar payı olmak üzere 78.245,98 TL nakdi alacağın tahsili ve 273.278,19 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi, bu alacağın tazmini halinde ise nakde dönüşen kısmının tazmin tarihinden itibaren yıllık %15,36 kar payı ve masrafları ile birlikte tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde olduğu, itirazın iptali davasının da yasal bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davalının istinaf sebebi ile bağlı kalınarak sadece 78.245,98 TL değerindeki nakdi kredi ve 23.278,19 TL değerindeki gayri nakdi teminat mektubuna ilişkin inceleme yapılmış, diğer hususlarda da hüküm kamu düzenine aykırılık bakımından denetlenmiştir.Davalı vekili, davacı banka ile davalı ... ve ... Turizm Seyehat Gıda İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında 2005 yılı ile 28.02.2013 tarihleri arasında düzenlenen çeşitli hizmet sözleşmeleri ile davalının, davacıya insan kaynakları hizmeti verdiğini, tüm sözleşmelerde ve özellikle 01.01.2012 tarihli son sözleşmenin 6.2. maddesinde personelin özlük haklarından davacının sorumlu olduğunun belirlendiğini, buna göre kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve sair işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenmemesi halinde bu bedellerin davalı şirketçe ödenerek, davacıya fatura edileceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin 28.02.2013 tarihinde bitirilerek işçilerin davalının muvaffakatı ile ...ve Yönetim A.Ş.'ye devredildiğini, devre konu tüm personelin 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunu savunmuştur. Davalı vekili, dava ve takip konusu olup istinaf edilen nakdi alacak ile gayri nakdi bir kısım alacağın, bu kapsamda iş akdi sona erdirilen işçiler ... ve ... tarafından açılan işçilik alacağı davası kapsamında, davacı bankanın hükmü temyiz etmek için sunduğu teminat mektuplarından verildiği ve esasen davacı bankanın ödemesi gereken bu ilamdaki işçilik alacakları nedeniyle verilen ve tazmin edilen teminat mektubu bedellerinden davalıların sorumlu olmadığı savunmuştur. Bu nedenle öncelikle banka ile davalı ... ve ... Turizm Seyehat Gıda İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinin davaya ilşikin maddelerinin incelenmesi, ardından davalının sözünü ettiği işçilik alacakları dosyalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.Sözleşmenin 2. maddesine göre sözleşmenin konusu, ... tarafından davacı bankaya hizmet vern binaların ulaşım, danışma, garson, temizlik ve çay ocağı hizmetlerinin sağlanmasıdır. Sözleşmenin süre başlıklı 3. maddesine göre, sözleşmenin 01.01.2012 ila 31.12.2012 tarihleri arasında geçerli olacağı, taraflardan herhangi biri tarafından sona erdirilmediği takdirde aynı şartlarla birer yıllık süreler ile devam edeceği, fiyat artışlarının sözleşme bitimi karşılıklı taraflar arasında görüşüleceği belirlenmiştir. Sözleşmenin 4.8.maddesinde, "... hizmetinde çalıştıracağı personel ile ilgili olarak SGK, iş hukuku, vergi kanunları vs. mevzuattan doğan tüm sorumlulukları yine ...’a aittir." düzenlemesi bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, esasen davalı şirketin işçisi olan ancak iş kanunu kapsamında, işçinin korunması nedeniyle üst işverenin de sorumlu olduğu işçilik alacaklarından kural olarak işçiyi çalıştıran asıl işveren sorumludur. İşçiye karşı alt ve üst işverenin birlikte sorumlu olması, şirketler arasındaki iç ilişkide de uygulanmamalıdır. İç ilişkideki durum şirketler arasındaki sözleşmeye göre değerlendirilmelidir.Sözleşmenin 6.1.maddesinde, "Sigortasız işçi çalıştırılması, çalışanların Ödenmeyen her türlü ücret, vergi, harç, SGK primleri ve benzeri yasal haklarının ... tarafından ödenmediği tespit edildiğinde ... toplam bedeli ödeyerek ...'a rücu etme hakkını saklı tutar." düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin 6.2.maddesinde ise, "Görevlendirilen personelin iş akdinin feshedilmesine haksız bir şekilde ...'ın sebep olması veya personelin emekli olması durumunda çalışılan süre dikkate alınmak ve bu sureyle sınırlı olmak kaydıyla, çalışılan süreye ait ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, izinler (yıllık, mazeret vb) ... tarafından ödenecektir. (... tarafından ödenmesi gereken tutar, ...'tan yazılı onay almak kaydıyla ... tarafından ödenip ... fatura edilecektir" düzenlemesi bulunmaktadır. Davalı vekili anılan düzenleme kapsımında, işçilik alacaklarından davacı bankanın sorumlu olduğunu savunmaktadır. Bu itibarla aşağıda incelenecek ilamların hangi alacak türüne ilişkin olduğu belirlenerek, iş mahkemesince hükmedilen alacaktan kimin sorumlu olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Sözleşmenin 7.6. maddesinde ise, "...’ın ... nezdindeki her türlü hak ve alacakları, ...’ın bu sözleşme ve sair sebeplere ...’a karşı doğmuş ve doğacak her türlü borçlarını teminen ... lehine süresiz olarak rehinlidir. İşbu sözleşme kapsamında ... tarafından ...’a ödenecek bilcümle meblağlarla ilgili olarak, ... resen hareketle işbu meblağları ... hesabına borç olarak kaydetmeye; ... hesaplarından takas, mahsup, virman yapmak suretiyle ...’dan olan alacaklarını tahsile yetkilidir. ..., ... tarafından yapılacak iş ve işlemlere itiraz etmeyeceğini kabul beyan ve taahhüt eder.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava dışı işçi ... tarafından İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesinin 2017/1056 Esas sayılı dosyasında, davalı ... Şirketi aleyhine açılan işçilik davasında, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda davacının kıdem, hafta tatili ve genel tatil ücreti ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti talebinin reddine; 17.376,00 TL fazla mesai ücreti alacağının tahsiline karar verilmiştir. Anılan kararın öncesinde verilen mahkemenin 2012/1066 Esas sayılı ilamın İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiği, anılan ilamda hafta tatili alacağının da bulunduğu, Yargıtay bozma kararı sonrası sadece yıllık izin ücretine hükmedildiği görülmüştür. Aynı kapsamda işçi ... tarafından açılan davada da alınan ilam üzerine davalı şirket aleyhine takip başlatılmıştır. Davacı banka iş davasında taraf olmayıp, bu davalarda taraf olan davalı şirkettir. Banka bu davada ihbar olunan veya müdahil de değildir. ... hakıknda verilen karara ilişkin ilk kararın istinafı üzerine Yargıtay 9.Hukuk Dairesince verilen 2015/14736 Esas sayılı ilamda da davalı şirket, istinaf eden taraf olarak gösterilmiştir. Davalı şirket, kendisinin davalı olduğu ve diğer tarafı ... olan İstanbul Anadolu 12.İş Mahkemesinde verilen 12.02.2015 tarihli ve 2012/1068 E. 20015/76 K. Sayılı dosyasının İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 38.976,16 TL olarak takibe konu edilmesi üzerine, davalı bankadan teminat mektubu almış ve bu mektup mahkemenin bozma kararı sonrası verdiği ilamı üzerine, kısmen nakde çevrilmiştir.Cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen işçi ... hakkında İstanbul Anadolu 12.İş Mahkemesinin 2017/1057 Esas sayılı ilamının incelenmesinde ise, bu dosyada da sadece davalı şirketin taraf olduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen 2012/1066 Esas, 2015/75 Karar sayılı ilamının davalının tehiri icralı istinafı üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/14735 Esas, 2017/16474 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, mahkemece uyulan bozma karı sonrasında davacının kıdem, hafta tatili ve genel tatil ücreti ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti talebinin reddine; 18.994,74 TL fazla mesai ücreti alacağının ve 409,38 TL fark ihbar tazminatının tahsiline karar verilmiş, bu kararın da teminat mektubundan tazmin ettiği davalı beyanlarından anlaşılmaktadırGörüldüğü gibi hizmet sözlemesinin 4. maddesinde açık şekilde her türlü işçilik giderinden davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Sözleşmenin 6.2. maddesine ise iş akdinin davacı tarafından haksız feshi halinde çalışan süre dikkate alınarak, bu süreye ait ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve izinlerin banka tarafından ödeneceği kabul edilmiştir. Bundan başka, davalının çalıştırdığı işçilerin işçilik giderlerinin her halükarda banka tarafından ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Esasen bu tür bir sözleşme hükmünün bulunması halinde bunun yoruma açık olmayacak şekilde düzenlemesi gerekmektedir. Zira, davalının yaptığı bir işte, çalıştırdığı işçinin giderlerinin başka biri tarafından karşılanması için bunun açık bir sözleşme hükmüne dayanması gerekmektedir. Bu kapsamda daha önce bir dosyada ödeme yapılmış olması, taraflar arasında davalı şirketin çalıştırdığı işçinin ücret ve diğer giderlerinin davacı tarafından karşılanacağına ilişkin sözleşme kurulduğu anlamına gelmeyecektir. Somut olayda, her türlü durumda, davacı bankanın davalının işçilerinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ve taraflar arasındaki sözlemenin 6.2.maddesindeki şartların gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda belirlendiği üzere, davalı aleyhine açılan davalarda, davacı bankanın davalı olmadığı, bankanın ihbar olunan veya müdahil sıfatının bulunmadığı, bu davalarda davalı şirketin tazminata mahkum olduğu ve kararların temyiz edildiği, temyiz sırasında, genel kredi sözleşmesi kapsamında bankaca verilen teminat mektuplarının kullanıldığı, kararların bozulması üzerine yeniden verilen kararlarda yıllık izin alacağının tahsil edildiği, bu ilamda ve dosyadaki deliller arasında, iş akdinin bankanın kusuru ile feshedildiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığı, bu nedenle davalının işçilik ücretleri ve dolaysıyla bu davalarda, mahkeme dosyalarına sunmak için aldığı teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle oluşan borçtan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi yeterli olup, mahkemece HMK'nın 266. maddesine göre hukuki konularda bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı, taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesi ile genel kredi sözleşmesi kapsamında, teminat mektubu bedellerinden, sözleşmenin 6.2 ve diğer maddeleri gereğince kimin sorumlu olduğunun değerlendirilmesinin hakimin hukuk bilgisi ile çözülebileceğini, mahkemece yapılan inceleme ve toplanan delillerin yeterli olup, uyuşmazlığın hukuki düzenlemeler ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlendiği, mahkemece varılan sonucun dosya kapsamındaki delillere uygun olduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalıların vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.611,98 TL istinaf karar harcının davalılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalılarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.