T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/155 - 2026/315 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/155 KARAR NO : 2026/315 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2023 NUMARASI : 2022/268 E. - 2023/367 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikr…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/155 - 2026/315 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/155 KARAR NO : 2026/315 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2023 NUMARASI : 2022/268 E. - 2023/367 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/07/2023 tarih ve 2022/268 E. - 2023/367 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 1972 yılından beri faaliyet gösterdiği ofis mobilyaları sektörünün öncülerinden olduğunu, davalı şahsın 2020/159570 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının 2022-M-6221 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 2017/105914, 2012/81867, 2011/31631, 2011/92456, 2008/09462, 2002/14464, 2000/07085, 2000/07087 sayılı ve “...” ibareli markaları ile dava konusu markanın iltibas tehlikesi oluşturduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflarda başvuruya konu edildiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, müvekkili şirketin “...” hakim unsurlu ticaret unvanının 11.03.1994 yılında tescil edildiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanın aynı şekilde bire bir kullanılmasının yasaya aykırı bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’nın 2022-M-6221 sayılı kararının iptaline, 2020/159570 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markaları arasında iltibas ve karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkilinin elektrik sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava konusu markanın bir bütün olarak ... kapsamında tescilinin talep edildiğini, davacının mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini, tarafların ürün gamlarında ve verdikleri hizmetlerde benzerlik ya da bağlantının olmadığını, davacının ticaret unvanının birebir kullanıldığı iddiasının yerinde bulunmadığını, davacının kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kurum vekili, markalar arasında karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyet iddiasını itiraz aşamasında belgelendirmediğinden bu husustaki iddiaya itibar edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; dava konusu marka başvurusunun 35. sınıfta tescilli olduğu, 35/05 alt sınıf kapsamında 1-34 sınıf emtiaların tamamının sayıldığı, davacıya ait markaların ise genel olarak 08, 20, 21, 24, 35, 37, 42. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacıya ait 2012/81867 sayılı markanın halen dava konusu markanın tescil edilmek istendiği tüm mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, ayrıca davacıya ait 2002/14464, 2011/92456, 2011/31631, 2017/105914 sayılı markaların da 35. sınıfta yer alan hizmetlerde kısmi olarak tescilli bulunduğu, dava konusu edilen hizmetlerin davacı markalarında yer alan 08, 20, 21, 24. sınıf emtialar ile benzer/ilişkili bulunduğu, davaya konu başvuruda “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin olmadığı, marka algısı yaratan kısımın “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin ise herhangi bir anlamının bulunmadığı, davacıya ait markaların “...” kelimesini ortak olarak içerdiği, davacının bazı markalarında “OFİS, MOBİLYA” gibi tanımlayıcı ibarelerin, bir kısım markalarında ise “...” gibi ikinci bir esas unsurun yer aldığı, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı markalarının anlamlı bir kelime olduğu, markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibaresinin, dört harfi benzer olsa da, taraf markaları arasında bütünsel değerlendirmede görsel olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada şekil unsurunun bulunduğu, ancak davacı markalarında şekil unsurunun bulunmadığı, davacı markalarında yer alan tali unsurların da, dava konusu markada yer alan tali unsurdan farklılaştığı, davacının “...” ibareli markasında ilk harf olarak yer alan “D” harfinin kelimenin yapısını, hece yapısını ve telaffuzunu değiştirdiği, kelimelerin başındaki farklılığın markaları ayırt etmesi için yeterli olacağı, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacı tarafça gerekçe gösterilen markaların tanınmışlığının ispatına yönelik herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle SMK m.6/5 hükmü koşulunun gerçekleşmediği, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgunun da ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tescilli markalara yalnızca bir harf eklemek ya da markadan tek harf çıkartmak sureti ile markaya ayırt edicilik kazandırılamayacağını, taraf markaları ile görsel, sesçil ve kavramsal olarak benzer bulunduğunu, taraf markalarının ve ürünlerinin benzer olduğunu, iltibas ve karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin ''... mobilya dekorasyon sanayi anonim şirketi'' ticaret unvanını 11.03.1994 tarihinde tescil ettiğini, ''...'' ibaresinin yalnızca müvekkilinin seri marklarının hakim ve ayırt edici unsuru değil, aynı zamanda tescilli ticaret unvanı olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markasının tescilli olduğu emtia ve hizmetlerde gerçekleştirilmiş olmasının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının marka tescil başvurusunun asıl unsurunun “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin herhangi bir anlamının bulunmadığı, davacıya ait markaların esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, davacı markalarının anlamlı bir kelime olduğu, markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibaresinin, dört harfi benzer olsa da, taraf markaları arasında bütünsel değerlendirmede görsel olarak da benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada şekil unsurunun bulunduğu, ancak davacı markalarında şekil unsurunun bulunmadığı, davacı markalarında yer alan tali unsurların da, dava konusu markada yer alan tali unsurdan farklılaştığı, özellikle davacının “...” ibareli markasında ilk harf olarak yer alan “D” harfinin kelimenin hece yapısını ve telaffuzunu değiştirdiği, kelimelerin başındaki bu farklılığın markaları ayırt etmesi için yeterli olacağı, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.